close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 91. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Setecidûne âḣarîne yurîdûne en ye/menûkum veye/menû kavmehum kulle mâ ruddû ilâ-lfitneti urkisû fîhâ(c) fe-in lem ya’tezilûkum veyulkû ileykumu-sseleme veyekuffû eydiyehum feḣużûhum vaktulûhum hayśu śekiftumûhum(c) veulâ-ikum ce’alnâ lekum ‘aleyhim sultânen mubînâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Başka bir bölüğünü de şöyle bulacaksınız: Onlar, sizden de emin olmak isterler, kavimlerinden de. Fakat bir fitneye sevk edilince ta içine dalıverirler. Onlar sizi bırakmazlar, sizinle barış halinde yaşamazlar ve sizden el çekmezlerse tutun onları, öldürün onları bulduğunuz yerde ve işte size, onlara karşı apaçık bir kudret ve salahiyet verdik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Bunun yanında, inkârcı ve münafıklardan) Diğer bazılarını da, (hem) sizden ve (hem de) kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor bulacaksınız. (Ama) Fitneye (teşvik edilip) her geri çağrılışlarında ise (hemen onun) içine baş aşağı (şuursuzca balıklama) dalarlar. Şayet bunlar sizden uzak durmaz, barış (şartların)ı size bırakmaz ve ellerini (fitne fesatlıktan) çekmezlerse, artık onları her nerede bulursanız, tutup yakalayın ve onları öldürüp (etkisiz bırakın). İşte size, onların aleyhinde apaçık olan bir sultan (destekleyici bir delil-bürhan) kıldık.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Başka bir takım insanlar da bulacaksınız ki, hem sizden hem de kendi toplumlarından güven içinde kalmayı isterler. Ama her ne zaman kavga ve kargaşaya sürüklenirlerse ona balıklamaya atılırlar. Öyleyse onlar sizi bırakıp bir tarafa çekilmezler ve barışı önermezler, kargaşadan el çekmezlerse onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün. İşte öylelerine karşı Allah size açık bir yetki vermiştir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hem sizden, hem de kendi kavimlerinden emin olmak isteyen başkalarını da göreceksin. Fitne çıkarmak, ortalık bulandırmak, inkâra, küfre yardımcı olmak, müslümanların kanına girmek için davet olunduklarında balıklama dalarlar. Sizden uzak durmazlar, size barış teklif etmezler, ortalık karıştırmaktan da ellerini çekmezlerse, onları yakalayın, bulduğunuz yerde onları öldürün. İşte onların aleyhine, size, apaçık bir ferman, bir yetki verdik.
Ahmet Varol
swap_vert close
Diğer bazılarının da hem sizden hem de kendi toplumlarından güvende olmak istediklerini göreceksiniz. Ne zaman fitneye çağrılsalar, baş aşağı içine dalarlar. Eğer sizden uzak durmaz, size barış teklifinde bulunmaz ve sizinle uğraşmaktan el çekmezlerse onları tutun ve yakaladığınız yerde öldürün. İşte bunlara karşı size açık bir yetki verdik.
Ali Bulaç
swap_vert close
Diğerlerini de sizden ve kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor bulacaksınız. (Ama) Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış (şartların)ı size bırakmaz ve ellerini çekmezlerse, artık onları her nerede bulursanız tutun ve onları öldürün. İşte size, onların aleyhinde apaçık olan 'destekleyici bir delil' kıldık.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Diğer bir takım kimseleri de bulacaksınız ki, hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin kalmak isterler. Her ne zaman fitneye çağırılırlarsa, o tarafa döner, içine düşerler. Eğer bunlar sizden çekinmezler, barışınıza yatıp taarruzdan ellerini çekmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman ve salâhiyyet verdik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Başkalarını da, hem sizden hem de toplumlarından emin olmak istediklerini göreceksiniz. Fitneye her düştüklerinde (İslam’a karşı savaşa çağrıldıklarında,) başaşağı içine dalarlar. Eğer onlar sizden geri durmaz, barışı istemez, ellerini çekmezlerse; onları yakalayın, nerede karşılaşırsanız onları öldürün. İşte asıl, bunlara karşı Allah size açık bir yetki vermiştir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona baş aşağı dalarlar. Eğer sizden uzak durmaz, barış teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onları yakalayınız, rastladığınız yerde öldürünüz. İşte onlar üzerine sizin için apaçık yetki verdik.[81]
[81] Başkalarıyla toplumsal ilişkiler hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, V, 264-275.  
Besim Atalay
swap_vert close
Hem sizlerden, hem de kendi ulusundan, emin olmak isteyen birçok kimse bulacaksınız, ne zaman fitneye çağrılırlarsa, hemen koşarlar, sizden çekinmeyip, barışmazlarsa, el de çekmezlerse yakalayıp onları nerde bulursanız öldüresiniz, işte size bu kimseler hakkında açık belgeler verildi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bir de hem sizden ve hem de kendi kavimlerinden emin olmak isteyen başka kimselere rastlayacaksınız. Bunlar ne zaman fitneye (şirke veya inananlarla savaşmaya), bozgunculuğa itilseler ona canla başla atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmaz ve size barış teklifi getirerek savaştan (ve sizi öldürmeye yeltenmekten) geri durmazlarsa onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün. Onlara karşı size apaçık bir yetki verdik.
Bkz. 2/191, 9/5, 47/4Bu ayet, Hz. Muhammed’e Müslüman olduklarını söyleyerek kendilerini güvence altına almak isteyen ancak müşriklerle beraber olduklarında putlara taparak onların himayesine giren Mekkeli bir topluluk hakkında nazil olmuştur. “Hem sizden ve hem de kendi kavimlerinden emin olmak isteyen başka kimselere rastlayacaksınız” cümlesi bunu doğrulamaktadır. Bunlar imanla şirk arasında karar verememekten ziyade, imanla şirkin gölgesinde kimseye fark ettirmeden hayatlarını sürdürmeyi tercih edenlerdir.  
Cemil Said
swap_vert close
Diğerlerini göreceksiniz ki sizin ve kendi kavimlerinin emniyetini celb itmeğe çalışacaklardır. Dâimâ fitneye sülûk idince mağlûb olacaklardır. Eğer bir kenara çekilmezler ise, size teslîm olmazlar ise ve sizinle muhârebe itmekden ferâgat iylemezler ise buldığınız yerde tutınız katl idiniz. Ânlar ’aleyhine size salâhiyet-i kâmile viriyoruz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz. Ne var ki fitneciliğe her çağırıldıklarında ona can atarlar; eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine size apaçık ferman verdik.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bunlardan başka hem sizin hem de kendi topluluklarının karşısında güvende olmak isteyen kimseleri de bulacaksınız. Bunlar ne zaman fitneye yönlendirilseler hemen dönüp ona dalarlar; bu sebeple sizden uzak durmaz, size barışçı davranmaz ve yakanızdan ellerini çekmezlerse onları hemen yakalayın, ele geçirdiğiniz yerde öldürün. İşte onlar hakkında size apaçık bir yetki vermiş olduk.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona baş aşağı dalarlar (daldırılırlar). Eğer sizden uzak durmaz, sulh teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onları yakalayın, rastladığınız yerde öldürün. İşte onlar üzerine sizin için apaçık yetki verdik.  
 87-91. âyetler bahis mevzuu olan kâfirler Medine dışındaki münafıklardır. Bunların bir kısmı Mekke’de kalmış, hicret etmemiş ve müşriklerle işbirliği yapmışlardır; bunlar müslümanların düşmanı oldukları ve onlara karşı savaştıkları için bulundukları yerde imha edileceklerdir. Bir kısmı müslümanlar ile aralarında saldırmazlık antlaşması bulunan toplumlara sığınmışlar, diğer bir kısmı da hem müslümanlarla hem de kendi toplumlarıyla savaşmak istemeyip tarafsızlığı tercih etmişler ve müslümanlarla sulh yapmaya, iyi geçinmeye temayül göstermişlerdir. Bu son iki kısım kendi hallerine bırakılacak, onlarla savaşılmayacaktır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Hem sizinle hem kendi toplumlarıyla güven içinde durmak isteyen bir başka grup bulacaksın. Ne zaman kargaşalığa çağrılsalar içine dalarlar. Sizi yalnız bırakmaz, barış yapmak istemez ve ellerini sizden çekmezlerse karşılaştığınız yerde onları öldürebilirsiniz. Böylelerine karşı size apaçık yetki verdik.
Dinden dönen insanlar, müslümanların can ve mal güvenliklerini hiçe sayan düşmanlarla birlik olup savaşmadıkça kendilerine dokunulmaz. Savaşın temel ilkesi için bak 60:8,9.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Diğer bir takımlarını bulacaksınız ki hem sizden emin olmak hem de kavmlerinden emin kalmak isterler, fitneye sevkedildikce de döner döner içine atılırlar, eğer bunlar sizden çekinmezler ve sulha yatıb taarruzdan ellerini çekmezlerse kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün, işte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ancak, onların içerisinde,) hem sizden hem de kendi kavimlerinden yana güvende olmak isteyen (munâfık) kimseleri de bulacaksınız. Bunlar, her ne zaman (kendi kavimleri tarafından) *fitneye çağrılsalar, (hemen) canla başla atılırlar. Bu kimseler şâyet sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve (her fırsatta size saldırmaktan) ellerini çekmezlerse, artık onları nerede bulursanız yakalayın ve öldürün. İşte onlar hakkında size apaçık bir yetki verdik.
* “…fitneye çağrılsalar”; Türkçede genellikle fitne kavramından, birtakım söz ve eylemler ile kargaşa çıkarmak, insanları birbirine düşürmek gibi her türlü huzur bozucu davranış biçimleri anlaşılmaktadır. Kur’ân’ı Kerîm’de ise kavramın geçtiği âyetlerin bağlamları değişik olduğu için kullanıldığı yerlerde farklı anlamları ifade edebilir. Müfessirlerimizin beyanı veçhile, bu âyet-i kerîmede geçen fitne kavramı; Şirke yahut Müslümanlara karşı savaşmaya çağrılsalar manasındadır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Başkalarını¹ da bulacaksın hem sizden hem de kendi halklarından güvende olmak isteyen. Fitne ortamı² bulduklarında, hemen onun içine baş aşağı dalarlar. Eğer bunlar, sizden uzak durmazlar, sizinle barış yapmaya yanaşmazlarsa, sizden ellerini çekmezlerse onları yakaladığınız yerde her nerede bulursanız öldürün³ İşte bu kimseler hakkında size apaçık bir yetki verdik.
1- Münafık olanlardan. 2-Ortak koşma, küfre geri dönme. 3- Bu, Harem bölgesindeki “öldürme yasağından” dolayı, müminlerin öldürme tereddüdünü giderme ile ilgili bir buyruktur.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Diğer bir takımını da şu halde bulacaksınız: Onlar hem sizden emîn olmak, hem kendi kavmlerinden emîn olmak isterler. Ne zaman fitneye döndürülürler (sevk-u davet edilirler) se onun içine baş aşağı atılırlar. Öyle ise onlar sizi bırakıb bir tarafa çekilmezler, barışı size bırakmazlar, ellerini çekmezlerse onları nerede bulursanız yakalayıb tutun, onları öldürün. İşte size onlar, hakkında apaçık bir hüccet (ve salâhiyyet) verdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bir başkalarını (da) bulacaksınız ki, (o münâfıklar) hem sizden emîn kalmak, hem de kendi kavimlerinden emîn olmak isterler. Ne zaman fitneye çağrılsalar, ona baş aşağı dalarlar. Ama sizi bırakmazlar, size barış teklîf etmezler ve (savaştan) ellerini çekmezlerse, artık onları yakalayın ve kendilerini bulduğunuz yerde onları öldürün! Ve işte onlar yok mu, kendileri aleyhinde size apaçık bir delil (ve salâhiyet) verdik.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Siz, hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen, fakat ne zaman (sizin aleyhinize) bir entrikaya (savaşa) davet edilseler, içine (balıklama) dalanları da bulacaksınız. Eğer onlar sizden uzak durmaz ve size barış teklifi getirerek savaştan (size saldırmaktan) ellerini çekmezler (size saldırmaya devam ederler)se, onları da (saldırı anında gözünüze kestirdiğiniz) her yerde yakalayın ve (tövbe edip size saldırmaktan vazgeçmezlerse siz de) öldürün: İşte (bu hainlik ve saldırılarından dolayı) öylelerine karşı size açık bir yetki vermişizdir. *
(*) Tefsircilerin Medine çevresinden Gatafân ve Esedoğulları’nı, Mekke’den de Abdüddâroğulları’nı örnek olarak gösterdikleri bu grup, menfaatleri böyle gerektirdiği için Medine’ye gelince müslüman oluyorlar, Mekke’ye gidince de şirke dönüp müşriklerle beraber putlara tapıyor, gerekli gördüklerinde müslümanlar aleyhine Kureyş’le/müşriklerle iş birliği yapıyorlardı. Hz. Peygamber açıkça inkârcı olmayanları, gizli din taşıyanları, müslüman görünenleri, dıştan göründükleri gibi kabul ediyor, kişinin küfrüne açık ve objektif delil bulunmadıkça ona mümin muamelesi yapıyordu. Allah Teâlâ bunların münafık olduklarını, müslümanlıklarının samimi olmadığını bildirerek müslümanlara –insanların beyninde olanları bilinemeyeceği için başka türlü elde edilemeyecek olan– bir delil vermekte ve bu grubun da sulha/barışa yanaşmadıkları, müslümanlara saldırıp zarar verdikleri sürece kendileriyle savaşanlar gibi mütalaa edilmesi gerektiğini bildirmektedir. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 113)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sizden ve kendi kavimlerinden güven içinde olmak isteyen, başka kimselerle de karşılaşacaksınız. Eğer onlar tekrar sizinle savaşmak için fitne çıkartırlar, sizi rahat bırakmazlar, sizinle barış yapmak istemez ve size kötülük yapmaktan vazgeçmezlerse, onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün. Böylece biz size, düşmanlarınız hakkında yapmanız gereken apaçık yetkiler verdik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Öyleleri ile de karşılaşırsınız ki hem sizin hem de kendi uluslarının güvenini kazanmak isterler. Onlar ne vakit bir karıştırıcılık işine çağrılacak olsalar hemen ona atılırlar. Böyle olunca, eğer onlar sizi bırakıp çekilmeyecek, size barış sunmıyacak, sizden el çekmiyecek olurlarsa artık onları, nerede bulursanız orada öldürün. İşte size onlara karşı sınırsız bir yetki verdik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Başka bir güruh bulursunuz ki hem sizden, hem kendi aşiretlerinden emin olmağı [⁶] isterler. Bunlar her ne zaman fitneye döndürülürlerse [⁷] hemen ona baş aşağı atılırlar. Eğer bir tarafa çekilmezler, size müsalemet teklif etmezler, ellerini de çekmezlerse onları yakaladığınız yerde tutun, öldürün. İşte size, onlara karşı apaçık bir hüccet verdik [⁸].
[6] Sizi temin için Müslümanlık, aşiretlerini temin için gâvurluk gösterirler.[7] Küfre veya müslimlerle katle davet olunsalar.[8] Adavetleri o kadar aşikârdır ki, küfür ve gadirleri o kadar açıktır ki onlara taarruz hususunda apaşikâr bir burhan hasıl olmuştur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Siz, hem sizden hem de kendi toplumlarından emin/güven içinde olmak isteyen başkalarını da bulursunuz. Fakat onlar her ne zaman sınava/savaşa [fitne] çağrılsalar, derhâl içine dalarlar. Eğer onlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler/size barış teklif etmezler, elleriyle/fiilen (savaşmaktan) çekinmezlerse, onları yakalayınız ve nerede bulursanız onları öldürünüz. İşte kendileri aleyhine size apaçık bir yetki [sultân] verdiğimiz böyleleridir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Diğer bir takımını da (Aftan veya Esed oğulları gibi) hem sizden emin kalmak hem de kendi kavminden güven içinde olmayı ister halde bulacaksınız. Fitneye (inkâra) her döndürüldüklerinde ise hemen baş aşağı ona daldırılırlar. Eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhine size apaçık bir delil verdik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Diğer birtakım insanlar da göreceksiniz ki; ne sizinle, ne de kendi soydaşlarıyla başlarının derde girmesini istemezler; ama ne zamanMüslümanlar aleyhinde bozgunculuk ve fitneye çağırılsalar, ona koşar, gözü kapalı ta içine dalıverirler. Eğer bunlar, sizi rahat bırakmaz, sizinle barışa yanaşmaz ve ellerini fitne fesattan çekmezlerse, onları savaş alanında gördüğünüz