close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nûr Sûresi 16. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velevlâ iż semi’tumûhu kultum mâ yekûnu lenâ en netekelleme bihâżâ subhâneke hâżâ buhtânun ‘azîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Duyduğunuz vakit, buna dair bir söz söylemek, bize düşmez; haşa, bu, pek büyük bir iftira deseydiniz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şayet onu işittiğiniz zaman: "Bu konuda söz söylemek (ve münafık iftiracıları haklı görmek) bize yakışmaz. (Allah’ım) Sen Yücesin; (hâşâ!) bu, büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Duyduğunuz zaman, bu konuda konuşmak bize düşmez, kudret ve yüceliğinde sınırsız olan sensin ey Rabbimiz! “Bu büyük ve çok kötü bir iftiradır” demeniz gerekmezmiydi?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onu duyduğunuzda: “Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Hâşâ! Bu çok büyük bir iftiradır.” demeli değil miydiniz?
Ahmet Varol
swap_vert close
Onu duyduğunuzda: "Bize bunu konuşmak yakışmaz. (Ey Rabbimiz!) Sen yücesin! Bu büyük bir iftiradır" demeli değil miydiniz?
Ali Bulaç
swap_vert close
Onu işittiğiniz zaman: 'Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah'ım) Sen yücesin; bu, büyük bir iftiradır' demeniz gerekmez miydi?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onu (Hz. Aişe'ye iftirayı) işittiğiniz zaman: “- Bunu söylemek bize caiz olmaz. Haşa! Bu büyük bir iftiradır.” desenizdi ya...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Neden, bu hadiseyi işittiğiniz zaman; “Böyle konuşmak bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz. Bu, apaçık bir iftiradır” demediniz?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bu iftirayı duyduğunuzda, “Bunu dilimize dolamak bize yakışmaz; bu, büyük bir iftiradır” demeliydiniz.
Besim Atalay
swap_vert close
Siz onu işitince: «Biz bunu konuşmayız, Allah kutsaldır, bu büyük bir iftiradır!» deseydiniz a?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bu iftirayı işittiğiniz zaman: “Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah'ım) sen yücesin! Bu, büyük bir iftiradır” demeniz gerekmez miydi?
Cemil Said
swap_vert close
Bu şâyi’âtı işitdiğiniz vakit niçün "Bundan bahs itmeyelim Allâh’a şükür olsun bu bühtân-ı ’azîmdir" dimediniz?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
O'nu işittiğinizde: "Bu konuda konuşmamız yakışık almaz; haşa, bu büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bu iftirayı işittiğiniz vakit, “Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu, çok büyük bir iftiradır” deseydiniz ya!
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O kulağınıza geldiğinde “Bunu konuşmak bize yakışmaz, fesübhânal-lah, bu apaçık bir iftiradır” deseydiniz ya!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onu duyduğunuzda: «Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Hâşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır» demeli değil miydiniz?
Edip Yüksel
swap_vert close
Onu işittiğinizde, "Bunu konuşmamız doğru değil. Sen Yücesin. Bu büyük bir iftiradır," demeniz gerekmez miydi?
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onu duyduğunuzda "Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Haşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır..." demeli değil miydiniz?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onu işittiğiniz vakıt: bunu söylemek bize gerekmez, hâşâ bu bir büyük bühtandır deseniz ya
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Oysa) onu duyduğunuz zaman, “Bu hususta (ileri geri) konuşmamız bize yakışmaz! Hâşâ! Bu büyük bir iftiradır!” demeniz gerekmez miydi?
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve onu duyduğunuz zaman: “Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır.” demeniz gerekmez miydi?
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onu duyduğunuz zaman: «Bunu söylememiz bize yakışmaz. Haaşâ. Bu, büyük bir iftiradır» demeniz (lâzım) değil miydi?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem onu duyduğunuz zaman: “Bu hususta konuşmamız bize yakışmaz! Hâşâ! Bu büyük bir iftirâdır!” demeniz gerekmez miydi?
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onu (o iftirayı) işittiğiniz zaman: “Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah’ım) sen yücesin! Bu, büyük bir iftiradır” demeniz gerekmez miydi?
