MÜ’MİN erkeklere söyle, bakışlarını (yasak) olandan çevirsinler[³⁰⁰³] ve iffetlerini korusunlar; tertemiz kalabilmeleri için en uygun davranış şekli budur: unutmasınlar ki Allah, ortaya koydukları[³⁰⁰⁴] her bir şeyden haberdardır.[³⁰⁰⁵]
[3003] Ğaddu’l-basar, “bakışı kısmak, bakışları kont- rol altına almak”tır. Açıktır ki bir kısıtlama ifade eder. Fakat teb’îd bildiren min edatı, bu kısıtlamayı sınırlar. Yani, “kısılacak” ya da “kontrol altına alınacak” bakış, her tür bakış değil belli nitelikteki bakışlardır. Bu da, muhatabın cinselliğini istismara yönelik bakışlardır. Erkeğin karşı cinsten muhatabının kişiliğinde değil de dişiliğinde odaklanan, onu cinsel bir figür olarak algılayan ya da muhatap tarafından böyle algılanan bakışlar, âyetteki yasak kapsamına girer. Doğaldır ki bu tür bir bakış, cinsler arası ilişkiyi geliştirmeye değil, karşı cinsin cinselliğini sömürmeye hizmet eder.
[3004] Burada “ortaya koymak” şeklinde karşıladığımız sun‘ ile fi‘l (fiil) arasında fark vardır. Fi‘l hem bilinçli hem bilinçsiz yapma için kullanılırken, sun‘ sadece bilinçli yapma için kullanılır. Bu nedenle hayvanlar ve cansızların hareketleri sun‘ ile ifade edilmez. Buna göre her sun‘ fi‘ldir fakat her fi‘l sun‘ değildir (Râğıb).
[3005] Bu talimat erkek tesettürünün sınırlarını da ifade eder. Örtünme insanlıkla yaşıttır. Cinselliğini keşfeden Âdem’in yapraklarla üzerini örtme temsili (7:22), insanın rüştünün örtünmeyle başladığını gösterir. Eski Ahid’den örtünmenin Hz. İbrahim döneminde de var olduğunu öğreniyoruz (Tekvin, 24:38). A’râf 26, takvâyı örtünmenin zirvesine yerleştirir.