close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ra'd Sûresi 11. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lehu mu’akkibâtun min beyni yedeyhi vemin ḣalfihi yahfezûnehu min emri(A)llâh(i)(k) inna(A)llâhe lâ yuġayyiru mâ bikavmin hattâ yuġayyirû mâ bi-enfusihim(k) ve-iżâ erâda(A)llâhu bikavmin sû-en felâ meradde leh(u)(c) vemâ lehum min dûnihi min vâl(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Herkesin önünde, ardında, birbiri ardınca gelip giden melekler var, onu, Allah'ın emriyle koruyup gözetirler. Şüphe yok ki bir topluluk, ahlakını değiştirmedikçe Allah o topluluğu değiştirmez. Allah, bir topluluğun kötülüğünü dilerse o kötülüğü geriye atmaya imkan yoktur ve onlara, ondan başka bir yardımcı da bulunamaz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(İnsanın) Onun önünden ve arkasından (devamlı) izleyenleri (ve takipçi melekleri) vardır. Onu Allah’ın emriyle (sürekli) gözetip korumaktadırlar. Bir millet kendi durumlarını değiştirmedikçe Allah onların durumlarını değiştirip bozmayacaktır. Allah da bir kavme (İslam’dan ve insanlıktan uzaklaştıkları için ceza olarak bela ve musibetler gönderip çeşitli) sıkıntı ve kötülükler diledi mi, artık onu önleyecek ve geri çevirecek (bir güç) de yoktur (bulunmayacaktır). Onların Allah’tan başka velileri (ve sahipleri de) yoktur (çıkmayacaktır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Her insanın önünde ve arkasında, kendisini Allah'ın emrine bağlı olarak koruyup denetleyen melekler vardır. Gerçek şu ki, insanlar kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe, Allah onların genel durumunu değiştirmez. Allah bir topluma kendi kötülüklerinin bir sonucu olarak, bir felaket tattıracağı zaman, onu geri çevirecek yoktur. Zaten o insanların, Allah'tan başka koruyup kollayanları da yoktur.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İnsanın önünde ve arkasında, Allah'ın var ettiği ve koruduğu düzenin gereği olarak kendisini koruyan kanunlar, korumalar ve davranışlarını zapta geçirmek için nöbet tutan melekler vardır. Bir millet, sahip olduğu ilahî-insanî değerleri, benliğini, kendilerindeki yüksek hasletleri değiştirmedikçe, Allah o milletin elinde olan nimetleri değiştirmez, sosyal, siyasî ve ekonomik düzenlerini bozmaz. Allah toplumların başına hak ettikleri bir felâket getirmek, onları cezalandırmak istediği zaman da, artık bu felâketin, bu cezanın geri çevrilme imkânı yoktur. Onların Allah'ın dışında, kulları durumundakilerden velileri, koruyucuları, yardım edenleri de bulunmaz.
bk. Kur’an-ı Kerim, 8/53.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onu (insanı) önünden ve arkasından izleyenler vardır ki kendisini Allah'ın emriyle korurlar. Bir topluluk kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.[2] Allah bir topluluğa kötülük (azap) dileyince de artık onu geri çevirmeye yol yoktur. Onların O'ndan başka velileri da yoktur.
2.Bir topluluk kendi iyi halini değiştirmedikçe Allah onlara olan nimetini değiştirmez.  
Ali Bulaç
swap_vert close
O'nun (insanın) önünden ve arkasından izleyenleri (takipçileri) vardır, onu Allah'ın emriyle gözetip-koruyorlar. Gerçekten Allah, kendi nefis (öz)lerinde olanı değiştirip bozuncaya kadar, bir toplulukta olanı değiştirip-bozmaz. Allah bir topluluğa kötülük istedi mi, artık onu geri çevirmeye hiç bir (biçimde imkan) yoktur; onlar için O'ndan başka bir veli yoktur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Her insan için, önünden ve arkasından takip eden Melekler vardır; onu Allah'ın emriyle korurlar. Muhakkak ki Allah bir topluma verdiği nimeti, onlar, kendilerindeki iyi hali fenalığa çevirmedikçe bozmaz. Bir topluma da Allah bir kötülük diledi mi, artık onun geri çevrilmesine hiç bir çare yoktur. O toplum için (kendilerine yardım edecek) Allah'dan başka bir yardımcı da yoktur.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İnsan için, önden ve arkadan takip ediciler vardır. Onu Allah’ın azabından korurlar. Şüphesiz bir toplum, kendi öz durumlarını değiştirmedikçe, Allah onların halini değiştirmez. Fakat eğer Allah bir topluma bir azap dilemişse, O’na karşı koyacak bir şey bulunmaz. Ve Allah’a karşı hiç kimse onlara sahip çıkamaz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onun önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruyan takipçiler/melekler vardır. Bir toplumu oluşturan fertler kendi iç dünyalarındakini değiştirinceye kadar, Allah onların oluşturduğu toplumu değiştirmez. Allah bir topluma kötülük diledi mi, artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur. Onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur.[232]
[232] Toplumsal değişimde Yüce Allah’ın kuralı hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, X, 42-45.  
Besim Atalay
swap_vert close
İnsanlar için önünden, ardından kovalayanlar var, Allahın buyrumuyla onu korurlar, kendözünü bozmadıkça bir ulus, Allah bozmaz onları, Allah bir ulusa kıyacak olsa, onu kimse döndüremez, onlar için, ondan özge dost yoktur
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Kişiyi önünden ve arkasından takip eden (melekler) vardır ki, Allah'ın emriyle onu korurlar. Herhangi bir toplum, tutumunu değiştirmedikçe Allah o toplumun konumunu değiştirmez. Allah, bir topluma (kendi kötülüklerinin bir sonucu olarak) ceza vermeyi dilediği zaman, artık onu geri çevirecek (kimse) de olmaz. Zaten onlar için Allah'tan başka ir koruyucu da yoktur.
Bkz. 8/53Koruyucu melekleri; bazı tefsirciler, insanı her türlü kötülükten koruyan (mahiyetleri sadece Allah tarafından bilinen) melekler olarak yorumluyor, bazıları da insanın yaptıklarını kayıt altına alan melekler olarak değerlendiriyor. Her iki durumda da insanın başı boş bırakılmadığı, takip edildiği, korunduğu ve yaptıklarının kayıt altına alındığı anlaşılmaktadır. “İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında (yaptıklarını) gözetleyen, dediklerini kaydeden bir melek hazır bulunmasın.” (Kaf 50/18) Buradaki meleği (teşbihte hata olmasın) bir kameraman gibi de düşünebiliriz.“Allah’ın bir toplumu değiştirmesi, o toplumun değişmesine bağlıdır.” Yani Allah insanlara bazı nimetleri lütfeder, helal rızıklar verir, ummadıkları yerden zenginlikler ihsan eder ve onları sınamak için farklı testlerden geçirir. Eğer insan, verilen nimetlerin kıymetini bilir de hakiki manada insanca yaşamak konusunda ölçüyü kaçırmazsa ne âlâ. Yok, isyan eder, nankörce ve zalimane bir hayat yaşamayı tercih ederse işte o zaman Allah verdiği nimetleri geri alır. Böylelikle toplum kendini değiştirmiş olur.  
Cemil Said
swap_vert close
Her insân önünden ve arkasından melekler ile muhâtdır. Önünde ve arkasında Allâh’ın emriyle âna nezâret iderler. Evvelâ insânlar tegayyür itmedikce Allâh insânlara virdiğini tegayyür itmez mücâzâtının önüne kimse geçemez insânların ândan başka muhâfızı yokdur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ardında ve önünde insanoğlunu takip edenler vardır; Allah'ın emriyle onu gözetirler. Bir millet kendini bozmadıkça Allah onların durumunu değiştirmez. Allah bir milletin fenalığını dileyince artık onun önüne geçilmez. Onlar için Allah'tan başka hamide bulunmaz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar.[290] Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.
“Koruyucu Melekler” için ayrıca En’âm sûresinin 61. âyetine bakınız.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kişinin önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu kayıt ve koruma altına alan takipçiler vardır. Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onun önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vardır. Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez. Allah bir topluma kötülük diledi mi, artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur. Onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur.
 Her insanın önünde ve arkasında koruyucu ve yazıcı melekler vardır. Bunlar insanı korudukları gibi amellerini de yazarlar. Âyette işaret edilen bir diğer husus da şudur: Allah bir millete başkalarına nazaran bazı üstünlükler ve bazı nimetler verdiğinde o millet, şımarır ve ahlâkını bozar da o nimete liyakatini kaybederse, Allah nimeti onların elinden alır. Millet kendi üstün meziyetlerini bozmadığı müddetçe Allah verdiği nimeti onların elinden almaz.  
Edip Yüksel
swap_vert close
(Onların herbiri için) önünden ve ardından nöbetleşerek izleyenler vardır. Onu ALLAH'ın emriyle korurlar. Bir topluluk kendisini değiştirmedikçe ALLAH onların durumunu değiştirmez. ALLAH bir topluluk için fenalık istedi mi, hiç bir güç onu durduramaz; onların O'ndan başka bir koruyup kollayanları da olmaz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Her insan için önünden ve arkasından takip edenler vardır. Allah'ın emrinden dolayı onu gözetirler. Allah bir kavme verdiğini, o kavim kendisini bozup değiştirmedikçe değiştirmez. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artık onun geri çevrilmesine de imkan yoktur. Onlar için Allah'dan başka bir veli de bulunmaz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
her biri için önünden ve arkasından ta'kıb eden Melâike vardır, onu Allah'ın emrinden dolayı gözetirler. Her halde Allah, bir kavme verdiğini onlar nefislerindekini bozmadıkça bozmaz, bir kavme de Allah, bir kötülük irade buyurdumu artık onun reddine çare bulunmaz, öyleya onlar için ondan başka bir vâli yok
Emrah Demiryent
swap_vert close
O’nun (her insanın) önünden ve arkasında Allah’ın emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vardır. Bir toplum (kendilerine verilen emniyet, izzet ve âfiyet gibi nimetlere nankörlük edip de) içinde bulundukları (güzel) durumu (günahlara dalarak) değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez. Ve Allah, bir kavme (inkâr ve isyanları yüzünden) bir azap takdir ederse, artık onu geri çevirecek yoktur. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onu her şeyi ile izleyenler vardır. Allah'ın işinden olarak- onu gözetirler. Kuşkusuz bir halk kendi durumunu değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez. Ve Allah, bir halka ceza vermeyi istediğinde¹ hiçbir güç bunu engelleyemez. Onlar için O'ndan başka bir veli² yoktur.
