close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nûr Sûresi 37. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ricâlun lâ tulhîhim ticâratun velâ bey’un ‘an żikri(A)llâhi ve-ikâmi-ssalâti ve-îtâ-i-zzekâti(ﻻ) yeḣâfûne yevmen tetekallebu fîhi-lkulûbu vel-ebsâr(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Öyle erler vardır ki onları ne ticaret, ne alımsatım, Allah'ı anmaktan ve namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz, gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkar onlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ne ticaretin, (ne siyasetin) ne de alışverişin kendilerini Allah’ı zik­retmekten (O’nun emir ve hükümlerini yerine getirmekten), namazını dosdoğru eda etmekten ve zekâtını vermekten asla alıkoy­madığı (ve Rabbini hiçbir zaman unutmayan) öyle adamlar vardır ki; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılâba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkup (çekinerek hayatlarını sürdürmektedirler).
[Not: Bu nedenle devlet; ülkede ticaret ve üretimle ibadet disiplinini dengeleyecek şartları düzenlemelidir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
öyle kimseler vardır ki, bunları ne ticaret, ne de kazanma hırsı, Allah'ı anmaktan, namaza devamlı ve duyarlı olmaktan ve zekat vermekten alıkoyabilir. Onlar, kalplerle gözlerin dehşetle ters döneceği günden korkarlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Toptan alım-satımların, ithalat ve ihracatın ve çarşılarda, pazarlardaki alışverişlerin, ticarî muamelelerin, kendilerini Allah'ı zikirden, Allah'ın övünç kaynağı kelâmını okumaktan, namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılmaktan, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı vermekten alıkoyamayacağı yiğit, samimi dindar insanlar, Allah'ı tesbih ederler. Onlar akılların, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden endişe ederler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 7/18; 18/14, 42; 39/47; 62/9; 63/9; 73/40; 76/10.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Kendilerini ne ticaretin, ne de alışverişin Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymadığı adamlar (O'nu tesbih ederler). Onlar kalplerin ve gözlerin döneceği günden korkarlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Nice adamlar vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alış-veriş, Allah'ı anmaktan (O'na ibadet etmekten ve emirlerine bağlanmaktan), namazı gereği üzre kılmaktan ve zekât vermekten kendilerini alıkoymaz. Onlar, bir günden (kıyametten) korkarlar ki, o günde kalbler ve gözler korkudan halden hale döner kıvranır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ne bir ticaret ne de alışveriş, onları Allah’ı zikretmekten, namaz kılmaktan, zekât vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin döndürüldüğü bir günden korkarlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ticaretin ve alış verişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymadığı delikanlı mü'minler, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Onları tecim, alışveriş; Allahı anmaktan, namaz kılmaktan, zekât vermekten alıkoyamaz, gönüllerin, gözlerin döneceği bir günden, onlar korkmaktadırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Öyle kimseler vardır ki) onları ne ticaret ne de alışveriş Allah'ı zikretmekten (O'nunla beraber olduğu bilinciyle yaşamaktan), namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin donakalacağı bir günün dehşetinden sakınırlar.
Cemil Said
swap_vert close
36, 37. Allâh’ın ismi her gün sabahdan akşama kadar derûnlarında zikr idilmek üzere yine Allâh’ın izniyle inşâ olunan hânelerde, ticâreti ve kâr u kesbi kendilerine Allâh’ı unutdırmayan âdemler Allâh’ın nâmını zikr iderler, namâzı hakkıyla edâ ve zekât i’tâ iderler ve insânların kalbleri ve gözleri havfden şaşıracağı günden korkarlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bunları ne ticaret ve ne de alışveriş Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyar. Bunlar, gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkarlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
36,37. Allah’ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ticaretin de satımın da kendilerini Allah’ı anmaktan, namazı hakkıyla kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyamadığı, gözlerin ve gönüllerin dehşetle sarsılacağı bir günden korkan kişiler;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kişiler vardır. Onları, ALLAH'ı anmaktan, namazı gözetmekten ve zekatı vermekten ne bir iş ne de bir ticaret alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin ters döneceği günden korkarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Birtakım insanlar (Allahı tesbih ederler) ki, ne ticaret ne de alış veriş onları Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Nice erler ki ne ticaret ne beyi' kendilerini zikrullahtan, namaz kılmaktan, zekât vermekten alıkoymaz, kalblerin ve gözlerin kıvranacağı günden korkarlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
36-37. Allah’ın, yüceltilmesine (tazim edilmesine) ve içlerinde isminin anılmasına izin verdiği evlerde, hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymadığı öyle er kişiler vardır ki, buralarda sabah akşam O’nu (Allah’ı) tesbih ederler. (Zira) o (müslüma) nlar, gözlerin ve kalplerin (dehşetten) hâlden hâle gireceği bir günden korkarlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Öyle kimseler vardır ki ne mal ne de alışveriş onları Allah'ın buyruklarına uymaktan, salatı ikame etmekten¹ ve zekâtı vermekten¹ alıkoyar. Onlar, kalplerin ve gözlerin altüst olacağı günden korkarlar.
1- “Salatı ikame etmek, Zekâtı vermek” terkibi, ibadete layık yegâne ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Zekât sözcüğü birçok ayette daha temiz, daha iyi, arınmak, temizlenmek, aklanmak, yüceltmek anlamında kullanılmıştır. (Örneğin 2:151; 3:77; 4:49; 9:103; 19:13; 20:76; 24:21; 35:18; 53:32; 62:2; 80:3; 91:9)  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Öyle) adamlar (vardır ki) onları ne bir ticâret, ne bir alış veriş Allâhı zikretmekden, dosdoğru namaz kılmakdan, zekâtı vermekden alıkoymaz. Onlar kalblerin ve gözlerin (dehşetle) döneceği günden korkarlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Onlar) ne bir ticâretin, ne de bir alış-verişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymadığı erlerdir! (Onlar, dehşetten) kalblerin ve gözlerin kendisinde döneceği bir günden korkarlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar (o sabah akşam Allah’ı tesbih edenler), ne ticaret (ne siyaset) ne de alışverişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymadığı kimselerdir. Onlar, yüreklerin ve gözlerin (dehşetten) altüst olacağı günden korkarlar. *
(*) Burada (رجال) ‘’rical’’sadece erkekleri değil, her iki cinsi de kapsar. Anlamı ise: kimseler, kişiler’’demektir.) Çünkü Arapça’da “tağlîb” adı verilen bir anlatım şekliyle veya “genellikle uygulama böyle olduğu için vâkıadan hareket eden” anlatım yoluyla kadınları da ifade etmektedir. İnsanların çoğu, fâni olan imtihan dünyasında ticarete, zanaata, zevk ve safaya dalarak Allah’ı unuturlar, namazları vaktinde kılmazlar, mala düşkünlükleri sebebiyle zekâtı ya hiç vermezler yahut da eksik verirler. Bunlar imtihan için verilmiş, âdeta imtihan sorusuna benzeyen dünya malına ve menfaatine aldanarak servet ve nimet imtihanını kaybeden gafillerdir. Allah’ın örnek gösterdiği, övdüğü, yaptıklarının karşılığını fazlasıyla vereceği, ayrıca karşılığı olmayan hesapsız lutuflarda bulunacağı kulları ise dünya-âhiret dengesini iyi kuranlar, ebedîyi fâniye, devamlıyı geçiciye, değerliyi değersize değişmeyenlerdir. Bütün bunlarda kadın erkek müşterektir. Örneğin: 1-Ahzap-23. ayette inançları uğruna canlarını feda edenlerden, yani İslam davası uğruna şehit olanlardan söz ediliyor, hâlbuki İslamın ilk şehidi bir kadın olan Ammar’ın annesi Sümmeye’dir. İşte onlar için ((من المؤمنين رجال الخ deniliyor, yani burada (رجال) hem erkekleri, hem de kadınları kapsıyor. Örnek: 2- Nür - 37. ayette de yine geçen (رجال) hem erkekleri, hem de kadınları kapsamaktadır. Çünkü burada anlatılan ibadetler sadece erkeklere mahsus değil, inanan her iki cinsi de kapsamaktadır. Ayrıca Hz. peygamber döneminde kadınlar da tıpkı erkekler gibi beş vakit namazlarını camide kılarlardı. Ki, burada camilerden değil (بيوت)‘’ buyütin’’ yani evlerden söz ediliyor. Ayrıca o zaman ticaret yapan kadınlar da vardı ve kadınlar alış veriş yapıyorlardı. Örnek:3- A’raf suresi-24. ayette (وَعَلَى الْأَعْرَافِ رِجَالٌ) deniliyor. Mahşer günü ‘’A’raf’’ denilen yerde sadece erkekler mi olacak, her iki cinsten insanlar olmayacak mı? İşte bu vb. ayetlerde geçen (رجال)’’hem erkek, hem kadınları kapsayan’’ kimseler, şahıslar ve insanlar’’ demektir. Ne zaman ki (رجال - نساء) ‘’rical ve nisa’’birlikte gelirse, işte o zaman (رجال) dan maksat kesinlikle erkekler olur. ( لِنأخذ الآيات التالية ,حيث وردت فيها كلمة رجال : - (*من المؤمنين رجالٌ صدقوا ما عاهدوا الله عليه فمنهم مَن قضى نحبَهُ ومنهم مَن ينتظر) الأحزاب -23 ) (رجالٌ لا تُلهيهم تجارةٌ ولا بيعٌ عن ذِكر الله وإقام الصلاة وإيتاء الزكاةِ يخافون يوماً تتقلب فيه القلوب والأبصار) النور 36 ,37 : . لآية رقم 1 : تتحدث عن مَن دافع واستشهد من أجل الإسلام . وكلنا يعرف أن أول شهيد في الإسلام هو ..إمرأة . وهيً سمية أم عمار. فهيً من ضمن ( رجال صدقوا ما عاهدوا الله عليه ) وهيً من ضمن (.. مَن قضى نحبه ) . بالإضافة إلى النساء اللواتي هاجرن إلى الحبشة وإلى يثرب ووقفن مع الرجال صفاً واحداً الآية 2 : تتحدث عن صفات المؤمن العامل في التجارة والبيع (في ذلك الزمن لم يكن تنوع العمل كما اليوم .. ) فهل كانت المساجد حصراً للرجال من الذكور , وهل كانت التجارة والبيع حصراً للذكور من الرجال أيضاً . فكلنا يعلم أن الأمر غير ذلك . فالآية : إذاً تخاطب الرجال من الذكور والإناث , القادرين على العبادة والعمل . - الآية 3 : تتحدث عن الحج , ومَن يلبيه من الناس كافة الذكر والأنثى  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ticaretin ve alış verişin Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten alı koyamadığı adamlar var. Onlar kalplerin ve gözlerin yerinden çıkacakmış gibi olduğu, o (kıyamet) gününden korkarlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar o kişilerdir ki ne ticaret, ne alış veriş onları Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyamaz. Onlar, yüreklerin titreyeceği, gözlerin evinden fırlayacağı o kalkış gününden korkarlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O adamlar ki ne ticaret, ne alım - satım Allah/ı anmadan, namazı dosdoğru kılmadan, zekâtı vermeden kendilerini alıkoymaz. Onlar dehşetinden kalplerle gözlerin döneceği günden [¹] korkarlar.
[1] Gözlerle kalplerin bir halden bir hale dönüp hiç bir halde duramadığı günden.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Nice insanlar/adamlar vardır ki, onları ne bir ticaret ne de bir alışveriş Allah’ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyabilir. Onlar kalplerin ve gözlerin (dehşetle) döneceği bir günden korkarlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Bu kimseleri ne ticaret, ne de alış-veriş Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten meşgul edip alıkoymaz; onlar kalplerin ve gözlerin (dehşetten) dönüp değişeceği günden korkarlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ne geçimlerini kazanmak için yaptıkları bir ticaret, ne de alım satım gibi dünyevî kazanç getiren başka bir meşguliyet, onları Allah’ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymaz; çünkü onlar, gönüllerin ve gözlerin dehşetten allak bullak olacağı Günden korkarlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Adamlar ki, Gözler’in ve Kalbler’in kıvrandığı bir günden korkarlar; onları ne ticaret, ne alış-veriş, Allah’ı anmaktan, Namaz’ı kılmaktan ve Zekât’ı vermekten alıkoyar!
Mehmet Çakır
swap_vert close
öyle insanlar var ki, alışveriş, kendilerini Allah’ı anmaktan, namazını kılıp zekatını vermekten alıkoyamaz. Onlar, yüreklerin hoplayıp gözlerin döneceği o günden korkarlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar; ticaretin, alışverişin kendilerini Allah’ı anmaktan, salat-ı ve zekât-ı ikame etmekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar ticari, siyasi, sosyal ilişkilerinde her zaman Allah’ı aklına getirir, Allah’ın yasalarına uyarlar. Çünkü onlar kalplerin ve gözlerin allak bullak olacağı hesap gününden korkarlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O adamlar, ticaretin de alışverişin de kendilerini Allah’ı hatırlamaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı kişilerdir. Onlar, kalplerin ve gözlerin ters döneceği bir günden korkarlar.
Mehmet Türk
swap_vert close
Kendilerini ticaretin de alışverişin de Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekât vermekten alıkoyamadığı erkekler var ya (onlar,) yüreklerin ve gözlerin (dehşetten) ters döneceği¹ günden korkarlar.
1 Dehşetten allak bullak olacağı günden…  
Muhammed Esed
swap_vert close
kimseler [vardır ki,] bunları ne ticaret ne de kazanma hırsı ⁵⁷ Allah’ı anmaktan, salâtta devamlı ve duyarlı olmaktan, arınmak için verilmesi gerekeni vermekten ⁵⁸ alıkoyabilir; böyleleri kalplerin ve gözlerin dehşetle döneceği Gün’den korkarlar;
57 Lafzen, “ne ticaret, ne de alış veriş (bey‘)” -dünyevî nitelikte kazanç getiren şeyleri işaret için kullanılan deyimsel bir ifade.58 Zekât terimine verilen bu karşılık için bkz. 2. sure, 34. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Öyle yiğitler var ki ne ticaret ne alışveriş onları Allah’ın zikrinden/Kuran’dan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoyamaz, Zira onlar gözlerin ve kalplerin korkudan ters yüz olacağı bir günden korkarlar. 22/41, 61/10, 62/9...11, 13/21, 17/57, 70/27
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
nice[³⁰²⁵] yiğitler vardır ki, onları ne ticaret ne bir (başka) kazanç kapısı Allah’ı anmaktan, namazı hakkını vererek eda etmekten[³⁰²⁶] ve arınmak için verilmesi gerekeni vermekten alıkoyabilir; onlar kalplerin ve gözlerin dehşetle döndüğü günden korkarlar.[³⁰²⁷]
[3025] Ricâlundeki belirsizlik çeviriye “nice” olarak yansımıştır. [3026] 41. âyette “kuş sürülerinin salâtından” söz edildiğini göz önüne alarak buradaki salâtın en geniş anlamıyla kulun Allah karşısındaki esas duruşunu ifade ettiği sonucuna varabiliriz. [3027] Krş: 33:10 ve 6:110.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Öyle erler ki, ticaret ve alış-veriş, onları Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz, onlar, kalplerin ve gözlerin dehşete kapılacağı kıyamet gününden korkarlar. (Ve Rablerinin rızasını elde etmeye çalışırlar)
Osman Fırat
swap_vert close
Kendilerini ne ticaretin, ne de alışverişin Allâh’ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekât vermekten alıkoymadığı erkekler. (Onlar), kalblerin ve görüşlerin dehşete düştüğü günden korkarlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Birçok erler ki, onları ne bir ticaret ve ne de bir ticaret Allah Teâlânın zikrinden ve namazı hakkıyla kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin muzdarip olacağı bir günden korkarlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
36, 37. O nûra, Allah'ın yükseltilmesine ve içlerinde kutlu isminin zikredilmesine izin verdiği evlerde (mescidlerde) kavuşulur. Oralarda, sabah akşam O'nun şanını yücelterek tenzih eden öyle yiğitler vardır ki, ne ticaretler, ne alım ve satımlar onları Allah'ı zikretmekten, namazı hakkıyla ifa etmekten, zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin dehşetten halden hale döneceği, alt üst olacağı bir günden endişe ederler. [39, 47; 73, 40; 18, 14, 42; 76, 10; 62, 9; 63, 9; 72, 18]
Âyetteki “evler” mescitler olarak tefsir edilmekle beraber aynı zamanda “müminlerin evleri” diye de tefsir edilir. Hatta bazı müfessirler bu ikinci izahın ağır bastığı kanaatini taşırlar (Tefhimu’l-Kur’ân). Zira İslâm’da ibadet mâbedlerle ve ruhban sınıfı ile sınırlı değildir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kendilerini ne ticaretin, ne de alışverişin Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoymadığı erkekler. (Onlar), yüreklerin ve gözlerin (dehşetten) ters döneceği günden korkarlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
bir takım adamlar vardır ki onları ne ticâret ve kazanç ve ne de bey' ve şerâ' Allâh'ın zikrinden, vaktinde, âdâb ve erkânıyla namâzını kılmakdan, zekâtını virmekden meşgûl itmez.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(O ışıktan yararlananlar) Öyle adamlardır ki, onları ne ticaret, ne alış veriş onları Allah’ın zikrinden (Kur’ân’dan), namazı tam kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoyabilir. Onlar, kalplerin ve gözlerin döneceği bir günden korkarlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ticaretin, alışverişin, kendilerini Allah'ın zikrinden, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyamadığı adamlar... Onlar, gönüllerin ve gözlerin ters döneceği bir günden korkarlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O evlerde öyle adamlar vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alışveriş, onları Allah'ın zikrinden, dosdoğru namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin döneceği bir günden korkmaktadırlar.(10)
(10) Son iki âyetten bir bakıma mescid tanımı çıkmakta ise de, “mescid” yerine “ev” sözcüğünün kullanılmış olması dikkat çekicidir. Bundan, 10:87’deki emrin gösterdiği hedefe uygun şekilde, mü’minlerin evlerinin içlerinde Allah’ın anıldığı ve sabah akşam Onu tesbih eden adamların bulunduğu birer mescide benzemesi gerektiği sonucunu çıkarmak daha gerçekçidir. Hattâ, Prof. Dr. İbrahim Canan’ın tespitine göre, bu iki âyet, özellikle aile reislerini bu konuda ciddî bir sorumlulukla karşı karşıya getirmektedir. Sabah ve akşam vakitlerinin ve erkeklerin özellikle zikredilmesinden bu sonuç çıkarılabilir. Çünkü, 4:34’te geçtiği gibi, erkeklerin aile hayatında yönetim ve koruyup gözetme sorumluluğu vardır; sabah ve akşam vakitleri de, erkeklerin evde bulundukları iki vakti bildirmektedir. Bu da, ideal bir Müslüman aileye yakışan şeyin, sabah ve akşam vakitlerini Allah’ı anarak, Onu tesbih ederek, Onun kitabını okuyarak ve Onun rızasına ulaştıracak bilgileri kazanmaya çalışarak değerlendirmek olduğunu ve bunda başlıca sorumluluğun evin reisine düştüğünü gösterir. Yine dikkat çekicidir ki, âyet hayatın dışında bir model önermemekte, ticaret ve alışverişi devre dışı bırakmamaktadır. İbni Abbas’ın da dediği gibi, “Allah’ın nurunu kendilerine misal olarak verdiği bu kimseler, halk içinde en çok ticaretle uğraşan, en fazla alışveriş yapanlar da olabilir; ancak bu meşgaleler, Allah’ı anmaktan onları alıkoymaz.” (Müstedrek, 2:432, no. 3506.) Bu âyetlerle ilgili olarak yine İbni Abbas’tan “Mescidler Allah’ın yeryüzündeki evleridir; yeryüzü ahalisi için gökte parlayan yıldızlar gibi, onlar da gökyüzü ahalisi için ışık saçarlar” sözü rivayet edilmiştir. (Tefsir-i Kebir.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Öyle erler vardır ki, bir ticaret de bir alış-veriş de onları Allah'ın zikrinden/Kur'an'ından, namazı/duayı yerine getirmekten, zekât vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerle gözlerin döneceği/yer değiştireceği günden korkarlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
