close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nûh Sûresi 24. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve kad edallû keśîrâ(n)(s) velâ tezidi-zzâlimîne illâ dalâlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve andolsun ki bunlar, birçok kişileri doğru yoldan çıkardılar ve zalimlerin, ancak sapıklığını arttır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Hz. Nuh dedi ki:) "Gerçekten bunlar böylece çok kimseleri şaşırtıp-saptırıp yoldan çıkardılar. (Ey Rabbim!) Sen de zalimlerin ancak şaşkınlığını (ve azabını) arttır."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Böylece onlar birçok kimseleri yoldan çıkardılar. Sen ey Rabbim! O yaratılış gayesi dışında yaşayan o insanların şaşkınlığından ve sapıklığından başka şeylerini artırma.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Birçok kimseyi başına buyruk hale getirerek hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine imkân sağladılar. Sen de inkâr ile, isyan ile, baskı ile, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri kısıtlayan, suikastler tertipleyen, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimlerin, müşriklerin yalnızca, kayıplarını ve hüsranlarını artır!”
Ahmet Varol
swap_vert close
Birçoklarını saptırdılar. Sen de o zalimlerin sapıklıklarından başka bir şeylerini artırma."
Ali Bulaç
swap_vert close
'Böylece onlar, çoğu kimseyi şaşırtıp-saptırdılar. Sen de o zalimlere sapıklıktan başkasını arttırma.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Gerçekten bunlar çok kimseleri yoldan çıkardılar. (Ey Rabbim!) Sen de zalimlerin ancak helâkini artırır.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve gerçekten çoklarını sapıttılar. Artık o zalimler için, sapıklıktan başka bir şey nasip etme!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Nûh şöyle dedi: “Bunlar birçoklarını saptırdılar. Sen de bu zâlimlerin sadece şaşkınlıklarını arttır!”
Besim Atalay
swap_vert close
Birçokların saptırdılar, ancak zalimlerin artırasın sapkınlığın»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Madem öyle yaptılar, Sen de bu zalimleri hedeflerinden daha fazla saptır!”
Cemil Said
swap_vert close
(Bu rüesâ) Çoklarını tarîk-i dalâlete sevk iylediler ve zâlimlerin dalâletini tezyîd itdiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Böylece birçoğunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece şaşkınlığını artır."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Gerçekten de birçoklarını saptırdılar; (Rabbim!) sen de artık bu zalimlerin şaşkınlıklarını arttır!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Böylece) onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak şaşkınlıklarını arttır!  
 Hz. Nuh, iman edenlerden başkasının artık kesinlikle yola gelmeyecekleri kendisine vahyedildikten sonra böyle bir dilek ifadesi kullanmıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
"Çok kişiyi saptırdılar. Öyleyse, sen de zalimlerin şaşkınlığını arttır."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Çok kişiyi yoldan saptırdılar. Sen de o zalimlerin sadece şaşkınlıklarını artır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve çoğunu şaşırttılar, sen de zalimleri artırma ancak şaşkınlıkca artır
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Böylece) onlar birçok kimseyi saptırdılar. (Nuh şöyle dedi: “Ey Rabbim!) Sen de bu zâlimlerin (kâfirlerin, yaptıklarına karşılık olarak) ancak azaplarını arttır.”
Hz. Nûh’un [aleyhisselâm] kavminin helâk olması için beddua etmesinin sebebi, onların îmân etmeyecek olmalarının vahiy ile kesin olarak bildirilmesindendir. “Ve Nûh’a şöyle vahyettik: Kavminden (şimdiye kadar) îmân etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse îmân etmeyecek. Artık onların yapmakta olduklarından dolayı üzülme.” (Hûd 11/ 36)  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Pek çoğunu saptırdılar. “Sen de bu zalimlerin şaşkınlıklarından başka bir şeylerini artırma!”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Hakıykaten onlar birçoklarını başdan çıkardılar. Sen (ey Rabbim) o zaalimlerin şaşkınlığından başka şeylerini artırma».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Böylece birçoklarını gerçekten dalâlete düşürdüler. (Rabbim!) O zâlimlere,(mü'minlere kurdukları o tuzaklarda) şaşkınlıktan başka bir şey artırma!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Böylece (kavmin ileri gelenleri) birçoklarını gerçekten dalâlete düşürdüler. Ve (Nuh dedi ki: Rabbim!)’’Sen de bu zalimlerin, yalnızca, kayıplarını artır! (Onları hedeflerine ulaşmaktan uzaklaştır ve onlara zulüm yapma imkânı ve fırsatı verme!) *
(*) Lafzen, “sen zalimlerin yalnızca (hedeflerinden) uzaklaşmalarını arttır,” yani dünyevî hedeflerine ulaşma başarısından uzak kalmalarını sağla. (Râzî). Ayrıca bazı meallerde ‘’Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır.” şeklindeki çevriler çok hatalıdır. Çünkü Nûh onları hidayete çağırıyor, nasıl olur da yüce Allah’tan sapıklıklarının artmasını isteyecek? İşte buradaki (ضلال) ’’dalal’’, dalalet’’değildir. Bunun anlamı ise, kayıptır, hüsrandır, başarıya ve hedefe ulaşmamaktır. ضلَّ سعيُه: خاب عملهُ فلم ينفعه - ضلَّل الشَّيءَ: ضيّعه :- {أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِي تَضْلِيلٍ} (المعجم: اللغة العربية المعاصر) {وَقَدْ أَضَلُّواْ كَثِيراً } الضمير للرؤساء (انوار التنزيل واسرار التأويل) ولعل المطلوب هو الضلال في ترويج مكرهم ومصالح دنياهم لا في أمر دينهم، (انوار التنزيل واسرار التأويل) واعلم أن نوحاً لما حكى عنهم أنهم قالوا لأتباعهم: {لاَ تَذَرُنَّ ءالِهَتَكُمْ } قال: {وَقَدْ أَضَلُّواْ كَثِيراً } فيه وجهان: الأول: أولئك الرؤساء قد أضلوا كثيراً قبل هؤلاء الموصين (بأن يتمسكوا) بعبادة الأصنام وليس هذا أول مرة اشتغلوا بالإضلال  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Pek çok kişiyi saptırdılar. Bu davranışları ancak zulmedenlerin sapkınlıklarını artırmıştır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
"Gerçekten onlar birçok kimseleri yoldan çıkardılar. Sen o kıyıcıların yalnız sapkınlığını artır, o kadar."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunlar çok kimseleri yoldan çıkardılar. (İlâhi!) Zalimlere sapıklıktan başka bir şey artırma.
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Böylece birçoklarını saptırdılar. (Rabbim Sen de) bu zalimlerin sapıklıklarından başka bir şeylerini artırma.”¹⁰
10 Hz. Nûh’un bu yakarışları ve bedduası, çektiği çilenin büyüklüğünü gösterir. Sabrın kaynağı olan bir peygamberi bile böyle söylettiklerine göre, inkârcıların yaptığı işkence ve zulmün haddi hesabının olmadığını anlıyoruz.  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Böylece onlar, çoğu kimseyi şaşırtıp saptırdılar. Sen de o zalimlere sapıklıktan başkasını arttırma.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Ey Rabb’im! Böylece toplumu yönlendiren bu inkârcılar, aldatıcı propagandalarla birçok kişiyi doğru yoldan saptırdılar. Öyleyse, Sen de bu zâlimlerin yalnızca şaşkınlık ve sapkınlığını artır ve böylece onları cezalandır, yâ Rab!”Ve Nûh’un duâsı kabul edildi:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Gerçekten birçoğunu saptırdılar. Zâlimler’e şaşkınlıktan başka artırma!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
çoklarını yoldan çıkardılar. Tanrım! N'olur sen de bu saygısızlara hadlerini bildir artık! "
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. Rabbim sen de bu zalimlerin sapıklıklarını artır!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Böylece) onlar elbette çoklarını saptırdılar. (Bunun üzerine Nuh: “Rabbim)! Sen de bu zalimlerin ancak şaşkınlıklarını artır!” (demişti).
Mehmet Türk
swap_vert close
“Böylece onlar gerçekten pek çok kimseyi saptırdılar. Sen de bu zâlimlerin sadece sapkınlıklarını artır.” (diye yakardı.)
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlar böylece çoğu kimseyi saptırdılar: o halde, Sen bu zalimlere yalnızca [özlem duydukları şeylerden] uzaklaşmalarını emret!” ¹⁵
15 Lafzen, “sen zalimlerin yalnızca uzaklaşmalarını arttır,” yani dünyevî hedeflerine ulaşma başarısından uzak kalmalarını sağla (Râzî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
– Böylece halkın çoğunu yoldan saptırdılar. Rabbim sen de bu yanlışta ısrar eden zalimlerin azaplarını artır! 9/34, 6/116
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğrusu böylece onlar birçoklarını yoldan çıkardılar; Sen de (Allah’ım) bu zalimleri hedeflerinden daha fazla saptır!”[⁵³³⁷]
[5337] Dua kökünden gelen da’vet, fiîlî bir dua idi. Bu bir ömür sürdü. O fayda etmeyince iş kavlî duaya kaldı. Bu duanın kabulü, sürecin doğru işlediğinin delilidir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
“Böylece halkın birçoğunu doğru yoldan saptırdılar. Ey Rabbim (ben onlardan umudumu kestim) Sen de o zalimlerin ancak şaşkınlıklarını artır" dedi. (Rabbine dua ve niyazda bulundu.)
Osman Fırat
swap_vert close
"Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Ve muhakkak ki, birçoklarını sapıklığa düşürdüler. Ve (Yarabbi! Sen de) O zalimlere sapıklıktan başkasını arttırma.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Böylece onlar birçok insanı şaşırttılar. Mademki öyle yaptılar, Sen de bu zalimlerin şaşkınlığını artır ya Rabbî! ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Böylece) Onlar, çok kimseyi yoldan çıkardılar. Sen de o zalimlere şaşkınlıktan başka bir şey artırma.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Onlar çoklarını dalâlete düşürdiler. Yâ Rabbî! Bu zâlimlere ancak 'azâblarını ziyâde iyle" didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunlar birçoklarını saptırdılar. Rabbim! Bu yanlışlar içindeki bu kimselerin sadece sapıklıklarını arttır.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Ve birçoklarını yoldan saptırdılar. Zalimlere kayıptan başka bir şey artırma.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Gerçekten bunlar pek çoklarını saptırdılar. Sen de onların şaşkınlığını arttır!”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Çoklarını saptırdılar. Sen de o zalimler için şaşkınlıktan başka bir şeyi artırma."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“daħı bayıķ azdurdılar çoķı daħı arturma žālimlere illā azġunlıķ.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
anlar çoḳ kişiler azdurdılar. Arturma yā Rabb ẓālimleri, illā azġunluḳ
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar çoxlarını yoldan çıxartdılar. Sən də (ey Rəbbim!) ancaq onların zəlalətini artır!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And they have led many astray, and Thou increasest the wrong doers in naught save error.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"They have already misled many; and grant Thou no increase to the wrong- doers but in straying (from their mark)."(5722)
5722 Such Pagan superstitions and cults do not add to human knowledge or human well-being. They only increase error and wrongdoing. For example, how much lewdness resulted from the Greek and Roman Saturnalia! And how much lewdness results from ribald Holy songs! This is the natural result, and Noah in his bitterness of spirit prays that Allah's grace may be cut off from men who hug them to their hearts. They mislead others: let them miss their own mark! See also verse 28 below.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقَدْ
ve ger- çekten
اَضَلُّوا
dalâlete düşürdüler
كَث۪يراًۚ
birçok- larını
وَلَا تَزِدِ
ve artırma
الظَّالِم۪ينَ
o zalimlere
اِلَّا
ancak
ضَلَالاً
bir dalâlet
"Böylece onlar gerçekten birçoklarını dalâlete düşürdüler. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak dalâletlerini arttır!"
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اَضَلَّ
Fiil-IV
ض ل ل
Dalâlette bıraktı, dalâlete düşürdü, saptırdı, dalâlete sürükledi, boşa çıkardı
كَثِير
İsim
ك ث ر
Çok, pek çok, çokça
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
زَادَ
Fiil-I
ز ي د
Arttı, ziyade kıldı, ziyadeleşti
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
ضَلَال
İsim
ض ل ل
Dalâlet, sapma, şaşkınlık, boşa çıkma, boşa gitme