close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nûr Sûresi 62. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnnemâ-lmu/minûne-lleżîne âmenû bi(A)llâhi verasûlihi ve-iżâ kânû me’ahu ‘alâ emrin câmi’in lem yeżhebû hattâ yeste/żinûh(u)(c) inne-lleżîne yeste/żinûneke ulâ-ike-lleżîne yu/minûne bi(A)llâhi verasûlih(i)(c) fe-iżâ-ste/żenûke liba’di şe/nihim fe/żen limen şi/te minhum vestaġfir lehumu(A)llâh(e)(c) inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İnananlar, ancak Allah'a ve Peygamberine inanırlar ve onunla beraber, topluluğu icab ettiren bir işte bulunurlarsa izin almadan bırakıp gitmezler. Şüphe yok ki senden izin isteyenlerdir Allah'a ve Resulüne inananlar. Bazı işlerini görmek için izin istediler mi senden, sen de onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan yarlıganma dile; şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahimdir.
Hutbeyi bırakıp gidenler hakkındadır.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Mü’minler, ancak o kimselerdir ki; Allah’a ve O’nun Resulüne gerçekten (ve gönülden) iman etmişlerdir. Onlar Onunla (Resulüllah’la) beraber, toplumsal bir emir (sosyal ve siyasi bir konuyu) görüşmek üzere (toplandıkları ve çağrıldıkları) zaman, (sorumluluktan kaçmak için) izin almadan asla bırakıp gitmeyenlerdir. İşte Allah’a ve Resulüne hakikaten inanmış olanlar; (cihad ve hizmetten ancak özürle ayrılan ve yetkili makamlardan) izin alan kimselerdir. Bu nedenle (ey Nebim) bazı (geçerli mazeret ve mecburiyetlerden dolayı) izin istedikleri vakitte, onlardan dilediğin kimselere müsaade et (ve çok önemli olan cihad görevini mecburen terk ve ihmal ettikleri için de) onlar hakkında Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah Bağışlayandır Esirgeyendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçek mü'minler öyle kimselerdir ki, Allah'a ve O'nun Rasûlü'ne yürekten inanırlar. O peygamberle birlikte kamu meselesi için bir araya geldiklerinde, hangi karara varılacak olursa olsun, O peygamberden izin almadıkça o toplantıdan ayrılmazlar. Ey peygamber! Şu senden izin isteyenler, gerçekten Allah'a ve Rasûlü'ne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise onlar, bazı işleri için senden izin istediler mi, sen onlardan dilediğine izin ver, onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Allah şüphesiz çok acıyan ve gerçek bağışlayandır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Şuurlu ve kâmil mü'minler Allah'a ve Rasulüne gönülden iman edenlerdir. Onlar, peygamberle birlikte, ortak, kamu yararına önemli bir işle, bir planın icrasıyla meşgul iken, ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. Senden izin isteyenler, işte onlar, Allah'a ve Rasulüne iman etmiş kimselerdir. Öyleyse, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen onlardan, Allah'ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun iradesinin tecellisi içinde, dönüp İslâmî faaliyete katılmaları şartıyla, tercihini isabetli kullanarak dilediğine izin ver. Hizmetlerini devam ettirme şartıyla onlar için Allah'tan bağışlanma, koruma kalkanına alınma dile. Allah çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Mü'minler o kimselerdir ki, Allah'a ve Peygamberine iman etmişlerdir, toplu bir işte onunla birlikte olduklarında ondan izin almaksızın gitmezler. Senden izin isteyenler, işte onlar Allah'a ve Peygamberine iman edenlerdir. Bazı işleri için senden izin istediklerinde onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah bağışlayandır, rahmet edendir.
62.İbnu İshak`ın ve ed-Delail`de Beyhaki`nin Urve`den, Muhammed bin Kurezi`den ve daha başkalarından rivayet ettiklerine göre Hendek savaşı öncesinde Kureyşiler Medine yakınında Rume kuyusunun etrafındaki alana yerleştiler. Kumandanları da Ebu Sufyan`dı. Gatafan kabilesinin mensupları da Uhud dağının yanındaki Na`ma`ya yerleştiler. Medine`nin etrafını saran bu tehlike karşısında Resulullah (a.s.) şehrin etrafına hendek kazılmasını istedi. Kendisi de bizzat hendek kazımı işinde çalıştı. Bütün Müslümanlar da çalıştılar. Ama münâfık adamlar işi yavaştan alıyor, önemsiz ve basit işlere kaçıyor bazen de Resulullah (a.s.)`a haber vermeden ve izin almadan ailelerinin yanlarına gidiyorlardı. Öte yandan Müslümanlardan birinin herhangi bir zorunlu işi çıktığında ve mutlaka gitmesi gerektiğinde durumu Resulullah (a.s.)`a bildirerek izin istiyor, Resulullah (a.s.) da ona izin veriyordu. Adam da zorunlu ihtiyacını giderdikten sonra hemen dönüyordu. İşte Yüce Allah bu ayeti kerimeyi o Müslümanlar hakkında indirdi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Mü'minler o kimselerdir ki, Allah'a ve Resûlü'ne iman edenler, onunla birlikte toplu(mu ilgilendiren) bir iş üzerinde iken, ondan izin alıncaya kadar bırakıp-gitmeyenlerdir. Gerçekten, senden izin alanlar, işte onlar Allah'a ve elçisine iman edenlerdir. Böylelikle, senden kendi bazı işleri için izin istedikleri zaman, dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Gerçek müminler, ancak o kimselerdir ki, Allah'a ve Rasûlüne iman etmişler ve toplu bir işte bulundukları vakit de Peygamberden izin almadıkça bırakıb gitmezler. Doğrusu senden izin istiyenler, Allah'a ve Rasûlüne iman eden kimselerdir bunlar... Bu bakımdan bazı işleri için senden izin istediklerinde sen de onlardan dilediğin kimseye izin ver. Onlar için Allah'dan mağfiret dile. Şübhe yok ki Allah Gafûr'dur= çok bağışlayıcıdır. Rahîm'dir= çok merhametlidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Gerçek müminler, ancak onlardır ki; Allah’a ve Resulüne (Peygamberine) inanırlar. O Peygamber ile beraber, insanların kendisi için toplanması gereken bir iş (savaş gibi) üzere oldukları zaman, Peygamberden izin istemeden gitmezler. Senden izin isteyenler, işte gerçekten Allah’a ve Resulüne inananlar onlardır. Artık bazı işleri için, senden izin istedikleri zaman, onlardan istediğine izin ver. Ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Muhakkak Allah, Gafur ve Rahimdir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Müminler, ancak Allah'a ve Peygamberine inanmış kimselerdir. Onlar Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken, ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. Senden izin isteyenler, gerçekten Allah'a ve Peygamberine iman etmiş kimselerdir. Öyleyse bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan af dile; Allah affedicidir; merhamet sahibidir.
Besim Atalay
swap_vert close
İnananlar ancak, Allah ile Peygambere inanıp, onunla toplu bir işe giderlerken, izin almadıkça ayrılmayalar, işte Allah ile Peygambere inanan bunlardır, birtakım işleriyçin senden izin isterlerse, izin ver dilediğin kimseye, bağışlanmak iste onlar için de; Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Mü'minler ancak, Allah'a ve Resulüne gönülden inanmış kimselerdir. Onlar o resulle birlikte toplumu ilgilendiren bir işle meşgulken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. (Resulüm!) Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve resulüne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan uygun gördüğüne izin ver. Onlar için Allah'tan bağış dile! Muhakkak ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 
Bkz. 9/44Burada hem sosyal meselelerde hem de Hz. Peygambere karşı saygıda inananların sorumsuz davranamayacağı vurgulanıyor. Hem Hz. Peygambere tabi olduğunuzu söyleyeceksiniz hem de onun konuştuğu, sorulara cevap bulmaya çalıştığı, problemlerin çözümü için gayret gösterdiği meclisinden haberi olmadan çekip gideceksiniz, hem sosyal bir sorumluluk gereği cihadın farz olduğunu söyleyeceksiniz hem de toplumu ilgilendiren meselelere kayıtsız kalarak alıp başınızı gideceksiniz. İşte mü’minin tanımında böyle bir rahatlık ve sorumsuzluk söz konusu değildir.  
Cemil Said
swap_vert close
Hakîki mü’minler Allâh’a ve rasûlüne inananlar bir husûs içün senin nezdinde ictimâ’ itdikleri vakit senden müsâ’ade taleb idenler Allâh’a ve rasûlüne inananlardır. Başka bir iş ile meşgûl olmak içün senden müsâ’ade taleb iderler ise arzu itdiğine virebilürsin. Ânlar içün Allâh’ın mağfiretini niyâz it. Allâh gafûr ve rahîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Doğrusu Allah'a ve Peygamberine inanan Müminler, Peygamberle beraber bir işe karar vermek için toplandıklarında, ondan izin almaksızın gitmezler. Senden izin isteyenler, işte onlar, Allah'a ve Peygamberine inananlardır. Bazı işleri için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver, Allah'tan, onların bağışlanmalarını dile. Allah şüphesiz bağışlar, merhamet eder.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan, onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. O hâlde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Müminler ancak Allah’a ve resulüne iman edenlerdir ve onunla ortak bir iş için toplanmış iken kendisinden izin almadan çekip gitmeyenlerdir. Senden izin isteyenler, evet işte onlar Allah’a ve resulüne hakkıyla iman edenlerdir. Bazı özel işlerinden dolayı senden izin istediklerinde onlardan dilediğine izin ver ve Allah’tan onların bağışlanmasını dile. Kuşkusuz Allah çok bağışlar, çok esirger.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Müminler, ancak Allah'a ve Resûlüne gönülden inanmış kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. (Resûlüm!) Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resûlüne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan bağış dile; Allah mağfiret edicidir, merhametlidir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Gerçek inananlar, ALLAH'a ve elçisine inanan ve toplumsal bir sorun için onunla beraber iken ondan izinsiz terketmeyenlerdir. Senden izin isteyenler, ALLAH'a ve elçisine inananlardır. Bazı işleri için senden izin istediklerinde dilediğine izin verebilirsin. Onlar için ALLAH'tan bağışlanma dile. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Müminler ancak, Allah'a ve Resülüne gönülden inanmış kimselerdir. Onlar o Peygamber ile birlikte sosyal bir işle meşgul iken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. (Resulüm!) Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resulüne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan bağış dile; çünkü Allah mağfiret edicidir, merhametlidir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Mü'minler ancak şöylelerdir ki Allah'a ve Resulüne iyman etmişlerdir, cem'ıyyetli bir işte bulundukları vakıt da ondan istiyzan etmeyince gitmezler, filhakıka senden izin istiyenler, onlar öyle kimselerdir ki Allah'a ve Resulüne inanırlar, binaenaleyh ba'zı işleri için senden izin istediklerinde sen de onlardan dilediğine izin ver, onlar için Allah'dan mağrifet isteyiver, şübhe yok ki Allah, gafurdur rahîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Mü’minler o kimselerdir ki, Allah’a ve Peygamber’ine îmân ederler ve onunla (Peygamber) ile beraber, topluca bir iş için bulundukları zaman, ondan izin alıncaya kadar, (ayrılıp) gitmezler. (Habibim, o) senden izin isteyenler (var ya, işte) onlar şüphesiz, Allah’a ve Resûlü’ne îmân edenlerdir. (O mü’minler) bazı işleri için senden izin istediklerinde onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ancak Allah'a ve Resul'üne içtenlikle iman etmiş mü'minler, toplumu ilgilendiren bir iş için onunla bir araya geldikleri zaman, ondan izin almadıkça gitmezler. Senden izin isteyen kimseler, işte onlar Allah'a ve O'nun Resûlüne iman edenlerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğin kimseye izin ver; onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Mü'minler ancak Allaha ve resulüne îman edenler ve onun (peygamberin) maiyyetinde cem'iyyetli bir iş üzerinde bulundukları vakit ondan izin isteyib alıncaya kadar (bırakıb) gitmeyenlerdir. Hakıykat, senden izin isteyenler (yok mu?) onlar Allaha ve resulüne îman edenlerdir. O halde ba'zı işleri için senden izin istedikleri zaman sen de onlardan dilediğin kimseye destur ver ve kendileri için Allahdan mağfiret iste. Çünkü Allah, çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Mü'minler ancak o kimselerdir ki, Allah'a ve Resûlüne (gönülden) îmân etmişlerdir; ictimâî bir iş için onunla (peygamberle) berâber bulundukları zaman, ondan izin almadan(işlerini bahâne ederek) gitmezler!(Ey Resûlüm!) Gerçekten o senden izin isteyenler var ya, işte onlar, Allah'a ve Resûlüne îmân edenlerdir. Öyle ise bazı işleri için senden izin istediklerinde, artık içlerinden dilediğine izin ver ve (daha hayırlı olanı özürle de olsa terk ettiklerinden) ken dileri için Allah'dan mağfiret dile! Şübhesiz ki Allah, Gafûr (çok bağışla yan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Mü’minler ancak, Allah’a ve Resulü’ne (gönülden) inanmış kimselerdir. Ve onunla ortak bir iş (toplumu ilgilendiren sosyal, siyasi ve iktisadi bir konuyu görüşmek (üzerindeyken, izin almadan asla bırakıp gitmeyenlerdir. (Resulüm!) Şüphesiz senden izin isteyenler, Allah’a ve elçisine iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine (uygun gördüğüne) izin ver. Onlar için Allah’tan bağışlanma dile! Muhakkak ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. *
(*) “Ortak bir iş” tamlamasının lafza bağlı tercümesi “toplayan iş”tir. Bundan maksat da ister cuma ve bayram namazları gibi toplu ibadetler olsun ister ülkenin ve topluluğun önemli bir işini görüşmek üzere tertiplenmiş toplantılar olsun, yöneticinin ve diğerlerinin tek başına yapamayacakları, grubu ve kamuyu ilgilendiren işlerdir. Böyle toplantılarda bir başkan ve uyulması gereken düzen bulunur. Toplantıya çağıran ve başkanlık eden kişi Allah’ın resulü olunca toplantının önemi bir kat daha artmakta, gelmemenin, gelip de izinsiz ayrılmanın hükmü ağırlaşmaktadır. Hz. Peygamber’in çağrısıyla gerçekleşen bazı toplantılarda münafıklar, birbirlerini siper ederek görünmeden sıvışıp gidiyorlar, böylece hem toplantıyı sabote ediyor hem de rahatsız oldukları bir ortamda bulunmaktan kurtuluyorlardı. Âyette “müminler ancak ... İzin almadan çekip gitmeyenlerdir” kısmı, genel olarak mümini tanımlamak için değil, tarihî vâkıaya bağlı olarak müminlerin münafıklardan bir farkını daha ortaya koymak içindir. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 102-103) Not: Ayetin sonunda yüce Allah’ın Hz. Peygambere ‘’ Onlar için Allah’tan bağış dile! ‘’şeklindeki emri, iddia edilen ahiret şefaatiyle hiçbir alakası yoktur. Çünkü Hz. peygamberin müminler için istiğfarda bulunması kendileri için yaptığı bir duadır. Mü’minler bile hem kendiilerine, hem de birbirlerine istiğfarda/bağış dilemede bulunurlar. Yani Allah’tan bağış dilemek dünyada olur, ahirette değil. Çünkü dua ve isiğfarda bulunmak da bir ibadettir, dua, istiğfar/şefaat/, ibadet ve ameli salihin geçerli olduğu yer sadece dünya hayatıdır. Yani hesap gününde dua ve istiğfarın/şefaatin bir anlamı yoktur. Zira herkes Allah’ın huzuruna kendi ameliyle gelir. Ayrıca, Hameletü’l-arş ve diğer meleklerin mü’minler için istiğfarda/şefaatte bulunmaları ise, yeryüzünde yaşayan mü’minler içindir, yani mü’minler hayatta iken söz konusu melekler onlara istiğfarda/şefaatte bulunurlar, yani bu istiğfar ahiret günü Allah’ın huzurunda toplandıkları zamanda değil. İşte dua ve istiğfarin, yani şefaatin sahası da dünya hayatıdır, ama kabul olup olmayacağı/faydalı olup olmayacağı yer ise ahirettir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Mü’minler, ancak Allah’a ve elçisine iman edenlerdir. Çoğunluğu ilgilendiren bir iş için Allah’ın elçisiyle beraber olduklarında, elçiden izin almadan oradan ayrılmazlar. Senden izin isteyenler, elbette ki Allah’a ve Elçisine inanan kimselerdir. Onlardan kendi durumları (işleri) için izin isterlerse, sen onlardan dilediğine izin ver. Onlar için Allah’dan bağışlanma dile. Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte inananlar o kimselerdir ki, ancak Allah’a , elçisine inanırlar, elçi ile birlikte toplu olarak bir işe sarılınca da onun uygunu olmadan o işten ayrılmazlar. İşte senin uygununu isteyenler Allah’a, elçisine inanan kimselerdir. Öyleyse onlar bazı işleri için senin uygununu almak istediklerinde sen de onlara dilediklerine uygununu ver, hem de kendileri için Allah’tan yarlıgama dile. Çünkü Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Mü/minler ancak Allah/a ve resûl/üne iman getirenler, peygamberle toplu [¹] bir iş için birleştikleri zaman ondan sizin istemeksizin yanından ayrılmayanlardır. Senden izin isteyenler yok mu, işte onlar Allah/a ve resûl/üne sıdk ile iman getiren kimselerdir. Bazı işleri için senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğine izin ver. Onlar için yarlıganmak da dile. Çünkü Allah yarlıgayandır, bağışlayandır.
[1] Cuma, bayram, harp, müşavere gibi toplu bulunularak.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Mü’minler ancak Allah ve elçisine inanan, onunla/peygamberle beraber toplumu/herkesi ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. Senden izin isteyenler, işte onlar Allah’a ve elçisine inanan kimselerdir. O hâlde (kendi) bazı işlerini görmek için, (ey Peygamber) senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Muhakkak ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Müminler; Allah'a ve Resulüne iman edenler ve de onunla birlikte toplu (sosyal) bir iş üzerinde iken ondan izin alıncaya kadar bırakıp gitmeyenlerdir. Şüphesiz senden (bazı işleri için) izin alanlar, işte onlar Allah'a ve resulüne iman edenlerdir. Böylelikle, senden bazı işleri için izin istedikleri zaman, onlardan dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gerçek müminler, ancak şu kimselerdir ki; Allah’a ve Elçisine yürekten inanırlar; toplumu ilgilendiren önemli bir meseleyi görüşmek için Elçi veya Elçinin izinden giden İslâm âlimleri ve Müslüman yöneticiler ile bir araya geldiklerinde, ondan izin almadan gizlice çekip gitmezler.Böyle acil bir işleri olduğu zaman toplantıyı terk etmek için senden izin isteyenler, Allah’a ve Elçisine gerçekten inanmış olanlardır. O hâlde, ey İslâm toplumunun önderi, bu kimseler bazı önemli işlerini görmek için senden izin istedikleri zaman, içlerinden uygun gördüklerine gitmeleri için izin ver ve onlar oradaki hayır ve bereketten mahrum kaldıkları için Allah’tan bağışlanma dile. Hiç kuşkusuz Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Doğrusu Allah’a ve O’nun rasûlüne iman etmiş Müminler, bir iş üzerine onunla (Rasûl ile) bir arada oldukları zaman ondan izin almadan gitmediler. Senden izin isteyenler, işte onlar Allah’a ve O’nun rasûlüne iman edenlerdir. Bazı işleri için senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğin kimseye izin ver! Allah’tan onlar için bağışlanma dile! Allah, rahîm gafûrdur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah'a ve resulüne inanan müminler, resul ile geniş kapsamlı bir iş görüşmesi yaparken, kendisinden müsaade almadan çekip gidemezler. Resulüm! Senden izin isteyenler, Allah'a ve resulüne inanıyor demektir. Bu nedenle özel ihtiyaçları dolayısıyla senden izin isteyen müminlerden dilediğine izin verebilir ve Allah'tan, onlar için af dileyebilirsin. Çünkü Allah, engin hoşgörülü bir sevgi selidir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Müminler ancak Allah’a, Resulüne inanan, Resulümüz ile beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. O halde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, dilediğine izin ver. Niyetlerinin halis olup olmadığını bilmediklerin hakkında tereddütte kalırsan ve o kişi yalan söylüyorsa; Rabbim O’nu doğruya ulaştır, O’nu bağışla diye duayla yaklaş! Çünkü Rabbin çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Gerçek müminler, [*] Allah’a ve Elçisine iman edip güvenen kişilerdir. Onunla (Peygamber’le) toplumu ilgilendiren bir konu üzerindeyken, ondan izin isteyinceye kadar gitmezler. Senden izin isteyenler var ya, işte onlar, Allah’a ve Elçisine iman edip güvenenlerdir. Bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver ve kendileri için Allah’tan bağışlanma dile! Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
İman bir güven ve ispat kurumudur. İnanmayı, güvenmeyi, güvende olmayı ve güven vermeyi içermelidir. Mümin, inanılması gereken değerlerin tamamına inanan, inandığı bütün değerlere güvenen, bu sayede kendini güvende hisseden ve çevresine güven veren insandır. “Ne kadar güveniyorsan ve ne kadar fedakarlık yapıyorsan o kadar inanıyorsun demektir.” Müminler slogan değil, aksiyon insanlarıdır; söylemle yetinmeyip eylemleriyle konuşabilen yiğitlerdir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah’a ve Rasûlüne (gönülden) îman eden mü’minler, toplumsal bir iş için Allah’ın Elçisi ile beraber bulundukları zaman, ondan izin almadan gitmezler.¹ Gerçekten senden izin alanlar var ya işte onlar, Allah’a ve Rasûlüne îman edenlerdir. Böylelikle senden, kendi bazı işleri için izin istedikleri zaman, onlardan uygun gördüklerine² izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
1 Müslümanları ilgilendiren toplumsal bir iş yapılırken, Hz. Peygamber’den ve daha sonra da devlet başkanı veya rehberden izin almadan dağılmak ve ayrılmak yasaktır. 2 Bu yetki, tamamen Peygambere ve daha sonra da halîfeye veya rehbere aittir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[GERÇEK] MÜMİNLER öyle kimselerdir ki Allah’a ve O’nun Rasûlü’ne yürekten inanırlar ve o’nunla bütün cemaati ilgilendiren bir mesele ⁸⁸ için bir araya geldiklerinde [hangi karara varılacak olursa olsun] o’nun iznini almadıkça ⁸⁹ ayrılmazlar. Gerçekten de, senden izin al[madıkça karara bağlanan eylemden geri durmay]anlar, işte Allah’a ve O’nun Rasûlü’ne [yürekten] inananlar böyleleridir! Bunun içindir ki, onlar kendi bazı özel işleri için senden izin istedikleri zaman, uygun gördüğün kimselere bu izni ver; ⁹⁰ ve Allah’tan onlar için bağışlanma dile; çünkü Allah, şüphesiz, çok acıyan esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır! ⁹¹
88 Lafzen, “bir toplum [ya da “kamu”] meselesi (emr-i câmi‘). “Onunla” şeklindeki kişi zamiri Rasûl’le ve dolayısıyla, Kur’an’a ve Hz. Peygamber’in bıraktığı örneğe göre davranan Müslüman cemaatin meşru lideriyle (imâm) alakalıdır.89 Yani, cemaatin çoğunluğu tarafından karara bağlanmış ya da benimsenmiş olan bir eylem yahut politikaya (‘ammâ icteme‘û lehû mine’l-emr: Taberî) katılmamak konusunda makul sebepler göstererek Rasûl’den izin almadıkça. Kur’an’ın koyduğu bu ilkede, mantıkî bir netice olarak, amme menfaatine mutlak riayet ve sadakat şartıyla cemaat yahut devlet politikasının belli bazı noktalarında farklı görüşlere imkan veren bir çeşit “iyi niyetli muhalefet” kavramını/anlayışını bulmaktayız. (Ayrıca bkz. 91. not.)90 Yani, ilgili kişinin ya da kişilerin ileri sürdüğü sebepleri toplumun bütünlüğünün yararını gözönünde bulundurarak değerlendirdikten sonra.91 “Allah’ın bağışlayıcı” olduğu ifadesi, açıktır ki, karara bağlanmış olan bir eyleme ya da politikaya katılmamak yolunda “izin istemekten” kaçınmanın, yani görüşüne güvenilir yetkililerin tercihine katılmanın her hâlükârda, manen daha tercihe şayan olduğuna işaret eder (Zemahşerî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Gerçek müminler ancak o kimselerdir ki, Allah’a ve mesajlarını tebliğ eden elçisine inanır ve güvenirler ve toplumsal bir iş konuşmak üzere onunla bir araya geldiklerinde ondan izin almadan çekip gitmezler. Ey elçi, senden izin isteyerek ayrılanlar işte onlar Allah’a ve elçisine inanıp güvenen kimselerdir. Onlar birtakım işleri için izin istediklerinde uygun gördüklerine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile! Zira Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır. 8/2- 3, 49/15, 3/134, 42/37- 43, 23/61
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
MÜ’MİNLER, ancak Allah’a ve O’nun Rasulü’ne yürekten inanıp güvenen[³⁰⁷³] kimselerdir; onunla toplumsal bir iş görüşmek için bir araya geldiklerinde, onun iznini almadıkça asla ayrılmazlar.[³⁰⁷⁴] Şüphesiz senden (farklı bir görüş geliştirmek için) izin alanlar (da), Allah’a ve O’nun Rasulü’ne yürekten inanıp güvenen kimselerdir. İşte bu yüzden, onlar senden bazı işleri için izin isterlerse onlardan uygun gördüklerine bu izni ver; Allah’tan da onlar için mağfiret dile: Şüphe yok ki Allah, rahmeti bol bir bağışlayıcıdır.
[3073] Buradaki iman, daha çok imanın ahlâkî karşılığı olan “güven” vurgusuna sahiptir. [3074] Lafzen: “gitmezler”. Zehebe sadece mekânsal bir “gitmeyi” değil, aynı zamanda bir görüşe varma, yeni bir görüş geliştirmeyi de ifade eder. Taberî’nin de isabetle vurguladığı gibi buradaki “ayrılma”, üzerinde uzlaşılan toplumsal politikadan bağımsız, özgür ve özgün fikirler geliştirmektir. “Ondan izin almadıkça” ibâresi, yapıcı muhalefet fikrini çağrıştırmaktadır. Bu konuda yaşanan örnekler, buradaki “iznin” mahiyetini açıklamaktadır. Kocasından boşanmış olan Berire’ye kocasına dönmesini söyleyince, onun “Ya Rasulallah! Bu Allah’tan gelen bir emir mi, yoksa senin kendi kararın mı?” diye sorması bir izindir. Yine Hubâb b. Münzir’in Bedir’de Allah Rasûlü’nün görüşüne alternatif sunmadan önce bunun Allah’tan gelen bir vahiy olup olmadığını sorması bir izindir. Hubâb bunun üzerine “Öyleyse su yakınına konaklamamızı uygun bulurum” der ve öyle yaparlar. Yine Allah Rasûlü’nün, Hendek savaşı öncesinde düşmanı bölmek için Gatafan’ın liderlerine Medine’nin o yılki hurma hasadının üçte birini verme teklifine karşı, Sa’d b. Muaz, bunun vahyin emri olup olmadığını öğrenmek ister. Allah Rasûlü’nün geliştirdiği bir taktikten ibâret olduğunu öğrenince karşı çıkar ve vazgeçilir. Sa’d’ın kendi görüşünü ileri sürmeden önce yaptığı da bir “izin”dir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Müminler ancak, Allah'a ve peygamberine gönülden iman eden, Peygamberle birlikte bir işe karar vermek için toplandıklarında, ondan izin almadan ayrılıp gitmeyen kimselerdir. (Ey Muhammed) Şu senden izin isteyenler yok mu? İşte onlar gerçekten, Allah'a ve peygamberine iman edenlerdir. O halde bazı işleri için senden izin istediklerinde, dilediğine izin ver ve kendileri için, Allah’tan bağışlanmalarını dile. Şüphe yok ki Allah, çok bağışlayandır ve çok merhametli olandır!
Osman Fırat
swap_vert close
Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine iman eden, onunla beraber (toplumu ilgilendiren) toplu bir iş üzerindeyken ondan(Resul’den) izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. İşte O Kimseler ki bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak mü'minler onlardır ki, Allah'a ve Resûlune imân etmişlerdir ve onun maiyetinde cemiyetli bir iş üzerinde bulundukları zaman da ondan izin istemedikçe gidivermiş olmazlar. İşte onlar, Öyle kimselerdir ki, Allah'a ve resûlüne imân ederler. Bina-enaleyh bâzı işleri için senden izin istedikleri zaman artık sen de onlardan dilediğine izin ver ve onlar için mağfiret iste. Şüphe yok ki Allah gafûrdur, rahîmdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Gerçek müminler ancak öyle kimselerdir ki Allah'a ve Resulüne bütün kalpleriyle iman etmiş olup, bütün toplumu ilgilendiren meseleleri görüşmek üzere onun yanında bulundukları vakit ondan izin almadıkça ayrılıp gitmezler. Senden izin isteyenler hakikaten Allah'a ve Resulüne gerçekten iman edenlerdir. Öyle ise bazı işleri için senden izin istedikleri zaman, sen de onlardan dilediğin kimselere izin ver ve onlar için Allah'tan af dile. Muhakkak ki Allah gafurdur, rahîmdir.
İslâm toplumunu ilgilendiren önemli meselelerin görüşüldüğü yere gitmek ve oradaki yetkilinin izni olmadıkça ayrılmamak bir vecibedir. Hayatî bir mazeret olmadıkça izin taleb etmek caiz görülmediği gibi mazereti kabul edip etmemek de Hz. Paygamber (a.s.) ile İslâm toplumunun yöneticilerinin takdirindedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Mü'minler o kimselerdir ki Allah'a ve Elçisine (gönülden) inanmışlardır. Toplumsal bir iş için Allah'ın Elçisi ile beraber bulundukları zaman ondan izin almadan gitmezler. (Ey Muhammed), Senden izin alanlar, işte Allah'a ve Elçisine inananlar onlardır. Bazı işleri için senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh ve rasûlüne îmân iden mü'minler, rasûl ile bir emr içün cem'iyet hâlinde bulunduklarında ondan izin almadıkca oradan gitmezler. Senden izin isteyenler Allâh ve rasûlüne îmân idenlerdir. Eğer ba'zı işleri içün senden izin isterlerse onlardan istediğine izin vir, onlar içün istiğfâr it. Tahkîk Allâh gafûr rahîmdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Müminler, yalnızca Allah’a ve Elçisine inanıp güvenen kimselerdir. Elçi ile birlikte toplu bir iş yaptıkları sırada ondan izin almadan çekip gitmezler. Allah’a ve Elçisine inanıp güvenenler senden izin isteyenlerdir. Eğer bazı işleri için izin isterlerse uygun gördüğün kimselere izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Allah bağışlar, ikramı boldur.
Şaban Piriş
swap_vert close
Müminler ancak, Allah'a ve peygamberine iman ederler, onunla birlikte bir iş hususunda bir araya geldikleri zaman, ondan izin almadan gitmeyenlerdir. Senden izin isteyenler, Allah'a ve Peygamber'ine iman edenlerdir. Bazı işleri dolayısıyla senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğine izin ver. Onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayıcı ve merhametlidir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Mü'minler Allah'a ve Resulüne iman etmiş kimselerdir; Peygamberle birlikte toplu bir işte(21) bulundukları zaman, ondan izin almaksızın oradan ayrılmazlar. Senden izin isteyenler, Allah'a ve Resulüne inanmış olanlardır. Bir kısım işleri için senden izin istediklerinde, sen onlardan dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma iste. Gerçekten de Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
(21) Toplumu ilgilendiren bir iş, yahut kapsamlı, önemli bir iş.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Müminler o insanlardır ki, Allah'a ve O'nun resulüne inanırlar. Resulle beraber, ortaklaşa bir iş üzerinde bulundukları zaman, ondan izin almadan çekip gitmezler. O senden izin isteyenler var ya, onlar Allah'a ve O'nun resulüne iman edenlerdir. Bazı uğraşları için senden izin istediklerinde, onlardan dilediğine izin ver ve kendileri için af dile. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ mü’minler anlardur kim įmān getürdiler Tañrı’ya daħı yalavacına daħı ķaçan oldılar anuñ-ile bir iş üzere dirşürici gitmediler tā destūr dileyeler aña. bayıķ anlar kim destūr dilerler saña anlardur kim įmān getürürler Tañrı’ya daħı yalavacına. pes ķaçan destūr dileseler saña bir nice işlerine destūr vir kime diler-iseñ anlardan. daħı yarlıġamaķ dile anlaruñ içün Tañrı’ya bayıķ Tañrı yarlıġayıcıdur raḥmet ķılıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Kāmil mü’minler degüldür, illā ol kişiler ki yüreg‐ile īmān getürdi‐ler Tañrı Ta‘ālāya ve peyġamber[e]. Daḫı ḳaçan ki peyġamberler olsalar birdirneklü iş üzere ṣavaş gibi, ḳoyup gitmezler özinden destūr olmayınca.Taḥḳīḳ ol kişiler ki senden destūr isterler yā Muḥammed, anlar īmān getü‐rürler Tañrı Ta‘ālāya ve peyġambere. Pes ḳaçan senden destūr isteseler birnice işler‐çün, pes destūr vir kime dileseñ anlardan. Daḫı maġfiret iste anlar‐çun Tañrıdan. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā ‘afv idicidür, raḥmet idicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Həqiqətən, mö’minlər ancaq Allaha və Onu Peyğəmbərinə iman gətirən, ümumi bir iş (cihad, cümə xütbəsi, məsləhət-məşvərət) üçün Peyğəmbərlə bir yerdə olduqda ondan izin almamış bir yerə getməyən kimsələrdir. (Ya Rəsulum!) Səndən izin istəyənlər - məhz belələri Allaha və Onun Peyğəmbərinə inananlardır. Əgər onlar bə’zi işləri üçün səndən izin istəsələr, onlardan özün istədiyinə (yanından getməyə) izin ver və onlar üçün Allahdan bağışlanma dilə. Həqiqətən, Allah (bəndələrini) bağışlayandır, rəhm edəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They only are the true believers who believe in Allah and His messenger and, when they are with him on some common errand, go not away until they have asked leave of him. Lo! those who ask leave of thee, those are they who believe in Allah and His messenger. So, if they ask thy leave for some affair of theirs, give leave to whom thou wilt of them, and ask for them forgiveness of Allah. Lo! Allah is Forgiving, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Only those are believers, who believe in Allah and His Messenger. when they are with him on a matter requiring collective action,(3045) they do not depart until they have asked for his leave; those who ask for thy leave are those who believe in Allah and His Messenger. so when they ask for thy leave, for some business of theirs, give leave to those of them whom thou wilt,(3046) and ask Allah for their forgiveness:(3047) for Allah is Oft- Forgiving, Most Merciful.
3045 Matter requiring collective action: anything that affects the Community as a whole: fumu'ah and 'Id prayers are periodical occasions of this kind, but what is meant here is, I think, joint consultations with a view to joint undertakings, such as Jihad, or some kind of organisation in peace. 3046 That is, those to whom, in the exercise of your impartial discretion, you think it expedient to give leave. "Will", unless the context shows otherwise, means "right will", not a will without any definite principle behind it. Z3047 In important matters of general consultation, even though leave of absence is given on sufficient excuse, it implies some defect in duty on the part of the person to whom the leave is given, and therefore the need of forgiveness from Him to Whom we owe duty is a perfect measure.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّمَا
ancak
الْمُؤْمِنُونَ
mü'minler
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerdir ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
بِاللّٰهِ
Allah'a
وَرَسُولِه۪
ve resulüne
وَاِذَا
ve o zaman ki
كَانُوا
oldular
مَعَهُ
onunla beraber
عَلٰٓى اَمْرٍ
bir iş üzerine
جَامِعٍ
topluca
لَمْ يَذْهَبُوا
gitmezler
حَتّٰى
ta ki
يَسْتَاْذِنُوهُۜ
ondan izin alıncaya kadar
اِنَّ
muhak- kak
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
يَسْتَاْذِنُونَكَ
senden izin istiyorlar
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerdir ki
يُؤْمِنُونَ
iman ederler
بِاللّٰهِ
Allah'a
وَرَسُولِه۪ۚ
ve resulüne
فَاِذَا
öyle ise o zaman ki
اسْتَاْذَنُوكَ
senden izin istediler
لِبَعْضِ
bazısı için
شَاْنِهِمْ
işlerinin
فَاْذَنْ
artık izin ver
لِمَنْ
o kim- seye ki
شِئْتَ
diledin
مِنْهُمْ
onlardan
وَاسْتَغْفِرْ
ve mağfiret dile
لَهُمُ
onlar için
اللّٰهَۜ
Allah'
tan
اِنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
غَفُورٌ
Ğafûr'dur
رَح۪يمٌ
Rahîm'dir
Mü'minler ancak o kimselerdir ki Allah'a ve resulüne iman ederler ve onunla birlikte topluca bir iş üzerindeyken ondan izin alıncaya kadar (o işi bırakıp) gitmezler. (Resulüm!) Muhakkak ki (şu) senden izin isteyenler var ya, işte onlar Allah'a ve resulüne iman edenlerdir. Öyleyse bazı işleri için senden izin istediklerinde sen de onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan mağfiret dile; çünkü Allah Ğafûr'dur, Rahîm'dir (her türlü günahı mağfiret eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edendir).
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
جَامِع
Etken fiil
ج م ع
Câmi' (Allah'ın esması, ismidir. İsmiyle huzurunda toplayacak olan demektir), bir araya toplayan
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
ذَهَبَ
Fiil-I
ذ ه ب
Gitti, giderdi, götürdü
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اِسْتَـْٔذَنَ
Fiil-X
ا ذ ن
İzin istedi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِسْتَـْٔذَنَ
Fiil-X
ا ذ ن
İzin istedi
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
اِسْتَـْٔذَنَ
Fiil-X
ا ذ ن
İzin istedi
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
شَاْن
İsim
ش ا ن
İş, şe'n
اَذِنَ
Fiil-I
ا ذ ن
İzin verdi, dinledi, kulak verdi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اِسْتَغْفَرَ
Fiil-X
غ ف ر
Mağfiret diledi, istiğfar etti
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَفُور
İsim
غ ف ر
Ğafûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her türlü günahı mağfiret eden demektir)
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli