Bunu (bu iftirâyı)(2) dillerinizle (birbirinizden) alıyor ve hakkında bir bilgi sâhibi olmadığınız bir şeyi ağızlarınızla söylüyor ve bunu (pek) kolay (ehemmiyetsiz) bir şey sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük (bir günah)tır.
(2)“Gıybet, ehl-i adâvet ve hased ve inâdın (inadcı, kıskanç ve kindar insanların) en çok isti‘mâl ettikleri (kullandıkları) alçak bir silâhtır. İzzet-i nefis sâhibi, bu pis silâha tenezzül edip isti‘mâl etmez. Nasıl meşhur bir zât demiş: اُكَبِّرُ نَفْس۪ي عَنْ جَزَاءٍ بِغَيْبَةٍ فَكُلُّ اِغْتَيَابٍ جَهْدُ مَنْ لَهُ جَهْدٌ Yani: ‘Düşmanıma gıybetle cezâ vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünki gıybet, zaîf ve zelîl ve aşağıların silâhıdır.’ Gıybet odur ki, gıybet edilen adam hâzır olsa idi ve işitse idi, kerâhet edip (çirkin bulup) darılacaktı, eğer doğru dese, zâten gıybettir. Eğer yalan dese, hem gıybet, hem iftirâdır. İki katlı çirkin bir günahtır.” (Mektûbât, 22. Mektûb, 102-103)