close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nûr Sûresi 15. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İż telakkavnehu bi-elsinetikum vetekûlûne bi-efvâhikum mâ leyse lekum bihi ‘ilmun vetahsebûnehu heyyinen vehuve ‘inda(A)llâhi ‘azîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O zaman siz, onu ağızdan ağıza naklediyor ve hiçbir bilginiz olmayan o şeyi ağızlarınızla söyleyip duruyordunuz ve sanıyordunuz ki o, kolay bir şey, halbuki o, Allah katında pek büyük birşeydi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Çünkü o durumda siz (maalesef) onu (iftirayı) dillerinizle (birbirilerinize) aktardınız ve hakkında (kesin belgeniz ve) bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söyleyip yaydınız ve bunu (masum bir kadının namus ve onurunu karalamayı ve Hz. Resulüllah’ın ailesine hakarette bulunmayı) kolay (ve basit bir şey) sandınız; oysa o Allah katında çok büyük (bir vebaldir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hani siz o iftirayı dilden dile dolaştırıp, hiçbir bilginiz olmadığı halde, ağzınıza alıp söylüyor ve bunu basit, günahsız bir iş sanıyordunuz. Halbuki bu iftira işi Allah katında, oldukça büyük bir günahtır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Çünkü siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız, ciddi, kesin bilgiye dayalı delilinizin bulunmadığı şeyi, ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki, bunun doğurduğu günah ve zarar Allah katında çok büyüktür.
Ahmet Varol
swap_vert close
Çünkü siz onu dillerinize doluyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızla söylüyordunuz ve onu önemsiz bir şey sanıyordunuz. Oysa o Allah katında büyüktür.
Ali Bulaç
swap_vert close
O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağzınızla söylediniz ve bunu kolay sandınız; oysa o Allah katında çok büyük (bir suç)tür.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O vakit siz, o iftirayı dillerinizle birbirinize anlatıyordunuz; hakkında hiç bir bilgi sahibi olmadığınız şeyi, ağızlarınızla söyliyor ve bunu kolay (günah olmıyan şey) sanıyordunuz. Halbuki o, Allah katında (günah bakımından) çok büyüktür.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Çünkü siz, o haberi dilden dile alıyordunuz. Ve hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığınız bir meselede, yalnızca yanlış laflar söylüyordunuz. Bunu kolay sanıyordunuz. Hâlbuki o, Allah katında çok büyük idi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Çünkü siz bu olayı dillerinize dolayıp, hakkında herhangi bir bilginiz olmadığı halde aranızda yayıyordunuz ve onu basit bir hadise sayıyordunuz. Oysa bu, Allah katında büyük bir olaydır.
Besim Atalay
swap_vert close
Dilden dile, onu dolaştırırsız, bilmediğiniz şeyi, ağzınıza alırsız, onu kolay sanırsız, o büyük bir iştir Allah katında
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O iftirayı dilden dile birbirinize aktarıyor, işin aslına dair bilginiz olmayan sözleri ağızlarınızda söylüyor ve bunu basit, önemsiz bir şey sanıyordunuz. Oysaki Allah katında o, çok büyük bir günahtır.
Bu âyet hem iftiranın hem de dedikodunun ne kadar büyük bir felâket olduğunu anlatıyor. İftira bir fitnedir, dedikodu bu fitnenin fesada dönüşmesidir, fitne ise adam öldürmekten daha büyük bir felâkettir. “… Fitne adam öldürmekten daha kötüdür…” (Bakara 2/191, 217)  
Cemil Said
swap_vert close
14, 15. Allâh’ın sizin içün nihâyetsiz lütfı ve bu dünyâda ve âhiretde merhameti olmıya idi çıkardığınız şâyi’ât içün ve bu şâyi’atı ağızdan ağıza nakl iylediğiniz ve bilmediğiniz şeyi dudaklarınız ile tekellüm iylediğiniz ve Allâh’ın ’indinde günâh-ı kebîr olan bir keyfiyeti hafif ’add itdiğiniz içün derhâl ’azâb-ı ’azîme dûçâr olur idiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz, oysa Allah katında önemi büyüktü.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Çünkü siz, iftirayı dilden dile yayıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız bir şeyi ağızlarınızla söylüyorsunuz; bunu da önemsiz sanıyorsunuz; halbuki Allah katında o büyük bir şeydir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Çünkü siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında çok büyük (bir suç) tur.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onu dilinize dolamış ve hakkında bir bilginiz olmayan bir konuda ağzınızı açıp konuşuyordunuz. Onu basit bir şey sanmıştınız. Oysa o, ALLAH yanında büyüktür.
Birisi aleyhinde daha o kişi hayattayken ortaya atılmış söylentileri "bir bilgimiz olmadan" ciddiye almamamız gerektiği önemle bildirilir. Peygamberin vefatından yüzlerce yıl sonra ortada gezinen söylentileri hadis kitaplarında derleyenler ve onları "bir bilgileri olmadan" izleyenler kuşkusuz daha büyük bir suç işlemektedirler. Bin ikiyüz veya bin üçyüz yıl önce Allah ve elçisi hakkında uydurulmuş olan hadisler milyonlarca insanı cehalete ve felaketlere mahkum etmiştir. Hiçbir mahkemede delil olarak kabul edilemiyecek olan hadis rivayetlerini dinlerinin kaynağı haline getirenler 6:116 ayetinde belirtildiği gibi, sadece saçmalamaktadırlar. Bak 6:148; 10:36,66; 53:28.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Çünkü siz bu iftirayı, gelişi güzel birbirinizin ağzından alıyor ve hakkında bilgi sahibi olmadığınız (bu uydurma haberi) ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında çok büyük bir suçtur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O sırada ki dillerinizle telâkkı ediyordunuz ve ağızlarınızla hiç bir ılminiz olmıyan bir şey söyleyor ve onu kolay sanıyordunuz, halbuki o, Allah yanında büyük bir vebal
Emrah Demiryent
swap_vert close
Zira siz, işin aslına dair hiçbir bilginizin olmadığı bir hususta ileri geri konuşmak sûretiyle onu (o iftirayı), dilden dile birbirinize aktarıyor ve bunu, basit bir hadise gibi görüyordunuz. Hâlbuki o, Allah nezdinde (günah bakımından) çok büyüktür.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hani siz onu dillerinize dolayıp, kendisi hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi aranızda yayıyordunuz. Ve bunun önemsiz olduğunu sanıyordunuz. Oysaki bunun Allah'ın yanında önemi çok büyüktür.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O zaman siz o (iftirâyi) dillerinizle (birbirinize) yetişdiriyordunuz, (hakkında) hiç bir bilginiz olmayan şey'i ağızlarınızla söylüyordunuz, ve bunu kolay sanıyordunuz. Halbuki o (nun günâhı) Allah indinde büyükdür.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bunu (bu iftirâyı)(2) dillerinizle (birbirinizden) alıyor ve hakkında bir bilgi sâhibi olmadığınız bir şeyi ağızlarınızla söylüyor ve bunu (pek) kolay (ehemmiyetsiz) bir şey sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük (bir günah)tır.
(2)“Gıybet, ehl-i adâvet ve hased ve inâdın (inadcı, kıskanç ve kindar insanların) en çok isti‘mâl ettikleri (kullandıkları) alçak bir silâhtır. İzzet-i nefis sâhibi, bu pis silâha tenezzül edip isti‘mâl etmez. Nasıl meşhur bir zât demiş: اُكَبِّرُ نَفْس۪ي عَنْ جَزَاءٍ بِغَيْبَةٍ فَكُلُّ اِغْتَيَابٍ جَهْدُ مَنْ لَهُ جَهْدٌ Yani: ‘Düşmanıma gıybetle cezâ vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünki gıybet, zaîf ve zelîl ve aşağıların silâhıdır.’ Gıybet odur ki, gıybet edilen adam hâzır olsa idi ve işitse idi, kerâhet edip (çirkin bulup) darılacaktı, eğer doğru dese, zâten gıybettir. Eğer yalan dese, hem gıybet, hem iftirâdır. İki katlı çirkin bir günahtır.” (Mektûbât, 22. Mektûb, 102-103)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
O vakit siz, onu dillerinize doluyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızla söylüyordunuz ve onu önemsiz bir şey sanıyordunuz. Oysa o Allah katında (vebalı) büyüktür.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bu iftirayı dillerinize doladığınızda ağızlarınızla “Sizin iftira hakkında hiçbir bilginiz olmadığı halde, (atılan iftirayı) önemsiz zannederek (olayla ilgili) boşu boşuna konuşuyordunuz” Hâlbuki bu Allah katında büyük bir olaydır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gün siz bu yalanı ağzınızda dolaştırıp duruyordunuz. Hiç bir bilginiz olmadan onu ağzınıza alıyordunuz. Hem de bunu yaparken hiç bir sorumluluk da duymuyordunuz. Oysa ki Allah yanında bu pek büyük bir günahtır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani onu dilden dile dolaştırıp hiçbir bilginiz olmadığı şeyleri ağzınıza alıyor, Allah yanında büyük bir günah olduğu halde onu kolay [²] sanıyordunuz.
[2] Günahı yok.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hani siz o (iftirayı) dilinize doluyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızdan ağıza dolaştırıyor ve bunun önemsiz bir şey olduğunu sanıyordunuz. Hâlbuki o Allah katında çok büyük (bir günahtır).
Kadri Çelik
swap_vert close
O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu da kolay sandınız. Oysa o, Allah katında çok büyüktür.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Çünkü bunu dilinize dolamış, içyüzünü bilmediğiniz bir konuda ileri geri konuşup duruyordunuz. Bir iftiranın yayılmasına sebep olmak Allah katında büyük bir günah olduğu hâlde, siz bunu basit ve önemsiz görüyordunuz. Oysa ki:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, onu dillerinizle aktarıyordunuz. Hakkında bilgin olmayan şeyi ağızlarınızla söylüyordunuz. Allah katında çok büyük olduğu halde onu önemsiz sayıyordunuz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Çünkü, hakkında bilgi sahibi olmadığınız bir şeyi dilinize dolayıp ağızdan ağza dolaştırıyordunuz. Bunu basit bir olay gibi görüyordunuz. Halbuki bu, Allah katında büyük bir olaydı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hani iftiranın önemini kavramadan zina iftirasını aranızda dilden dile dolaştırıyor; hakkında bilginiz olmayan şeyleri söylüyor, yaptığınız işi önemsiz sanıyordunuz. Hâlbuki yaptığınız şey Allah katında büyük bir günahtır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Çünkü siz bunu (iftirayı), dilden dile aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyor, bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. (Oysa) bu, Allah katında çok büyük (bir günah)tır.
Mehmet Türk
swap_vert close
Zîrâ siz, o (iftirayı) dillerinizle birbirinize aktarıp duruyor, hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylüyor ve bunu da Allah katında çok büyük günâh olmasına rağmen, basit bir şey sanıyordunuz.
Muhammed Esed
swap_vert close
hem de, onu tam dilinize doladığınız ve doğru bilgi sahibi olmadığınız konuda, bu Allah katında son derece önemli olduğu halde, hafife alıp ileri geri konuştuğunuz zaman!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Çünkü siz, bu iftirayı dilinize dolamış ve işin aslını bilmediğiniz halde ileri geri konuşuyor ve bunu basit bir mevzu sanıyordunuz. Oysa bu Allah katında öyle büyük bir vebal ki. 17/36, 49/6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
tam da dillerinize dolayıp, hiçbir bilginiz olmadığı halde basite alarak ağızlarınızda gevelediğiniz bir sırada… Oysa ki bu, Allah katında çok ağır bir (vebaldir).
Orhan Kuntman
swap_vert close
Çünkü onu, dilinize dolamıştınız, kesin bilginiz olmayan bir şeyi, ona buna söylüyordunuz. Bu davranışınızı önemsemiyordunuz ama, o, Allah katında çok büyük bir günahtır.
Osman Fırat
swap_vert close
Çünkü siz, onu dillerinizle alıveriyorsunuz ve hakkında hiç bilginiz olmayan bir şeyi, (düşünüp taşınmadan, hemen) ağızlarınızla söylüyorsunuz ve onu önemsiz bir iş sanıyorsunuz. Oysa o, Allâh yanında büyük (bir günâh)tır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O vakit ki, onu (iftirayı) dillerinizle karşılayıp kabul ediyordunuz. Kendisine sizin bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylüyordunuz ve onu kolay sanıyordunuz. Halbuki o, Allah katında pek büyüktür.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O sırada siz o iftirayı dilden dile birbirinize aktarıyor, işin aslına dair hiç bilginiz olmayan sözleri ağızlarınızda geveleyip duruyordunuz ve bunu basit, önemsiz bir şey sanıyordunuz. Halbuki o, Allah'ın nazarında pek büyük bir vebaldi!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Çünkü siz, onu dillerinizle alıveriyorsunuz ve hakkında hiç bilginiz olmayan bir şeyi, (düşünüp taşınmadan, hemen) ağızlarınızla söylüyorsunuz ve onu önemsiz bir iş sanıyorsunuz. Oysa o, Allah yanında büyük(bir günah)tır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onı birbirinize ilkâ ider ve haber virirsiniz. 'İlminiz olmayan şeyi lisânınızla söylersiniz. Onı kolay zan idersiniz. Halbuki o iftirâ ve kelâm Allâh'ın 'indinde büyükdür.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bu yalanı dilinize dolayıp, hakkında bir bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla konuşuyordunuz. Bunu basit sanıyorsunuz, oysa Allah katında onun önemi büyüktür.
Şaban Piriş
swap_vert close
Hani siz, onu dilinize dolamış ve hakkında bir bilginiz olmayan şeyi ağzınızda söylüyordunuz. Siz onu önemsiz sanıyordunuz. Oysa o, Allah katında çok büyüktür.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O vakit siz bu iftirayı dilinize doluyor, hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyi ağzınızla söylüyor ve bunu kolay bir iş sanıyordunuz. Oysa bu Allah katında pek büyük birşeydi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O zaman siz, onu dillerinizle birbirinize yetiştiriyordunuz ve ağızlarınızla, hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyi söylüyor, üstelik bunu önemsiz sanıyordunuz. Oysaki Allah katında o, çok büyük bir günahtı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ol vaķt kim ulaşurduñuz biribirüñüzden anı ya'nį iki daħı eydürdüñüz aġızlaruñuz ile anı kim olmadı sizüñ aña bilmegüñüz daħı śanurduñuz anı geñez ol Tañrı ķatında uludur ya'nį yazuķ.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol vaḳt ki siz dilüñüz‐ile söyler‐iken daḫı aġızlaruñuz bile eydürdüñüz sizbilmegen nesneleri. Siz anı geñez ṣanursız. Ol Tañrı Ta‘ālā ḳatında ulugünāhdur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O zaman ki, siz (münafiqlərin yaydığı) yalanı dilinizə gətirir, bilmədiyiniz sözü ağzınıza alır və onu yüngül (asan, insana günah gətirməyən) bir şey sanırdınız. Halbuki bu (Peyğəmbərin əhli-əyalı haqqında nalayiq söz danışmaq) Allah yanında çox böyük günahdır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
When ye welcomed it with your tongues, and uttered with your mouths that whereof ye had no knowledge, ye counted it a trifle. In the sight of Allah it is very great.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Behold, ye received it on your tongues, and said out of your mouths things of which ye had no knowledge; and ye thought it to be a light matter, while it was most serious in the sight of Allah.(2968)
2968 There are three things here reprobated by way of spiritual teaching: (1) if others speak an evil word, that is no reason why you should allow it to defile your tongue; (2) if you get a thought or suspicion which is not based on your certain knowledge, do not give it currency by giving it expression; and (3) others may think it is a small matter to speak lightly of something which blasts a person's character or reputation: in the eyes of Allah it is a most serious matter in any case, but specially when it involves the honour and reputation of pious women.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِذْ
o za- man ki
تَلَقَّوْنَهُ
onu alıyor- dunuz
بِاَلْسِنَتِكُمْ
dillerinizle
وَتَقُولُونَ
ve söylüyor- dunuz
بِاَفْوَاهِكُمْ
ağızlarınızla
مَا
o şe- yi ki
لَيْسَ
yoktur
لَكُمْ
sizin için
بِه۪ عِلْمٌ
hakkında bir bilgi
وَتَحْسَبُونَهُ
ve onu sanıyordunuz
هَيِّناًۗق
kolay
وَهُوَ
hâlbuki o
عِنْدَ
katında
اللّٰهِ
Allah
عَظ۪يمٌ
çok büyüktür
Çünkü siz (bu iftirayı), dilden dile dolaştırıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız bu şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyordunuz ve bu (yaptığınız)ın önemsiz olduğunu sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında çok büyük (bir günah)tır.
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
تَلَقَّى
Fiil-V
ل ق ي
Aldı, karşıladı, kaydetti
لِسَان
İsim
ل س ن
Dil, lisan, anılan
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَفْوَاه
İsim
ف و ه
Ağızlar
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَيْسَ
Fiil-I
ل ي س
Değildir, yoktur
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
حَسِبَ
Fiil-I
ح س ب
Sandı, zannetti
هَيِّن
İsim
ه و ن
Kolay
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam