close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nûr Sûresi 31. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekul lilmu/minâti yaġdudne min ebsârihinne veyahfazne furûcehunne velâ yubdîne zînetehunne illâ mâzahera minhâ(s) velyadribne biḣumurihinne ‘alâ cuyûbihin(ne)(s) velâ yubdîne zînetehunne illâ libu’ûletihinne ev âbâ-ihinne ev âbâ-i bu’ûletihinne ev ebnâ-ihinne ev ebnâ-i bu’ûletihinne ev iḣvânihinne ev benî iḣvânihinne ev benî eḣavâtihinne ev nisâ-ihinne ev mâ meleket eymânuhunne evi-ttâbi’îne ġayri ulî-l-irbeti mine-rricâli evi-ttifli-lleżîne lem yazherû ‘alâ ‘avrâti-nnisâ-/(i)(s) velâ yadribne bi-erculihinne liyu’leme mâ yuḣfîne min zînetihin(ne)(c) vetûbû ila(A)llâhi cemî’an eyyuhâ-lmu/minûne le’allekum tuflihûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İnanan kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar ve açığa çıkanlardan, görünenlerden başka ziynetlerini göstermesinler ve örtülerini, göğüslerini örtecek bir tarzda omuzlarından aşağıya doğru salsınlar; kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babasından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut Müslüman kadınlardan, yahut kendi malları olan kölelerden, yahut erkeklikten kesilmiş veya kudreti olmayan erkek hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların gizli hallerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başka erkeklere ziynetlerini göstermesinler; gizledikleri ziynetler, bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar ve tövbe edin hepiniz Allah'a ey inananlar da kurtulun, erin muradınıza.
Bu âyet de yukarda anlatılan olay üzerine vahyedilmiştir. "Hicab âyeti" diye anılır.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Mü’min kadınlara da söyle: "Gözlerini (kasıtlı ve şehvet uyandırıcı, cilveli bakışlardan) kaçındırsınlar ve ırzlarını-namuslarını korusunlar; ziynetlerini (cezbedici şekilde süslerini) açığa vurmasınlar; ancak kendiliğinden görünen (toplum hayatında tabii olarak açılması gereken yerler) hariçtir. (Gereğince kapansınlar) Ve bunun için başörtülerini (genel dış giysileriyle birlikte) yakalarının üzerine salsınlar. Süslerini, kendi kocalarından, ya da babalarından; kocalarının babalarından, ya da kendi oğullarından; ya da kocalarının oğullarından (üvey çocuklarından), ya da kendi kardeşlerinden, ya da kardeşlerinin oğullarından; ya da kız kardeşlerinin oğullarından, ya da kendi (hizmetçi) kadınlarından, ya da sağ ellerinin altında bulunan (evlerindeki sürekli ve güvenilir erkek yardımcı)lardan, ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız ihtiyar) insanlardan; ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. (Müslüman kadınlar ve kızlar) Gizledikleri süsleri bilinsin, (takındıkları ziynetleri fark edilsin veya vücut hatları dikkat çeksin) diye ayaklarını yere vurmasınlar. (Kırıtarak yürümesinler.) Hep birlikte Allah’a tevbe edin ey mü’minler, umulur ki felah bulup (huzura ve kurtuluşa erişirsiniz.)"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İnanan kadınlara da söyle, onlar da gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffet ve namuslarını korusunlar, süslerini göstermesinler, elde olmayarak açığa çıkan ve görünen kısımları hariç, cazibe ve güzelliklerini açığa vurarak dikkat çekmesinler ve bunun için başörtülerini, göğüsleri üzerine sarkıtsınlar ki, boyun ve gerdanlarından birşey görünmesin. Allah'ın açılmasını haram kıldığı, gizli zinet yerlerini yani cazibe ve güzelliklerini kocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, oğullarından, üvey oğullarından, kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğulları ya da kız kardeşlerinin oğullarından veya müslüman kadınlardan veya yasal olarak sahip oldukları köle, cariye gibi kimselerden veya erkeklikten kesilmiş yemek isteyip karın doyurmaktan başka birşey düşünemeyen kadınlara meyil ve şehvet ihtiyacı olmayan erkeklerden veya kadınların mahrem yerlerine henüz ilgi duymayan çocuklardan başka kimselere açıp göstermesinler. Yürürken gizli görkem ve güzelliklerini belli edecek, tahrik edici bir yürüyüşle yürüyerek ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü'minler! Hepiniz topluca, günahkarca davranışlardan dönüp, Allah'a yönelin ki, dünya ve ahiret mutluluğunu elde edesiniz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Mü'min kadınlara da söyle: Hain bakışlardan sakınıp, zerâfetlerini koruyarak önlerine baksınlar. Namus ve iffetlerini muhafaza etsinler, bellerine sahip olsunlar. Açık olması zaruri olan yerleri (el ve yüzleri) hariç, cezbedici güzelliklerini göstermesinler. Başörtülerini, gerdanlarını, gerdanlıklarını açıkta bırakmayacak şekilde göğüslerinin üzerine sarkıtarak örtsünler. Zînetlerini, cezbedici güzelliklerini yalnızca kocalarının, babalarının, kocalarının babalarının, oğullarının, kocalarının oğullarının, erkek kardeşlerinin, erkek kardeşlerinin oğullarının, kız kardeşlerinin oğullarının, hemcinsleri olan kadınların, meşrû şekilde sahip oldukları, üzerlerinde meşrû hakları ve otoriteleri, kendileriyle düzgün insanî münasebetleri olan câriyelerin, kadına ihtiyacı kalmamış cinsî güçten düşmüş erkek hizmetkârların, yahut henüz kadınların mahrem yerleriyle ilgilenmeyen, farkında da olmayan çocukların yanında açabilirler. Gizlemekte oldukları güzellikleri, takıları anlaşılsın diye ayaklarını yere vurarak erkekleri tahrik etmesinler. Ey mü'minler, hepiniz birden günah işlemekten vazgeçip Allah'a itaate yönelerek tevbe edin ki, kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa eresiniz.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 35/59; Ruhu’l-Beyan, 2/763. İmam Azam “nisâihinne”yi bütün kadın cinsi olarak anlamaktadır.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Mü'min kadınlara da söyle gözlerini (haramdan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Kendiliğinden görünenler dışında süslerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar [4]. Süslerini kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından yahut kocalarının oğullarından, yahut kardeşlerinden, yahut kardeşlerinin oğullarından, yahut kızkardeşlerinin oğullarından, yahut kadınlarından, yahut ellerinin altındakilerden (köle ve cariyelerinden), yahut erkeklerden kadına ihtiyaçları olmayan ele bakıcılardan (dilenci, hizmetçi vs.lerden), yahut henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki kurtuluşa erersiniz.
4.Böylece boyunlarını ve göğüslerini kapatsınlar.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Mü'min kadınlara söyle: 'Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, zinetlerini (süslerinin takılı olduğu boğaz, baş, gerdan, kol, bacak ve kulakları gibi yerlerini) açıb göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan (yüz, eller ve ayaklar) müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üzerine koysunlar (göğüs ve boyunlarını göstermesinler). Zinetlerini (ve süs yerlerini) ancak şu kimselere göstersinler (gösterebilirler.): Kocalarına, yahud babalarına, yahud kocalarının babalarına, yahud kendi oğullarına, yahud kocalarının (başka anadan olma) oğullarına, yahud kendi erkek kardeşlerine, yahud erkek kardeşlerinin oğullarına, yahud kız kardeşlerinin oğullarına, yahud müslüman kadınlarına, yahud ellerindeki cariyelere, yahud (şehvetsiz ve kadına) ihtiyacı olmıyan (sırf yemek peşinde koşan) uyuntu kimselere, yahud henüz kadınların gizli yerlerinin farkına varmamış olan (erkek kadın münasebetini bilmiyen) çocuklara. Gizledikleri zinetleri bilinsin diye, ayaklarını da (yere veya birbirine) vurmasınlar (erkekleri kendilerine meyil ettirmesinler). Ey müminler! Hepiniz Allah'a tevbe edin ki, dünya ve ahiret saadetine kavuşasınız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İnanmış kadınlara da de ki: Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar, görünmesi gereken hariç, diğer süslerini göstermesinler, başörtülerini (elbiselerinin) yırtmaçları üzerine sarkıtsınlar. Süslerini, ancak kocalarına veya babalarına veya kocalarının babalarına veya oğullarına veya kocalarından olan (üvey) oğullarına veya kardeşlerine veya kardeşlerinin oğullarına veya kızkardeşlerinin oğullarına veya kendilerinden olan (mümin) kadınlara(*) veya cariye ve kölelerine veya kadınlara ihtiyaç duymayan, evlerde dolaşan erkek (fakir ve ihtiyarlara) veya kadınların mahrem yerlerinin farkına varmayan çocuklara gösterebilirler, başkasına sakın göstermesinler..
(*) Kâfir kadınlara gösterilmez.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Mümin kadınlara da, gözlerini haramdan sakınmalarını ve namuslarını korumalarını söyle! Görünmesi zorunlu olanlar dışında, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Kocaları, babaları, kayınpederleri, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mümin kadınlar, ellerinin altında bulunanlar; erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi ve tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık özelliklerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar. “Ey müminler! Hep birden Allah'a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.”[365]
[365] Zinet ve örtünme hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIII, 373-377.  
Besim Atalay
swap_vert close
İnanlı bulunan kadınlara da diyesin ki: «Eğsinler öne gözlerini, utanç yerlerin koruyalar, açık olanından başka, süslerin açmayalar, çekeler bürgülerin omuzlarına, erlerinden, kendi babalarından, kocasının babasından, kendi oğullarından, üvey oğullarından, kendi kardeşlerinden, kardeş oğullarından, ya da kadınlarından, yahut kölelerinden, yahut erlikten kesilmiş olan hizmetçilerden, kadınlarla, utanç yerini bilmeyen çocuklardan, başkalarına ziynetlerin açmayalar; saklamış oldukları ziynetlerin anlatmakçin, ayakların vurmayalar, ey inanmış olanlar! Hepiniz de Allaha tövbe ediniz, ola ki kurtulursunuz!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnanan kadınlara da söyle, (onlar da) bakışlarını haramdan sakınsınlar, ırzlarını (iffet ve namuslarını) korusunlar ve açığa çıkanlardan (el, yüz ve ayaklar) hariç, ziynetlerini (cazibeyi artıracak süslerini mahrem olmayan kimselere) göstermesinler ve (başlarına alacakları) örtülerini yakalarının üzerinden aşağıya doğru salsınlar. Süslerini kocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, oğullarından, üvey oğullarından, kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin ya da kız kardeşlerinin oğullarından, kendi (mü'min) kadınlarından yahut yasal olarak sahip oldukları cariyelerinden veya kendilerine bağlı olup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkek hizmetçilerinden ya da kadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başka kimsenin önünde açığa vurmasınlar. Gizledikleri süsleri bilinsin diye (dikkat çekmek için) ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar! Hepiniz topluca, günahkârca davranışlardan dönüp Allah'a yönelin ki kurtuluşa, esenliğe erişesiniz! 
Bkz. 33/32 ve dipnotu, 33/59Bu iki ayette mü’min erkek ve mü’min kadının her ikisine de gözlerini haramdan sakınmaları ve ırzlarını (iffet ve namuslarını) korumaları konusunda uyarı vardır. İnsan uzuvlarının hareketinde gözün rolü çok büyüktür. “Göz görmeyince gönül katlanır”, “Göz görür, gönül ister” gibi veciz sözler de bunu doğrular. Onun için Allah, korunmaya gözden yani bakıştan başlamak gerektiğini vurguluyor. Bu uyarılara bağlı olarak, kadına yapılan uyarının erkeğe nispetle daha fazla olduğunu görmekteyiz. Çünkü gerek yaratılışlarından gelen gerekse sonradan kazanılan özellikleri bakımından kadın erkeğe nispetle daha farklı konumdadır. Kadını farklı kılan bu özelliğin temelinde, ona karşı ilgisi bulunan erkeğin cinsel tacizinden kadını korumaktır.“Himar” sözcüğü geniş anlamlı bir kelime olup örtü manasına gelir. Klasik müfessirlere göre “Himar” hem İslam’dan önce ve hem de İslam’dan sonra Arap kadınlarının geleneksel olarak başlarına örttükleri ve zaman zaman süs giysisi olarak da kullandıkları bir örtüdür. Eski Arap dilinde herhangi bir şeyi örtmek için yere konulan ve masaya örtülen örtü için de “Himar” sözcüğü kullanılırdı. Ayette geçen “Himar” da asıl olan Ahzab 33/59. ayetinde ifade buyrulduğu gibi “Hanımlarına, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına söyle: ‘Tanınmaları ve eziyete uğramamaları için bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler!’” şeklinde kadının hür ve özgür olduğunu belli etmesi, cazibesini örtmesi ve rahatsız edilmemesi için tedbir almasıdır. Bugün bunun aksine bazı kadınlar kötü niyetli olmasa da daha cazip görünmek ve dikkatleri üzerlerine çekmek için farklı renklerde ve desenlerde örtüler kullanarak sözde İslam’ın emrini yerine getiriyorlar. Üstelik saçtan çok daha cazip olan vücutlarının diğer yerlerini dikkate şayan bir şekilde bütün cazibesiyle ortaya koyuyorlar. Sanki Kur’an örtünme emrini sadece baş için vermiş. Hâlbuki örtünmeye, karşı cinsin dikkatini çekebilecek ve şehevi hisleri tahrik edebilecek diğer uzuvlardan başlamak lazım. Bu manada günümüz Müslüman kadınının yaptığı vahyin gönderiliş amacına terstir ve asla İslami bir davranış değildir. Bilinmelidir ki Tesettür; cinselliği örtü ile daha cazip hale getirmek için değil, ortaya çıkan cazibeyi örtü ile gizlemektir.Cahiliye döneminde ve İslam öncesi toplumlarda hiçbir hakkı, hukuku ve değeri olmayan, zilletin kaynağı ve günahın membaı olarak görülen kadın pazarlarda bir meta gibi alınıp satılırdı. Kim hür kim köle, kim sahipli kim sahipsiz, kim satılık kim değil bilinmezdi. Önüne gelen kişi, kadınlara saatlik, günlük, haftalık, aylık… birlikte yaşama teklifinde bulunurdu. Bu da kadını tamamen cinsel arzuların tatmini için kullanılan bir objeye dönüştürmüştü. İslam, kadının alınıp satılabilen bir meta olmadığını göstermek ve haddini ve edebini bilmeyen erkeklerin eziyetine maruz bırakmamak için onun örtünerek bir ailesi olduğunu ve ticari bir meta olmadığını göstermesini istiyor. Ancak dünyanın geldiği noktada bugünün kadını için böyle aşağılayıcı bir durum sözkonusu değildir. Dolaysıyla örtünmekle alakalı bu ve Ahzab 33/59. âyetlerini çok iyi analiz etmeli ve asla ifrat ve tefride düşmemeliyiz.  
Cemil Said
swap_vert close
Mü’min kadınlar gözlerini harâma ’atf itmesünler ve ferclerini muhâfaza itsünler ve zînetlerinin yalnız zâhirde olanlarını göstersünler, memelerini örtsünler ve zînetlerini yalnız kocalarına veyâ pederlerine veyâ kocalarının pederlerine ve oğullarına ve kocalarının oğullarına ve birâderlerine ve birâderlerinin oğullarına ve hemşirelerinin oğullarına veyâ bunların zevcelerine ve kölelerine veyâ kadına ihtiyâcı olamayan erkek uşaklara ve yâhud henüz bir kadının a’zâ-yı tenâsüliyesini tefrîk idemeyen çocuklara göstersünler. Kadınlar gizli zînetlerini [1] gösterecek bir tarzda ayaklarını tahrîk itmesünler, kalblerinizi Allâh’a tevcîh idiniz ki mes’ûd olasınız.
[1] Ayakdaki bilezikleri.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünen kısmı müstesna, açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Süslerini kocaları veya babaları ve kayınpederleri veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kızkardeşlerinin oğulları veya müslüman kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler, ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar! Saadete ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah'ın hükmüne dönün.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, başka kadınlar, hizmetlerinde bulunan köleleri ve câriyeleri, cinsel arzusu bulunmayan erkek hizmetçiler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.  
 Bu âyette kadınlara, teşhir etmeleri yasaklanan «zînet»ten maksadın ne olduğu konusunda farklı görüşler vardır: Bir görüşe göre bu zinetten maksat, küpe, bilezik, yüzük ve gerdanlık gibi süs takıları ile sürme, kına gibi şeylerdir. Bu yoruma göre bu tür zinet eşyasının bedende teşhiri kadınlar için haramdır. Elbise de zinet olmakla beraber, gizlenmesi mümkün olmadığı için âyette diğerlerinden istisna edilmiştir. Ancak, daha kuvvetli bir görüşe göre âyetteki «zinet» tabiri, kadının vücudunu ifade eder ki, buna göre yasaklanan, süs eşyalarının teşhiri değil, vücudun teşhiridir. Bu yasaklamadan istisna edilen «görünen kısım» ise, kadının yüzü, elleri ve -bir görüşe göre- ayaklarıdır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnanan kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, iffetlerini korusunlar ve açıkta olması gereken yerleri hariç, alımlı yerlerini göstermesinler. Örtülerini göğüslerinin üzerine kapasınlar. Vücutlarının alımlı yerlerini kimseye göstermesinler; ancak kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kızkardeşlerinin oğulları, diğer kadınlar, cinsel iktidara sahip olmayan erkek hizmetkarlar ve işçiler ve kadınların cinsel yönlerini henüz anlamayan çocuklar hariç. Gizledikleri alımlı bölgelerini sergilemek/bildirmek için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar, topluca ALLAH'a yöneliniz ki başarılı olasınız.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Mü'min kadınlara da söyle: gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler, ziynetlerini açmasınlar, zâhir olanı başka ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar, ziynetlerini açmasınlar, ancak kendi kocalarına yâhud kendi babalarına kocalarının babalarına yâhud kendi oğullarına, yâhud kendi biraderlerine, yâhud kendi biraderlerinin oğullarına, yâhud hemşirelerinin oğullarına yâhud kendi kadînlarına yâhud kendi ellerindeki memlûklerine, yâhud ihtiyacı olmıyan erkeklerden uyuntulara, yahud henüz kadınların avretlerine muttali' olmıyan çocuklara, müstesna, gizledikleri ziynetleri bilindiye ayaklarını da vurmasınlar, hepiniz Allaha tevbe edin ey mü'minler ki felâh bulabilesiniz
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini (harâmdan) sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, ziynetlerini (süslerinin takılı olduğu boğaz, baş, gerdan, kol, bacak ve kulakları gibi yerlerini) açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zarurî olan (yüz, bileklere kadar eller ve bileklere kadar ayaklar) müstesnadır. Başörtülerini (saçları, kulakları, boynu, gerdanlığı ve göğsü örtecek biçimde) yakalarının üzerine salsınlar. Ziynetlerini, kocalarından yahut babalarından yahut kocalarının babalarından yahut (öz) oğullarından yahut kocalarının (başka bir kadından olan üvey) oğullarından yahut erkek kardeşlerinden yahut erkek kardeşlerinin oğullarından yahut kız kardeşlerinin oğullarından yahut müslüman kadınlardan yahut sahip oldukları cariyelerden yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden yahut da henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklardan başkalarına, göstermesinler. Gizledikleri ziynetler bilinsin, diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte Allah’a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve de mü'min kadınlara söyle, bakışlarından bir kısmını sakınsınlar¹, ırzlarını² korusunlar. Doğal olarak görünmesi gerekli olanlar dışında, ziynetlerini³ açığa vurmasınlar.⁴ Örtüleri ile göğüslerini örtsünler.5 Ziynetlerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınların tamamı, yeminle sahip oldukları6, kadına ihtiyaç duymayan erkek hizmetliler, kadınların avret yerlerinin7 henüz farkında olamayan çocuklar hariç, açığa vurmasınlar. Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye, ayaklarını vurmasınlar.8 Ey mü'minler! Hepiniz topluca Allah'a tövbe edin. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
1- Kötü niyetle bakmasınlar. 2- “Furuc”lerini korusunlar, yani mahrem yerlerini, namuslarını, ırzlarını korusunlar. 3- “Yaradılışı itibarıyla “biyolojik” olarak karşı cinsin ilgisini çeken, cinselliği çağrıştıran uzuvlarını. Ayette kast edilen ziynet, bilezik, kolye, gerdanlık vs. gibi takılar değildir. Zira ziynet; yalnızca mücevherat, süs eşyası demek değil, aynı zamanda ilgi uyandıran, dikkat çeken, cezbeden, değerli olan şeylere de ziynet denmektedir. Ziynet; malla, zenginlikle, makamla, şöhretle, güzellikle bezenerek gösterişli hale gelmek, gösterişli olmak demektir. Ziynet; dünyada ve ahirette insanın onurunu yükselten şey anlamına da gelmektedir; “bu şey; mal-mülk, para-pul, süs eşyası, güzellik, yakışıklılık, sağlık, makam-mevki gibi basit dünya süsü cinsinden şeyler olabileceği gibi, iman, güzel amel, güzel huy, ahlâk, edep, vakar gibi şeyler de olabilir.” Kadının, cinsiyeti açısından, karşı cinste ilgi uyandıran ve onu cazip kılan uzuvları ziynetidir. 4- Ayette, kadınlardan; doğal ve zorunlu olarak görünenler hariç ziynetlerini sadece örtmeleri değil, açığa vurmamaları, öne çıkarmamaları istenmektedir. Yani kastedilen şey, bedenin nasıl olursa olsun örtülmesi değil, bu örtünmenin, kadının ziyneti sayılan uzuvlarının öne çıkarılma amacı taşımamasıdır. Özetle, kadından istenen şey, iffetin korunması; cinsiyetin değil, kişiliğin öne çıkarılmasıdır. 5- Kadının başını örtmesi hükmü bu ayete dayandırılmaktadır. Oysaki ayette, başın örtünmesinden söz edilmemektedir. Yani başörtüsü takın, başınızı örtün denmemektedir. Dolayısıyla burada yalın olarak başı örtmeye yönelik bir hükümden söz etmek mümkün değildir. Ancak, Cahiliye Araplarında, yaşam tarzı olarak ve aynı zamanda hür kadını cariyeden ayırmanın bir simgesi olarak var olan -zira Cahiliye Araplarında erkek köle ve kadın cariyelerin başlarını örtmeleri yasaktı- örfe ve geleneğe dayanan ve zaten var olan başörtüsü ile göğüs dekoltesinin örtülmesi istenmektedir. Ayetin “illeti” yani gerekçesi, başın değil, göğüslerin örtülmesidir. Bunun illa baştaki örtü ile yapılması şart değildir. Zaten ayette “baş” sözcüğü de geçmemektedir. “bi humurihinne” yani sadece “örtüleri ile” sözcüğü yer almaktadır. Bu sözcüğü “başörtüsü” şeklinde isim tamlamasına dönüştürmek, ondan başın örtülmesi hükmünü çıkarabilme anlamına gelmez. Humur, hımarın çoğul formudur. Hımar, “başörtüsü” değil, “örtü” demektir. İsim tamlaması olarak örtüldüğü yere göre anlam kazanır. “Örtü”; masaya örtüldüğü zaman “masa örtüsü” olur, yatağa örtüldüğü zaman “yatak örtüsü”, yere örtüldüğü zaman “yer örtüsü”, başa örtüldüğü zaman “başörtüsü” olur. Gerekçesi “başı örtmek” olmayan bir ayetten “başı örtme” hükmü çıkarılamaz. Bu hüküm; Kur'an'ın hükmü yerine, kendi anlayışını Kur'an'a söyletmeye çalışan zihniyetin kadına bakış açısını dinleştirmesinin sonucudur. Çok yalın ve açık olarak istenen şey, “göğüs yırtmacının örtülmesi” olduğu halde, bunu başörtüsü olarak algılamak “atalar dinini”, öngörüsünü ve Cahiliye Araplarının örfünü, dinin yerine geçirmekten başka bir şey değildir. Kaldı ki sözcük, “başörtüsü” olarak tanımlansa bile, ayette istenen şey “başı örtmek” değil, başörtüsü ile göğüs dekoltesini kapatmaktır. Ayrıca Kur'an'da baş örtme ile ilgili başka bir hüküm de yoktur. Kadı ki “velyedribne” sözcüğüne, “salsınlar” (Başörtülerini göğüslerinin üzerine “salsınlar.”) şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Zira 33: 59 da cilbablarını üzerlerine salsınlar ifadesinde “salsınlar” sözcüğü يُدْن۪ينَ (yudnîne) olarak yer almaktadır. 6- Yeminle hak sahibi olduğunuz anlamına gelen “Ma melaket eymanukum” deyimine “sağ elinin” sahip olduğu anlamı da verilmektedir. Bu deyim, “antlaşma yoluyla sahip olunan” demektir. El, deyim olarak “güç” demektir; güç yolu ile “üzerinde yetkili olma hakkına” sahip olduğunuz, antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, himayeniz altında olan, sorumluluğunu üstlendiğiniz gibi anlamlara gelmektedir. 7- Cinselliğin ayırdına henüz varmamış olan. 8- Cinselliklerini öne çıkarmak amacıyla kimi yerlerinin belli olması için kırıtarak yürümesinler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Mü'min kadınlara da söyle: gözlerini (harama bakmakdan) sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zînetlerini açmasınlar. Bunlardan görünen kısmı müstesna. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapayacak suretde), koysunlar. Zînet (mahal) lerini kendi kocalarından, yahud kendi babalarından, yahud kocalarının babalarından, yahud kendi oğullarından, yahud kocalarının oğullarından, yahud kendi biraderlerinden, yahud kendi biraderlerinin oğullarından, yahud kız kardeşlerinin oğullarından, yahud kendi kadınlarından, yahud kendi ellerindeki memlûkelerden, yahud erkeklerden yana ihtiyâcı olmayan (ya'ni erkeklikden kalmış bulunan) hizmetçilerden, yahud henüz kadınların gizli yerlerine muttali' olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizleyecekleri zînetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Hepiniz Allaha tevbe edin ey mü'minler. Tâki korkduğunuzdan emîn, umduğunuza nail olasınız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Mü'min kadınlara da söyle; gözlerini (haramdan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar;(1) (el, yüz gibi) görünen kısımları müstesnâ, ziynetlerini göstermesinler ve başörtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar!(2) Ziynetlerini, kocaları veya babaları veya kocalarının babaları veya oğulları veya kocalarının oğulları veya erkek kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kız kardeşlerinin oğulları veya kendi kadınları (Müslüman kadınlar) veya sâhib oldukları câriyeleri veya (pek yaşlı olmakla) kadınlara karşı şehvetleri olmayan erkek hizmetçiler veya kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler!Gizlemekte oldukları ziynetleri bilinsin diye ayaklarını (yere) vurmasınlar! Ey mü'minler! Hep birlikte Allah'a tevbe edin ki kurtuluşa eresiniz.
(1)“Göz bir hassedir (duygudur) ki, ruh bu âlemi o pencere ile seyreder. Eğer Cenâb-ı Hakk’a satmayıp, belki nefis hesâbına çalıştırsan, geçici, devamsız bazı güzellikleri, manzaraları seyr ile şehvet ve heves-i nefsâniyeye bir kavvad derekesinde (seviyesinde) bir hizmetkâr olur. Eğer gözü, gözün Sâni‘-i Basîr’ine (herşeyi gören san‘atkârına) satsan ve onun hesâbına ve izni dâiresinde çalıştırsan; o zaman şu göz, şu kitâb-ı kebîr-i kâinâtın (kâinât denilen büyük kitâbın) bir mütâlaacısı ve şu âlemdeki mu‘cizât-ı san‘at-ı Rabbâniyenin (Allah’ın san‘at mu‘cizelerinin) bir seyircisi ve şu küre-i arz (yeryüzü) bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübârek bir arısı derecesine çıkar.” (Sözler, 6. Söz, 15)(2)Bir kısım ulemâya göre, yüz ve ellere nâ mahremlerin bakmaları, eğer fitne korkusu yoksa câizdir. Bir kısmına göre ise haramdır. Çünki yüz ve eller fitnenin kaynağıdır. (Celâleyn Şerhi, c. 5, 286)“Mâdem güzellik bir ni‘mettir. Ni‘mete şükredilse ma‘nen ziyâdeleşir. Şükredilmezse değişir, çirkinleşir. Elbette güzelin aklı varsa, hüsn-i cemâlini (güzelliğini) günahları kazanmak ve kazandırmaktan ve çirkin ve zehirli yapmaktan ve o ni‘meti küfrân ile medâr-ı azab (azab sebebi) bir sûrete çevirmekten bütün kuvvetiyle kaçacak. Ve o fânî, beş-on senelik cemâli bâkīleştirmek için, meşrû‘ bir tarzda isti‘mâl ile(kullanmakla), o ni‘mete şükredecek. Yoksa ihtiyarlıkta uzun zaman istiskāle ma‘ruz kalıp (soğuk muâmele görüp), me’yûsâne (ümidsizce) ağlayacak ve kabrinde çok günahları kazanan ve kazandıran o çıplak bacakları yılan sûretinde görünecek ve Cehennemde o çirkinleşmiş güzel a‘zâlarının yanmalarının azablarını çekecek. Eğer terbiye-i İslâmiye dâiresinde, âdâb-ı Kur’âniye ziynetiyle (Kur’ân’ın edeblerinin süsüyle) o cemâl güzelleştirilse, o fânî hüsün (güzellik), ma‘nen bâkī kalacağı ve Cennette hûrilerin cemâlinden daha şirin daha parlak bir tarzda kendine verileceği, hadîsde kat‘iyetle sâbittir.” (Lem‘alar, 24. Lem‘a, 210)Kur’ân’ın tesettür emrinin fıtrî olduğu hakında geniş bir îzâh için, bakınız; (Lem‘alar, 24. Lem‘a, 205-210)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
İnanan kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, edep yerlerini korusunlar (örtsünler), süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görünen (toplum hayatında tabii olarak açılması gereken yerler) müstesna. Başörtülerini de yakalarının üstüne (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini (avret olmayan ve toplum hayatında tabii olarak açılması gereken yüz, el ve ayaklar dışında kalan yerleri) kendi kocalarından ya da babalarından ya da kocalarının babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından (üvey oğullarından) ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendisi gibi (diğer) kadınlardan ya da sözleşmeleri aracılığıyla sahip olmuş odukları (hasta, malül veya özürlü olma durumunda bakım ve tedavileriyle ilgilenen, doktor, hasta bakıcı ya da evlat edindikleri) kimselerden ya da kendilerine bağlı (aynı ortamda) bulunup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkeklerden ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Ve gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ve ey mü’minler (inanan erkekler ve inanan kadınlar), hepiniz topluca, (kötü davranışlardan dönüp) Allah’a yönelin ki kurtuluşa (esenliğe) erişesiniz.*
(*) Burada geçen ‘’ما ملكت ايمانهن ‘’ma meleket eymanuhunne’’ ifadesinin ‘’cariye, köle ve esirlerle’’bir alakası yoktur. Bu ifadeyle kişinin himayesinde, hizmet veya sorumluluğunda bulunan, hasta, malül veya özürlü olma durumunda bakım ve tedavileriyle ilgilenen, hasta bakıcı vs. gibi kimseleri ifade eder. Ayrıca (وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ) ifadesinden cinsel ilişki de kast edilemez, çünkü cinsel ilişki zina olup onun haram oluşundan zaten şüphe yoktur. Bu nedenle buradaki anlam, edep yerlerinin örtülmesinden başka bir şey değildir. Ayrıca “süs” diye çevrilen ziynet kelimesi Kur’an’da “elbise, takı, hoşa giden, güzel bulunan nesneler, insanı maddî veya mânevî olarak güzelleştiren şeyler” mânasında kullanılmıştır. Burada kadınların göstermemeleri, örtmeleri istenen ziynetin elbise olması mümkün değildir; çünkü örtünme onunla yapılacaktır. Bazı tefsirciler böyle yorumlamış olsalar bile takılarının kastedilmiş olması da mümkün değildir; çünkü burada kadının üzerinde olmayan takısının söz konusu edilemeyeceği açıktır. Geriye kalan ihtimal onun vücududur. Bu mânanın kastedilmiş olmasının maddî /aklî delili genellikle kadın vücudunun güzel ve çekici bulunmasıdır. Naklî delili ise “Süslerini göstermesinler” cümlesinin hemen ardından “Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar” buyurulmasıdır. Buradaki mantık bağından zorunlu olarak, kadın vücudunun (nassa göre boyun, gerdan ve göğsü) ziynet, yani süs ve avret olduğu sonucu çıkmaktadır. Kur’an kadının vücuduna ziynet diyerek örtülmesini emrettiğine göre, eğer âyette istisnalar gelmeseydi vücudun tamamının herkese karşı örtülmesi gerekecekti. İstisnalar iki ruhsat ve imkân getirmektedir: 1. Dışarıda kalan yerler örtülmeyecektir. 2. Örtünün içinde kalan kısımlar da bazı kimselerin yanında açılabilecektir. “Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar” emri, bir Câhiliye âdetini değiştirmekte, kadınların uygun bir örtüyle başlarını, boyun ve göğüslerini örtmelerini gerekli kılmaktadır. Bu emirden önce kadınların çoğu, eski âdetlerine uyarak başlarına aldıkları örtünün uçlarını omuzlarının arkasına atarlar ve ön tarafı açık bırakırlardı… 30 ve 31. âyetlerde geçen buyrukların bağlayıcı olup olmadığı, burada söylenenlerin bir tavsiye mi, yoksa emir mi, dolayısıyla ilâhî tâlimata göre kapanmanın farz mı, edep mi olduğu konusu son zamanlarda bazı çevrelerce tartışmaya açılmıştır. Yalnızca âyetlerde kullanılan emir kipi değil, açıklanan gerekçe, verilen detay ve 31. âyetin “Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin...” uyarısıyla bitirilmesi, asırlar boyu ittifakla benimsenmiş bulunan yorumun; yani emrin bağlayıcı, örtünmenin farz olduğu anlayışının isabetli olduğunu açıkça göstermektedir... Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 70-75) { وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ } [النور: 31] فهو أن لا يراها أحد، وروي نحوه عن أبـي زيد، والستر مأمور به مطلقاً.(روح المعاني - الالوسي) فحفظ الفرج في الآية السابقة لا يعني الامتناع عن الزنا، بل يعني تغطيته عن الناظرين (حبل الله الناظرين (حبل الله) ( وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ ) يقول: ويحفظن فروجهنَّ عن أن يراها من لا يحلّ له رؤيتها، بلبس ما يسترها عن أبصارهم (تفسير الطبري). و أما قوله: «و لا يبدين زينتهن إلا ما ظهر منها» فالإبداء الإظهار، و المراد بزينتهن مواضع الزينة لأن نفس ما يتزين به كالقرط و السوار لا يحرم إبداؤها فالمراد بإبداء الزينة إبداء مواضعها من البدن. (أَوْ نِسَائِهِنَّ) والثاني: أنه عام في جميع النساء. (النكت والعيون - ماوردي) وقيل: المراد بـ "نِسَائِهِنَّ" جميع النساء.وهذا هو الأولى (اللباب في علوم الكتاب) (أو ما ملكت أيمانهم)، من يقومون على تمريضهم، وخدمتهم، ورعايتهم في حال مرضهم، ممّا يتطلّب كشف عوراتهم لهم.. فهذا المعنى الذي يستقيم مع سياق الآيات والذي يشمل المؤمنين (ذكورًا وإناثًا) الموعودين بالجنة (تأملات في مدلولات بعض الآيات القرآنية) (ما ملكت أيمانهن) = الذين يقعون تحت وصيتهن و رعايتهن - فحفظ الفرج في الآية السابقة لا يعني الامتناع عن الزنا، بل يعني تغطيته عن الناظرين) ما ملكت هنا و الله أعلم هم موالي المرأة من الذكور, أي ممن تبنت المرأة و زوجها فأصبح حكمه في رؤيتها هو حكم المحرم عليها ...(بحر العلوم – السمرقندي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnanan kadınlara da, gözlerini harama bakmaktan korumalarını ve kadınlık organlarını gayri meşru ilişkilerden uzak tutmalarını söyle. Görünmesinde sakınca olmayan kısımların haricinde, güzel, çekici, süs yerlerini açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar. Süs ve çekici bölgelerini kocalarından veya babalarından veya kayın pederlerinden veya oğullarından veya kocalarının oğullarından veya erkek kardeşlerinden veya erkek kardeşlerinin oğullarından veya kız kardeşlerinin oğullarından veya kendi kadınlarından veya sahip oldukları kölelerinden veya erkeklikten kesilmiş hadım erkeklerden veya kadınların avret yerlerinden anlamayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Ziynetlerinden gizli yerlerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey İman edenler! Topluca Allah’a tövbe edin. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İnanan kadınlara da söyle de kötü gözle bakmaktan sakınsınlar. Ut yerlerini gizlesinler. Bezeneklerini açmasınlar. Görünecek kısımları olursa başka. Başörtülerini yakaları üstüne kadar indirsinler. Bezeneklerini kendi kocalarından, kendi babalarından kocalarının babalarından, kendi oğullarından, üvey oğullarından, kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kızkardeşlerinin oğullarından, dindaşı olan kadınlardan, kölelerinden, cariyerelerinden, erkekliği kalmamış hizmetçilerden, kadınların ut yerini bilmeyen çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri bezenekleri göstermek için ayaklarını birbirine vurmasınlar. Allah’a tövbe edin ey inananlar, onasınız diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Mü/min kadınlara de ki gözlerini önlerine diksinler [³], utanacak yerlerini korusunlar. İş zamanında görünen şeylerden [⁴] maada ziynet yerleri olan bedenlerini göstermesinler. Baş örtülerini yakaları üzerine çeksinler [⁵], ziynet yerlerini [⁶] erlerinden veya kendi babalarından veya erlerinin babalarından veya kendi oğullarından veya erlerinin oğullarından veya kendi kardeşlerinden veya kardeşlerinin oğullarından veya kız kardeşlerinin oğullarından veya kendi kadınlarından [⁷] veya memlûklerinden [⁸] veya erkekliği kalmamış hizmetkârlardan [⁹] veya kadınların utanacak yerlerine muttali olmayan [¹⁰] çocuklardan başkasına göstermesinler, gizledikleri ziyneti bildirmek maksadıyle ayaklarını birbirine vurmasınlar [¹¹]. Mü/minler! Hepiniz Allah/a tövbe edin ki umduklarınıza ermiş olun.
[3] Helâl olmayan şeylere bakmasınlar.[4] Yüz, el, ayak, elbise, yüzük gibi.[5] Gerdanlarını, göğüslerini, başlarını örtsünler.[6] Göğüslerini, başlarını, gerdanlarını.[7] Yani Müslüman kadınlarından.[8] Kölesinden veya cariyesinden veya her ikisinden.[9] İnnîyn, tavaşi, şehvetten kesilmiş, ihtiyar gibi erkeklerden.[10] Haddi şehvete ermeyen, kadın cazibiyetini henüz bilmeyen.[11] Ayak hışırtısını anlatmasınlar, yani halhalı anlatmasın. Bu ziynet araplara mahsustur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Mü’min kadınlara da söyle, onlar da gözlerini (yasak olandan) sakınsınlar/çevirsinler. Onlar da edep yerlerini [furûcehunne] korusunlar. Takılarını [zînetehunne], kendiliğinden görünen kısmı hariç, teşhir etmesinler. Örtülerini [humurihinne] (açık olan) gerdanlıklarının üzerine salsınlar/göğüs açıklığını örtsünler.¹⁰ Takılarını; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mü’min kadınlar yahut akitle sorumluluk aldıkları/köleler yahut erkekliği kalmamış hizmetçiler veya henüz kadınların mahrem yerlerinden haberleri olmayan erkek çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizlemekte oldukları takıları anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar.¹¹ Ey Mü’minler! Hepiniz birden Allah’a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.
10 İslamiyet’ten önce Arap kadınlarının başlarında “hımar” dedikleri bir örtü vardı. Uçlarını arkadan bağlarlar, göğüs ve gerdanlık açıklığı gözükürdü. Bu ayetle emrolunan yer göğüs ve gerdanlığın örtülmesidir. “hımar” çoğulu “humur” aslında örtü demektir. Kullanıldığı yere göre “başörtüsü, “masa örtüsü” ve omuz örtüsü”/şal vb adını alır. Başörtüsü İslam’la gelen bir örtü değildir. Tarih boyunca iklimden dolayı Arapların kadın erkek hepsinin başı örtülüdür. Kadınlar ise, o zaman “hımar”larını arkadan bağlarlardı ve göğüs bölgesinin açıklığı kalırdı. Bu ayetle, açık olan ve cinselliğe davetiye çıkaran bölgelerden biri olan göğüs açıklığının kapatılması emredilmektedir. Ayette geçen “cuyûb” kelimesinin tekili “ceb”dir. Elbisenin gerdanlıkta açılan boşluğuna denir. Örtülmesi gereken burasıdır. Tâ ki, bir önceki ayette belirtilen “Mü’min erkekler gözlerini sakınsınlar/kaydırmasınlar.” Geniş bilgi için bkz. Kur’an’ı Anlamak, isimli kitabımız, s. 175-179. 11 Cahiliye döneminde Arap kadınları ayak bileklerine “halhal” adını verdikleri, sert adımla yürürken ses çıkaran ve erkeklerin dikkatini çeken bir bilezik takarlardı. Bu ayetle yere sert basılmaması emredilmektedir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Mümin kadınlara da de ki: “Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; kendiliğinden görüneni müstesna süslerini açığa vurmasınlar. Başörtülerini, yakalarının üstüne (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini kendi kocalarından ya da babalarından ya da kocalarının babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi (mümin) kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan budala kimselerden ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birlikte Allah'a tevbe edin; umulur ki kurtuluşa erişirsiniz!”
Mahmut Kısa
swap_vert close
İnanan kadınlara da söyle: Onlar da bakışlarında ölçülü olsun, bakılması uygun olmayan yerlere bakmaktansakınsınlar. Her türlü ahlâksızlıktan, çirkin davranıştan uzak durarak, iffet ve namuslarını korusunlar. Toplum içine çıkarlarken, beşerî münâsebetlerin gereği olarak ve İslâm toplumundaki örf ve âdetlere göre açılmasında sakınca görülmeyen ağız, göz, el, ayak gibi uzuvlar veya elde olmayarak görünen yerler hariç, kadınsı câzibe ve güzelliklerini mahrem olmayan —yani kendisiyle evlenmeleri ebediyen haram olmayan— kimselere göstermesinler. Bir de, başlarına alacakları örtülerini, saçları, kulakları, boynu, gerdanlığı ve göğsü örtecek biçimdeyakalarının üzerinden salıversinler. Ayrıca, vücut hatlarını tamamen kapatan dış kıyafetlerini üzerlerine örtsünler (33. Ahzap: 59). Gerek giyim kuşamlarında, gerek söz ve davranışlarında, mümin bir hanıma yaraşan ağırbaşlı ve edepli bir tavır takınsınlar. Kadınlar her türlü kadınsı güzelliklerini ve süslerini ancak kocalarına gösterebilirler. Saçları, kolları, ayak bilekleri... gibi ikinci dereceden süslerini ise, Babalarına, dedelerine, amcalarına, dayılarına, damatlarına,Kocalarının babalarına ve dedelerine, Öz oğullarına, torunlarına ve kocalarının başka bir kadından olanoğullarına, Öz veya üvey kardeşlerine, Öz veya üvey yeğenlerine, Ayrıca, süt emzirme sebebiyle mahrem olan süt kardeşi, süt babası, süt oğlu, süt yeğeni, süt amcası, süt dayısı gibi akrabalarına,Temiz ve güvenilir kadın arkadaşlarına, Sahip oldukları köle ve cariyelere, Kadınlara ilgi duymayacak derecede yaşlanmış olan erkek hizmetçilere,Ve kadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan erkek çocuklara gösterebilirler. Bir de, gizledikleri güzelliklerini belli edecek şekilde ayaklarını yere vurarak kırıta kırıta yürümesin, tahrik edici davranışlarda bulunmasınlar.İşte bu kurallara uyduğunuz takdirde, temiz ve huzurlu bir toplum oluşturabilirsiniz. Fakat ne kadar titiz davransanız da, ufak tefek kusurlarınız, hatâlarınız olacaktır. Bunun için: Ey inananlar, hepiniz kötülüklerden, günahlardan tövbe edip topluca Allah’a yönelin ki, dünyada ve âhirette kurtuluşa erebilesiniz. Günahlardan arınmış temiz ve sağlıklı bir toplum oluşturabilmek için yerine getirmeniz gereken önemli bir görev daha var:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kadın Müminler’e de söyle; bakışlarını sakınıp çevirsinler! Mahrem yerlerini korusunlar! Açıkta olan kısmı hariç zinetlerini açığa vurmasınlar! Örtülerini göğüslerine örtsünler! Onların kocaları veya babaları veya kocalarının babaları veya kendi oğulları veya kocalarının oğulları veya kendi kardeşleri veya kardeşlerinin oğulları veya kız kardeşlerinin oğulları veya kendi kadınları veya ellerinin mâlik oldukları veya Adamlar’dan İhtiyaç sahibi hariç Uyuntu Hizmetçiler veya Kadınlar’ın mahrem yerlerine vâkıf olmamış Çocuklar dışında zinetlerini göstermesinler / açıkca belli etmesinler / açmasınlar! Zinetlerinden gizleyecekleri şeylerin bilinmesi için ayaklarıyla vurmasınlar! Allah’a yönelin topluca, ey Müminler! Umulur ki felaha (kurtuluşa) erersiniz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnanan hanımlara söyle: onlar da bakışlarını yumuşatsınlar. Onlar da avret mahallerini korusunlar. Görünen kısımları hariç, ziynet / değerli yerlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine etsinler. Kadınlar ziynet yerlerini ise sadece şu kimseler yanında açabilirler: kocaları, öz babaları veya kayın babaları, öz ya da üvey oğulları, öz erkek kardeşleri, öz yeğenleri, kadınları ya da cariyeleri, Kadınlara ilgi duymayan iktidarsız erkekler, henüz avret bilincine ermemiş çocuklar... Kadınlar, gizledikleri ziynet / takı / güzellik farkedilsin diye ökçelerini vurmasınlar. Sevgili müminler! hepiniz Allah'a tövbe edin. Zira kurtuluşunuz buna bağlıdır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Mümin kadınlara söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar. Irzlarını korusunlar. Görünen kısımları müstesna! Cinsel cazibelerini ortaya çıkaran yerlerini göstermesinler. Başörtülerini göğüslerini örtecek şekilde yakalarının üzerine salsınlar. Kadınsal ziynetlerini hiç kimseye göstermesinler. Aile yaşamı içinde örfe uygun olarak giyinsinler. Aile içi giyimleriyle kocalarının, babalarının, kocalarının babalarının, oğullarının, üvey oğullarının, erkek kardeşlerinin, erkek kardeş oğullarının, kız kardeş oğullarının, Müslüman kadınların, evlerinde hizmetli olarak çalışanların, erkekliği kalmamış yaşlıların, kadınların mahrem yerlerini anlamayan küçük çocukların yanında beraber bulunabilirler. Karı kocanın özel odasındaki giyimleri bu kurallardan muaftır. Kadınlar ister ev içi giyimlerinde ister evin dışındaki giyimlerinde olsun, gizledikleri kadınsal özelliklerini ortaya çıkaracak şekilde ayaklarını yere vurarak yürümesinler. Kadınların cinsel özelliklerini ortaya çıkaran, kadınsı vücut hatlarını gösterecek dar şeffaf elbiseler giymesinler! Ey Müminler! Yaşamınızda yaptığınız hatalar varsa bir daha yapmamak üzere pişman olup tövbe ediniz ki; af edilerek Allah’ın hesabından kurtulma imkânınız olsun!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Mümin kadınlara da söyle: “Gözlerini (harama bakmaktan) kıssınlar [*] ve namuslarını korusunlar! (Kendiliğinden) görünen kısımları hariç olmak üzere, [*] ziynetlerini (süslerini) açmasınlar! Başörtülerini, yakalarının üzerine vurup (salsın)lar! [*] Kocaları veya babaları veya kocalarının babaları veya kendi oğulları veya kocalarının oğulları veya erkek kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kız kardeşlerinin oğulları veya kendi kadınları veya (meşru olarak) ellerinin altında bulunanlar veya şehvet sahibi olmayıp (evde) bulunan erkek (yaşlı hizmetçiler) veya kadınların avretlerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini açmasınlar! Gizlemekte oldukları ziynetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar! Ey müminler! Hep birden Allah’a yönelin ki kurtulasınız!”