1- Bir toplum yaptığı kötülükler nedeniyle, cezalandırılmayı hak ettiğinde. 2- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Çevirilerde “Veli” ve velinin çoğulu olan “evliya” sözcüğüne “dost” olarak anlam verilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamıyla dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetme, koruma, gözetilme anlamına gelmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onun (ve her insanın) önünde, arkasında kendisini Allahın emriyle gözetleyecek ta'kibci (melek) ler vardır. Bir kavm, özlerindeki (güzel hal ve ahlâk) ı değişdirip bozuncaya kadar Allah şübhesiz ki onun (haalini) değişdirib bozmaz. Allah bir kavmin de fenalığını (azabını) diledi mi artık onun reddine hiç bir (çâre) yokdur: Onlar için Ondan (Allahdan) başka bir velî (ve yardım eden) de yokdur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O kimseyi önünden ve arkasından ta'kib eden (melek)ler vardır; Allah'ın emriyle onu korurlar. Kendilerinde olan (iyi hâl)i değiştirmedikçe, şübhesiz ki Allah, bir kavme olan(ni'metin)i değiştirmez. Fakat Allah, bir kavme (kendi isyanları yüzünden) kötülük dilediği zaman, artık onu geri çevirecek kimse yoktur. Onlar için O'ndan başka bir dost da yoktur.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onu (insanı) önünden ve arkasından takip eden (görevli melek)ler vardır; Allah’ın emriyle onu (onun gizli, açık bütün hâllerini, iyi ve kötü amellerini) gözetirler (bütün amellerini kayıt altına alırlar). Kuşkusuz herhangi bir toplum, tutumunu (kendi iç dünyasını) değiştirmedikçe Allah ta o toplumun konumunu (kendiliğinden) değiştirmez. Ve Allah, bir topluma (kendi kötülüklerinin bir sonucu olarak) ceza vermeyi dilediği zaman, artık onu geri çevirecek (kimse) yoktur. Onlar için Allah’tan başka velileri (sahip, koruyucu ve yardımcıları) da yoktur. *
(*) … Bundan insanın bütün yaptıklarının kayıt altına alındığı anlaşılmaktadır. “İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında (yaptıklarını) gözetleyen, dediklerini kaydeden bir melek hazır bulunmasın.” (Kaf 50/18) Buradaki melekleri (teşbihte hata olmasın) manevi kameramanlar olarak da düşünebiliriz. Ayrıca “Allah’ın bir toplumu değiştirmesi, o toplumun değişmesine bağlıdır.” Yani Allah insanlara bazı nimetleri lütfeder, helal rızıklar verir, ummadıkları yerden zenginlikler ihsan eder ve onları sınamak için farklı testlerden geçirir. Eğer insan, verilen nimetlerin kıymetini bilir de hakiki manada insanca yaşamak konusunda ölçüyü kaçırmazsa ne âlâ. Yok, isyan eder, nankörce ve zalimane bir hayat yaşamayı tercih ederse işte o zaman yüce Allah dilediğinde verdiği nimetleri geri alır. İşte böylelikle toplum kendini değiştirmiş olur. والحفظ : المراقبة ، ومنه سمي الرقيب حفيظا ، والمعنى : يراقبون كل أحد في أحواله من إسرار وإعلان ، وسكون وحركة ، قال تعالى وإن عليكم لحافظين ( التحرير والتنوير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Her kişinin önünde ve arkasında onu takip eden ve Allah’ın verdiği yetki ile yaptıklarını kayıt edenler var. Bir topluluk kendi içlerinde (nefislerinde) olanları değiştirmedikçe, Allah da onların içlerinde olanları değiştirmez. Allah bir topluluğa azap vermek istediğinde, O’na engel olacak hiçbir kimse olmadığı gibi, O’ndan başka onları sahiplenip koruyacak da yoktur.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Çünkü o kimsenin önünden, ardından giden melekler vardır, Allah’ın buyruğuyla onu korurlar. Bir ulus kendi kendini bozmadıkça Allah da onu bozmaz. Allah bir ulusun kötü olmasını dileyince artık Onu bundan döndürecek yoktur. Onlar için Allah’tan başka yardımcı da yoktur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İnsanın önünden, ardından birbiri ardınca gelen melekler vardır. Allah/ın emriyle onu mazarratlardan saklarlar. Bir kavim kendi tavır ve hareketlerini bozmadıkça Allah onlardaki refahı bozmaz. Allah bir kavim için ukubet isterse onu reddedecek yoktur. Onlar için Allah/tan başka iş yapacak da yoktur.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onun/insanın önünden ve arkasından izleyenler vardır. Onu Allah’ın emrinden (dolayı) gözetip korumaktadırlar. Muhakkak ki, bir toplum [kavm] kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Eğer Allah bir topluma [kavm] bir kötülük dilerse artık onu geri çevirecek yoktur. Zaten onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onun (insanın) önünden ve arkasından izleyenleri vardır, onu Allah'ın emrinden (kesinleşmemiş belalarından) gözetip korumaktadırlar. Gerçekten Allah, kendi nefislerinde olanı değiştirinceye kadar, bir toplulukta olanı değiştirmez. Allah bir topluluğa kötülük istedi mi, artık onun geri çevrilişi (diye bir şey) yoktur; onlar için O'ndan başka bir veli yoktur.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İnsanoğlunun önünde ve arkasında, etrafını çepeçevre kuşatan ve her attığı adımda onu bir gölge gibi takip eden görevli melekler vardır ki,Allah’ın emriyle onukoruyup gözetir ve tüm davranışlarını bir bir kaydederler.Ve bütün bunlar, ilâhî yasalar çerçevesinde cereyan eder. İnsanın toplumsal ve bireysel hayatına yön veren bu yasalara göre: Bir toplum kendi özündeki nitelikleri değiştirmediği sürece, Allah onların durumunu —ister iyilik, ister kötülük yönünde olsun— değiştirmez. O hâlde kötülüğü tercih edenler, tercih ettikleri yönde değişime uğramaya mahkûmdurlar. Zira Allah, kendi yaptıkları şeyler nedeniylebir toplumu cezalandırmaya karar verdi mi, hiçbir şey bunun önüne geçemez ve hiç kimse onları Allah’a karşı koruyamaz!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onun, arkasından ve önünden takipçileri vardır; Allah’ın emrinden onu koruyup gözetiyorlar. Kendilerindeki şeyleri değiştirmedikçe, Allah bir kavmi değiştirmez. Allah bir kavme kötülük istediği zaman artık onun geri dönüşü olmaz. Onlar için O’ndan başka hiçbir vâli / koruyucu / sahip yoktur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Her insanın, önden ve arkadan takipçileri vardır. Bu takipçiler, Allah'tan aldıkları emirle o şahsı korurlar. Toplumlar kendi öz değerlerini bozmadıkları sürece Allah o toplumu bozmaz. Allah, bir toplumun kötülüğünü istedi mi, onu kimse durduramaz. Ama o topluma yine Allah'tan başka sahip çıkan da olamaz...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle insanı korurlar. Şüphesiz ki bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Bir toplum iyiye güzele yönelik olarak doğru karar verip, topluca hareket etmedikçe veya içlerinden akıl sahipleri toplumu iyiye, güzele, doğruya sevk etmedikçe veya toplum içindeki zalimlerden kurtulmadıkça, mevcut halinden başka bir yapıya geçemez. Hiçbir şey kendi kendine olmaz. Rabbinizin yasası böyledir. Rabbiniz insanları da toplumları da bir yasa üzerine yaratmıştır. Durumunu değiştirmek için harekete geçmeyen toplumları Allah değiştirmez. Çünkü Allah’ın yasası böyledir. Allah; yaptığı zulümlerden veya zalimlere karşı gelip kendilerini düzeltmek istemeyen, sürekli kötülük üzerine yaşayan topluma, yaptıkları kötülükleri yüzünden ceza yazdığında, yazdığı cezanın zamanı geldiğinde artık onu kimse geri döndüremez. Cezamızın uygulanmasına kimse engel olamaz. Onlara ceza geldiği gün Allah’tan başka yardımcıları yoktur. Hal böyleyken, inkâr edenler cezayı gördüklerinde bile, bunun Allah ile ilgisi yok, bunlar doğal olaylardır derler. Bilmezler mi ki doğanın yasasını koyan Allah’tır! Doğanın yasanını yöneten Allah’tır! Doğal olayların verdiği ceza da Allah’ın yasasının gereğidir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Her insanın) önünden ve arkasından Allah’ın emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vardır. [*] (Kişiler) kendilerindekini değiştirinceye kadar Allah hiçbir toplumu değiştirmez. [*] Allah bir topluma kötülük diledi mi, artık onun için geri döndürülme diye bir şey yoktur. Onların O’ndan (Allah’tan) başka yardımcıları da yoktur.
Bu ayet En‘âm 6:61. ayetle birlikte okunmalıdır.,Benzer mesaj: Enfâl 8:53. Bu ayet “Fertler teker teker kendilerini değiştirmedikçe Allah da onların oluşturduğu toplumu dönüştürmez” şeklindeki sosyolojik bir kural gündeme getirilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O (insanın) önünde ve arkasında onu Allah’ın emriyle koruyan (melekler) vardır.¹ Bir toplum, (tek tek) kendi durumlarını değiştirmedikçe Allah da onların durumlarını değiştirmez.² Eğer Allah bir topluluğun helâkini isterse, onu engelleye-cek hiç bir güç yoktur. Zâten onların, On-dan başka koruyucuları da yoktur.
