close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nûr Sûresi 63. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lâ tec’alû du’âe-rrasûli beynekum kedu’â-i ba’dikum ba’dâ(an)(c) kad ya’lemu(A)llâhu-lleżîne yetesellelûne minkum livâżâ(en)(c) felyahżeri-lleżîne yuḣâlifûne ‘an emrihi en tusîbehum fitnetun ev yusîbehum ‘ażâbun elîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Aranızda, birbirinizi çağırdığınız gibi çağırmayın Peygamberi. İçinizden, birbirini siper ederek gizlice gidenleri, gerçekten de bilir Allah; artık onun emrine aykırı hareket edenler, bir sınanmaya uğramaktan, yahut da elemli bir azaba düşmekten sakınsınlar.
Yâ Muhammed, ey Abdullah oğlu Muhammed diye çağırmayın, ey Allah elçisi deyin anlamınadır.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey iman edenler ve toplum düzenine girenler!) Sakın Elçinin (ve temsilcilerinin talimat ve) davetini, aranızda herhangi birinizin diğerini (hizmete) çağırması gibi değerlendirmeyin. Allah sizden, birbirinizin (ve uydurma mazeretlerin) arkasına gizlenerek sıvışıp kaçanları (ve görevden kaytaranları çok iyi) bilir. Bu nedenle Elçinin (Kur’an’ın Adil Düzenine davetçilerin) emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belanın çarpmasından, yahut kendilerine acı bir azabın dokunmasından korkup çekinmelidirler!..
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Peygamberin çağırmasını, aranızda herhangi birinizin diğerini çağırması gibi tutmayın. Zira O'nun çağırmasına, derhal koşmak gerekir. Peygamberin çağırmasına aldırmazlık edilmez. Gerçek şu ki, Allah hissettirmeden aranızdan sıyrılmak isteyenleri biliyor. Öyleyse O'nun buyruğuna karşı gelmek isteyenler, başlarına bu dünyada bir belanın, bir güçlüğün, ya da öte dünyada can yakıcı bir azabın gelmesinden korkup sakınsınlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İlâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasulullah ile münasebetleriniz sırasında, O'nun davetini, çağrısını, duasını aranızdaki birbirinizin davetine, çağrısına, duasına benzetmeyin. İçinizden gizlice, yavaş yavaş birbirlerinin arkasına saklanarak Rasulullah'ın meclisinden, Kur'ân ve sünnetin anlatıldığı İslâmî toplantılardan kaytaranları Allah biliyor. Bu sebeple, onun yerleştirdiği düzene, yaptığı planlara aykırı davrananlar, bu dünyada başlarına bir belâ gelmesinden veya öteki âlemde kendilerine çok can yakıp inleten müthiş bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Peygamberin çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. [9] Muhakkak ki Allah içinizden birbirlerini siper edinerek sıvışanları bilmektedir. Onun emrine aykırı davrananlar başlarına bir belanın gelmesinden veya kendilerine acıklı bir azabın gelip çatmasından sakınsınlar.
63.Bu ayeti kerimenin birinci kısmı hakkında Ebu Nu`aym, Delâil`de Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan şöyle rivayet etmiştir: "İnsanlar Resulullah (a.s.)`a: "Ey Muhammed! Ey Eba`l-Kasım!" diye sesleniyorlardı. Bunun üzerine böyle buyuruldu.Ayeti kerimenin ikinci kısmı yani: "Muhakkak ki Allah içinizden birbirlerini siper edinerek sıvışanları bilmektedir" mealindeki kısmı hakkında iki ayrı rivayet bulunmaktadır. Birincisine göre münâfıklar hendek savaşı öncesinde hendek kazımı işinden kaçmak için birbirlerini siper edinerek sıvışıyorlardı. Bu ibare de onlar hakkında indirildi. İkinci rivayete göre ise münâfıklar Mescid`de sıkılıyor dolayısıyla birbirlerini siper edinerek Resulullah (a.s.)`ın huzurundan kaçıyorlardı. Bu ibarenin her iki olayla da ilgisinin olması mümkündür.9.Yahut: "Peygamberi birbirinizi çağırdığınız gibi çağırmayın."  
Ali Bulaç
swap_vert close
Elçinin çağırmasını, kendi aranızda kiminizin kimini çağırması gibi saymayın. Allah, sizden bir diğerinizi siper ederek kaçanları gerçekten bilir. Böylece onun emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya onlara acı bir azabın çarpmasından sakınsınlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Peygamberlerin çağrışını, aranızda birbirinizi çağırış gibi tutmayın (davetine hemen koşun ve izinsiz ayrılmayın). İçinizden birbirini siper ederek (savaştan veya hutbeden) sıvışıb kaytaranları Allah muhakkak biliyor. Bunun için, Peygamberin emrine aykırı hareket edenler, başlarına bir belâ inmekten, yahud kendilerine acıklı bir azab isabet etmekten sakınsınlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah’ın elçisinin size olan çağrısını, birbirinize olan çağrınız gibi görmeyin. Şüphesiz Allah, sizden arkadaşlarını kendisine siper yaparak savaştan kaçmak isteyenleri çok iyi bilir. Artık Onun emir ve çağrısına karşı çıkanlar, başlarına, onları deneyen bir bela veya elem verici bir azabın gelmesinden çekinsinler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey Müminler! Peygamberi kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayınız. İçinizden, sıvışıp gidenleri elbette Allah bilmektedir. Bundan dolayı, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Birbirinizi, nice çağırırsanız, Peygamberi de, öyle çağırmayınız, Allah bilir aranızdan, birbiri ardına saklanarak kaçanı, onun buyrumuna karşı koyanlar, kendözlerine ya sıkıntı, ya da ağrıtıcı bir azap gelmesinden korkalar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey inananlar!) resulün (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın (saygıyla davetine koşun ve size izin verinceye kadar yanından ayrılmayın). Allah, arkadaşlarını siper ederek gizlice resulün yanından sıvışanları iyi bilir. Onun emrini çiğneyenler ya başlarına bir bela gelmesinden ya da acıklı bir azaba uğramasından korkmalıdırlar.
Müslümanın hayatında Peygamberin yeri diğer insanlara nazaran çok daha farklıdır. “Resulün (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın” ifadesi, Kur’ânî ilkenin bir uzantısı olarak, gerek Hz. Muhammed’i çağırmada, gerekse onun çağrısına icabet etmede Müslümanın hassas olması gerektiğini ortaya koyuyor. Ayette geçen; “Onun emrini çiğneyenler ya başlarına bir bela gelmesinden ya da acıklı bir azaba uğramasından korkmalıdırlar” ifadesi Hz. Muhammed’in tamamıyla Kur’an’dan beslenen hayatını/sünnetini ciddiye almayanlar için uyarı niteliğindedir.   
Cemil Said
swap_vert close
Rasûlün da’vetini beyninizde lâubâlî da’vet gibi telâkkî itmeyiniz, cem’iyetden gizlice savuşanları ve biri birinin arkasında gizlenenleri Allâh bilür, emirlerine muhâlefet idenlerin nasîbi fitne ve ’azâb-ı elîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Peygamberin çağrısını, kendi aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. Allah, içinizden sıvışıp gidenleri şüphesiz bilir. O'nun buyruğuna aykırı hareket edenler, başlarına bir belanın gelmesinden veya can yakıcı bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Resulün çağrısını aranızda, birinizin diğerini çağırması gibi görmeyin. Aranızdan gizlice sıvışıp gidenleri Allah elbette bilir. Onun emrine aykırı davrananlar başlarına ya bir belânın gelmesinden yahut can yakan bir cezaya çarpılmaktan korksunlar!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Ey müminler!) Peygamber'i, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. İçinizden, birini siper edinerek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.  
 Bu âyet, Hz. Peygamber (s.a.)’e sadece ismiyle hitap etmenin veya kendisinden bahsederken sırf ismini söylemenin, ümmetlik terbiyesi ile bağdaşmayacağını ifade etmektedir. Böyle durumlarda onun ismi ile beraber Peygamber, Nebî, Resûl, Resûlullah, Resûl-i Ekrem, Peygamber Efendimiz, Habîbullah... gibi onu anlatan ve ona saygımızı ifade eden sıfat ve unvanları da söylemek yerinde olur. Ayrıca, Allah Teâlâ’nın, Ahzab sûresinin 56. âyetindeki emri uyarınca biz müslümanların, «Muhammed» ismi söylenince, «Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun» anlamına «Sallâllahu aleyhi ve sellem» dememiz de ona olan saygımızın bir gereğidir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Elçinin davetini, aranızda herhangi birinin diğerini davet etmesi gibi tutmayın. ALLAH sizden eften püften özürler göstererek sıvışıp gidenleri biliyor. Onun emirlerine aykırı davrananlar, başlarına bir felaketin gelmesinden veya acı bir cezaya çarpılmaktan sakınsınlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Ey müminler!) Peygamberin davetini, aranızdan bazınızın bazınıza daveti gibi zannetmeyin. İçinizden, birini siper ederek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, O'nun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Peygamberin duâsını aranızda birbirinize ettiğiniz duâ gibi farz etmeyin, içinizden birbirini siper ederek sıvışıp sıvışıp gidenleri Allah muhakkak biliyor, binaenaleyh onun emrinden hılâfına gidenler başlarına bir fitne inmekten veya elîm bir azâb irmekten hazer etsinler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ey mü’minler!) Peygamber’in (yapılacak bir iş ile ilgili olarak sizi) çağırmasını, aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. (Hemen Peygamberin buyruğuna icabet edin.) Şüphesiz Allah, (peygamberden izin almadan) birbirlerinin arkasına saklanarak sıvışıp gidenleri bilir. Artık onun (resûlümüzün) emrine muhalefet edenler, başlarına bir belâ gelmesinden veya elem dolu bir azabın dokunmasından sakınsınlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Resul'ün çağrısını, birbirinize yaptığınız çağrıyla denk tutmayın. İçinizden birbirinin arkasına saklanarak sıvışmak isteyenleri Allah biliyor. Bu sebeple onun buyurmalarına karşı gelenler, kendilerine bir fitnenin veya çok acıklı bir azabın isabet etmesinden sakınsınlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Peygamberi, kendi aranızda birbirinizi çağırdığınız gibi, çağırmayın. İçinizden yekdiğerini siper ederek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah biliyor. Artık Onun emrinden uzaklaşıb gidenler kendilerini (dünyâda) bir fitne (ve belâ) çarpmasından, yahud (âhıretde) onlara pek acıklı bir azâb (gelib) çatmasından çekinsin (ler).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey mü'minler!) Peygamberin çağırmasını, kendi aranızda herhangi birinizin diğerini çağırması gibi tutmayın! Allah, içinizden birbirinin arkasına gizlenerek azar azar sıvışıp gidenleri muhakkak biliyor. O'nun emrine muhâlif hareket edenler, artık başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine (pek) elemli bir azâbın uğramasından sakınsın(lar)!
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey inananlar!) Elçinin (toplumu ilgilendiren konuları sizinle birlikte görüşmek ve istişarede bulunmak üzere sizi toplantıya) çağırmasını, birinizin diğerinizi çağırması gibi tutmayın. İçinizden birbirini siper ederek sıvışıp gidenleri, (görevden kaçanları) Allah gerçekten bilir. Artık onun, (Allah’ın) emrine muhalefet edenler, başlarına bir belanın gelmesinden veya çok acıklı bir azaba uğramaktan sakınsınlar.*
(*) Not: 1. Dikkat edilirse burada emir veren (لاَّ تَجْعَلُواْ دُعَآءَ ٱلرَّسُولِ – فَلْيَحْذَرِ ٱلَّذِينَ الخ) bizzat yüce Allah’tır. Bu nedenle (عَنْ أَمْرِهِ) deki zamir (resule, peygambere) değil, Allah’a gider.2. (القريب أولي من البعيد) kural gereği, (أمره) deki zamir yine Allah’a gider. Çünkü (عن أمره) deki zamir Allah’a daha yakındır. Yani her ne kadar bazı meal ve tefsirlerde (أمره) deki zamir (Resule) ait olduğu söylense de, doğru ve isabetli değildir. Yani buradaki emiir, Allah’ın emridir, Resulün emri değil. Aşağıdaki Arapça tefsir metinine bakılabilir. {فَلْيَحْذَرِ ٱلَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنْ أَمْرِهِ} أي لِيَحْذر الذين يُعرِضُونَ عن أمرِ الله ويخالِفُون في أمرهِ، {أَن تُصِيبَهُمْ فِتْنَةٌ}؛ أي بَلِيَّةٌ، {أَوْ يُصِيبَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ} في الآخرة (التفسير الكبير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Elçinin (göreve) çağrısını, bazınızın bazınızı çağırması gibi hafife almayın. Aranızdan gizlice sıvışmak isteyenleri Allah biliyor. Bu Allah’ın, elçisinin emrine muhalefet edenlere, bir fitnenin isabet etme veya acıklı bir azabın olması ihtimali karşısında, onları uyarması içindir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Elçiyi kendi aranızda biribirinizi çağırır gibi çağırmayın. Gerçekten Allah içinizden biribiri ardına gizlenip sıvışanları bilir. Artık onun buyruğuna karşı duranlar başlarına bir kötülük gelmesinden, ya da acıklı bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Birbirinizi çağırdığınız gibi peygamberi çağırmayın [²], Allah, içinizden birbirinin ardına saklanarak sıvışanları muhakkak bilir. Peygamberin emrine muhalefet edenler başlarına dünyada bir felâket gelmesinden veya âhirette acıklı bir azaba uğramalarından çekinsinler.
[2] Allah'ın peygamberi deyin, tevkir ve tâzim sözleriyle hitap edin veya emirlerini sizin emirleriniz gibi tutmayın veya onun duasını sizin duanız gibi bilmeyin, duasından sakının.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey inananlar!) Elçinin sizi çağırmasını, birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. Andolsun Allah, içinizden birbirini siper ederek/arkasına saklanarak, sıvışıp gidenleri bilmektedir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir musibetin/belânın [fitne] gelmesinden veya can yakıcı bir azaba duçar olmaktan sakınsınlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Peygamberin çağırmasını, kendi aranızda bir kısmınızın bir kısmını çağırması gibi saymayın. Allah, sizden bir diğerinizi siper ederek kaçanları gerçekten bilir. Böylece onun emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya onlara acıklı bir azabın çarpmasından sakınsınlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Öyleyse, ey iman edenler! Elçinin veya İslâm toplumunun meşrû liderinin size yaptığı çağrıyı, birbirinize yaptığınız sıradan çağrılarla bir tutmayın. Çünkü onların çağrısına uymak ve onlar izin vermedikçe toplantıyı terk etmemek, imanın gereğidir. Nitekim Allah, birbirlerini siper ederek gizlice aranızdan sıvışıp giden o ikiyüzlüleri elbette bilmektedir ve cezalarını verecektir. Öyleyse, O’nun emrine aykırı davrananlar, başlarına, bu dünyada yenilgi, zillet, esaret, perişanlık gibi bir belânın ya da âhirette can yakıcı bir azâbın gelmesinden korksunlar!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Rasûl’ün çağrısını aranızda birbirinize yaptığınız çağrı gibi saymayın! Allah, içinizden birbirini siper edinerek gizlice sıvışanları biliyor. O’nun emrine muhalefet edenler, kendilerine bir fitne isabet etmesinden veya acıveren bir azabın gelmesinden korkup çekinsin!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bir de resule hitap etmeniz gerektiğinde ona, kendi aranızda birbirinize seslenir gibi laubalî olmayın. Allah, gizli işler çevirmek için aranızdan sıvışıp gidenlerinizi biliyor. Resulün emrine karşı gelenler, başlarına bir iş gelmesinden, ya da çok ağır bir cezaya maruz kalmaktan korksunlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey inananlar! Resulün sizi çağırmasını kendi aranızda birbirinizi çağırmanızla bir tutmayın! İçinizden birbirinin arkasına gizlenerek toplantıyı terk edenleri veya çağrıları duymak istemeyenleri Allah çok iyi bilir. Resulün emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Elçinin çağrısını kendi aranızdaki çağrı gibi tutmayın! [*] İçinizden birini siper edinerek sıvışıp gidenleri [*] elbette Allah bilmektedir. Onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir sıkıntı gelmesinden veya kendilerine elem verici bir azap gelmesinden sakınsınlar!
Bu buyruk, Hz. Muhammed’in davetinin diğer insanların daveti gibi olmadığını, çok daha önemli ve ayrıcalıklı olduğunu göstermektedir Kamuya ait bir konuda toplantı yapılırken yalan yere izin isteyenlerden ayrı olarak, meşru mazeretleri nedeniyle Hz. Muhammed’den izin isteyenlerin arkasına saklanarak oradan ayrılıp gidenlerin bulunduğu ve Yüce Allah’ın böylelerini gayet iyi bildiği ortaya konulmaktadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Peygamberin çağırmasını kendi aranızdan birinin çağırması gibi zannetmeyin.¹ Allah, içinizden birilerinin (arkasına) saklanarak sıvışıp kaçanları gerçekten bilir. Böylece onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir fitnenin² yahut acı bir azabın gelmesinden sakınsınlar.
1 Âyetin bu bölümü, “Peygamber’i, kendi aranızda birbirinizi çağırdığınız gibi çağırmayın” veya “Peygamberin duasını, kendi aranızdan birisinin duası gibi zannetmeyin” diye de tercüme edilebilir. Bu âyet indirildikten sonra Hz. Peygamber’e (s.a.v) “Ey Muhammed, Ey Eb’ül- Kasım” şeklinde hitap edenler, “Ey Allah’ın Rasûlü, Ey Allah’ın Nebisi” diye hitap etmeye başladılar.2 Yani bir “bela”nın… Cafer Sadık’a göre buradaki fitne, “zâlimlerin yönetimi” demektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
RASÛL’ÜN size yaptığı çağrıyı birbirinize yaptığınız çağrı[lar]la bir tutmayın sakın; ⁹² gerçek şu ki, Allah, hissettirmeden aranızdan sıyrılmak isteyenleri biliyor; öyleyse, O’nun buyruğuna karşı gelmek isteyenler, başlarına [bu dünyada] bir belanın, bir güçlüğün ya da [öte dünyada] can yakıcı bir azabın gelmesinden korksunlar!
92 Yani, o’nun, genel anlamda 46-54. ayetlerde sözü geçen Kur’ânî mesajlara ve 62. ayette temas edilen, belli bir amme meselesine ilişkin olarak yaptığı çağrı, sizin şu ya da bu meselede ileri sürdüğünüz görüşler gibi değildir. Bir başka deyişle, bu anlam örgüsü içinde, “Rasûl’ün çağrısı” Kur’an’ın kendisiyle eşdeğer olabilir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Elçinin çağrısını aranızda birbirinize yaptığınız çağrı gibi görmeyin. Şüphesiz Allah, aranızdan gizlice sıvışıp gidenleri çok iyi biliyor. Bunun için O’nun emrine aykırı hareket eden bu kimseler dünyada başlarına bir bela gelmesinden veya ahirette acıklı bir azaba uğratılmalarından korksunlar. 9/42...44, 47/21, 57/8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Rasul’ün davetini, sakın birbiriniz arasındaki herhangi bir davet gibi algılamayın! Doğrusu Allah, aranızdan kimselere sezdirmeden sıyrılıp çıkmak isteyenleri biliyor. Şu halde onun emrine karşı gelen kimseler, başlarına (bu dünyada) bir musibetin (âhirette ise) can yakıcı bir azabın gelmesinden sakınsınlar.[³⁰⁷⁵]
[3075] Bireysel ve toplumsal ahlâkî sorumluluklarla ilgili bu âyetler, teşrifat kurallarına indirgenemez. Bunlar evrensel ilkelere işaret etmektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey iman edenler) Peygamber'i, kendi aranızda birbirinizi çağırdığınızgibi çağırmayın. Şüphe yok ki Allah, içinizden bir diğerini siper edinerek sıvışanları bilir. O'nun emrine aykırı hareket edenler başlarına bir bela gelmesinden veya (ahirette) çetin bir azaba uğramaktan korkup -bu gibi davranışları tekrarlamaktan- sakınsınlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Resulün çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir fitnenin gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Aranızda Peygambere ait olan çağırmayı, bâzınızın bâzınıza olan çağırması gibi kılmayınız. Muhakkak ki Allah, sizden saklanarak azar azar savuşup gidenleri bilir. Artık O'nun emrine muhalefet edenler, kendilerine bir fitne ermesinden veya kendilerine elîm bir azabın çarpmasından hazar etsinler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Resulullah'ın sizi çağırmasını, sizin birbirinizi dâvet etmenizle bir tutmayın. Allah elbette sizden, birbirini siper edinerek sıvışıp gidenleri bilir. Öyleyse Peygamberin emrine aykırı hareket edenler başlarına dünyada bir bela gelmesinden yahut âhirette gayet acı bir azap gelmesinden korkup çekinsinler!
Resulullahın çağrısına uymak farzdır. Onun duasına Allah Teâlâ icabet buyurur. Dolayısıyla ihtimamla itaat gerekir. Âyet aynı zamanda şunu da ifade eder: Müminler, Hz. Peygambere hitab eder veya ondan bahsederken sadece ismini zikretmekle kalmayıp onun nübüvvet makamını ifade eden “Resulullah”, “Resul-i Ekrem”, “Peygamber Efendimiz” gibi bir vasfını söylemelidirler. Ayrıca ona salat-ü selâm getirmelidirler. [35,56]  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Elçinin çağırmasını, aranızda herhangi birinizin diğerini çağırmasıyla bir tutmayın. Allah içinizden, birbirinin arkasına gizlenerek sıvışıp gidenleri bilir. Elçinin emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belanın çarpmasından, yahut onlara acı bir azabın uğramasından sakınsınlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Rasûlün du'âsını aranızda ba'zınızın ba'zınıza olan du'âsı gibi kılmayınız yâhud rasûle birbirinize hitâb itdiğiniz gibi hitâb itmeyiniz. Allâh Te'âlâ birbirlerine ta'bî olarak rasûlün haberi olmadan çıkub gidenleri bilir. Onun emrine muhâlefet idenler, kendilerine bir belâ veyâ elemli 'azâb isâbet itmesinden hazr itsünler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Elçinin çağrısını, birinizin diğerine yaptığı çağrıyla bir tutmayın. Arkalardan sıvışıp gidenleri Allah elbette bilir. Onun emrine aykırı davrananlar başlarına gelecek bir sıkıntıya ya da uğrayacakları acıklı bir azaba karşı tedbirlerini alsınlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Peygamberin çağrısını aranızda birbirinize yaptığınız çağrı gibi saymayın. Allah, içinizden birbirinin arkasına gizlenip, gizlice sıvışanları bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belanın gelmesinden veya acı bir azaba uğratılmalarından korksunlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Peygamberi, birbirinizi çağırır gibi çağırmayın.(22) İçinizden, birbirini siper ederek sıvışanları Allah biliyor. Peygamberin emrine muhalefet edenler, başlarına bir belâ gelmesinden yahut acı bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
(22) Veya, Peygamberin sizi çağırmasını, sizin birbirinizi çağırmanız gibi telâkki etmeyin. Cümle her iki şekilde de anlaşılmaya müsaittir; her iki halde de Peygambere gösterilmesi gereken saygı ve itaat konusunda ciddî bir vurgulama söz konusudur.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Aranızda peygamberi çağırmayı, sizin birbirinizi çağırmanıza eş tutmayın. Allah sizin, birbirini siper ederek sıvışıp gidenlerinizi bilir. Resulün emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin gelip çatmasından yahut acıklı bir azabın yakalarına yapışmasından çekinsinler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ķılmañ peyġamber oķımaġını arañuzda bir niceñüz oķımaġı gibi bir niceyi. bayıķ bilür Tañrı anları kim uġurlayın çıķarlar sizüñ üzerüñüzleri biribiri ardınca. pes śaķınsuñ anlar kim yüz döndürürler buyruġından kim ire bunlara azġunlıķ yā ire bunlara 'aźāb aġrıdıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳılmañuz resūl ḳıġırmaġını sizüñ ortañuzda, ya‘nī adı‐y‐la çaġırmañuzbiri birüñüze ḳıġırmaḳ gibi. Tañrı Ta‘ālā bilür uġurlayın sizüñ ortañuzdan biri biri ardınca gidenleri. Pes ḥaẕer eylesün ol kimseler ki peyġamber buy‐ruġından çıḳarlar, kendülere fitne yitişmekden dünyāda, yā ulu ‘aẕāb yi‐tişmekden āḫiretde.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Peyğəmbəri çağırmağı öz aranızda bir-birinizi çağırmağınızla eyni tutmayın! (Peyğəmbəri özünüz bir-birinizi çağırdığınız kimi çağırmayın. Ona “Muhəmməd, nə deyirsən?” yox, “Bəli! Buyur, ey Allahın elçisi, ey Allahın peyğəmbəri!” – deyə cavab verin. Və ya Peyğəmbərin duasını öz duanız kimi hesab etməyin. Onun duası, sizinkilərdən fərqli olaraq, Allah dərgahında mütləq qəbul olunar). Həqiqətən, Allah sizlərdən (xütbə zamanı məsciddən) xəlvət sovuşub aradan çıxanları bilir. Onun (Allahın, yaxud Peyğəmbərin) əmrinə qarşı çıxanlar başlarına gələcək bir bəladan, yaxud düçar olacaqları şiddətli bir əzabdan həzər etsinlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Make not the calling of the messenger among you as your calling one of another. Allah knoweth those of you who steal away, hiding themselves. And let those who conspire to evade orders beware lest grief or painful punishment befall them.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Deem not the summons of the Messenger among yourselves like the summons of one(3048) of you to another: Allah doth know those of you who slip away under shelter of some excuse: then let those beware who withstand the Messenger.s order, lest some trial befall them,(3049) or a grievous penalty be inflicted on them.
3048 Three significations are possible. One is that adopted in the Translation, which agrees with the view of most Commentators. Another would be: 'Do not think that the prayer of the Prophet of Allah is like your ordinary requests to another: the Prophet's prayer will be about serious matters and will be accepted by Allah.' A third interpretation would be: 'Do not address the Prophet familiarly as you would address one another: use proper terms of respect for him.' 3049 The "trial" is understood to be some misfortune in this life, and the "grievous Penalty" to be the punishment in the Hereafter.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَا تَجْعَلُوا
kılmayın
دُعَٓاءَ
çağırma- sını
الرَّسُولِ
resulün
بَيْنَكُمْ
aranızda
كَدُعَٓاءِ
çağırması gibi
بَعْضِكُمْ
bazınızın
بَعْضاًۜ
bazısını
قَدْ
muhak- kak
يَعْلَمُ
bilir
اللّٰهُ
Allah
الَّذ۪ينَ
o kimse- leri ki
يَتَسَلَّلُونَ
sıvışıp gidiyorlar
مِنْكُمْ
sizden
لِوَاذاًۚ
gizlenerek
فَلْيَحْذَرِ
artık sakınsın
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
يُخَالِفُونَ
muhalefet ediyorlar
عَنْ اَمْرِه۪ٓ
onun emrinden
اَنْ تُص۪يبَهُمْ
kendilerine isabet etmesinden
فِتْنَةٌ
bir bela
اَوْ
ve- ya
يُص۪يبَهُمْ
kendilerine isabet etmesinden
عَذَابٌ
bir azap
اَل۪يمٌ
elem verici
(Ey iman ettiğini iddia edenler!) Resulün (sizi) çağırmasını, aranızda herhangi birinizin diğerini çağırmasıyla bir tutmayın (ve onun davetine hemen icabet edin! Şunu da unutmayın), Allah (siz resulle beraberken) içinizden (birbirinin arkasına) gizlenerek sıvışıp gidenleri muhakkak bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine elem verici (iç yakan) bir azabın isabet etmesinden korkup sakınsınlar.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
دُعَٓاء
İsim
د ع و
Çağırma, dua, davet, istek
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
دُعَٓاء
İsim
د ع و
Çağırma, dua, davet, istek
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
تَسَلَّلَ
Fiil-V
س ل ل
Sıvışıp gitti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
لِوَاذ
İsim
ل و ذ
Gizlenme
حَذِرَ
Fiil-I
ح ذ ر
Sakındı, çekindi, hazırlandı, korundu
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
خَالَفَ
Fiil-III
خ ل ف
Muhalefet etti
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
فِتْنَة
İsim
ف ت ن
İmtihan, fitne, bela
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اَلِيم
Sıfat
ا ل م
Elem verici