Şüphesiz, eğer (inkârcı olarak onları burada) bırakacak olursan (onlara burada yerleşme imkânı verir ve burayı onların egemenliğine bırakırsan) kullarını saptırırlar ve (kendileri gibi) günahkâr nankör nesiller yetiştirirler. *
(*) Lafzen, “yalnızca fesatçı (fâcir), inatçı nankör (keffâr) gibilerine hayat verirler”: ama hiç kimse -ve özellikle hiçbir peygamber- zalimlerin soyundan gelenlerin mutlaka zalim olacağını söyleyemeyeceğinden, fâcir ve keffâr terimlerinin burada, kişileri değil, nitelikleri ve davranışları gösteren mecazlar olduğu açıktır. (M. Esed Meali Nûh-27. Ayet Açıklaması) Not: (ولا يلدوا) ifadesinden maksat doğurduklarını (çocuklarını) ancak nankör ve günahkâr olarak yetiştirirler. Çünkü rivayete göre Resulullah (ما مِن مَوْلُودٍ إلَّا يُولَدُ علَى الفِطْرَةِ، فأبَوَاهُ يُهَوِّدَانِهِ أوْ يُنَصِّرَانِهِ،) ‘’ “Her doğan, İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası (ve çevresi) onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.” buyurur. (Buhârî, Cenâiz 92; Ebû Dâvut, Sünne 17; Tirmizî, Kader 5.) Demek ki, bu ifadeden maksat, doğurmak değil, doğurduklarını nankör ve günahkâr olarak yetiştirmektir. Yani bu hadis adeta bu ayetin de açıklaması mahiyetindedir.