1 Âyetin bu bölümü: “...O (insanın) önünde ve arkasında onun (ne yaptığını) kayıt altına alan ve (ne olduklarını Allah’ın bildiği) varlıklar vardır...” şeklinde de tercüme edilebilir. 2 İslâm’da fert ve toplum birbirinden sorumludur, Allah’ın va’di şarta bağlıdır ve İslâm’ın toplumu değiştirme yasası böyledir. Eğer bir toplum “Allah’tan yaşayışlarının değişmesini” istiyorsa tek tek kendi durumlarını değiştirerek toplumsal duâsını yapmak zorundadır. Bk. (Enfâl: 53)  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Böyle biri sanıyor mu ki] kendisini önünden ve ardından izleyen ²⁴ (ve) onu Allah her ne ki takdir etmişse ²⁵ ona karşı koruyup gözeten refakatçileri vardır. Gerçek şu ki, insanlar kendi iç dünyalarını ²⁶ değiştirmeden Allah onların durumunu değiştirmez; ve Allah insanlara [kendi kötülüklerinin bir sonucu olarak] bir felaket tattıracağı zaman hiçbir şey bunun önünde duramaz: çünkü onların, kendilerini O’na karşı koruyabilecek kimseleri yoktur.
24 Lafzen, “ellerinin arasından ve arkasından”. 2:255’de olduğu gibi, “ellerinin arasında” tabiri “onun tarafından fark edilen, görülen” ya da “onun için aşikar olan” anlamına gelirken, “onun arkasında olan” tabiri mecazî olarak “onun haberdar olmadığı” ya da “ondan gizli” olan şey anlamında kullanılmaktadır. Bkz. bundan sonraki not.25 Lafzen, “Allah’ın emrinden”. Yukarıdaki bölümün çevirisini büyük ölçüde mu‘akkibât (“bir şeyin hemen peşinden giden ya da gelen yahut kesintisiz olarak onu izleyen başka şey” anlamındaki mu‘akkib sözcüğünün çoğuludur) teriminin anlamı belirlemektedir. Klasik müfessirlerin çoğu mu‘akkibât sözcüğüne “melekler kafilesi” yahut “melekler ordusu” anlamını, yani, her insana refakat eden ve kesintisiz olarak birbirinin peşinden görev yapan kaydedici melekler anlamını vermişlerdir. Bunun bir sonucu olarak da min beyni yedeyhi ve min halfihî ibaresine “önünde ve arkasında sıralanan” yani, “insanı her yandan kuşatan” anlamını, min emrillâh ibaresine de “Allah’ın buyruğuyla” anlamını vermişler ve böylece mu‘akkibât sözcüğünden yola çıkarak ayeti meleklere ve onların gözcülük görevlerine işaret olarak yorumlamışlardır. Ne var ki, bu yorum bütün müfessirler tarafından desteklenmemektedir. İlk müfessirlerden bazıları mu‘akkibât teriminin, insanın, istek ve niyetlerini Allah’ın iradesinden bağımsız olarak gerçekleştirmesinde kendisine yardımcı olacaklarına inandığı ve böylesine boş ve bâtıl bir inançla bağlanıp güvendiği her türlü dünyevî güçleri ve kavramları işaret ettiğini söylemiştir; Râzî’nin kaydettiğine göre bu vecîz ayeti ünlü müfessir Ebû Muslim İsfehânî de aynı yönde yorumlamıştır. Adı geçen müfessir 10. ayetle 11. ayetin baş kısmını aktarırken şöyle söylemektedir: “Allah’ın ilmine nisbetle, gizlice yapılan işlerle açıkça yapılanlar, gecenin karanlığında kendini saklayan kimseyle gün ışığında [cüretle ortalıkta] dolaşan kimse hep aynıdır... Çünkü gece[nin örtüsün]e sığınan kimse (böyle yapmakla) asla Allah’ın takdirinden (emr) kaçamaz, tıpkı yardımcılarıyla/refakatçileriyle (mu‘akkibât) çevrilmiş olarak gün ışığında dolaşan kimsenin bundan kaçamadığı gibi: çünkü o yardımcılar, o kimseyi Allah’ın emrine/takdirine karşı hiçbir şekilde koruyamazlar.” Biz de çeviride bu doyurucu yorumu esas aldık. Günahkar kimsenin güvenip dayandığı “koruyucu” ya da “destekleyici” güçler (zenginlik, soy-sop, zürriyyet genişliği gibi) gözle görünür şeyler olabileceği gibi, (kişisel nüfûz, yüksek toplumsal itibar ya da kişinin “şans”ına inanması gibi) soyut ve görünmez şeyler de olabilir; bu husus, min beyni yedeyhi ve min halfihî ibaresinin “hem kişinin görüp farkında olduğu, hem de farkında olmadığı ya da kendisinden gizli” anlamına yorumlanması için bir dayanak oluşturmaktadır (bkz. önceki not).26 Lafzen, “içlerinde olanı”. Bu ifadenin olumlu ve olumsuz olmak üzere iki anlamı vardır: yani, insanlar kendi nefislerini fesat ve yozlaşmaya terk etmedikçe Allah yardım ve esirgemesinden onları yoksun kılmaz (karş. 8:53); buna karşılık, yine Allah, bilerek-isteyerek günah işleyen kimseler kendi içlerindeki eğriliği, olumsuz eğilimleri değiştirerek bunu hak etmedikçe, onlara rahmet ve inayetini nasip etmez. En geniş anlamıyla bu ifade, hem bireysel, hem de toplumsal hayata yön ve biçim veren; taşıyıcılarının ahlakî niteliklerine ve “iç dünyalarındaki” ruhî/manevî biçimlenmelere göre uygarlıkları yükselten ya da alçaltan ilahî sebep-sonuç ilke ya da ilişkisini, yani, sünnetullâhı dile getirmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Zira her insanın, önünde ve ardında onu izleyen ve Allah’ın emriyle koruyup yaptıklarını kaydedenler vardır.1 Bir toplum, kendi durumunu değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez!2 Fakat (yaptıkları zulümlere göre) Allah, bir toplumun cezalandırılmasını dileyince artık onu geri döndürecek yoktur ve onların Allah’tan başka sığınacakları bir sığınakları da yoktur.3, 16/61, 50/17-18, 82/10...12, 28/53, 318/27, 51/50
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
önünden ve ardından takip eden koruma korteji var da, kendisini Allah’ın gazabından korur (sanıyorsa, Allah onu da bilir).[¹⁹⁵⁰] Hiç kuşkusuz bir toplumun bireyleri kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe Allah o toplumun gidişatını (kendiliğinden) değiştirmez.[¹⁹⁵¹] Ve Allah (hak eden) bir toplumu cezalandırmayı murad ettiği zaman, onu engellemek mümkün olmaz; O’na karşı kendilerini sahiplenecek bir dosttan da mahrumdurlar.
[1950] Tercihimiz, başta Taberî olmak üzere, onun nakilde bulunduğu İbn Abbas, İkrime ve Dahhâk’ın tercihlerine dayanmaktadır. Zemahşerî bu tercihi “denildi ki” formuyla aktarırken, Râzî de Ebu Müslim’in benzer görüşünü dile getirir. Tercihimizin ana gerekçesi, bu yorumun lafız, mâna ve maksada uygun ve âyetin iç bağlamıyla da uyumlu olmasıdır. Bu âyete çoğunluk tarafından verilen alternatif mâna şöyledir: “Önünden ve ardından onu adım adım izleyen (melekler) vardır; (ki) onu Allah’ın emri (gerçekleştiğinde belâdan) korurlar” ya da “onu, Allah’ın emriyle korurlar” ya da “Allah’ın emrine âmâde güçlerden bazıları onu korur”. Buradaki “o” zamirinin Hz. Nebi’yi gösterdiği görüşünde olanlara göre, âyet Nebi’nin melekler tarafından korunacağını haber vermektedir. Ne var ki, Kur’an’da nerede “koruma” ile ilgili esma geçse, hepsi de Allah’a hasredilir. Hafîz, Hâfız, Hafî, Kayyûm gibi isimleri buna örnektir. Fatiha’da talim ettirilen “yalnız senden yardım isteriz” ikrarı da, bunu teyit eder. [1951] Bu âyet toplumsal değişimin yasasını ifade eder. Toplumun ve hayatın yeniden inşâsı için, tasavvur ve aklın “akleden kalp” olarak yeniden inşâsını öngörür. Zımnen: Allah’ın bir toplumun gidişatı hakkındaki iradesi, o toplumu oluşturan bireylerin tercihlerinden bağımsız değildir. Bu âyet gidişatı beğenmeyen mü’min muhatabının önüne “değişimi” bir hedef olarak koymaktadır. Bunun başlama noktası kişinin kendisidir. Zira kendilerini eğitemeyenler başkalarını eğitemezler. İçinden aydınlanamayan dışını aydınlatamaz.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Her insanın önünde ve ardında; Allah'ın emriyle onu takip eden ve gözetleyen (melek)ler vardır (ki yaptığı her amelini defterine kaydederler, her insan gibi, toplumun tümünün -iman ve küfür- hangi istikamete meyletmesinin de önemi vardır.) Şüphe yok ki Allah, herhangi bir kavim yaratılışında bulunan güzel ahlakı değiştirmedikçe; (Rablerinin hüküm, emir ve yasaklarına riayet ettikçe) onlara bahşettiği nimeti -güzel ahlakı- elbette bozmaz. Fakat Allah bir kavme (şirk ve küfürde direndiklerinden ötürü) bir kötülük diledi mi, artık onu geri çevirecek hiçbir kuvvet yoktur. (İsteseler de istemeseler de Allah'ın murâd ettiği o kötülük ve ceza muhakkak meydana gelir.) Ve onların Allah’tan başka yardımcıları da yoktur!
Osman Fırat
swap_vert close
O her birinin (İnsanın) önünden ve arkasından izleyen(melek)ler vardır, onu Allâh'ın emriyle korurlar. Bir topluluk kendi durumlarını değiştirmedikçe Allâh onların durumlarını değiştirmez. Allâh bir kavme kötülük istedi mi artık onu geri çevirecek yoktur. Zaten onların, O'ndan başka koruyucuları da yoktur.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onun için önünden ve arkasından takibeden (melekler) vardır ki, onu Allah'ın emriyle muhafaza ederler ve şüphe yok ki, Allah Teâlâ, herhangi bir kavimdeki hali değiştirmez, onlar kendi nefislerindekini değiştirmedikçe. Ve Allah Teâlâ bir millete bir fenalık murad edince de artık onu geri bırakacak yoktur. Ve onlar için O'ndan başka bir yardımcı da yoktur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O insanın önünde ve ardında devamlı sûretle nöbetleşerek görevlendirilen melekler vardır. Bunlar, Allah'ın emrinden ötürü, onu koruyup kollarlar. Bir toplum kendinde olan durumu değiştirmedikçe, hiç şüphe yok ki, Allah da o toplumda olan hali değiştirmez. Allah bir toplum için de kötülük irade buyurdu mu, onu geri çevirecek kuvvet yoktur. Artık Allah'ın dışında onları himaye edecek kimse olamaz. [8, 53]
Görevli melekler, insan günah işleyince onun için mühlet isterler, mağfiret dilerler, yahut onu tehlikelerden korurlar veya Allah’ın emri sebebiyle insanın hallerini denetlerler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
O(insa)nın önünden ve arkasından izleyen(melek)ler vardır, onu Allah'ın emrinden korurlar. Bir millet kendi durumlarını değiştirmedikçe Allah onların durumlarını değiştirmez. Allah da bir kavme kötülük istedi mi artık onu geri çevirecek yoktur. Zaten onların, O'ndan başka koruyucuları da yoktur.
Âyette motamot mânâ şöyledir: Her birini, önünden ve arkasından izleyen, kendini Allah'ın emrinden koruyan melekler vardır. " مِنْ اَمْرِ اللّٰه "taki "مِنْ"in bâ mânâsında olduğu kabul edildiğine göre melekler, insanı Allah'ın emriyle korurlar, demek olur. Yâhut insanı Allah'ın emrinden korurlar, demektir. Yani insan günâh işlediği zaman ona süre verip, ya da onu istiğfâra yöneltip onu Allah'ın azâbından korurlar veya insanı izleyip kötülüklerden koruyan melekler, Allah'ın emrindendir, demek olur. Âyet için bu üç mânâ da muhtemeldir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ'nın insânları ta'kîb idici melekleri vardır ki önlerinden ve arkalarından dolaşarak Allâh'ın emriyle onları hıfz iderler. Tahkîk Allâh Te'âlâ bir kavme olan in'âm ve ihsânını, o kavim kendi nefislerindeki ahlâk ve ahvâli tebdîl itmedikce tağyîr itmez. Allâh bir kavme fenâlık murâd itse irâdesini red idecek yokdur. Ve onlara Allâh'dan gayrı dostluk idecek bulunmaz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kişiyi önünden ve arkasından takip eden (melekler) vardır; Allah’ın emriyle onu (ve yaptıklarını) koruma altına alırlar[*]. Bir toplum kendinde olanı bozmazsa, onu Allah da bozmaz. Allah bir topluma sıkıntı vermek isterse, kimse engel olamaz. Onların Allah ile kendi aralarına girecek bir dostları yoktur.
[*] Oturan iki alıcı, (bütün yaptıklarını) sağından ve solundan kayda alırken ağzından çıkan her sözü kaydeden bir gözcü de yanında bekler. (Kaf 50/17-18) "Üzerinizde koruyucular değerli yazıcılar vardır. Onlar yaptığınız her şeyi bilirler (İnfitâr, 82/10-12)  
Şaban Piriş
swap_vert close
İnsanoğlunu arkasında ve önünde takip edenler vardır; Allah'ın emriyle onu gözetirler. Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah bir toplumun kahrını dileyince artık o geri döndürülemez. Onların Allah'tan başka koruyucusu da yoktur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnsanın önünde ve arkasında, Allah'ın emriyle onu izleyen ve koruyan melekler vardır. Bir toplum kendisini değiştirmedikçe Allah da onlara verdiğini değiştirmez. Allah bir topluluk için kötülük murad ettiğinde ise, artık onun geri çevrilişi yoktur; onlar için Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da olmaz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Her biri için onu önünden ve arkasından izleyen gözcüler vardır ki, kendisini Allah'ın emrine bağlı olarak koruyup denetlerler. Gerçek şu ki Allah, bir toplumun mâruz kaldığı şeyleri, onlar, birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmez. Allah bir topluma bir perişanlık dileyince de artık onu geri çevirecek bir güç yoktur. Ve onlar için Allah'ın berisinden koruyucu bir dost da olamaz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anuñdur biribiri ardınca geliciler ileyinden daħı ardından śaķlarlar anı Tañrı buyruġından bayıķ Tañrı ayruķsı eylemez anı kim bir ķavumdadur tā ayrukśı eyleyeler anı kim gendüzilerindedür daħı ķaçan kim dileye Tañrı bir ķavma yavuzlıķ döndürmek yoķdur anuñ. daħı yoķdur anlaruñ andan ayruķ hįç iş issi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anuñdur biri biri ardınca geliciler ileyinden daḫı ardından. Ṣaḳlar anıTañrı buyruġından ötürü. Bayıḳ Tañrı ayruḳsı eylemez anı kim bir ḳavm‐dedür ayruḳsı eyleyeler anı kim kendülerindedür. Daḫı ḳaçan kim dileyeTañrı bir ḳavme yavuzluḳ, döndermek yoḳdur anı. Daḫı yoḳdur anlaruñandan artuḳ hīç iş issi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(İnsan üçün) onu öndən və arxadan tə’qib edənlər (mələklər) vardır. Onu (insanı) Allahın əmri ilə qoruyurlar. Hər hansı bir tayfa öz tövrünü (nəfsində olanları) dəyişmədikcə (pozmadıqca), Allah da onun tövrünü (onda olanları, onun əhvalını) dəyişməz. Əgər Allah hər hansı bir qövmə bir pislik yetirmək istəsə, onun qarşısı heç cür alına biməz və Ondan başqa onların heç bir hamisi də olmaz.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
For him are angels ranged before him and behind him who guard him by Allah's command. Lo! Allah changeth not the condition of a folk until they (first) change that which is in their hearts; and if Allah willeth misfortune for a folk there is none that can repel it, nor have they a defender beside Him.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
For each (such person)(1816) there are (angels) in succession, before and behind him: They guard him by command of Allah. Verily never will Allah change the condition of a people until they change what is within themselves.(1817) But when (once) Allah willeth a people´s punishment, there can be no turning it back, nor will they find, besides Him, any to protect.
1816 See last verse. Every person, whether he conceals or reveals his thoughts, whether he skulks in darkness or goes about by day—all are under Allah's watch and ward. His grace encompasses everyone, and again and again protects him, if he will only take the protection, from harm and evil. If in his folly he thinks he can secretly take some pleasure or profit, he is wrong, for recording angels record all his thoughts and deeds. 1817 Allah is not intent on punishment. He created man virtuous and pure: He gave him intelligence and knowledge; He surrounded him with all sorts of instruments of His grace and mercy. If, in spite of all this, man distorts his own will and goes against Allah's Will, yet is Allah's forgiveness open to him if he will take it. It is only when he has made his own sight blind and changed his own nature or soul away from the beautiful mould in which Allah formed it, that Allah's Wrath will descend on him and the favourable position in which Allah placed him will be changed. When once the punishment comes, there is no turning it back. None of the things which he relied upon—other than Allah—can possibly protect him.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَهُ
onun için vardır
مُعَقِّبَاتٌ
takip edenler
مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ
önünden
وَمِنْ خَلْفِه۪
ve arkasından
يَحْفَظُونَهُ
onu korurlar
مِنْ اَمْرِ
emriyle
اللّٰهِۜ
Allah'ın
اِنَّ
şüphe- siz ki
اللّٰهَ
Allah
لَا يُغَيِّرُ
değiştirmez
مَا بِقَوْمٍ
bir toplumda bulunan
حَتّٰى
ta ki
يُغَيِّرُوا
değiştirme- lerine dek
مَا
o şe- yi ki
بِاَنْفُسِهِمْۜ
kendilerindedir
وَاِذَٓا
ve o zaman ki
اَرَادَ
diledi
اللّٰهُ
Allah
بِقَوْمٍ
bir topluma
سُٓوءاً
kötülük
فَلَا مَرَدَّ
artık geri çevirecek yoktur
لَهُۚ
onu
وَمَا لَهُمْ
ve onlar için yoktur
مِنْ دُونِه۪
O'ndan başka
مِنْ وَالٍ
bir dost
(Her insan için) Onun önünde ve arkasında Allah'ın emrinden (dolayı) onu koruyan ve takip eden (melek)ler vardır. Şüphesiz ki bir toplum (yaratılışlarında) kendisinde bulunan (güzel ahlak ve fıtrat)ı değiştirmedikçe, Allah onlar(a verdiğin)i asla değiştirmez. Fakat Allah bir topluma (kendi isyanları yüzünden) bir kötülük dilediği zaman da artık onu geri çevirecek yoktur. Zaten onlar için Allah'tan başka bir dost da bulunmaz.
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
مُعَقِّبَات
Etken fiil-II
ع ق ب
Takip edenler
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
يَد
İsim
ي د ي
El
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
خَلْف
İsim
خ ل ف
Arka, halife, nesil, ard
حَفِظَ
Fiil-I
ح ف ظ
Korudu, muhafaza etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
غَيَّرَ
Fiil-II
غ ي ر
Değiştirdi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
غَيَّرَ
Fiil-II
غ ي ر
Değiştirdi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
سُوٓء
İsim
س و ا
Kötülük, fena
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
مَرَدّ
İsim
ر د د
Geri çevrilme, dönüş, geri dönme
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
وَالِى
Etken fiil
و ل ي
Dost