close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nûh Sûresi 25. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Mimmâ ḣatî-âtihim uġrikû feudḣilû nâran felem yecidû lehum min dûni(A)llâhi ensârâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Suçları yüzünden de bunlar, sulara boğuldular da ateşe atıldılar, derken Allah'tan başka bir yardımcı da bulamadılar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(İşte bu yüzden) Onlar, (inkâr ve) hataları dolayısıyla (dünyada) suda boğuldular, sonra (ahirette de) ateşe sokuldular. O durumda Allah’ın dışında hiçbir yardımcı da bulamadılar.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Böylece onlar günahları yüzünden büyük bir tufanda boğuldular ve öteki dünyanın ateşinde yanmaya mahkum edildiler ve kendilerini Allah'a karşı koruyacak bir yardımcı da bulamadılar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar her türlü günaha girmelerine sebep olan bir kısım tutum ve davranışları yüzünden tufanda boğuldular. Ateşe atıldılar. Kendilerine, Allah'ın dışında, kulları durumundakilerden yardım eden de bulamadılar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar günâhlarından dolayı boğuldular. Ardından ateşe sokuldular. O zaman kendilerine Allah'tan başka yardımcılar da bulamadılar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bunlar, hataları dolayısıyla suda boğuldular, sonra ateşe sokuldular. O zaman da Allah'ın dışında hiç bir yardımcı bulamadılar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar günahları yüzünden suda boğuldular da ateşe atıldılar. Artık Allah'dan başka, kendilerine yardımcılar bulamadılar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte günahlarından dolayı suda boğduruldular, ateşe (Cehenneme) sokuldular. Allah’a karşı kendilerine hiçbir yardımcı bulamadılar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar hataları yüzünden boğuldular. Ardından ateşe atılacaklar. Allah'a karşı kendilerine yardım edecek kimseler bulamayacaklar.
Besim Atalay
swap_vert close
Günahları yüzünden suda boğulmuşlardır, ateşe de atıldılar, Allahtan başka da yardımcılar bulamadılar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bunlar, hataları (inkâr ve isyanları) yüzünden (tufan ile) suda boğuldular, sonra ateşe sokuldular (cehenneme girdiler) ve kendilerini Allah'a karşı koruyacak bir yardımcı bulamadılar.
Cemil Said
swap_vert close
Hatâlarının cezâsı olmak üzere hepsi gark oldılar sonra da âteşe atıldılar. Allâh’a karşu kimseden müzâheret bulamadılar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular; ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcı bulamadılar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hataları (küfür ve isyanları) yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah’tan başka yardımcılar bulamadılar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonunda günahları yüzünden tûfanda boğuldular, ardından ateşe atıldılar, kendilerine Allah’tan başka yardımcılar da bulamadılar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bunlar, günahları yüzünden suda boğuldular, ardından da ateşe sokuldular ve o zaman Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Suçlarından ötürü boğuldular ve ateşe sokuldular. Kendilerine ALLAH'tan başka yardımcı da bulamadılar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir çok hatîatlarından dolayı suya boğuldularda ateşe atıldılar ve kendilerine Allahın dûnünden yardımcılar bulamadılar
Emrah Demiryent
swap_vert close