Burada ve bir önceki ayette geçen [min absâri] ifadesindeki [min] edatı, bakışların “hepsinin” değil de “bir kısmının” kısılmasının emredildiğini anlama katan bir edattır. Çünkü insanlar gözlerini, bakışlarını tamamen kısarak yaşayamazlar; istenen şey, bazı bakışlarını kısmalarıdır ki bağlam gereği bunlar “harama olan bakışlar”dır. “Bakışların bir kısmını kısma”nın “namuslarını korumak”tan önce kullanılmasının sebebi, zinanın isteyerek harama yönelik bakışlardan sonra gelmesi olabilir.,Bu cümlede vücudun kendiliğinden görünen bölgeleri haricindeki yerlerin örtülmesi gerekliliği dile getirmektedir ki bunlar yüz, eller ve ayaklardır.,Bu ayet hanımların namahrem (kendilerine nikah düşen) erkeklerin yanında başlarını örtmeleri ve bu örtüyü yakalarının üzerinden göğüs bölgelerinin üzerine salmaları gerektiği emrini içermekte, başörtüsünün farz olduğunu göstermektedir. Surenin ilk ayetinde de dikkat çekildiği üzere bu surede dile getirilen bütün hükümleri uygulamak farzdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Müslüman kadınlara da söyle: “Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar, ırzlarını korusunlar ve kendiliğinden görüneni¹ hariç (vücut) ziynetlerini² teşhir etmesinler.³ Başörtülerini,⁴ yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) örtsünler. (Vücut) ziynetlerini, kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kardeşlerinden, kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, (Müslüman) kadınlardan,⁵ cariyelerinden, (kadınlara) arzusu kalmayan⁶ erkek hizmetçilerden ve henüz kadınların mahrem yerlerini tanımayan erkek çocuklardan⁷ başkasına⁸ göstermesinler.⁹ (Bir de) Gizledikleri ziynetleri¹⁰ bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar.¹¹ Ey mü’min erkek ve kadınlar! (Gerçek) kurtuluşunuzu umabilmek için hep birlikte (bu emirleri yaşayarak) Allah’a, tevbe edin.¹²
1 Vücut ziynetlerinden dışa gelen örtülse bile görünmesi tabiî olanı bu hükümden müstesnadır ve başka bir hükme tabidir ki bunlar örtünün dış tarafıyla el ve yüz ziynetleridir. Zira örtünün kendisi de kadının bir ziynetidir. Tabiîdir ki bunun dışı görünecektir. El ve yüzün namazda görünmesi de adettir. Bir de mahkemede şahitlik ederken ve nikâh esnasında yüzün açılmasına ihtiyaç vardır. Zaruret miktarınca bunların görünmesinde bir beis yoktur. Fakat bunların dışında açılması, görünmesi, bakılması haramdır.2 Çekici elbiseler, baş, yüz, el, ayak süsleri, makyaj ve el ile yüz dışında vücudun diğer organları. Ziynetlerden kastedilen, her ne kadar kadınların çeşitli organlarına taktıkları süs eşyaları ise de bu ayetten; ziynetleri göstermek yasaklandığına göre bunların takılma yerleri olan bedeni açmanın da öncelikle yasaklandığı anlaşılır. Yani bu; bedenlerini açmak şöyle dursun üzerlerindeki ziynetleri bile açmasınlar, demektir. Ayrıca “ziynet” ifadesinde; “zikr’ül-hal iradet’ül-mahal” alakasıyla “ziynetlerin takıldığı yerlerin” kastedildiği bir mecâz vardır. Bunun karînesi de; kadının bedeninden ayrı olarak o ziynetlere bakmanın, onları alıp satmanın mubah olmasıdır. Bazı âlimler de yine bu karîneye dayanarak, kadının esas ziynetinin, vücudunun tamamı olduğu kanaatine varmışlardır. Her ne kadar vücut güzelliğine “güzellik” denilirse de (Âlu İmran: 14.) ayette, “ziynet“ kelimesi, “hem maddi güzellikler ve hem de yapay güzellikler” için kullanılmıştır. (Özetle-Elmalılı) Efendimiz, Hz. Esmaya (r.a) “Ey Esma! Kadın ergenlik çağına gelince ondan görülebilecek olan ancak şudur” buyurmuş ve kendi yüzünü ve ellerini işaret etmiştir. (Ebû Davûd)3 Başkalarına karşı süslenmesinler. Bir Müslüman kadının; süslenmek amacıyla peruk takması, dövme ve yapay ben yaptırması, kaşlarını ve tüylerini yoldurması, süs amacıyla dişlerine şekil verdirmesi ve boyanması helal değildir.4 Müfessirlerin nakline göre; cahiliyye kadınları da başörtüsü kullanırlardı. Fakat başörtülerini yalnız başlarının arka tarafına bağlar, yakaları açılır, gerdanları ve ziynetleri görünürdü. Görülüyor ki bu emirde tesettürün sadece farziyyeti değil, şekli de gösterilmiştir. Bu emirde, ev dışında veya içerisinde diye bir ayrım yapılmamıştır ve bu emir mutlaktır. Yani Müslüman bir kadın, yanında örtünmesi gereken erkeklerle, nerede bulunursa bulunsun örtünmek zorundadır.5 Müslüman kadınların tanımadıkları yabancı kadınlara da açılmaları câiz değildir. Müslüman kadınların kendi kadınları demek kendi dinlerinde olan Müslüman kadınlar demektir. Binaenaleyh Müslüman kadınların Müslüman olmayan kadınlar yanında açılmaları da haramdır. 6 “(Kadınlara) arzusu kalmayan” ifâdesi, hem fiziksel hem de zihinsel iktidarsızlığı kapsar. Buna erkeklik uzvu kesilmiş veya sonradan hadım edilmiş (iğdiş) olanlar dâhil değildir. İmam Ebû Hanife’ye göre bunları istihdam etmek, alıp satmak helâl değildir. Hz. Peygamber (s.a.v.) Medîne’de bir “hadımın” evlere girmesini yasaklamış ve onu Medîne’den sürmüştür.7 Erkek çocuklar için ise bu yaş sınırı 11-12 dir. Zîrâ henüz ergenliğe ermese bile zihinsel duygu sahibi olma on iki yaşından itibaren başlar.8 Amca, dayı, damat ve süt akrabalar da bu kimselere dâhildir. Bu, sünnetle belirlenmiştir.9 Buraya kadar zikredilen on iki kimseye vücut ziynetlerini bir dereceye kadar gösterebilirler. Müslüman kadınların bedenlerinin tamamına bakmak kocalar için helaldir. Fakat yukarıda zikredilen on iki kişiye vücut ziynetlerinden yüz, el ve ayakları ile iş ve hizmet esnasında açılan baş, saç, kulaklar, boyun, kollar ve inciklerini açabilirler. Onların da bunlara bakmaları helaldir. Fakat bunlara karnını ve sırtını keyfi olarak göstermek câiz değil, arsızlıktır. Erkeğin erkeğe karşı olduğu gibi kadının kadına karşı avreti de göbekten diz kapağına kadardır. Yani Müslüman kadınlar da olsa bu bölgelere bir zaruret söz konusu değilse bakamazlar.10 Bilezik, halhal, gerdanlık, küpe gibi takıları, yere ayaklarını vurarak yürüdüklerinde açığa çıkan ve cazip görünen organları, bakış ve kokuları.11 Yani güzelce örtündükten sonra yürürken de edep ve vakar ile yürüsünler, örtüp gizledikleri ziynetleri bilinsin diye edepsizce yürüyerek ahlaksız erkeklerin dikkatlerini çekmesinler. 12 Yaşamanız tevbe olsun ki, kurtuluşa erebilesiniz…  
Muhammed Esed
swap_vert close
İnanan kadınlara söyle, onlar da gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler; iffetlerini korusunlar; [örfen] görünmesinde sakınca olmayan yerleri ³⁷ dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar; ve bunun için, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. ³⁸ Cazibe ve güzelliklerini kocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, oğullarından, üvey oğullarından, kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin ya da kız kardeşlerinin oğullarından, kendi evlerindeki kadınlardan, yahut yasal olarak sahip oldukları kimselerden, yahut kendilerine bağlı olup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkeklerden, ³⁹ ya da kadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başka kimsenin önünde açığa vurmasınlar; ve [yürürken] gizli görkem ve güzelliklerini belli edecek şekilde ⁴⁰ ayaklarını yere vurmasınlar. Ve siz, ey müminler, hepiniz topluca, günahkarca davranışlardan dönüp Allah’a yönelin ki kurtuluşa, esenliğe erişesiniz! ⁴¹
37 Bizim “[örfen]” sözcüğüyle yaptığımız ilave illâ mâ zahera minhâ ifadesiyle ilgili olarak ilk İslam alimlerinin ve özellikle (Râzî’nin kaydettiğine göre) el-Kiffâl’in yaptığı “kişinin hakim örfe (el-‘âdetu’l-câriyye: geçerli âdet) uyarak açık tutabileceği, yani örtmemesinde beis olmayan yerler” şeklindeki açıklamayı yansıtmaktadır. İslam Hukuku’nun geleneksel temsilcileri “görünmesinde [örfen] sakınca olmayan” ifadesinin tanımını her ne kadar kadının yüzü, elleri ve ayaklarıyla sınırlı tutma eğilimini göstermişler -hatta sınırlamayı bazan daha da ileri götürmüşler- ise de, illâ mâ zahera minhâ’nın anlamı bizce çok daha geniştir; nitekim, kullanılan ifadedeki kasdî belirsizlik (yahut çok anlamlılık) da bu hususta, insanın ahlakî ve toplumsal gelişiminin gereği olarak ortaya çıkan zamana bağımlı değişikliklerin gözönünde bulundurulduğunu göstermektedir. Yukarıda, aynı kelimelerle hem erkeklere ve hem de kadınlara ulaştırılmak istenen mesajın özü, onların “haramdan gözlerini çevirmeleri ve iffetlerini korumaları” noktasında düğümlenmektedir; kişinin, yaşadığı çağda, Kur’an’ın toplumsal ahlak konusunda getirdiği ilkeleri gözönünde tutarak, dış görünüşünde, giyim kuşamında göstermek zorunda olduğu dikkatin sınırlarını da bu ölçü belirlemektedir.38 Himâr (çoğulu humur), hem İslam’dan önce, hem de İslam’dan sonra Arap kadınlarının kullandıkları geleneksel başörtüsüdür. Klasik müfessirlere göre, bu başörtüsü kadınlar tarafından İslam öncesi dönemde az çok süs giysisi olarak kullanılır ve uçları örtünen kadının sırtına serbestçe bırakılırdı; o günün yaygın modasına göre, kadınların giydiği gömleğin ya da bluzun önünde genişçe bir açıklık bulunur ve böylece göğüsler örtülmezdi. Bunun içindir ki, göğsün himâr ile örtülmesinin emredilmesi bu iş için mutlaka himâr kullanılmasının gerektiğini ifade etmez; fakat, sadece kadınların göğüs kısmının, örfen açık bırakılmasında sakınca bulunmayan yerlerden olmadığını ve dolayısıyla örtülmesi, gösterilmemesi gerektiğini ifade eder.39 Yani, çok yaşlı erkekler. “Yasal olarak sahip oldukları kimseler” ifadesiyle (lafzen, “sağ ellerinin malik olduğu kimseler”) köleler kasdedilmektedir; yine de bu konuda bkz. 78. not.40 Lafzen, “gizledikleri güzellikleri/cazibeleri bilinsin diye”. Yedribne bi-erculihinne ifadesi deyimsel olarak darabe bi-yedeyhi fî mişyetihî (yürürken kollarını salladı) ifadesiyle benzeşmektedir (bu anlam örgüsü içinde Tâcu’l-‘Arûs’da kaydedilmiştir) ve dolayısıyla, tahrik edici bir yürüyüşe işaret etmektedir.41 Müminlerin topluca tevbeye çağırılmasının anlamı, “insan zayıf yaratıldığına” göre (4:28), hiç kimsenin hata ve ayartıdan korunmuş olmadığının hatırlatılmasıdır. Hz. Peygamber’in bile şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Doğrusu, günde yüz kere tevbe edip Allah’a yöneliyorum” (Abdullah b. Ömer’den rivayetle İbni Hanbel, Buhârî ve Beyhakî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Mümin hanımlara da söyle, onlar da bakışlarını haramdan sakınsınlar, iffet ve namuslarını korusunlar. Zorunlu olarak görünenlerin dışında ziynet yerlerini göstermesinler, başörtülerini de göğüs ve gerdanlarının üstüne sarkıtsınlar, cazibe ve güzelliklerini kimseye göstermesinler. Yalnız kocaları, babaları, kayın babaları, öz oğulları, üvey oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mümin kadınlar, malik olduklarınız, kadına ihtiyaç duymayan erkek hizmetçiler veya kadınlara istekleri gelişmemiş küçük çocuklar bunun dışındadır. Bir de yürürken ziynetlerini teşhir etmek için ayaklarını yere sert vurmasınlar. Ey müminler yapmış olduğunuz hatalardan tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz. 12/23...32, 19/19- 20, 24/30- 60, 58- 59
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Mü’min kadınlara da söyle, bakışlarını (yasak) olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar, cazibe ve güzelliklerini, bunlardan görünen kısımlar dışında,[³⁰⁰⁶] (kamuya) açmasınlar;[³⁰⁰⁷] bunun için de, başörtülerini yakalarının üzerine sıkıca tuttursunlar;[³⁰⁰⁸] cazibe ve güzelliklerini yalnızca kocalarına, babalarına, kayınbabalarına, oğullarına, üvey oğullarına, kardeşlerine, erkek kardeşlerinin oğullarına, kız kardeşlerinin oğullarına, kendi (evlerindeki) kadınlara,[³⁰⁰⁹] meşru şekilde malik oldukları kimselere,[³⁰¹⁰] ya da emirleri altındaki cinsel arzudan yoksun erkek hizmetlilere, veya kadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklara açabilirler; bir de yürürken, gizli olan ziynetlerini teşhir etmek için ayaklarını yere vurmasınlar.[³⁰¹¹] Siz ey iman edenler! Topyekûn günahları terk edip Allah’a yönelin ki, mutluluk ve kurtuluşa erebilesiniz.
[3006] Bu, kadın cazibe ve güzelliğinden kamuya açılması serbest olan miktarı gösteren bir istisna cümlesidir. Bizim harfiyyen çevirdiğimiz illâ mâ zahara minhâ ibâresinden kaynaklanan müphemlik, birbirinden farklı birçok yorumu mümkün kılar. Biz, bir tek yorumu mutlaklaştırmaya izin vermeyen bu ibârenin ‘bilinçli müphemlik’ özelliğini, yorumlardan herhangi birine meyletmeksizin aynen çeviriye yansıttık. Kaffal bu ibâreyi, “insanın carî olan âdete göre gösterebildiği yerler müstesna” şeklinde anlar. Eğer hımarın üstünden örtülen cilbab, tek göz hariç bütün vücudu kapatacak bir çarşaf olsaydı, o zaman “mü’min kadınlara söyle; başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine koysunlar” âyetinin anlamı kalmazdı. Çünkü cilbâb zaten bütün vücudu kapattığına göre, artık yaka ve göğüs yırtmacının üzerine konmasına gerek olmazdı. Sözün özü: “Kendiliğinden görünenlerin” tavanı yüz, eller ve ayaklardır. Bu organların örtülüp örtülmemesi nassın değil örfün ve tercihin konusudur. Allah Rasûlü’nün Esma’ya bizzat göstererek yaptığı tarif de bunu teyit eder (Ebu Dâvud, Libas 31). [3007] Teşhir edilmemesi istenen cazibe ve güzellikler, kamuya açılmayıp özel kalması gereken kişisel cazibe ve güzelliklerdir. Bu ilâhî emrin maksadı, kadının kişiliğini dişiliğinin önüne alarak hem istismarını önlemek, hem de sosyal hayata kadını dahil etmektir. Tersi ister istemez karşıt cinsler arası ilişkinin, şahsiyet değil cinsiyet odaklı bir ilişkiye dönüşmesine yol açacaktır. Özetle, tesettürden amaç üç unsurun ahlâkının gözetilmesidir: 1) Kadın: özel bir nimet olan cinselliğini genelleştirip kamuya açmayacak. 2) Erkek: karşı cinsle cinsel odaklı ve istismar edici bir ilişki geliştirmeyecek. 3) Toplum: kadın-erkek ilişkilerini sağlıklı bir zemine oturtacak (Krş: 33:59, not 77). [3008] Âyette ve’lyesturne gibi sade bir emir değil “sıkıca bağlamak, vurmak, tutturmak” anlamına gelen ve’lyadribne kullanılmış. Humurun tekil formu olan hımâr, “başörtüsü” demektir. İçkiye de, aklı bürüyüp örttüğü için aynı kökten gelen hamr adı verilmiştir (Kitâbu’l-‘Ayn). Bu iki kelimenin buluştuğu nokta “baş”tır. Mesela küfür de “örtmek” anlamına gelir, fakat başa değil kalbe nisbet edildiği için farklı kökten bir kelime kullanılmıştır. “İçinde neden ‘baş’ geçmiyor?” sorusunun cevabı bellidir. Arapçada hepsi de başörtüsü olarak kullanılan burka’, nikâb, lifâm, lisâm, nasîf, mıkne‘a ve cilbâb kelimelerinde de “baş” geçmez. Tıpkı Türkçedeki yemeni, yaşmak, çit, yazma, bürgü, bürümcek, tülbent, eşarp, atkı ve çar’da geçmediği gibi. Bu örtünün niteliği, boyutları ve kapsamı değişse de, değişmeyen tek özelliği başı örten bir örtü olmasıdır. Dönemin hür kadınlarının öteden beri kullandıkları başörtüsü, baştan aşağı sarkıtılan ve bir parça da süs işlevi gören bir aksesuardı. Bu örtü, elbiselerin yaka hizasında yer alan, göğsü ve takıları gösteren açıklığı (cuyûb) örtmezdi. “Başörtülerini yakalarının üzerine tuttursunlar” ibâresi, açık bırakılan boyun ve gerdanların da kapatılması talimatını içermektedir. Başörtüsünün, namaz ve oruç kabilinden bir emir değil, gerekçesine bina edilen sosyal ilişkilere dair bir emir olduğu, yaşlı kadınlara giysilerinin bir kısmını çıkarma ru’hsati veren 60. ayetten açıkca anlaşılmaktadır. [3009] Bir yoruma göre, ev nisâihinne ile, sayılan sınıfların oğulları ve torunları kastedilmektedir. Eğer kardeşlerin ve yeğenlerin hanımları kastedilseydi, nisâihim olması lazımdı. Âyetteki nisâihinne kadının değil, “arkadan gelenler” anlamındaki nesie’nin çoğulu olarak anlaşılırsa, sayılan sınıfların oğulları ve torunlarının da mahremiyete dahil olduğu sonucuna varılır. Bu tercihe şayandır, zira aileyi daha da büyüten bir yaklaşımdır. Bu sınırlar, aile içi ilişkilerin sağlıklı bir biçimde sürmesi için konulmuştur. [3010] Bkz: 4:24; 33:52 ve 47:4, ilgili notlar. [3011] Zımnen: cinsel cazibelerini kullanarak karşı cinsi tahrik etmesinler. Burada kadından, iffetini koruyacak erkeklere, onları tahrik etmeyerek yardımcı olması istenmektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Mümin kadınları da uyar, gözlerini haramdan sakınsınlar, (helalleri olmayan erkeklere davet edici nazar atmasınlar) ve ırzlarını korusunlar, (avret mahallerini örtüp, ırz ve namuslarını korusunlar) ve ziynet yerlerini -helalleri olmayan kimselere- göstermesinler, zinet takdıkları dışta olan el ve yüzleri bu hükmün dışındadır. Baş örtülerini yakalarının üzerine indirsinler. (Göğüslerini açık tutmayıp örtünsünler) Süs yerlerini, kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları ve kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendilerine hizmet eden kadınlar ve cariyeler, erkekliği kalmamış hizmetçiler ile henüz avret yerlerinden haberdar olmayan (şehvet hissi duymayan) çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye de, ayaklarını birbirine vurmasınlar (Çünkü böyle bir davranış, erkeklerin nazarını kendi üzerlerine çeker) Ey müminler (Rabbinizin bu emir ve yasaklarına uyun) hepiniz Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa erebilesiniz.
Osman Fırat
swap_vert close
İman eden kadınlara da söyle: "(harama olan ) bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar. Süslerini göstermesinler. Ancak kendiliğinden görünenler hariç. Baş örtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar. Süslerini kimseye göstermesinler. Ancak kocalarına, yahut babalarına, yahut kocalarının babalarına, yahut oğullarına, yahut kocalarının oğullarına, yahut kardeşlerine, yahut kardeşlerinin oğullarına, yahut kızkardeşlerinin oğullarına, yahut kendi kadınlarına, yahut ellerinin altında bulunan(köle)lerine, yahut kendilerine tabi olan ve kadına ihtiyacı bulunmayan erkeklere, yahut henüz kadınların mahrem yerlerinin farkına varmayan çocuklara gösterebilir. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını (yere) vurmasınlar. Ey mü’minler, topluca Allah’a tevbe edin ki felâha eresiniz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve mü'min kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar ve avret mahallerini muhafaza etsinler ve ziynetlerini açmasınlar, onlardan her zahir olanı müstesna ve başörtülerini yakalarının üzerine sarkıtsınlar ve ziynetlerini açıvermesinler. Ancak kocalarına veyahut kendi babalarına veya kocalarının babalarına veya kendi oğullarına veya kocalarının oğullarına veya kendi kardeşlerine veya kendi kardeşlerinin oğullarına veya kendi kızkardeşlerinin oğullarına veyahut kendi kadınlarına veya kendi ellerinin malik olduğu cariyelerine veyahut erkeklikten kesilmiş hizmetçilerine veya kadınların avret mahellerine muttali olmayan çocuklara (karşı açıverilmesi) müstesna. Ve ziynetlerinden gizledikleri bilinsin diye ayaklarını da birbirine vurmasınlar. Ve cümleten Allah'a tevbe ediniz, ey mü'minler! Tâ ki felaha erebilesiniz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Mümin kadınlara da bakışlarını kısmalarını ve edep yerlerini açmaktan ve günahtan korumalarını söyle. Yine söyle ki mecburen görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerini kapatacak şekilde örtsünler. Zinet takılan yerlerini kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, üvey oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mümin kadınlar, ellerinin altında bulunanlar (köleler), erkeklikten kesilip kadınlara ihtiyaç duymayan hizmetçileri veya henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklar dışında kimseye göstermesinler. Saklı zinetlerine dikkat çekmek için, ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz toptan Allah'a tövbe ediniz ki felaha eresiniz! [35, 59]
Zinetlerden maksat, ya kolye, küpe, bilezik gibi zinetlerin yerleri yahut bizzat zinet eşyalarıdır. Birinci görüş daha ağır basar. Örtülecek yerlerden istisna el, yüz ve ayaklardır. Yüz ile ayakların örtülmesinin farz olduğunu söyleyen âlimler de vardır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnanan kadınlara da söyle: "Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar. Süslerini göstermesinler. Ancak kendiliğinden görünenler hariç. Baş örtülerini (göğüs) yırtmaçlarının üstüne koysunlar. Süslerini kimseye göstermesinler. Yalnız kocalarına, yahut babalarına, yahut kocalarının babalarına, yahut oğullarına, yahut kocalarının oğullarına, yahut kardeşlerine, yahut kardeşlerinin oğullarına, yahut kızkardeşlerinin oğullarına, yahut kadınlarına, yahut ellerinin altında bulunan(köle)lerine, yahut kadına ihtiyacı bulunmayan erkek tabi'lerine, yahut henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklara gösterebilir. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını vurmasınlar. Ey mü'minler, topluca Allah'a tevbe edin ki felaha eresiniz.
(283) Bunların görünmesinde bir günâh yoktur. Bir tefsîre göre süsten maksat, süs yerleridir. Buna göre kendiliğinden görünecek süs yerleri, örtünme hükmü dışında tutulmuştur. Bir şeyi alıp verirken, hattâ örtüsünü örterken dahi ellerin görünmesi zarurîdir. El, yüz ve ayaklar örtünmeden mu'âf tutulmuştur. (284) Yani hizmetçilere, yardıma muhtaç ihtiyarlara, bunaklara ve dilencilere.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Mü'min kadınlara söyle ki: Helâl olmayan şeye nazardan gözlerini men' itsünler ve ferclerini hıfz iylesünler ('avret yerlerini örtsünler) ve zînetlerini, onlardan zâhir olanlardan gayrısını (setri mümkün olmayanlardan başkasını) göstermesünler ve baş örtülerini yakaları üzerine çeksünler ve zînetlerini kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, üveği oğullarından, kardaşlarından, kardaşlarının oğullarından, kız kardaşlarının oğullarından, kadınlardan, köle ve câriyelerinden yâhud ricâlden kadınlara meyli olmayan (çok ihtiyâr, hadım ve sâire gibi) ittibâ'larından veyâ kadınların 'avretini bilmeyen küçük çocuklardan gayrısına âşikâr itmesünler ve zînetlerinden gizledikleri şeyi bilinsün içün ayaklarını yere veyâ birbirine urmasunlar. Ey Mü'minler! Cümleniz Allâh'a tevbe idiniz ki felâha iresiniz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Mümin kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar; ferçlerini (kolları ile bacakları arasındaki organlarını) korusunlar. Güzelliklerinden [1] görünen kısım [2] dışındakileri açmasınlar. Başörtülerinin bir kısmını yakalarının üstüne vursunlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları, elleri altında bulunan esirler, kadına ihtiyacı kalmamış erkekler ve kadınların edep yerlerine ilgi duymayan küçük çocuklar[3] dışında hiç kimseye süslerini açmasınlar. Gizledikleri güzellikleri bilinsin[4] diye ayaklarının bir bölümü ile yere vurmasınlar. Müminler, hep birlikte Allah’a yönelin ki umduğunuza kavuşasınız.
[1] Güzellik diye meal verdiğimiz kelime ziynet = الزينة'tir. Bazıları bunun, dış elbise veya süs olduğunu söyler. Dış elbise, hem kadının hem erkeğin zinetidir. (Araf 7/31) Süs eşyasının takılması da yasak değildir. (A'raf 7/32) Kadın, insanlar için ziynet kılındığından (Al-i İmran 3/14) bu ayetteki ziynet, kadın vücudundan başkası olamaz. Âyette geçen "gizledikleri ziynetleri" ifadesi de bu anlamı destekler. Çünkü kadın, vücudu örtülü olduğu halde dans ederek, oynayarak veya seksi yürüyüş yaparak gizli güzelliklerinin bilinmesini sağlayabilir. [2] "görünen kısım"ifadesinin başörtüden önce geçmesinden, yüzün görünen güzelliklerden olduğu anlaşılır. [3] Esirler ve küçük çocuklar ile ilgili özel hükümler Nur 24/58. âyette gelecektir. [4] Bâ = ب harf-i cerri, min = من anlamına gelebildiği için "ayaklarının bir bölümü" anlamı verilmiştir. Oynayan kadın, ayağını farklı şekilde yere vurarak sağa-sola eğilir ve güzelliklerini göstermeye çalışır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Mümin kadınlara da söyle, bakışlarını sakınsınlar ve mahrem yerlerini korusunlar. Açıkta olan kısmı hariç zinetlerini göstermesinler. Başörtüleri ile yakalarının üzerini de kapatsınlar. Süslerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kendi kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendisi gibi kadınlar, kendi cariyeleri, erkekliği kalmamış hizmetçileri, kadınların mahrem yerlerini henüz bilmeyen çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar.-Ey müminler, kurtuluşa ermek için hep birden Allah'a tevbe edin!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Mü'min kadınlara söyle: Onlar da bakışlarını sakınsınlar, iffetlerini korusunlar, zorunlu olarak görünenin(4) dışında ziynetlerini göstermesinler; örtülerini, yakalarını kapatacak şekilde örtsünler.(5) Kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından,(6) ellerinin altında bulunan kölelerden, erkeklikten kesilmiş hizmetçilerinden ve kadınların mahremiyetlerine henüz vakıf olmayan çocuklardan başkasına ziynet yerlerini göstermesinler. Saklı ziynetlerini fark ettirmek için de ayaklarını yere vurmasınlar. Hepiniz Allah'a tevbe edin, ey mü'minler, tâ ki kurtuluşa eresiniz.
(4) Örtünün dış tarafı ile el, yüz ve ayaklar.(5) Başörtüsünü arkaya salarak göğüs kısmını açıkta bırakmak şeklindeki bir Cahiliyet dönemi âdetine karşı, saçlarla beraber, boyun, gerdan ve göğüs kısmının da örtülmesi gerektiği vurgulanmıştır.(6) Müslüman kadınlar. Bir görüşe göre de bütün kadınlar.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zînetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut erkek kardeşlerinin oğulları yahut kız kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah'a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyit mü’mine 'avratlara örtsünler gözlerinüñ bir nicesin daħı śaķlasunlar ferclerini. daħı göstermesünler bezeklerini illā anı kim görindi andan. daħı bıraķsunlar derinçeklerini göncükleri üzere. daħı göstermesünler bezeklerini illā erenlerine yā atalarına yā erenleri atalarına yā oġlanlarına yā erenleri oġlanlarına yā ķarındaşlarına yā ķarındaşları oġlanlarına yā ķız ķarındaşları oġlanlarına yā 'avratlarına ya'nį müsülmān 'avratlar yā anlar kim mālik oldı elleri ya'nį ķullar yā teba' olıcılar ḥācet işlerinden ayruķ erenlerden ya'nį 'avrata ḥāceti olmaya miħneŝ gibi 'innįn gibi yā küccük oġlanlar kim anlar ħaberlü olmadılar 'avratlaruñ örtmeġi vācib olmış yirlerine. daħı urmasuñ ayaķlarına tā biline ol kim gizlerler bezeklerinden. [188a] daħı tevbe eyleñ Tañrı’ya dükeli ay mü’minler! ola kim siz ķurtılasız.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eyit mü’min ‘avratlara, gözlerin yumsunlar ve ferclerin ṣaḳlasunlar.Daḫı göstermesünler bezeklerini kimseye, illā ol nesne ki āşikāredür andansürme gibi yüzük gibi. Daḫı göstermesünler bezeklerin illā erlerine, yā ata‐larına, yā erleri atalarına, yā oġlanlarına, yā ataları oġlanlarına, yāḳarındaşlarına, yā ḳarındaşları oġlanlarına, yā ḳız ḳardaş oġlanlarına, yāṭapucı ‘avratlarına, yā ḳullarına ve ḳırnaḳlarına, yā tābi‘ olanlara ki ‘avrat‐lara yatışmaḳ bilmezler er kişilerden, yā kiçik oġlanlar kim ‘avratlar em‐rinden nesne bilmezler. Daḫı ayaḳların yire ḳaḳmasunlar, bilinmeg‐içün gizledükleri nesne bezeklerinden ki ḫalḫāldur. Daḫı Allāha dönüñüz barçañuziy mü’minler. Ola kim siz iflāḥ olasız.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Mö’min qadınlara de ki, gözlərini haram buyurulmuş şeylərdən çevirsinlər (naməhrəmə baxmasınlar), ayıb yerlərini (zinadan) qorusunlar (və ya örtülü saxlasınlar); öz-özlüyündə görünən (əl, üz) istisna olmaqla, zinətlərini (zinət yerləri olan boyun, boğaz, qol, ayaq və s. naməhrəmə) göstərməsinlər; baş örtüklərini yaxalarının üstünə çəksinlər (boyunları və sinələri görünməsin); zinət yerlərini ərlərindən, yaxud öz atalarından, yaxud ərlərinin atalarından (qayınatalarından), yaxud öz oğullarından, yaxud ərlərinin oğullarından, yaxud öz qardaşlarından, yaxud qardaşlarının oğullarından, yaxud bacılarının oğullarından, yaxud öz (müsəlman) qadınlarından, yaxud sahib olduqları (müşrik) cariyələrdən, yaxud kişiliyi qalmamış (onlarla birlikdə yemək yeyən) xidmətçilərdən, yaxud qadınların məhrəm yerlərini hələ anlamayan uşaqlardan başqasına göstərməsinlər; gizlətdikləri bəzək şeylərini (xalxallarını) göstərmək üçün ayaqlarını (yerə və ya bir-birinə) vurmasınlar. Ey mö’minlər! Hamınız Allaha tövbə edin ki, nicat tapasınız! (Mətləbinizə çatasınız!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And tell the believing women to lower their gaze and be modest, and to display of their adornment only that which is apparent, and to draw their veils over their bosoms, and not to reveal their adornment save to their own husbands or fathers or husbands fathers, or their sons or their husbands' sons, or their brothers or their brothers' sons or sisters sons, or their women, or their slaves, or male attendants who lack vigour, or children who know naught of women's nakedness. And let them not stamp their feet so as to reveal what they hide of their adornment. And turn unto Allah together, O believers, in order that ye may succeed.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And say to the believing women that they should lower their gaze and guard(2984) their modesty; that they should not display their beauty and ornaments(2985) except what (must ordinarily) appear thereof; that they should draw their veils over their bosoms and not display their beauty except to their husbands, their fathers, their husband´s fathers, their sons, their husbands´ sons, their brothers or their brothers´ sons, or their sisters´ sons, or their women, or the slaves whom their right hands possess, or male servants free of physical needs, or small children who have no sense of the shame of sex; and that they should not strike their feet in order to draw attention to their hidden ornaments.(2986) And O ye Believers! turn ye all together towards Allah, that ye may attain Bliss.(2987)
2984 The need for modesty is the same in both men and women. But on account of the differentiation of the sexes in nature, temperaments, and social life, a greater amount of privacy is required for women than for men, especially in the matter of dress and the uncovering of the bosom. 2985 Zinah means both natural beauty and artificial ornaments. I think both are implied here, but chiefly the former. The woman is asked not to make a display of her figure or appear in undress except to the following classes of people: (1) her husband, (2) her near relatives who would be living in the same house, and with whom a certain amount of neglige is permissible: (3) her women, i.e., her maidservants, who would be constantly in attendance on her: some Commentators include all believing women; it is not good form in a Muslim household for women to meet other women, except when they are properly dressed; (4) slaves, male and female, as they would be in constant attendance (but with the abolition of slavery this no longer applies); (5) old or infirm men-servants; and (6) infants or small children before they get a sense of sex. Cf. also 33:59. 2986 It is one of the tricks of showy or unchaste women to tinkle their ankle ornaments, to draw attention to themselves. 2987 While all these details of the purity and good form of domestic life are being brought to our attention, we are clearly reminded that the chief object we should hold in view is our spiritual welfare. All our brief life on this earth is a probation, and we must make our individual, domestic, and social life all contribute to our holiness, so that we can get the real success and bliss which is the aim of our spiritual endeavour. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقُلْ
ve söyle
لِلْمُؤْمِنَاتِ
mü'min kadınlara
يَغْضُضْنَ
yumsunlar
مِنْ اَبْصَارِهِنَّ
gözlerini
وَيَحْفَظْنَ
ve korusunlar
فُرُوجَهُنَّ
ırzlarını
وَلَا يُبْد۪ينَ
ve teşhir etmesinler
ز۪ينَتَهُنَّ
ziynetlerini
اِلَّا
an- cak
مَا
o şe- yi ki
ظَهَرَ
göründü
مِنْهَا
ondan
وَلْيَضْرِبْنَ
ve vursunlar
بِخُمُرِهِنَّ
başörtülerini
عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ
yakalarının üzerine
وَلَا يُبْد۪ينَ
ve teşhir etmesinler
ز۪ينَتَهُنَّ
ziynetlerini
اِلَّا
ancak
لِبُعُولَتِهِنَّ
kocalarına
اَوْ
ve- ya
اٰبَٓائِهِنَّ
babalarına
اَوْ
ve- ya
اٰبَٓاءِ
babala- rına
بُعُولَتِهِنَّ
kocalarının
اَوْ
ve- ya
اَبْنَٓائِهِنَّ
oğullarına
اَوْ
ve- ya
اَبْنَٓاءِ
oğullarına
بُعُولَتِهِنَّ
kocalarının
اَوْ
ve- ya
اِخْوَانِهِنَّ
erkek kar- deşlerine
اَوْ
ve- ya
بَن۪ٓي
oğullarına
اِخْوَانِهِنَّ
erkek kar- deşlerinin
اَوْ
ve- ya
بَن۪ٓي
oğullarına
اَخَوَاتِهِنَّ
kız kardeşlerinin
اَوْ
ve- ya
نِسَٓائِهِنَّ
kadınlarına
اَوْ
ve- ya
مَا
o şey- lere ki
مَلَكَتْ
sahip oldu
اَيْمَانُهُنَّ
sağ elleri
اَوِ
ve- ya
التَّابِع۪ينَ
tabi olanlara ki
غَيْرِ
değil
اُو۬لِي
sahipleri
الْاِرْبَةِ
kadınlara ihtiyaç
مِنَ الرِّجَالِ
erkeklerden
اَوِ
ve- ya
الطِّفْلِ
çocuklara
الَّذ۪ينَ
onlar ki
لَمْ يَظْهَرُوا
farkında olmadılar
عَلٰى عَوْرَاتِ
mahrem yerlerine
النِّسَٓاءِۖ
kadınların
وَلَا يَضْرِبْنَ
ve vurmasınlar
بِاَرْجُلِهِنَّ
ayaklarını
لِيُعْلَمَ
bilinsin diye
مَا
o şey- ler ki
يُخْف۪ينَ
gizliyorlar
مِنْ ز۪ينَتِهِنَّۜ
ziynetlerinden
وَتُوبُٓوا
ve tövbe edin
اِلَى اللّٰهِ
Allah'a
جَم۪يعاً
hep birlikte
اَيُّهَ
ey
الْمُؤْمِنُونَ
mü'minler
لَعَلَّكُمْ
ta ki siz
تُفْلِحُونَ
felaha eresiniz
Mü'min kadınlara da söyle, (onlar da) gözlerini (harama dikmekten) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. (El ve yüz gibi) Görünen kısımlar müstesna, ziynet (yer)lerini (başkalarına) teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üstün(ü kapatacak şekild)e koy(up örtün)sünler. Kocaları veya babaları veya kocalarının babaları veya (öz) oğulları veya kocalarının (üvey olan) oğulları veya erkek kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kız kardeşlerinin oğulları veya (mü'min) kadınlar veya ellerinin altında bulunan (cariye)ler veya (yaşlılık sebebiyle) kadınlara karşı şehvetleri olmayan erkek hizmetçiler yahut henüz kadınların mahrem yerlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynet (yer)lerini teşhir etmesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri bilinsin diye de ayaklarını (yere) vurmasınlar (dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey mü'minler! Hep birlikte Allah'a (yönelip) tövbe ediniz ki felaha (kurtuluş ve saadete) eresiniz.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مُؤْمِنَات
Etken fiil-IV
ا م ن
Mü'min kadınlar, iman eden kadınlar
غَضَّ
Fiil-I
غ ض ض
(Gözü) Yummak, (sesi) kısmak
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَصَر
İsim
ب ص ر
Göz, basiret
حَفِظَ
Fiil-I
ح ف ظ
Korudu, muhafaza etti
فَرْج
İsim
ف ر ج
Irz, iffet, çatlak
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَبْدَى
Fiil-IV
ب د و
Açığa vurdu, açıkça verdi, açıkladı, ortaya çıkardı, açtı, teşhir etti
زِينَة
İsim
ز ي ن
Ziynet, süs, ihtişam
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
ظَهَرَ
Fiil-I
ظ ه ر
Açığa çıktı, ortaya çıktı, zahir oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ضَرَبَ
Fiil-I
ض ر ب
Misal getirdi, vurdu, sefere çıktı, dövdü, vazgeçti, dolaştı
خُمُر
İsim
خ م ر
Başörtüler
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
جَيْب
İsim
ج ي ب
Yaka, insan koynu
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَبْدَى
Fiil-IV
ب د و
Açığa vurdu, açıkça verdi, açıkladı, ortaya çıkardı, açtı, teşhir etti
زِينَة
İsim
ز ي ن
Ziynet, süs, ihtişam
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
بَعْل
İsim
ب ع ل
Koca
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اٰبَاء
İsim
ا ب و
Ataları, babaları
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اٰبَاء
İsim
ا ب و
Ataları, babaları
بَعْل
İsim
ب ع ل
Koca
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اِبْن
İsim
ب ن ي
Oğlu, (Çoğulu اَبْنَٓاءَ: oğulları, çocukları)
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اِبْن
İsim
ب ن ي
Oğlu, (Çoğulu اَبْنَٓاءَ: oğulları, çocukları)
بَعْل
İsim
ب ع ل
Koca
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اَخ
İsim
ا خ و
Erkek kardeş, kardeş
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
بُنَيَّ
İsim
ب ن ي
Oğulcuğum, yavrucuğum. بَن۪ٓي , بَنُٓوا: Oğullar, evlatlar.
اَخ
İsim
ا خ و
Erkek kardeş, kardeş
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
بُنَيَّ
İsim
ب ن ي
Oğulcuğum, yavrucuğum. بَن۪ٓي , بَنُٓوا: Oğullar, evlatlar.
اُخْت
İsim
ا خ و
Kız kardeş
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
نِسَٓاء
İsim
ن س و
Kadınlar
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
مَلَكَ
Fiil-I
م ل ك
Sahip oldu, malik oldu, güç yetirdi, hükümdarlık etti
يَمِين
İsim
ي م ن
Yemin, sağ el, sağ taraf, ahit
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
تَابِع
Etken fiil
ت ب ع
Tabi olan
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
اُولِى
İsim
ا و ل
Sahip
اِرْبَة
İsim
ا ر ب
Kadınlara karşı istekli olan, düşkün olan
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رِجَال
İsim
ر ج ل
Erkekler, adamlar
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
طِفْل
İsim
ط ف ل
Bebek, çocuk
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
ظَهَرَ
Fiil-I
ظ ه ر
Açığa çıktı, ortaya çıktı, zahir oldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
عَوْرَة
İsim
ع و ر
Avret yeri, mahrem olan, muhafazasız, açık
نِسَٓاء
İsim
ن س و
Kadınlar
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ضَرَبَ
Fiil-I
ض ر ب
Misal getirdi, vurdu, sefere çıktı, dövdü, vazgeçti, dolaştı
رِجْل
İsim
ر ج ل
Ayak
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اُخْفِىَ
Fiil-IV
خ ف ي
Gizledi, sakladı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
زِينَة
İsim
ز ي ن
Ziynet, süs, ihtişam
تَابَ
Fiil-I
ت و ب
Yöneldi, tövbe etti, tövbeleri kabul etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
جَمِيع
İsim
ج م ع
Bir araya gelenler, topyekün, cemaat,topluluk
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
اَفْلَحَ
Fiil-IV
ف ل ح
Felaha erdi, iflah oldu, kurtuluşa erdi, felah buldu