yerde yakalayıp öldürün! İşte kendilerine karşı savaşmanız konusunda size açıkça yetki verdiğimiz kimseler, bunlardır. Bir de, hicret etmeye gücü yetmediğinden, düşman diyarında yaşamak zorunda kalan Müslümanlar var ki, onlara zarar vermemek için son derece dikkatli olmalısınız, çünkü:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Diğerlerini, size de güven vermek ve kendi kavimlerine de güven vermek istiyorlar bulacaksınız. Her ne zaman Fitne’ye sırt çevirdilerse, tekrar döndüler. Sizden ayrılmadılarsa, size Teslimiyet / Barış sunmadılarsa ve ellerini çekmedilerse, bulduğunuz yerde onları yakalayın, öldürün! İşte onların aleyhine size açık bir sültan / yetki / güç verdik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Artık bazı münafıkların, hem sizinle, hem kendi milletiyle güven içinde yaşamak istediklerini görüyorsun. Çünkü fitne ile boğuşa boğuşa boğuşacak halleri kalmadı. Ancak, sizi rahatsız etmeye devam ederlerse, barışa yanaşmazlar ve sizi tehdide devam ederlerse onları bulduğunuz yerde yakalayıp haklayın. Artık, onlara karşı size tam yetki vermiştir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bir takım insanların sizden veya kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin! Bunlar kâfirler tarafından çok kolay etki altına alınırlar. Kâfirlere uyarak hizmet ederler. Bunlar sizden uzak durmaz, sizinle barış içinde yaşamak istemezler. Savaştan ellerini çekmezlerse onları yakalayın! Yakaladığınız yerde öldürün! Çünkü düşmanlık etmekten vazgeçmeyenlerin niyeti insanların haklarını korumak değil, insanlara zulmetmek, hırslarını insanlara zulmederek tatmin etmektir. İşte bunlara karşı size apaçık bir savaş yetkisi verdik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar (münafıklar), her ne zaman Fitneye (Müslümanlara karşı savaşa) götürülseler ona hemen dalarlardı. [*] Sizden uzak durmaz, size barış teklif etmez ve ellerini (sizden) çekmezlerse, bulduğunuz yerde onları yakalayın ve öldürün! İşte onlar aleyhinde (onlarla savaşmak için) size apaçık yetki verdik. [*]
Bu mesaj Ahzâb 33:14. ayetle birlikte okunmalıdır.,Bu son dört ayet (88-91), Bakara 2:190-193, 256, Enfâl 8:39-40, Tevbe 9:2-4, 12, 36, 123; Hacc 22:39, Mümtehine 60:8-9 gibi ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ancak (onların içerisinden) hem sizden emin olmak, hem de toplumlarından emin olmak isteyen ve ne zaman fitneye çağırılsalar onun içerisine körü körüne dalanları da bulacaksın. Eğer bunlar, sizden uzak durmaz, sizinle barış içerisinde yaşamak istemez ve sizinle savaştan el çekmezlerse, onları da yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Böylece Biz, onlarla (savaşmanız için) size açık bir yetki verdik.¹
1 Bazıları da hem sizden emin olmak hem de kendi kavimlerine karşı emin olmak isterler. Yani mü’min ile mü’min, kâfir ile kâfir olurlar. Rivayete göre Esed ve Gatafan kabilelerinden bazıları Medine’ye gelirler, Müslümanların güvenini kazanmak, bir harp vukuunda canlarını ve mallarını korumak için Müslüman olurlardı. Fakat kabilelerine gidince de küfrederlerdi. Bu hal Abdüddar Oğullarının da âdeti idi. Bir de Nuaym b. Mes’ud el-Eşcaî Müslümanların yanında güvenilir bir rol üstlenir, Peygamber (s.a.v) ile müşrikler arasında söz götürür getirirdi. Bu ayetin sebeb-i nüzulü olarak bu olaylar zikredilmektedir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Hem sizden hem de kendi kavimlerinden emin olmak isteyen, [ama] kötülük eğilimi ile her karşılaştıklarında kendilerini gözü kapalı ona kaptıran başkalarını[n da var olduğunu] göreceksiniz. ¹¹² O halde şayet onlar sizi bırakmaz, sizinle barışa yanaşmaz ve üstünüzden ellerini çekmezlerse, onları gördüğünüz her yerde yakalayın ve öldürün: İşte size kendileriyle açıkça [savaşma] izni ver-diklerimiz ¹¹³ bunlardır.
112 Lafzen, “Göreceksin onlar ne zaman fitneye dönerlerse onun içine atılırlar”, yahut “onun içine dalarlar”.113 Lafzen, “Size üzerlerinde açık bir otorite (sultân) vermiş olduğumuz” -yalnızca savunma amacıyla savaşa izin veren buyruğun açık bir teyidi (karş. 2:190 vd. ve ilgili 167 ve 168. notlar).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bir de hem sizden hem de kendi toplumlarından, kendilerini sağlama almak ve güvende olmayı arzu eden bir grup bulabilirsin ama size karşı bir savaşa çağrıldıklarında hemen koşarlar. Şayet sizi tacizden geri durmaz, barışa yanaşmaz ve saldırıdan ellerini çekmezlerse, onları takip edin ve yakaladığınız yerde tutup öldürün. İşte size, aleyhlerine açık bir yetki verdiklerimiz bunlardır. 9/1...8, 60/8-9
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Siz, hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen, fakat ne zaman (mü’minler aleyhine bir) entrikaya davet edilseler, içine balıklama dalan daha başkalarına da rastlayacaksınız. İşte o zaman, eğer onlar sizi bırakmaz, sizinle barışa yanaşmaz ve ellerini yakanızdan çekmezlerse; onları da savaş içinde gözünüze kestirdiğiniz[⁸²¹] her yerde yakalayın ve katledin: İşte size, kendileriyle savaşmanız için açık bir yetki belgesi verdiğimiz kimseler bunlardır.
[821] Sekiftumûhum kelimesinin türetildiği es-sakfe kullanıldığı altı yerde de savaş ve düşmanlık bağlamında gelir. Benzer bağlamlarda vecedtumuhum şeklinde gelmesi bu fiili vecedenin eşanlamlısı yapmaz (Bkz: 2:191, not 367). “Bulduğunuz her yerde” yerine “gözünüze kestirdiğiniz her yerde” karşılığını kullanmamızın gerekçesi budur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Münafıklardan) Başka bir topluluk bulacaksınız ki, (sizin yanınızda yalan yere iman etmiş görünerek) sizden emin olmayı, hem de (kavimlerine dönünce küfürlerini belli ederek) onlardan emin olmak isterler, (savaşan iki tarafın kavgasından güven içinde kalma siyasetini güderler. Böyleleri) Her fitneye (küfre, savaşa) itildikçe, ona tepetaklak dalarlar. (Bu bakımdan onları küfür ve şirke doğru itmemek gerekir, barış ve güven isterler ve usulca otururlarsa yapılacak bir şey yoktur, fakat) Savaşta sizden çekinmezler, andlaşma teklif etmezler ve uslu oturmazlarsa, onları da nerede yakalarsanız katledin, işte onların aleyhine de saldırmak için size yetki verdik!
Osman Fırat
swap_vert close
Başka birtakım insanlar da bulacaksınız ki, hem sizden, hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama ne zaman fitneye götürülseler, fitnenin içine başaşağı atılırlar. Eğer onlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini (size saldırıdan) çekmezlerse onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün! İşte öylelerine karşı size açık bir yetki verdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Başka bir tâife de bulacaksınız ki, onlar hem sizden emin olmayı ve hem de kavimlerinden emin bulunmayı dilerler. Fitneye her sevkedildikleri zaman da onun içine başaşağı atılırlar. Artık onlar sizden çekinmezlerse ve barışı size bırakmazlarsa ve ellerini çekmezlerse onları her nerede ele geçirirseniz tutunuz ve öldürünüz. İşte sizin için onların aleyhine apaçık bir ferman verdik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir de öyleleriyle karşılaşacaksınız ki onlar hem sizden, hem de kendi kavimlerinden emin kalmak isterler. Bunlar ne zaman fitneye (şirke veya mü'minlerle savaşmaya) çağırılsalar derhal ona dalarlar. O halde bunlar sizden uzak durmaz, size barış teklif etmezler, ellerini sizden çekmezlerse onları nerede bulursanız yakalayın, öldürün! İşte bunlara karşı size kesin bir izin ve yetki vermişizdir.
Bu âyette fitne şirk, küfür, savaş veya bozgunculuk olarak tefsir edilmiştir.Bu son âyetlerde söz konusu edilen kâfirler, Medine dışında bulunan münafıklar olup şu üç gruba ayrılmışlardır: 1. Müşriklerle işbirliği yapanlar. Bunlar imha edileceklerdir. 2. Müslümanların kendileriyle saldırmazlık anlaşması yaptıkları toplumlara sığınanlar. 3. Gerek Müslümanlarla gerekse kendi kavimleriyle savaşmak istemeyip tarafsız kalmayı tercih edenler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Başka birtakım insanlar da bulacaksınız ki, hem sizden, hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama ne zaman fitneye götürülseler, fitnenin içine başaşağı atılırlar. Eğer onlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini (saldırıdan) çekmezlerse onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün! İşte öylelerine karşı size açık bir yetki verdik.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Diğer bir kavim bulursunuz ki gerek sizden ve gerek kendi kavimlerinden emîn olmak isterler. Her ne zamân fitneye (şirk ve küfre) da'vet olunsalar dönüb ona dalarlar. Sizden uzak durmaz, sizinle 'akd-i müsâlemet itmez ve ellerini sizden çekmezler ise onları nerede bulursanız tutub katl idiniz [³] Onlar üzerine size âşikâr sulta ve kudret kıldık.