36-37. evler içinde ya'nį mescidler destūr virdi Tañrı kim binā olına yā ululaña daħı anı ıla anuñ içinde adı. namāz eyler aña irte daħı giceler erenler meşġūl eylemez anları bezirgeñlık ne daħı śatı eylemek Tañrı’yı aramaķdan daħı namāzı ŧururmaķdan ya'nį namāzdın daħı zekātı virmekden ķorķarlar bir günden kim döne anda göñüller daħı gözler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Erenler ki aldamaz kendüleri bāzergānlıḳ, daḫı ne ṣatu ve bāzār eylemekTañrı Ta‘ālā ẕikrinden, daḫı namāzı durġurmaḳdan ve zekātı virmekden.Ḳorḳarlar bir gün ‘aẕābından ki müteġayyir olur ol gün hevlinden yürekler vegözler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O kəslər ki, nə ticarət, nə alış-veriş onları Allahı zikr etməkdən, namaz qılmaqdan və zəkat verməkdən yayındırmaz. Onlar qəlblərin və gözlərin haldan-hala düşəcəyi (dəhşətdən ürəklərin duymaqdan, gözlərin görməkdən qalacağı) bir gündən (qiyamət günüdən) qorxarlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Men whom neither merchandise nor sale beguileth from remembrance of Allah and constancy in prayer and paying to the poor their due; who fear a day when hearts and eyeballs will be overturned;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
By men whom neither traffic nor merchandise can divert from the Remembrance(3007) of Allah, nor from regular Prayer, nor from the practice of regular Charity: Their (only) fear is for the Day when hearts and eyes will be transformed(3008) (in a world wholly new),-
3007 "Remembrance of Allah" is wider than Prayer: it includes silent contemplation, and active service of Allah and His creatures. The regular Prayers and regular Charity are the social acts performed through the organised community. 3008 Some renderings suggest the effects of terror on the Day of Judgement. But here we are considering the case of the righteous, whose "fear" of Allah is akin to love and reverence and who (as the next verse shows) hope for the best reward from Allah. But the world they will meet will be a wholly changed one.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
رِجَالٌۙ
adam- lardır ki
لَا تُلْه۪يهِمْ
kendilerini alıkoymaz
تِجَارَةٌ
bir ticaret
وَلَا بَيْعٌ
ve ne bir alışveriş
عَنْ ذِكْرِ
zikretmekten
اللّٰهِ
Allah'ı
وَاِقَامِ الصَّلٰوةِ
ve namazı ikâme etmekten
وَا۪يتَٓاءِ
ve vermekten
الزَّكٰوةِۙ
zekâtı
يَخَافُونَ
korkarlar
يَوْماً
bir gün- den ki
تَتَقَلَّبُ
dönecek
ف۪يهِ
onda
الْقُلُوبُ
kalpler
وَالْاَبْصَارُۙ
ve gözler
(Onlar) Ne bir ticaretin ne de bir alışverişin kendilerini Allah'ı zikretmekten, namazı ikâme ed(erek her anda Allah'ın huzurunda durmaya çalış)maktan ve zekâtı ver(ip nefislerinin cimriliğini temizle)mekten alıkoyamadığı (yiğit) adamlardır. Onlar (bir de) kalplerin ve gözlerin (dehşetle) döneceği bir günden korkarlar.
رِجَال
İsim
ر ج ل
Erkekler, adamlar
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَلْهٰي
Fiil-IV
ل ه و
Oyaladı, alıkoydu
تِجَارَة
İsim
ت ج ر
Ticaret
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
بَيْع
İsim
ب ي ع
Satış, alışveriş
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
ذِكْر
İsim fiil
ذ ك ر
Zikir, anma, söz, hatıra, hatırlama, zikr (Kur'ân)
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اِقَام
Fiilimsi-IV
ق و م
İkâme etmek
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اِيتَاء
Fiilimsi-IV
ا ت ي
Vermek
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
خَافَ
Fiil-I
خ و ف
Korktu
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
تَقَلَّبَ
Fiil-V
ق ل ب
Döndürdü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
بَصَر
İsim
ب ص ر
Göz, basiret