close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ra'd Sûresi 20. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elleżîne yûfûne bi’ahdi(A)llâhi velâ yenkudûne-lmîśâk(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlardır Allah'la ahdettikleri şeye vefa edenler ve verdikleri sözden caymayanlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar (temiz akıl ve vicdan sahipleri) Allah (adına verdikleri) ahitlerine vefa gösterenler ve misaklarını (biat edip, Hakk davasına sadık kalacakları yolundaki sözlerini) bozup değiştirmeyenlerdir. (Ahdini bozup bâtıla kayanlar, Kur’an’ın gerçek olduğundan şüpheye düşenlerdir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar ki, Allah'a olan sözleşmelerine sadakat gösterir, antlaşmalarını asla bozmazlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar, Allah'a olan taahhütlerini yerine getirenler, verdikleri sözü bozmayanlar, koyduğu ilâhî düzene, şeriate aykırı yaşamayanlardır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar Allah'ın ahdini yerine getirirler ve anlaşmayı bozmazlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar Allah'ın ahdini yerine getirirler ve verdikleri kesin sözü (misakı) bozmazlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar ki, Allah'ın tevhîd ahdini yerine getirirler, verdikleri sözü bozmazlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Öyle akıl sahipleri ki; Allah’a verdikleri sözü yerine getirirler. Antlaşmayı bozup atmazlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar, Allah'a verdikleri söze sadık kalanlar ve antlaşmayı bozmayanlardır.[233]
[233] Bazı toplumsal kurallar hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 69-81.  
Besim Atalay
swap_vert close
Allaha karşı olan ahitlerini, yerlerine getirenler, bağlanmış oldukları bir şeyi bozmayanlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar, Allah'a verdikleri sözü (kulluğu) yerine getiren ve fıtrat sözleşmesini bozmayanlardır.
“Allah’a verdikleri sözü” ifadesi, insanın Allah’a iman ettikten sonra, kendisine yaratılıştan verilen aklî ve maddi nimetleri Allah’ın istediği şekilde kullanması yolundaki ahlaki sorumluluğuna işaret eder. Yani insanın fıtratıyla örtüşen bir hayat yaşaması gerektiğine vurgu yapar. Bu bağlamda herhangi bir açıklayıcı referansın kasıtlı olarak ihmal edilmesi, Allah’a karşı verilen sözün çiğnenmesi demektir. Bu anlam örgüsü içinde, önceki ve sonraki ayetlerde de görüldüğü gibi Hakk’ın çağrısına olumlu cevap veren kişinin kör bir kimse gibi olamayacağı, Îmâni mevzulara kayıtsız kalamayacağı, Allah’ın rızasını kazanmak için saygılı ve duyarlı tavırlar sergileyeceği anlatılmaktadır.  
Cemil Said
swap_vert close
20, 21, 22. Allâh’a karşu ’ahidlerini sâdıkane edâ idenler ve mîsâklarını nakz itmeyenler, Allâh’ın birleşdirmeği emr itdiğini birleşdirenler, Allâh’dan korkanlar ve bir gün virecekleri müdhîş hesâbdan havf iyleyenler, Allâh’ı görmek ümîdiyle felâkete sabr idenler, muntazaman edâ-yı salât iyleyenler, virdiğimiz erzâkdan gerek gizli gerek ’alenî sadaka virenler, seyyiâtını hasenât ile telâfî idenler dâru’l ’ukbâda (cennetde) sâkin olacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar, Allah'ın ahdini yerine getirirler, anlaşmayı bozmazlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getirirler, yeminlerini asla bozmazlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar, Allah'ın ahdini yerine getirenler ve verdikleri sözü bozmayanlardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar ki ALLAH'a verdikleri sözü yerine getirirler ve sözleşmeyi bozmazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar ki, Allah'ın ahdini yerine getirirler ve antlaşmayı bozmazlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlar ki Allahın ahdine vefâ ederler ve misâki bozmazlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
(İşte) bunlar, Allah’a (rûhlar âleminde) verdikleri (kulluk) sözü (nü) yerine getiren, (Allah’a verdikleri sözde ve kullar arasında yapmış oldukları) antlaşmayı bozmayan kimselerdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, Allah'la olan ahdi¹ yerine getirirler, misakı² bozmazlar.
1- Sözü. 2- Antlaşmayı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar ki Allahın ahdini yerine getirirler, mîsâkı bozmazlar,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlar ki, Allah'ın ahdini yerine getirirler ve (verdikleri) sözü(1) bozmazlar.
(1)Allah’ın ahdi hakkında bakınız; (sahîfe 4, hâşiye 2)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar ki (o akıl ve sağduyu sahipleri ki), Allah’a verdikleri söze (her zaman) bağlı kalan ve (insanlarla yaptıkları) antlaşmalarını bozmayan (ihanet etmeyen) kimselerdir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İşte o aklını kullananlar, Allah ile yapmış olduğu sözleşmelere tamı tamına uyarlar ve sözleşmelerini asla eksiltmezler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki Allah’a verdikleri sözü yerine getirirler, sözleşmeyi bozmazlar,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar, Allah/ın ahtini yerine getirenler, ahit ve misakı bozmayanlar,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar Allah’a verdikleri sözü yerine getiren/ahde vefa gösteren ve teminatı [mîsâk] bozmayanlardır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar Allah'ın (insanlardan aldığı fıtri) sözünü yerine getirirler ve verdikleri kesin sözü bozmazlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlar, Allah’a verdikleri söze bağlı kalan ve insanlarla yaptıkları antlaşmalara ihanet etmeyen kimselerdir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlar ki Allah’a verdikleri ahdi / sözü yerine getiriyorlar; Misâk’ı / Açık ve Kesin Söz’ü bozmazlar;
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah adına ettikleri yemine sadık kalanlar, verdikleri sözden dönmeyenler,
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnanıp Allah’ın yasalarına göre yaşayanlar; Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve Allah ile yaptıkları Müslüman olma sözleşmesini bozmayanlardır. Çünkü Rabbin insanlardan “Ben Allah’ın yasalarına teslim (İslam) oldum!” sözünü alır, bu sözü hesap günü sözünü esas tutar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar Allah’a verdikleri sözü yerine getirir [*] ve o sözü bozmazlar.
Benzer mesajlar: Mâide 5:1; En‘âm 6:152; Nahl 16:91; İsrâ 17:34; Mü’minûn 23:8; Me‘âric 70:32.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlar Allah’a (yaratılışlarında verdikleri tevhit) sözünü yerine getiren¹ ve (Allah’a verdikleri) hiçbir sözden caymayan kimselerdir.
1 Yani; Araf: 172. Ayette belirtilen: “Rabbin Âdemoğullarının bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şâhit tuttu ve: “Ben, elbette sizin Rabbinizim. Öyle değil mi?” dedi. (Onlar da): “Evet! Sen bizim Rabbimizsin (biz buna) şâhit olduk,” dediler.” sözünü yerine getirenler…  
Muhammed Esed
swap_vert close
onlar ki Allah’la olan bağlantılarına sadakat gösterir, andlaşmalarını asla bozmazlar; ⁴²
42 Bu anlam örgüsü içinde “andlaşma” sözcüğü, kişinin Allah’a olan inancından doğan bütün yükümlülüklerini, bu inancın sonucu olarak hemcinslerine karşı üstlendiği bütün ahlakî, hukukî ve toplumsal yükümlülükleri kucaklayan genel bir kavramdır (Zemahşerî); bu konuyla ilgili olarak bkz. ‘akd teriminin geçtiği 5:1’in ilk cümlesi ve ilgili 1. not. “Allah’a karşı taahhüt” olarak çevirdiğim ‘ahdullâh terimiyle ilgili olarak da bkz. 2. sure, 19. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O derin kavrayış sahipleri ki, Allah’la yaptıkları fıtrat sözleşmesini yerine getirenler ve o antlaşmayı bozmayanlardır. 2/27, 7/172, 30/30
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
onlar ki, Allah’a verdikleri söze sadâkat gösterirler ve fıtrat sözleşmesini ihlâl etmezler.[¹⁹⁵⁸]
[1958] İnsanın Allah’a karşı sorumluluğu, “fıtrat sözleşmesi” olan misaktan kaynaklanır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar, Allah’ın ahdini yerine getirirler, (Elest günü, Rablerinin, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusuna "Evet Rabbimizsin" cevabını verdiklerini asla unutmazlar, sadece Ona kulluk ederler) ve mîsâkı (Rableri ile olduğu gibi, kullar arasında yaptıkları andlaşmaları da) bozmazlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar (o iman edenler ki), Allah’a verdikleri sözü yerine getirirler ve (Allah’ı şahit kıldıkları) anlaşmaları da bozmazlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar ki, Allah Teâlâ'nın ahdini yerine getirirler ve misakı bozmazlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Verdikleri sözde duranlar ve misakı bozmayanlar da işte onlardır.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar, Allah'ın ahdini yerine getirirler ve andlaşmayı bozmazlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şunlar ki Allâh'ın 'ahdine vefâ idüb mîsâklarını bozmazlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunlar, Allah’a verdikleri sözü[*] yerine getiren ve antlaşmayı bozmayan kimselerdir.
[*] Her insan ergenlik çağına girerken Allah'ın kendisinin Rabbi olduğuna şahit tutulur ve Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceğine söz verir. Bkz. Araf 7/172  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, Allah'a verdikleri sözü yerine getirenler, antlaşmayı bozmayanlardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar Allah'ın ahdini(11) yerine getirirler ve antlaşmayı bozmazlar.
(11) 2:27’de geçtiği gibi, bir yandan Allah’ın gönderdiği peygamber ve kitaplarla, bir yandan Allah’ın buyrukları doğrultusunda kullanılmak üzere insanın yaratılışına konmuş olan yeteneklerle, bir yandan da insanın Rabbine karşı vermiş olduğu sözle (bk. 7:172) yapılmış olan ve Allah ile Resulünü tasdik etmeyi öngören akit.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte bunlardır, Allah'a verdikleri söze sadık kalanlar ve antlaşmayı bozmayanlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlar kim vefā eylerler Tañrı 'ahdına daħı śımazlar 'ahdı ķavli.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anlar kim vefā eylerler Tañrı ‘ahdine, daḫı ṣımazlar ‘ahdi, ḳavli.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O kəslər ki, Allaha (yalnız Ona ibadət edəcəkləri barədə) verdikləri və’di yerinə yetirir və əhdi pozmurlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Such as keep the pact of Allah, and break not the covenant;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who fulfil the covenant of Allah and fail not in their plighted word;
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَّذ۪ينَ
onlar ki
يُوفُونَ
yerine getirirler
بِعَهْدِ
verdikleri sözü
اللّٰهِ
Allah'a
وَلَا يَنْقُضُونَ
ve bozmazlar
الْم۪يثَاقَۙ
sağlam sözü
Onlar, Allah'a verdikleri (O'na âbd olacaklarına dair) sözü yerine getirenler ve (bu) sağlam sözü bozmayanlardır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَوْفٰى
Fiil-IV
و ف ي
Yerine getirdi, tam yaptı, vefa gösterdi
عَهْد
İsim
ع ه د
Ahid, söz
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
نَقَضَ
Fiil-I
ن ق ض
Bozdu, çözüp bozdu
م۪يثَاق
İsim
و ث ق
Sağlam söz, antlaşma