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Siz bu iftirayı işittiğinizde “Bu olay karşısında bizim bir konuşmamız olmamıştır. Sen bu kötülüğü yapmaktan uzaksın, bu büyük bir iftiradır” demeliydiniz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Siz bu yalanı duyunca: " Bunu ağza almak bize yaraşmaz. Seni ulularız. Bu büyük bir karamadır."demeli değil miydiniz?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunu işittiğiniz vakit «— Böyle şeyi ağza almak bize yaraşmaz. Aman Allah/ım! Sen bundan münezzehsin [³]. Bu, büyük bir bühtandır» demeliydiniz.
[3] Peygamberimizin haremini hayasız kılacağından seni tenzih ederiz.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onu/o iftirayı işittiğiniz zaman: “Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Allah’ı tenzih ederiz. Bu büyük bir iftiradır [buhtân]” demeniz gerekmez miydi?
Kadri Çelik
swap_vert close
Onu işittiğiniz zaman, “Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allahım!) Sen münezzehsin! Bu, büyük bir iftiradır” demeniz gerekmez miydi?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bunu işittiğiniz anda, derhal mümine yaraşan tavrı takınmalı ve “Bu konuda öyle ileri geri konuşmak bize yakışmaz; aman Allah’ım, bu gerçekten büyük bir iftiradır!” demeniz gerekmez miydi?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onu işittiğinizde: -“Bununla ilgili konuşmak bize yakışmaz. Hâşâ! Bu çok büyük bir bühtandır” deseydiniz ya!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bu olayı duyunca: " Aman Tanrım! Bu çok büyük bir itham, bu konuda konuşmamız bize yakışmaz " demeliydiniz.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Zina iftirasını işittiğiniz zaman; "Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yakışmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu çok büyük bir iftiradır!" demeniz gerekirdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onu (iftirayı) duyduğunuzda “Bu konuda konuşmamız bize yakışmaz. (Allah’a yönelerek) Sen yücesin. Bu, çok büyük bir iftiradır!” demeniz gerekmez miydi!
Mehmet Türk
swap_vert close
(Sizin o iftirayı) işittiğiniz zaman: “bu konuda konuşmamız bize yakışmaz. Hâşâ kesinlikle olmaz. Bu, büyük bir iftiradır” demeniz gerekmez miydi?
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve [bir kez daha]: Böyle bir [söylentiyi] işittiğiniz zaman “Bu konuda konuşmak bize düşmez; kudret ve yüceliğinde sınırsız olan Sensin; şüphesiz bu çok kötü bir iftiradır!” demeniz gerekmez miydi? ¹⁹
19 Subhâneke (“kudret ve yüceliğinde sınırsız olan Sensin”) ara nidâsı (seslenişi), müminlerin bir iftira işittikleri zaman (çünkü üzerinde durulan konuda ortaya atılan her “söylenti”, hukuken isbat edilmediği sürece iftira sayılmalıdır) bunu dinlemek ya da tekrarlamak konusunda hemen Allah’ı hatırlamakla yükümlü olduklarına dikkat çekmek içindir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Evet bu iftirayı duyar duymaz “Böyle şeyler konuşmak bize yakışmaz. Hâşâ! Bu büyük bir iftiradır.” demeniz gerekmez miydi? 33/58, 49/6, 104 hümeze suresi
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte bu yüzden, onu işitir işitmez: “Bu konuda konuşmak bize düşmez! (Allah’ım, böyle bir iftiradan) Senin yüce zâtına sığınırız! Bu dehşet bir iftiradır!” demeniz gerekmez miydi?[²⁹⁸⁹]
[2989] Muhatabın zihnini inşâ eden bu âyet şu zımnî vurguyu taşır: Ey iftiraya kulak kabartanlar! Siz anneniz makamında olan birini bir münafığın ağzından mı tanıyacaksınız? Zira haberin kaynağı, haberin amacını ele verir. Bunu bile fark edemedinizse, nereden bakacağınızı bilmiyorsunuz demektir!  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O yalan haberi işittiğinizde; "Bu çirkin isnâdı yaymamız bize yakışmaz. (Hâşâ) bu bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?
Osman Fırat
swap_vert close
Onu işittiğiniz zaman, "Bunu konuşmamız bize yakışmaz, hâşâ, bu, büyük bir iftiradır. " demeniz gerekmez miydi?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onu işittiğiniz zaman, «Bunu söylemek bize layık olmaz, hâşâ bu, pek büyük bir iftiradır,» demeli değil mi idiniz?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Nasıl oldu da onu işitir işitmez: “Böylesi iftiraları ağzımıza alamayız, böyle şeyler bize yakışmaz. Hâşa! Bu pek büyük, pek çirkin bir bühtandır. ” demediniz!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onu işittiğiniz zaman, "Bunu konuşmamız bize yakışmaz, haşa, bu, büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bunı işitdiğinizde: Ne içün "Böyle şeyleri söylemek ve lisâna almak bize lâyık değildir. Yâ Rabbî sen her 'ayıbdan münezzehsin. Bu büyük bir bühtândır" dimediniz?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onu duyduğunuzda şöyle deseydiniz olmaz mıydı: “Bu konuda konuşmaya hakkımız yoktur. Biz sana içten boyun eğeriz ey Sahip, bu büyük bir iftiradır!”
Şaban Piriş
swap_vert close
Onu duyduğunuz zaman “Bu konuda konuşmak bize yakışmaz. Haşa, bu büyük bir iftiradır.” demeniz gerekmez miydi?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onu işittiğiniz zaman “Bunu söylemek bize yakışmaz; hâşâ, bu büyük bir iftiradır” deseydiniz ne olurdu!
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onu duyduğunuzda, "Bu konuda söz söylememiz bize yakışmaz; hâşâ, bu büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı nişe ol vaķt kim işittüñüz anı eyitmedüñüz “olmadı bizüm kim söyleyevüz işbunı arulıġundur senüñ işbu buḥtāndur ulu?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Niçün anı işitgende eyitmedi‐siz ki anı söylemek bize lāyıḳ degüldür, mü‐nezzehsin yā Allāh, uşbu ulu bühtāndur?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Məgər siz onu eşitdiyiniz zaman: “Bizə bunu (bu yalanı) danışmaq yaraşmaz. Aman (Allah)! Bu, çox böyük bir böhtandır!” – deməli deyildinizmi?
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Wherefore, when ye heard it, said ye not: It is not for us to speak of this. Glory be to Thee (O Allah) ; This is awful calumny.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And why did ye not, when ye heard it, say? - "It is not right of us to speak of this: Glory to Allah. this is a most serious slander!"(2969)
2969 The right course would have been to stop any further currency of false slanders by ignoring them and at least refusing to help in their circulation. The exclamation "Subh'anaka", "Praise to Thee (O Allah)", or "Glory to Allah!" is an exclamation of surprise and disavowal as much as to say, "We do not believe it! And we shall have nothing to do with you, O false slanderers!"  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَوْلَٓا
ve değil miydi
اِذْ
o za- man ki
سَمِعْتُمُوهُ
onu işittiniz
قُلْتُمْ
demeli- siniz
مَا يَكُونُ
olmaz
لَـنَٓا
bizim için
اَنْ نَتَكَلَّمَ
konuşmamız
بِهٰذَاۗق
bu konuda
سُبْحَانَكَ
Sen Subhân'sın
هٰذَا
bu
بُهْتَانٌ
bir iftiradır
عَظ۪يمٌ
çok büyük
Onu işittiğiniz zaman, "bu konuda konuş(up bunu yay)mak bize yakışmaz. Sen Subhân'sın (Allah'ım, her türlü noksanlıktan münezzehsin, bizi böyle bir şeyi yapmaktan muhafaza eyle)! Bu çok büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَنَا
Zamir
لَنَا
Bizim için, bize, bizim
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
تَكَلَّمَ
Fiil-V
ك ل م
Konuştu, söyledi
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
سُبْحَان
İsim
س ب ح
Subhân (her türlü noksanlıktan münezzeh olan)
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
بُهْتَان
İsim
ب ه ت
İftira
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam