(Ey Muhammed, bununla kalmadılar) Kendilerine kitaptan nasip verilmiş olan kimselere (hayret ile) bir bak ki, Cibt ile Tağut’a (Gibt namındaki bir put ile Tağut denilen şeytana bile, müşrikleri memnun etmek için) iman ediyorlar (putlara secde ediyorlar) Ve (müşrikler için) "Bunlar, müminlerden daha doğru bir yoldadır" diyebiliyorlar.
(Nitekim Uhud vakasından sonra yetmiş kadar Yahudi, müşriklerin yanına gitmişler ve müslümanların aleyhine onlarla bir andlaşma yapmak istemişlerdi. Mekke müşrikleri kuşkuya düşmüşler ve "Siz kitap ehlisiniz, Muhammed de kitaba davet ediyor, o halde siz onun aleyhine nasıl oluyor da, bizimle işbirliği yapmak istiyorsunuz? Şayet siz putlarımıza secde ederseniz, size o zaman inanırız" demişlerdi. Bunun üzerine, Yahudiler de, Mekke müşriklerini tatmin için onların putlarına secde etmişlerdi. Bundan memnun olan müşrikler onlara bu kez "Bizim dinimiz mi doğru, yoksa onların dini mi? Ki, biz Kabe'nin bekçileriyiz, hacılara su veririz, geleni misafir ederiz, esirleri azat eder, sıla'ı rahme riayet ederiz, Rabbimizin beytini tamir ederiz. Muhammed ise bizim yalnız Allah'a ibadet etmemizi teklif ediyor, putlara tapmamızı engellemek istiyor, aramızda tefrika sokmaya çalışıyor” diye sorunca, elebaşları olan Ka'b b. el-Eşref "Vallahi sizin yolunuz, Muhammed'in takip ettiği yoldan daha doğrudur" diye cevap vermişti)