İşte (kâfirler,) günahlarından (küfürde ısrar etmelerinden) dolayı, (dünyada) suda boğuldular, (âhirette de ebedî kalacakları) ateşe (cehenneme) sokuldular. Allah’ (ın azabın) a karşı kendilerine hiçbir yardımcı da bulamadılar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, hataları nedeniyle suda boğuldular. Sonra ateşe atıldılar. Kendilerine Allah'tan başka yardımcı bulamadılar.¹
1- Allah'a karşı kendilerine yardım edebilecek kimse bulamadılar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunlar günâhlarından dolayı suda boğuldular. Ardından da (büyük) bir ateşe atıldılar. O vakit kendileri için Allahdan başka yardımcılar da bulmadılar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Onlar) günahları yüzünden (tûfanda) boğuldular da ateşe sokuldular; kendilerine Allah'dan başka yardımcılar da bulamadılar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Böylece onlar, hataları (inkâr, şirk, zulüm, azgınlık, isyan, kibir ve inatları) yüzünden (tufanda) boğuldular ve (öteki dünyada da) bir ateşe sokulmuş (olacak)lardır; bundan sonra (hesap gününde) de onlar Allah’tan başka kendilerine yardımcılar bulamazlar. (*)
(*) Ayette geçen (فَأُدْخِلُوا) ‘’fe udhilu’’ ateşe sokuldular” tabiri geçmiş zaman kipiyle ifade edilmiştir. Şayet Kur’an’ı Kerim’de gelecekle ilgili bir olay geçmiş zaman kipiyle anlatılmışsa, o olayın kesin olacağının işaretidir, yoksa o olayın gerçekleşmiş olduğunun anlamında değildir. Yani ateşe sokulma olayı öldükten sonra değil, ahirette olacaktır. Ayrıca bu âyet kadim dünyanın kabircilik kültünü İslam’a mal etmek isteyenler tarafından (hadis uydurmacılar tarafından) istismar edilmiştir. Mukâtil ve kelbî gibi ilk müfessirlerin de teyit ettiği üzere, ateşe girmeleri kabirde değil âhirette gerçekleşecektir. سيدخلون في الآخرة نارا، فجاء لفظ الماضي بمعنى الاستقبال، لأن الوعد حق، هذا قول الأكثرين (زاد المسير في علم التفسير) الثاني : أنه قال : ( فأدخلوا ) على سبيل الإخبار عن الماضي . وهذا إنما يصدق لو وقع ذلك ، قال مقاتل والكلبي : معناه أنهم سيدخلون في الآخرة نارا, ثم عبر عن المستقبل بلفظ الماضي لصحة كونه وصدق الوعد به كقوله : ( ونادى أصحاب النار ) [الأعراف : 50] ( ونادى أصحاب الجنة ) [الأعراف : 44] (التفسير الكبير ) فأدخلوا ناراً }: أي جهنم، وعبر عن المستقبل بالماضي لتحققه، وعطف بالفاء على إرادة الحكم،( البحر المحيط - أبوحيان) (تفسير القرآن - الفيروزابادي) { مِّمَّا خَطِيۤئَاتِهِمْ } يقول بخطيئاتهم { أُغْرِقُواْ } بالطوفان في الدنيا { فَأُدْخِلُواْ } في الآخرة { مّمَّا خَطِيئَـٰتِهِمْ أُغْرِقُواْ } (يعني: بشركهم بالله تعالى أُغرقوا في الدنيا) { فَأُدْخِلُواْ نَاراً } في الآخرة،( بحر العلوم - السمرقندي)قال مقاتل، والكلبيُّ: معناه أنهم سيدخلون في الآخرة ناراً، ثم عبر عن المستقبل بلفظ الماضي؛ لصدق وقوع وعده كقوله: { وَنَادَىۤ أَصْحَابُ ٱلْجَنَّةِ } [الأعراف: 44] قال المعربون: "فأدخلُوا" يجوز أن يكون من التعببير عن المستقبل بالماضي، لتحقق وقوعه كقوله: { أَتَىٰ أَمْرُ ٱللَّهِ } [النحل: 1]، وأن يكون على بابه، (اللباب في علوم الكتاب).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yaptıkları hatalarının sonucunda sularda boğuldular ve (hesap gününde de) ateşe atılacaklar. Bundan sonra onlar, Allah’dan başka kendilerine yardım edecek hiçbir kimseyi bulamazlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunlar günahlarından dolayı suda boğuldular. Ardından da ateşe atıldılar. Artık kendileri için Allah’tan başka yardımcılar da bulamadılar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunlar, günahları sebebiyle suda boğulup hemen ateşe [⁶] sokuldular. Kendilerini Allah azabından kurtaracak yardımcı da bulamadılar.
[6] Azaba uğradılar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar hataları yüzünden önce suda boğuldular, ardından da ateşe atıldılar.¹¹ Kendilerine Allah’tan başka yardımcılar da bulamadılar.
11 “Ateşe atıldılar” tabiri geçmiş zaman kipiyle ifade edilmiştir. Eğer Kur’an’da gelecekle ilgili bir olay geçmiş zaman kipiyle (mazi) anlatılmışsa, o olayın kesin olacağının işaretidir. Bu ayeti “Ateşe atılmaya hak kazandılar” şeklinde de tercüme edebiliriz.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Bunlar, hataları dolayısıyla suda boğuldular, sonra ateşe sokuldular. O zaman da Allah'ın dışında hiç bir yardımcı bulamadılar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Böylece zâlimler, bir türlü vazgeçmedikleri günahlarından dolayı, o meşhur tufanda boğulup gittiler ve hemen ardından kabir hayatında “ateş”in karşısına, kıyâmetten sonra da cehennem ateşine atıldılar ve kendilerini Allah’a karşı koruyacak hiçbir yardımcı da bulamadılar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hatalarından / günahlarından suda boğuldular; Ateş’e atıldılar. Kendileri için Allah’tan başka yardım eden bulmadılar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sırf kendi hataları yüzünden boğuldular, cehennemi boyladılar, kendilerine Allah'tan başka bir yâr bulamadılar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bunun üzerine Nuh’un kavmi yaptıkları hatalar yüzünden suda boğuldu. Ahiret hayatlarında cehennemi hak ettiler. Onlara ceza verdiğimiz zaman hiç kimse onlara yardım edemedi. Çünkü hükmümüz geldikten sonra onlara yardım edebilecek hiçbir otorite yoktu. Onlara sadece otorite olarak Allah yardım edebilirdi. Ama onlar Allah’ın otoritesini kabul etmediler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular ve ateşe sokuldular [*] ve (o zaman) Allah’ın peşi sıra hiçbir yardımcı da bulamadılar (bulamayacaklar).
Merhum Elmalılı’nın ifadesiyle suda boğulmakla ateşe atılmak iki zıt azabın bir arada oluşunu ifade eden üstün bir “tıbak sanatı”dır. Gerçekten de su ve ateş birbirinin zıddı kavramlar olmasına rağmen, demek ki suda boğulurken de ateş azabını andıran bir yürek yangını yaşanmaktadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
İşte bunlar sadece bu hatalarından dolayı suda boğuldular, sonra da cehenneme sokuldular. Ve kendilerini Allaha kar-şı koruyacak bir yardımcı da bulamadılar.¹
1 Bu âyetin, Hz. Nûh (a.s)’ın duâsı arasında mu’tarıza olarak kullanılmasından, bu toplumun sonunun ne olacağının Hz. Nûh’a önceden haber verildiği anlaşılabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Böylece onlar, günahları yüzünden [büyük bir tufanda] boğuldular ve [öteki dünyanın] ateşinde yanmaya mahkum edildiler; ¹⁶ ve kendilerini Allah’a karşı koruyacak bir yardımcı bulamadılar.
16 Lafzen, “ve ateşe sokuldular” -geçmiş zamanın kullanılması, henüz gelmemiş olan azabın kaçınılmazlığını gösterir (Zemahşerî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonunda işledikleri günahları sebebiyle boğulup gittiler ve cehennemi boyladılar. 7/59...64, 10/71…73 Kendilerini Allah’ın azabından kurtaracak hiçbir yardımcı da bulamadılar.
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar günahlarından dolayı boğuldular; dahası (âhirette) ateşe atılacaklar[⁵³³⁸] ve Allah dışında kendilerine yardım edecek kimse de bulamayacaklar.
[5338] Bu âyet kadim dünyanın kabircilik kültünü İslam’a mal etmek isteyenler tarafından istismar edilmiştir. Mukâtil ve kelbî gibi ilk müfessirlerin de teyit ettiği üzere, bu âyetteki yakma, kabirde değil âhirette gerçekleşecektir. Zımnen: Dünyada su, âhirette ateşle cezalandırıldılar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Rabbi de onun duasını kabul buyurdu) Onlar günahları yüzünden suda boğuldular, ardından da (kıyâmet gününde de) ateşe sokuldular ve Allah'tan başka yardımcı da bulamadılar.
Osman Fırat
swap_vert close
Hatâlarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah’tan başka yardımcılar da bulamadılar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Günahlarından dolayı suda boğuldular, sonra ateşe atıldılar. Artık kendileri için Allah'ın ötesinde yardımcılar bulamadılar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hasılı, birçok suçları sebebiyle suda boğuldular ve cehenneme tıkıldılar! Allah'a karşı, kendilerine yardım edecek bir tek yardımcı bile bulamadılar.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcılar da bulamadılar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Nûh kavmi günâhları sebebiyle gark olunub cehenneme sokuldılar ve kendilerine Allâh'dan gayrı bir yardımcı bulmadılar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar, günahlarından dolayı suda boğuldular. Ardından da ateşe atılacaklar. Allah ile aralarına girecek yardımcılar da bulamayacaklar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Günahlarından dolayı suda boğuldular, ateşe atıldılar. Kendilerine Allah'tan başka bir yardımcı da bulamadılar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Böylece günahları yüzünden suda boğuldular, ardından ateşe atıldılar. Kendilerine Allah'tan başka bir yardımcı da bulamadılar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hataları yüzündendir ki boğuldular, ateşe atıldılar. Kendileri için, Allah dışında yardımcılar bulamadılar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yazlıķlarından ötürü anlaruñ ġarķ olındılar pes givürinildiler oda. “pes bulmadılar anlaruñ içün Tañrı’dan ayruķ arķa viriciler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
günāhları sebebi‐y‐ile ġarḳ olup cehenneme girdiler ve özlerine ṭapmadılarTañrıdan özge yardım idiciler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar öz günahlarından dolayı suda boğdurulub Cəhənnəmə daxil edildilər və özlərinə onları Allahdan (Allahın əzabından) qurtaracaq köməkçilər də tapa bilmədilər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Because of their sins they were drowned, then made to enter a Fire. And they found they had no helpers in place of Allah.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Because of their sins they were drowned (in the flood),(5723) and were made to enter the Fire (of Punishment): and they found- in lieu of Allah. none to help them.
5723 The Punishment of sin seizes the soul from every side and in every form. Water (drowning) indicates death by suffocation, through the nose, ears, eyes, mouth, throat, and lungs. Fire has the opposite effects; it burns the skin, the limbs, the flesh, the brains, the bones, and every part of the body. So the destruction wrought by sin is complete from all points of view. And yet it is not death (20:74); for death would be a merciful release from the Penalty, and the soul steeped in sin has closed the gates of Allah's Mercy on itself. There they will abide, unless and "except as Allah willeth" (6:128). For time and eternity, as we conceive them now, have no meaning in the wholly new world which the soul enters after death or Judgement.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مِمَّا خَط۪ٓيـَٔاتِهِمْ
onlar hatalarından dolayı
اُغْرِقُوا
boğuldular
فَاُدْخِلُوا
sonra sokuldular
نَاراً
ateşe
فَلَمْ يَجِدُوا
sonra bulamadılar
لَهُمْ
kendi- lerine
مِنْ دُونِ
başka
اللّٰهِ
Allah'tan
اَنْصَاراً
yardımcılar
Onlar, hataları (küfür ve isyanları) yüzünden (suda) boğuldular, ardından da (kabirde) ateşe sokuldular ve kendilerine Allah'tan başka yardımcılar da bulamadılar.
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
خَط۪ٓيـَٔات
İsim
خ ط ا
Hatalar
اَغْرَقَ
Fiil-IV
غ ر ق
Boğdu
اَدْخَلَ
Fiil-IV
د خ ل
Soktu, dâhil etti, koydu, girdirdi, kattı
نَار
İsim
ن و ر
Ateş
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
نَصِير
İsim
ن ص ر
Nasîr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Kulundan yana olup hayırda kuluna her daim yardım eden demektir), yardımcı, ensâr