[3] Bu âyet-i kerîmede mezkûr kavim, Medîne'ye geldiklerinde riyâen izhâr-ı İslâm iden ve kavimleri arasına 'avdetlerinde "Biz onlara îmân mı ideriz? Onlarla alay idiyoruz" diyerek her iki tarafdan emîn olmağa çalışan Esed ve Gatafan'dan ba'zı kimselerdir. "İbni Abbas"  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Göreceksin, onların geriye kalanı, hem sizden emin olmak, hem kendi topluluklarından emin olmak isteyeceklerdir. Ne zaman fitneye (çatışma ortamına) yöneltilseler balıklamasına daldırılacaklardır. Eğer sizden uzak durmazlar, barışa yanaşmazlar ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhine size açık bir yetki vermişizdir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Başkalarını da sizden ve kendi topluluklarından güvende olmayı arzu eder gibi bir halde bulabilirsin ama fitneye her çağrılışlarında ona balıklama dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barışı size bırakmazlar ve ellerini de çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde tutup öldürün. İşte size onların aleyhine açık bir yetki veriyoruz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bir de öyle kimselerle karşılaşacaksınız ki, hem sizden, hem de kendi kavimlerinden emin olmak isterler. Fakat ne zaman bir fitneye çağırılsalar başaşağı içine dalarlar. Eğer onlar sizden uzak durmaz, barışa yanaşmaz ve ellerini sizden çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte öylelerine karşı size apaçık bir yetki vermişizdir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Diğer bazılarını da bulacaksınız ki, hem sizden emin olmak hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama fitneyle yüz yüze getirildiklerinde baş aşağı içine dalarlar. Bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barışa gitmezler ve ellerini sizden çekmezlerse onları yakalayın, tuttuğunuz yerde öldürün. İşte böylelerinin üstüne gitmeniz için size açık bir izin ve kuvvet verilmiştir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bulasız ayruķları dilerler kim imin eyleyeler sizi, daħı imin eyleyeler ķavümlerini. her nice kim döndürinileler fitne ya'nį kāfirliġe ķoyu bıraġınılalar anuñ içine pes eger olmayalar sizden daħı bıraķmayalar sizden yaña boyun virmegi daħı yıġmayalar ellerin pes dutun anları daħı depeleñ anları anda kim bulduñuz anları. daħı şunlar, ķılduķ sizüñ içün anlaruñ-ıla ḥüccet ya'nį depelemek bellü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ṭaparsız özge ḳavmi ki isterler sizden imin olmaġa ḳavmlerinden daḫıimin olmaġa, her kez ki fitneye ḳayıtsalar muḫālefet iderler anda. Eger sizden ‘uzlet eylemeseler daḫı bıraḳsalar size ṣulḥ eylemegi, ḳollarınçekmeseler dutuñuz, anları öldürüñüz ḳanda ṭapsañuz. Anlar üstine sizimusallaṭ eyledük āşikāre.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Siz elə kəslərə də rast gələcəksiniz ki, onlar həm sizdən, həm də öz camaatından arxayın olmaq istərlər. (Sizin yanınızda özlərini müsəlman kimi, qəbilələrinə qayıtdıqda isə kafir kimi aparırlar). Bunlar da hər dəfə fitnə-fəsad törətməyə sövq edildikdə başıaşağı ora atılarlar (cani-dildən bu işə qoşularlar). Əgər onlar sizi tərk edib getməsələr, sülh təklif etməsələr və sizdən əl çəkməsələr, onda onlara harada rast gəlsəniz, tutub öldürün. Biz onların əleyhinə çıxmaq üçün sizə açıq fərman verdik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Ye will find others who desire that they should have security from you, and security from their own folk. So often as they are returned to hostility they are plunged therein. If they keep not aloof from you nor offer you peace nor hold their hands, then take them and kill them wherever ye find them. Against such We have given you clear warrant.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Others you will find that wish to gain your confidence as well as that of their people: Every time they are sent back(610) to temptation, they succumb thereto: if they withdraw not from you nor give you (guarantees) of peace besides restraining their hands, seize them and slay them wherever ye get them: In their case We have provided you with a clear argument against them.
610 As opposed to the two classes of deserters to whom clemency may be shown, there is a class which is treacherous and dangerous and cannot be left alone. They try to win your confidence, and are all the time in the confidence of the enemy. Every time they get a chance, they succumb to the temptation of double-dealing. The best way of dealing with them is to treat them as open enemies. Keep them not in your midst. If they give you guarantees of peace and do not actually fight against you, well and good. If not, they are deserters actively fighting in the ranks of the enemy. They have openly given you proof, and you can fairly seize and slay them in war as deserters and enemies.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
سَتَجِدُونَ
bulacaksınız
اٰخَر۪ينَ
başkalarını
يُر۪يدُونَ
isterler
اَنْ يَاْمَنُوكُمْ
sizden emin olmalarını
وَيَاْمَنُوا
ve emin olmalarını
قَوْمَهُمْۜ
toplum-larından
كُلَّمَا
her ne zaman
رُدُّٓوا
sevk edilseler
اِلَى الْفِتْنَةِ
fitneye
اُرْكِسُوا
baş aşağı daldılar
ف۪يهَاۚ
ona
فَاِنْ
fakat eğer
لَمْ يَعْتَزِلُوكُمْ
sizden ayrılmazlarsa
وَيُلْقُٓوا
ve bırak-mazlarsa
اِلَيْكُمُ
size
السَّلَمَ
barışı
وَيَكُفُّٓوا
ve çekmez- lerse
اَيْدِيَهُمْ
ellerini
فَخُذُوهُمْ
artık onları yakalayın
وَاقْتُلُوهُمْ
ve onları öldürün
حَيْثُ
o yerde ki
ثَقِفْتُمُوهُمْۜ
kendilerini buldunuz
وَاُو۬لٰٓئِكُمْ
ve işte onlar ki
جَعَلْنَا
kıldık
لَكُمْ
size
عَلَيْهِمْ
onlar aleyhinde
سُلْطَاناً
bir delil
مُب۪يناً۟
apaçık
(Bunların dışında) Hem sizden emin olmak isteyen hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Onlar her ne zaman fitneye çağrılsalar ona (hiç düşünmeden) baş aşağı dalarlar. Eğer (böyleleri) sizden uzak durmaz, size barış teklif etmez ve (savaştan) ellerini çekmezlerse onları yakalayın ve yakaladığınız yerde öldürün. İşte Biz size, onlara karşı (savaşmak için) apaçık bir yetki verdik.
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
اٰخَر
İsim
ا خ ر
Diğeri, öteki, arkası, başkası, sonraki
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَمِنَ
Fiil-I
ا م ن
Emniyette oldu, emin oldu, güvendi, emanet etti
اَمِنَ
Fiil-I
ا م ن
Emniyette oldu, emin oldu, güvendi, emanet etti
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
رَدَّ
Fiil-I
ر د د
Reddetti, döndürdü, geri çevirdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
فِتْنَة
İsim
ف ت ن
İmtihan, fitne, bela
اَرْكَسَ
Fiil-IV
ر ك س
Tersine çevirdi, baş aşağı daldı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
اِعْتَزَلَ
Fiil-VIII
ع ز ل
Uzaklaştı, ayrıldı
اَلْقَى
Fiil-IV
ل ق ي
Attı, saldı, teklif etti, bıraktı, verdi, ilka etti, laf attı, karşı karşıya geldi, ulaştırdı
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
سَلَم
İsim
س ل م
Barış, teslim olmuş
كَفَّ
Fiil-I
ك ف ف
Çekindi, önledi, savdı, çekti
يَد
İsim
ي د ي
El
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
حَيْث
İsim
ح ي ث
O yer, o yerde, o yeri ki
ثَقِفَ
Fiil-I
ث ق ف
Yakaladı, buldu, ele geçirdi
اُولَٓاءِ
Zamir
اُولَٓاءِ
Onlar, şunlar
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
سُلْطَان
İsim
س ل ط
Delil, yetki, güç, hakimiyet, kuvvet, hüccet, sultan, saltanat
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan