close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 46. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Mine-lleżîne hâdû yuharrifûne-lkelime ‘an mevâdi’ihi veyekûlûne semi’nâ ve’asaynâ vesma’ ġayra musma’in verâ’inâ leyyen bi-elsinetihim veta’nen fî-ddîn(i)(c) velev ennehum kâlû semi’nâ veata’nâ vesma’ venzurnâ lekâne ḣayran lehum veakveme velâkin le’anehumu(A)llâhu bikufrihim felâ yu/minûne illâ kalîlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yahudi olanlardan, sözleri yerlerinden alıp değiştirenler de var ve işittik de isyan ettik derler, işit, işitmeyesice ve dillerini eğip bükerek ve dini kınayarak bizi de gözet derler. İşittik ve itaat ettik, bizi de dinle ve bize de bak deselerdi onlar için daha hayırlı, daha doğru olurdu, fakat Allah, küfürleri yüzünden onları rahmetinden uzaklaştırdı, pek azından başkası imana gelmez onların.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kimi Yahudiler, kelimeleri (Hakkın sözlerini) "konuldukları yerlerden" (İlahi hedef ve hikmetlerinden) saptırıp (kaydırarak Hakk Dinde tahrifata girişirler. Kutsal Kitabın kelimelerine farklı ve aykırı manalar yüklerler). Onlar dillerini eğip bükerek ve (Allah’ın gönderdiği) dine bir kin ve hınç besleyerek (Peygambere: Seni) "Dinledik (ama kabul etmedik) ve karşı geldik. (İtiraz ve isyanımızı) İşit, (ey) -işitmez olası- (şeklinde hakaret ederler). Ve ’Raina’ bizi güt, bize bak" derler. (Oysa) Eğer onlar: "(Ey Nebi!) İşittik ve itaat ettik, Sen de (sesimizi ve teslimiyetimizi) işit ve ’bizi gözet’ (organize edip yönet)" deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, az bir bölümü dışında, inanmayan (ve inanmayacak olan kimselerdir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yahudilerden öyleleri var ki, vahyedilmiş sözlerin anlamını çarpıtırlar, sözleri asıl maksatlarından koparıp “İşittik ama, karşı geliyoruz” ve “Dinleyin ama kulak asmayın” ve “Bizi güt, bizi gözet a çoban” derler ve böylece dilleriyle oyun oynarlar ve gerçek inancın yanlış olduğunu anlatmaya çalışırlar. Halbuki, onlar sadece “İşittik ve itaat ediyoruz” ve “Bizi dinle, bizi gözet” deselerdi, bu onların gerçekten yararına ve daha dürüstçe bir davranış olurdu. Fakat gerçekleri örtbas ettikleri için, Allah onları lanetledi. Bu yüzden pek azı hariç iman etmezler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yahudiliğin takipçilerinden bir kısmı, Allah'ın kitabındaki kelimeleri, ifadeleri, aslî mânalarından uzaklaştırarak tahrif ediyorlar, değiştiriyorlar, maksadının dışında tefsir ediyorlar, gayesine aykırı te'viller yapıyorlar. "- Sözünü, tebliğini duyduk. Seni, emirlerini, kitabını, sünnetini, devletini tanımıyor, âsi davranıyoruz. Sözlerimiz kabule şâyan görülmese bile bizi de dinle." diyorlar. "- Dinî, siyasî ve idarî otoriteni, bizim de taleplerimizi dikkate alarak, menfaatlerimizi gözetip kollayarak kullan" derken, konuşma tarzlarıyla peygambere hakaret içeren ifadeleri de çağrıştırıyorlar. Alay yollu, peygamberliğe ve dine saldırıyorlar. Keşke onlar: "- Sözünü, tebliğini dinledik, kabul ettik. Kur'ân'a, sünnetine ve devletine itaat ediyoruz. Bizi de dinle, Kur'an, sünnet ve ilmî esaslarla, örfün kuralları ve aklın verileriyle çalışan, sesimize kulak veren, yardım, destek ve imkân sağlayan, bize neler kazandırılabileceğinin hesabını yapabilen, ihtilâfları halleden, meseleleri zamana yayarak çözen, danışarak tedbir ile bizi yöneten hükümet ve meclis kur, bakanlar ve hâkimler tayin et." deselerdi, kendileri için daha hayırlı, daha doğru ve sağlıklı, ayakta kalmalarını sağlayan daha mükemmel bir düzen tesis edilmiş olurdu. Fakat bile bile seni ve tebliğini inkârları, küfürleri sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir. Azıcık bir kesimi pek az şeye iman edecekler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/75, 104; 3/78; en-Nüket ve’l-Uyûn, 1/493; Hak Dini Kur’an Dili, 2/567; ed-Dürrü’l-Mensûr, 3/698; Lisânü’l-Arab.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Yahudilerden bazıları sözlerin yerlerini değiştiriyor ve dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak: "Duyduk ve karşı geldik, duy duyulmaz olası ve bizi gözet (ra'ina) [12]" diyorlar. Eğer onlar "duyduk, itaat ettik, işit ve bize bak" deselerdi kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak inkarlarından dolayı Allah onlara lanet etmiştir, az bir bölümü dışındakiler iman etmezler.
12.Yahudiler bu "raina" sözünü hakaret amacıyla kullanıyorlardı. Bundan dolayı Bakara suresinin 104. ayetinde Müslümanların Resulullah (a.s.)`a bu şekilde hitap etmemeleri istenmiştir. Bu konuda Bakara suresi 104. ayeti kerimesinin mealine ve dipnotuna bakılabilir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Kimi yahudiler, kelimeleri 'konuldukları yerlerden' saptırırlar ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: 'Dinledik ve karşı geldik. İşit, -işitmez olasıve 'Raina' bizi güt' derler. Eğer onlar: 'İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve 'Bizi gözet' deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, az bir bölümü dışında, inanmazlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hazreti Peygamberin vasfına dair Tevrat'daki kelimeleri, konuldukları yerlerden değiştiren Yahudi'lerden bir kısmı, dillerini eğerek ve dine saldırarak şöyle derler: “- Sözünü işittik, emrine isyan ettik. Sen işit, biz seni dinlemeyiz, RAİNA= bizi gözet= bize çobanlık et!” (Burada iki mânaya gelen RAİNA kelimesini, Rasûli ekreme hakaret için ikinci mânayı kasdederek kullanıyorlardı.) Eğer onlar; “- Dinledik, itaat ettik. İşit ve bize bak” deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Yahudi olanlardan bazıları, kelimeleri yerinden kaydırırlar; dillerini eğip bükerek ve dini taşlayarak “işittik ve isyan ettik”, “işit, işitmez olası”, “ey çobanımız, bizi kolla” derler. Eğer onlar, “işittik ve itaat ettik, bizi dinle, bizi gözet” deselerdi, onlar için daha hayırlı ve daha sağlam olurdu. Fakat kâfirliklerinden dolayı, Allah onları lanetlemiştir. Onlar (kendi kitaplarına dahi) çok az inanırlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Yahudi itikadına mensup olanların bir kısmı, bazı kelimelerin yerlerini değiştirirler; dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak peygambere karşı “işittik ve karşı geldik, dinle, dinlemez olası, bizi güt” derler. Eğer onlar “işittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet” deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat inkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek azı inanır.
Besim Atalay
swap_vert close
Bir nice Yahudiler, sözlerin yerlerini değiştirirler, dillerini bükerek —dine taş atmak için—: «Biz işittik, karşı koyduk bize kulak tut, işit, (işitmez olasın) bizi gözet» demektedirler; onlar eğer : «Biz işittik, başeğdik, bize bak!» deselerdi onlar için daha iyi olurdu, daha doğru olurdu da, küfürleri yüzünden Allah onlara lânet etmiştir, ancak azı inanmıştır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yahudilerin bir kısmı, (Tevrat'taki) kelimelerin anlamını çarpıtırlar. Sözleri asıl bağlamından koparıp tahrif ederek, “İşittik ama karşı çıkıyoruz!” ve “Dinle, dinlemez olası!” ve “Asıl sen bize kulak ver (bizim çobanımız ol ey Muhammed)!” derler. Böylece dilleriyle oyun oynarlar ve (sahih) itikadın yanlış olduğunu ima etmeye çalışırlar. Hâlbuki onlar, sadece “İşittik ve itaat ediyoruz!” ve “Bizi dinle, bize katlan (organize edip yönet)!” deselerdi, gerçekten bu onlar için daha hayırlı ve daha dürüstçe bir davranış olurdu. İşte Allah inkârları (ve isyanları) yüzünden onlara lanet etmiştir. Onların ancak pek azı inanır. 
Bkz. 2/104, 3/78, 5/13“Râina”, Bakara suresinin 104. ayetinde de olduğu gibi “i” harfinin kesresini azıcık uzatmakla yani “î” yapmakla anlamı değişen bir kelimedir. Normal okunuşla “Lütfedip dinle” anlamı taşıdığı gibi “î” yi uzatarak hakaret anlamında “dinle, dinlemez olası, çoban ol” gibi anlama da gelir. Medine Yahudilerinden bazıları Peygamber Efendimizle konuştukları zaman, kelime oyunları yaparak “bizi gözet” anlamına gelen “râina” kelimesindeki ayının kesresini biraz uzatarak “râina” şeklinde okur ve “Bizim çobanımız ol, dinlemez olası!” anlamına gelen şekle sokarlardı. Bu şekilde laubali tavırlarıyla Hz. Peygamberle alay etmeye çalışırlardı. Bu ayet, o günün Yahudilerinin bu yaptığının ne kadar çirkin bir iş olduğu ve bu tavırlarından dolayı lanetlendikleri ifade edilmektedir.  
Cemil Said
swap_vert close
Yahûdîlerden ba’zıları kitâblarının sözlerini tahrîf idiyorlar ve "Biz işitdik fakat itâ’at itmek istemiyoruz şimdiye kadar işitmediğini dinle ve bizi imtihân it" diyorlar lisânlarıyla sözlerini karışdırıyorlar ve din-i hakîkiye iftirâ idiyorlar. "Biz işitdik ve itâ’at ideceğiz bizi dinle, bize ’atf-ı nazar it" nicün dimiyorlar böyle bir lisân daha müstakîm ve kendileri içün daha hayırlı olur idi, fakat Allâh ânlara küfürlerinden dolayı la’net itmişdir. İçlerinde îmân idenler pek azdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yahudilerden, sözleri yerlerinden değiştirip: "İşittik ve karşı geldik, kulak vermeyerek dinle" ve dillerini eğip bükerek ve dini yererek: "Bizi de dinle" diyenler vardır. Şayet: "İşittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet" demiş olsalardı, onlar için daha iyi daha doğru olurdu. İşte Allah inkarları yüzünden onlara lanet etmiştir. Onların ancak pek azı inanır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ’inâ”[118] derler. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.[119]
118. Bakara sûresinin 104. âyeti ile ilgili olarak da açıklandığı gibi, “Râ’inâ” Arap dilinde “Bizi gözet”, “Bize bak” demektir. Yahudiler, bu kelimeyi İbrânice’de hakaret ifade eden bir anlama; bir başka yoruma göre ise, peygamberimize hitaben “Çobanımız” anlamına gelecek şekilde hakaret kastederek “Râ’înâ” şeklinde söylüyorlardı.119. Konu ile ilgili olarak ayrıca Bakara sûresinin 104. âyetine bakınız.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden saptırıyorlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “işittik ve karşı geldik; dinle, dinlemez olası, râinâ” diyorlar. Eğer onlar “Dinledik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet” deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat inkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek az inanırlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak (Peygambere karşı) «İşittik ve karşı geldik», «dinle, dinlemez olası», «râinâ» derler. Eğer onlar «İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet» deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat küfürleri (gerçeği kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek az inanırlar.  
 Yahudiler Allah’ın kendilerine gönderdiği kitabı tahrif etmiş, kelime ve cümlelerin yerlerini değiştirmiş, manalarını saptırmış, gerçekleri ve bu arada Hz. Peygamberin geleceğini müjdeleyen kısımları örtmüş, bozmuş ve inkâr etmişlerdir. Resûlullah’ın zamanında da ilk anda kötü maksatlarını belli etmeyecek sözler kullanarak onu tahkir etmek ve kinlerini tatmin eylemek yoluna gitmişlerdir. Meselâ «râinâ» kelimesi «bizi gözet» manasına gelir, aynın kesresi biraz uzatılarak söylenirse «râînâ: bizim çobanımız» manasına gelir. İşte buna benzer kelime oyunları ile akıllarınca Peygambere hakaret ediyorlardı. Âyet, onların oyunlarını bozmakta ve haklarında hayırlı olacak yolu göstermektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Yahudilerin bir kısmı kelimelerin anlamını değiştirir ve "İşittik ancak kabul etmiyoruz," veya "Sözünüz sağır kulağa giriyor" veya dinle alay etmek için dillerini eğip bükerek, "Raina (çobanımız ol)," derler. Onlar, "İşittik ve itaat ettik," "Dinliyoruz" ve "Bizi gözet," deselerdi kendileri için daha iyi ve daha doğru olurdu. Ne var ki ALLAH inkarlarından ötürü onları lanetlemiştir. Çokları inanmaz.
Bak 2:104.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yahudilerden bir kısmı, (Allah'ın kitabındaki) kelimeleri esas mânâsından kaydırıp; dillerini eğerek ve dine saldırarak, "Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet)" diyorlar. Halbuki onlar, "İşittik ve itaatettik; dinle ve bize de bak" deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O Yehudî olanlardan ki kelimeleri mevzı'larından tahrif ediyorlar, Ve dillerini eğerek, dine dokunarak «dinledik ısyan ettik», «dinle dinlenilmesi», «râinâ» diyorlar; böyle diyeceklerine «işittik itaat ettik» «dinle ve bizi gözet» deselerdi elbette haklarında daha hayırlı ve daha dürüst olurdu. Ve lâkin küfürleri yüzünden Allah kendilerini lâ'netlemiştir Onun için iymana gelmezler meğer ki pek az
Emrah Demiryent
swap_vert close
Yahûdîlerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp, Tevrât’ı) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve (İslâm) din (in) e saldırarak, “(Peygambere hitaben, İbrani lisanında) sözünü işittik ve emrine karşı geldik, (asıl sen bizim sözlerimizi) dinle, dinlemez olası (anlamına gelen) râ’inâ” derler. Şâyet (yahûdîler, raina derken, hem dil ile hem de kalben, Arapça lisanındaki manasını kast ederek) “İşittik ve itaat ettik, işit ve bizi gözet” demiş olsalardı, bu onlar için daha hayırlı daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, îmân etmezler.
Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] efendimiz, sahabelerine dini konular ile ilgili olarak bir şeyler öğrettiği vakit, sahabe efendilerimizden bazıları anlatılan konunun tekrar edilmesini rica etmek amacıyla ya da soru sormak istediklerinde, Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] efendimizin dikkatini çekmek üzere “Râina” bizi gözet diyorlardı. Arapça lisanında, “bizi gözet”, anlamına gelen “râina” kelimesi, İbrânî lisanında, yahûdîlerin birilerine hakaret için kullandıkları kötü bir kelimedir. İbrânî lisanında hakaret anlamı taşıdığından dolayı yahûdîler Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] efendimize bu sözle hitap edilmesinden hoşlanıyor ve kendileri de özellikle bu kelimeyi kullanmayı tercih ediyorlardı. Bundan dolayı Yüce Allah, mü’minlere, Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] efendimize bu sözle hitap etmemelerini, “râina” kelimesinin yerine, yine Arapça lisanında “bizi gözet” manasına gelen “unzurna” demelerini emretti. Mü`minler Peygambere hitaben, “bizi gözet” anlamına gelen “râina” kelimesini kullanmayınca yahûdîler de artık bu kelimeyi kullanamaz oldular.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin aslını değiştirerek: “İşittik ve reddettik.”, “Kulak vermeden dinleyin.”, “Bizi güt.”¹ derler; dillerini eğip bükerek dinle alay ederler. Eğer onlar: “İşittik, itaat ettik.”, “Bizi gözet.”² deselerdi bu onlar için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak Allah, gerçeği yalanlayan nankörler olmaları yüzünden onları lanetlemiştir. Artık pek azı hariç iman etmezler.
1- Râina. 2- Unzurna.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Yahudi olanlardan kimi kelimeleri (Allah tarafından) konuldukları yerlerinden (kaldırıb) değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek, dîne de saldırarak (sana) derler ki: «(Sözünü zaahiren) dinledik, (fakat kalbimizle) isyan etdik. İşit, işitmez olası. Râînâ». Eğer onlar: «Dinledik, itaat etdik. İşit, bize bak» deselerdi kendileri için elbet daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, kendi küfürleri yüzünden onları rahmetinden koğmuşdur. Artık onlar, birazı müstesna olmak üzere, îman etmezler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O yahudi olanlardan bir kısmı (Tevrât'taki) kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar ve(peygambere karşı) dillerini eğip bükerek (alay etmek) ve dîni kötülemek üzere: “İşittik ve isyân ettik!”, “Dinle, dinlemez olası!” ve **** diyorlar.(1) Hâlbuki gerçekten onlar, “İşittik ve itâat ettik”, “Dinle!” ve **** (bizi gözet!) deselerdi, onlar için elbette hayırlı ve daha doğru olurdu; fakat küfürleri sebebiyle Allah onlara lâ'net etmiştir; bu yüzden pek azı müstesnâ, îmân etmezler.
(1)اِسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ cümlesi de, Bakara Sûresinin 104. âyetindeki رَاعِناَkelimesi gibi iki ma‘nâda kullanılabilen kelimelerdendir ki, hürmet makāmında: “Lütfen ve tenezzülen dinle!” demek olduğu gibi, bir hakāret ma‘nâsında: “Dinle, dinlemez olası!” gibi ma‘nâları da ifâde eder.رَاعِناَ kelimesi de “Râînâ” tarzında söylenirse: “Bizi gözet!” yerine “Bizim çoban!” gibi, hattâ daha tahkīr edici bazı ma‘nâlara da gelmektedir. Bu âyet-i kerîme, yahudilerin bu çirkin tavırları hakkında sahâbeleri îkāz etmektedir. (Râzî, c. 5/10, 123)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Yahudi olmuş olanlardan öyleleri vardır ki, sözlerin anlamlarını yerlerinden (esas manasından) saptırırlar. Ve dillerini eğip bükerek ve dine (İslama) bir kin ve hınç besleyerek (elçiye): “Dinledik (ama kabul etmedik) ve karşı geldik. (İtiraz ve isyanımızı) İşit, (ey)-işitmez olası-(şeklinde hakaret ederler). Ve ’Raina’ bizi güt, bize bak” derler. (Oysa) Eğer onlar: “(Ey elçi) İşittik ve itaat ettik, sen de (sözümüzü ve teslimiyetimizi) işit ve ’bizi gözet’ (organize edip yönet)” deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah onları nankörlüklerinden dolayı dışlamıştır. Artık, çok azı dışında inanmazlar.*
(*) Yahudiler Allah’ın kendilerine gönderdiği kitabı tahrif etmiş, kelime ve cümlelerin yerlerini değiştirmiş, manalarını saptırmış, gerçekleri ve bu arada son Peygamberin geleceğini müjdeleyen kısımları örtmüş, bozmuş ve inkâr etmişlerdir. Resûlullah’ın zamanında da ilk anda kötü maksatlarını belli etmeyecek sözler kullanarak onu tahkir etmek ve kinlerini tatmin eylemek yoluna gitmişlerdir. Meselâ «râinâ» kelimesi «bizi gözet» manasına gelir, aynın kesresi biraz uzatılarak söylenirse «râînâ: bizim çobanımız» manasına gelir. İşte buna benzer kelime oyunları ile akıllarınca Peygambere hakaret ediyorlardı. Âyet, onların oyunlarını bozmakta ve haklarında hayırlı olacak yolu göstermektedir. (D. Vakfı Meali 46. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yahudilerden (Allah’ın) sözlerinin yerlerini diyorlar ki "Dinle ey (başkaları tarafından) dinlenmeyesi adam! Dinledik ama isyan ediyoruz" deyip, dinde kusur arayarak ve dillerini eğip bükerek "Bizi yönet" diyorlar. Hâlbuki "İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözetle (hatalarımızı ikaz et)" deselerdi, kendileri için daha hayırlı ve daha sağlam olurdu. Ama Allah inkârlarından dolayı onlara lanet etmiştir. Artık böylelerinin çok azı iman eder.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yahudilerin kimimsi Kitap’taki sözlerin yerlerini değiştirip bozdular, ağızlarını eğe büke dine saldırarak şunu dediler: "işittik, boyun eğdik , Sen bizi gözet." Deselerdi, kendileri için daha iyi,daha doğru olurdu. Allah tanımazlıklarından dolayı onları lanetledi. Onun için onlardan ancak pek azı inanırlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yahudi olanlardan bir güruh kelimeleri yerlerinden kaydırırlar. «İşittik, karşı koyduk [¹] işit, işitmez olasın [²] ve (raina) [³] derler. Bunu da dillerini eğerek ve bükerek [⁴] dine tân ederek [⁵] derler. Onlar «işittik itaat ettik, işit, (ünzu/rna) deselerdi haklarında hayırlı ve daha doğru [⁶] olurdu. Fakat Allah onlara küfürlerinden nâşi lanet etmiştir. Bu halle onlardan imana gelen az olur [⁷].
[1] «İşittik, itaat ettik «yerine» sözünü işittik, emrine karşı koyduk, zahiren itaat ettik, batınen karşı koyduk» derler.[2] «İşit» yerine «işit, fena şey işitmeyesin» gibi medih mânasını «işit, işitmez olasın, sağır olasın, hoşnut olacak bir söz işitmeyesin» gibi zem mânası muhtemel olan sözler söylerler.[3] «Bize bak» yerine hem «bizi gözet» gibi methi hem «ey ahmak» gibi zemmi müştemil mânaya gelen sözü söylerler.[4] Sözü zahirinden çevirerek, kalplerindekine döndürerek.[5] Din ile istihza ederek.[6] Veya daha adilâne.[7] Yahut birazına iman ederler. Peygamberlere ve bâzı kitaplara iman ettikleri gibi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yahudilerden öyleleri vardır ki, kelimelerin yerlerini değiştirip, dillerini eğip bükerek ve dini de yererek: “İşittik ve isyan ettik”, “Dinle! Dinlemez olası” ve “Bizi gözet” diyorlar. Eğer onlar: “İşittik ve itaat ettik”, “Dinle ve bize nazar kıl!” deselerdi elbette kendileri için daha iyi ve daha doğru [akvam] olurdu.¹⁸ Fakat Allah, küfürlerinden dolayı onları lanetlemiştir. Bu yüzden onlar pek az şeye inanırlar.
18 Bakara, 2/104  
Kadri Çelik
swap_vert close
Yahudilerden bir kısmı, (Allah'ın kitabındaki) kelimeleri esas manasından kaydırıp; dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak, “Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve bizi gözet” diyorlar. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize fırsat ver” deselerdi, bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yahudiler arasında öyle düşük karakterli kimseler var ki, kelimelerle oynayıp anlamlarını çarpıtıyor ve Peygamberin huzurunda konuşurken, güya inancınıza hakaret amacıyla tıpkı sarhoş gibi dillerini eğip bükerek: “Semi’na ve eta’na!: İşittik ve itaat ettik” yerine “Semi’na ve asayna!: İşittik ve isyan ettik!” diyorlar. “Sen izin vermedikçe konuşamayız!” veya “Asıl sen bizi dinle, çünkü sen dinlenilmeye lâyık değilsin!” anlamına gelebilecek kaypak kelimelerle “Vesma’ ğayra musma’!” diyorlar. Ve hem “Bizi gözet!”, hem de “Hey, bizim çoban!” anlamına gelebilecek şekilde “Râinâ!” diyorlar.Hâlbuki onlar, kelimeleri çarpıtmadan, adam gibi;“İşittik ve itaat ettik!” “Bize kulak ver!” ve “Bizi gözet ve âdil bir hakem ve yönetici olarak aramızda hükmet!” demiş olsalardı, elbette bu, kendileri için en doğru ve en uygun davranış olurdu. Fakat öyle olmadı, çünkü Allah, nankörce davranıp Son Elçiyi inkâr etmeleri yüzünden kalplerini mühürleyerek onları lânetlemiştir, bundan dolayı içlerinden pek azı hariç, iman etmezler. Ama her şeye rağmen, bu lânetten kurtulmaları mümkündür:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yahudîleşmiş olanlardan bir kısmı, Kelime’yi (Söz’ü) onun mevzi’lerinden (gerçek yerlerinden) tahrif ediyorlar (kaydırıyorlar / bozuyorlar). Din’e dokundurmak üzere dillerini eğip bükerek diyorlar ki: “İşittik, isyan ettik”. “İşit, duymaz olası!”. “Bizi güt!”. Böyle diyeceklerine: “İşittik, itaat ettik”. “İşit, bizi gözet!” deselerdi, onlar için hayırlı ve en doğru düzgün olurdu; ama Allah, onların inkârı sebebiyle onları lanetledi. Çok azı hariç inanmazlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Yahudiler, kelimelerle oynayıp sözleri çarpıtıyorlar: İslâm'a taş atmak için dillerini eğip bükerek: " duyduk, isyan ettik, dinletmeden dinle, bizi bak " gibi laflar ediyorlar. Halbuki: " duyduk, kabul ettik, dinle, bize bakar mısın " demiş olsalardı daha güzel ve daha doğru olurdu. Fakat nankörlükleri sebebiyle Allah onları lanetlemiştir. Artık pek azı hariç inanmazlar…
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yahudilerden öyleleri var ki okudukları ayetlerin kelime anlamları üzerinde oynamalar yaparak ayetleri tahrif eder. Böylece ayetleri gerçek anlamlarından uzaklaştırır. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak "İşittik, karşı geldik", "İşit, işitmez olası!" "Râ’inâ" derler. Hâlbuki onlar, "İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak!" deselerdi bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Onlar bilerek Unzurna kelimesini Raina kelimesiyle değiştirerek; güya Resulümüzü, Müminleri alaya alırlar. Allah gerçekleri inkârları, ayetlere karşı ön yargıları yüzünden böyle yapan Yahudi bilginlerini lânetlemiştir. Bu yüzden onlar pek az iman ederler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yahudilerden bir kısmı [*] kelimelerin yerlerini değiştirir; [*] (Peygambere karşı) dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik ve karşı geldik”, “Dinle, dinlemez olası!” ve (bir de) ‘[Râ‘ınâ]’ [*] (bize çobanlık et) derler. Onlar “İşittik, itaat ettik”, “(Bizi) dinle.” ve “Bizi gözet.” deselerdi, (bu ifadeler) kendileri için hayırlı ve çok doğru olurdu. Fakat inkârları sebebiyle Allah onları lanetlemiştir; [*] artık azı inanır.
Bir toplulukla ilgili bütüncül bir değerlendirme yapmamak gerektiği, kötüleri olduğu gibi iyilerinin de bulunabileceği bilinmelidir. Âl-i İmrân 3:69, 72, 75, 78, 113; Mâide 5:66; A‘râf 7:168.,Benzer mesajlar: Bakara 2:75; Mâide 5:13, 41.,Burada geçen [râ‘ınâ] kelimesi, “bizim çobanımız” gibi olumsuz anlamdaki bir kullanımdır ve bazı yahudilerin müslümanlara yönelik olumsuz ve hakaret içerikli ifadelerini içermektedir. Bu yüzden Yüce Allah bunu söylemeyi yasaklamaktadır. Bu mesaj, Bakara 2:104. ayetle birlikte okunmalıdır.,Lanet “sonuç”; inkâr ise “sebep”tir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Mûsa’nın dinini terk edip) Yahûdî olanlardan bir kısmı, bu dine hakaret etmek amacı ile (Allah’ın kitabındaki) kelimelerin anlamlarını değiştirerek¹ ve dillerini eğerek-bükerek: “işittik ve isyan ettik, (asıl sen bizi) dinle behey söz dinlemez!”² ve râin┳ diyorlar. Hâlbuki onlar, “işittik ve itaat ettik; bizi dinle ve gözet” deselerdi, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden onları lânetlemiştir. Ancak onların pek azı, îman ederler.
1 Konu ile ilgili Bk. (Bakara: 75, Nisâ: 13, 41)2 Nitekim Yahudiler Peygamberimizin huzuruna gelirler bazı şeyler sorarlar yanından çıkınca da Peygamberin sözlerini tahrif ederek yaymaya çalışırlardı. İşte Kur’an bunların peygamberimizin sözlerini (سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا), (اِسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ) ve (رَاعِنَا) diyerek değiştirmelerini anlatıyor. (سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا) “işittik ve isyan ettik,” (وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ), “(asıl sen bizi) dinle behey söz dinlemez, dinle sözü dinlenmeyesice, dinle iyi şeyler işitmeyesice, benden duymuş olduğunu kimseye söylemeden dinle” anlamlarına gelir. (رَاعِنَا) ise “hayvanat hakkında gütmek, insanlar hakkında da siyaset yapmak” demektir. Hatta Yahudiler bunu, dillerini bükerek, sarhoş gibi ağızlarını eğerek söylerlerdi.3 İslâm’ın ilk yıllarında Müslümanlar, Peygamberimize; “bizi gözet, müsaade buyur da anlayalım.” anlamına gelen (رَاعِنَا) “Râinâ” ifâdesini kullanırlardı. Daha sonra Allah, Müslümanlara bu ifâdenin yerine, aynı anlama gelen (اُنْظُرْنَا) ifâdesini kullanmalarını emir buyurdu. Zîrâ Yahûdîler, (رَاعِنَا) ifâdesini kendi aralarında birbirlerine hakaret etmek için kullandıkları ve “bizim çoban” anlamına gelen (رَاعيِنَا) ifâdesine benzetiyorlar ve bununla Peygamberimize hakaret etmeye çalışıyorlardı. İşte Allah, bu âyetle Müslümanların Yahûdîlerin sahtekârlıklarına fırsat vermemelerini, sağlamıştır. Türkçe meâlcilerden bazılarının, özellikle bu âyetteki “Râinâ” ifâdesine, “bizi güt” anlamı vermeleri, çok gariptir ve ihanette Yahudileri bile geride bırakmaktır. Bk. (Bakara: 104)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Yahudi itikadına mensup olanların bir kısmı, [vahyedilmiş] sözlerin anlamını çarpıtırlar; sözleri asıl bağlamından kopararak, [şimdi yaptıkları gibi] “İşittik ama karşı çıkıyoruz!” ve “Dinleyin ama kulak asmayın!” ⁵⁹ ve “Asıl sen biz[im sözümüz]e kulak ver [ey Muhammed]!” derler; böylece dilleriyle oyun oynarlar ve [sahih] itikadın yanlış olduğunu îma etmeye çalışırlar. ⁶⁰ [Halbuki] onlar, sadece “İşittik ve itaat ediyoruz!” ve “[Bizi] dinle, bize katlan!” deselerdi, bu onların gerçekten yararına ve daha dürüstçe bir davranış olurdu: ama hakikati reddettikleri için Allah onları lânetledi; zira onların inandıkları, basit birkaç şeyden ibarettir. ⁶¹
59 Karş. 2:93. Yahudilerin kendi adamlarına yönelttikleri “kulak vermeden dinleyin” şeklindeki hitabın tarzı, onların hem kendi kutsal metinlerine hem de Kur’an’ın mesajına karşı tavırlarını göstermektedir.60 Lafzen, “Dine karşı bir saldırıda (ta‘n) bulunarak”; yani, ona temel bir eksiklik izafe ederek. “Sen bize kulak ver” sözü ile, Peygamber Muhammed (s)’in tebliğ ettiği öğretiden alacakları bir ders bulunmadığı, hatta aksine, onun dinî konularda kendilerinin görüşlerine başvurması gerektiği şeklindeki kanaatlerinin aktarılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda bkz. onların 2:88’deki “Kalplerimiz zaten bilgi ile doludur” şeklindeki iddiaları.61 Bkz. sure 2, not 74.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yahudileşenlerden kimileri de dine hakaret maksadıyla kelimeleri asıl anlamlarından saptırarak ve dillerini eğip bükerek: “İşittik tutunduk/isyan ettik.”, “İşitmez olasıca dinle” ve “Raina”, “Bizi güt” diyenler eğer, “İşittik ve itaat ettik, bizi dinle bizimle ilgilen” deselerdi elbette bu kendileri için daha hayırlı ve daha dürüstçe olurdu. Fakat Allah, onları bu kâfirlikleri yüzünden lanetlemiştir. Artık onların, çok azı dışında mümin olmazlar. 2/93, 2/75-76, 12/103, 13/1
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yahudileşenlerden kimileri sözleri bağlamlarından kopararak çarpıtırlar; “işittik ve sarıldık/reddettik”,[⁷⁸³] “dinle dinlenilmeyesi” ve “râ‘inâ” derler, dillerini eğip bükerek ve dine hakaret kastıyla.[⁷⁸⁴] Eğer onlar “işittik ve itaat ettik”, “dinle” ve “unzurnâ”[⁷⁸⁵] deselerdi, bu kendileri için daha yararlı ve daha dürüstçe bir davranış olurdu. Ne ki, hakikati inkâr ettikleri için Allah onları rahmetinden dışladı; gerçekten de onlar, çok azı müstesna, inanmıyorlar.
[783] ‘Asâ, İbn Fâris’in de vurguladığı gibi birbirine zıt iki anlamı içeren bir kelimedir: Toplanmak veya ayrılmak, emre sarılmak veya isyan etmek. Bu yüzden “toplanmaya” da “dağılmaya” da ‘asâ denilir (Mekâyîs ve Tâc). ‘Asayna diyenler, bu kelimeyi tevriyeye elverişli olduğu için seçmiş olmalıdırlar ki, Kur’an dil oyununa müsait bu kelimenin yerine eta‘nâyı (itaat ettik) önerir (Krş: 2:93). [784] Öyle görünüyor ki, burada sözleri bağlamlarından koparmaya “işittik ve reddettik”, “dinle dinlenilmeyesi” örnekleri, dillerini eğip bükme ve dine hakaret kastına da “bize bak” anlamına gelen râ‘inâyı, dili eğerek “çobanımız” anlamına gelen râînâ ya da “ahmaklık” anlamına gelen ra‘ûnet köküne dayama örnekleri verilmektedir. [785] Yukarda râinâyı, burada onun yerine kullanılması önerilen unzurnâyı kelimeler üzerinden örnek verildiği için çevirmek yerine olduğu gibi bırakmayı tercih ettik.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Yahudilerden bir kısmı (Tevrat'taki) kelimeleri (özellikle senin geleceğine ait müjdeleri) konuldukları yerden (kaldırıp) değiştirirler de dillerini eğip bükerek ve (hak) dine saldırarak sana karşı: "Sözünü zâhiren dinledik, fakat kalbimizle isyan ettik!", "İşit işitmez olası, Râinâ!" derler. Eğer onlar, "Dinledik, itaat ettik!", "Dinle, bizi de gözet! (Unzurna)" deselerdi, kuşkusuz doğru ve kendileri için daha hayırlı olurdu. Allah küfürleri yüzünden onları rahmetinden kovmuştur. Artık onlar -birazı hariç- asla iman etmezler.
Osman Fırat
swap_vert close
Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden (kaydırarak) tahrif ediyorlar. Dillerini eğip bükerek "İşittik, karşı geldik", "İşit, işitmez olası!" "Râ’inâ/bizi güt" derler. Hâlbuki onlar, "İşittik ve itaat ettik; dinle bizi ve bize bak" deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek azı iman eder.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O Yahudi olanlardan ki, kelimeleri yerlerinden tebdîl ederler ve dillerini eğerek ve dine dokunarak, «İşittik ve isyan ettik, işit, işitmez olası ve râina,» derler. Ve eğer onlar «İşittik ve itaat ettik ve işit ve bize nazar et» deselerdi elbette onlar için hayırlı ve ziyâde dürüst olurdu. Velâkin Allah Teâlâ onlara küfürleri sebebiyle lânet etmiştir. Artık pek az müstesna olmak üzere onlar imân etmezler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Yahudilerden bir kısmı, bazı sözleri aslî şeklinden ve mânasından saptırır, mesela: “İşittik” (ama isyan ettik), “işit” (hay işitmez olası! ), ve râina derler. Bu sözleri, ağızlarını eğip bükerek güya vaziyeti kurtarmak ve dinle alay etmek için söylerler. Halbuki onlar sadece “İşittik ve itaat ettik”, “İşit! ” unzurnâ (bizi de gözet), deselerdi kendileri için elbette daha hayırlı ve daha dürüst bir iş olurdu. Fakat Allah, inkârları yüzünden onları rahmetinden kovdu. Artık onlar pek az iman ederler. [2, 75. 104; 3, 78]
Onlar parantez içindeki sözleri içlerinden veya ancak yanındaki arkadaşı işitecek şekilde sessizce söylüyorlardı. Müminlerin “râina: bizi gözet, bize himmet et” sözlerini de bahane ederek ağızlarını eğip bükerek, İbrânice’de hakaret ifade eden benzer bir lafza dönüştürüyorlardı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Dillerini eğip bükerek ve dini taşlayarak: "İşittik ve isyan ettik", "dinle, dinlemez olası" ve: "ra'ina" diyorlar. Eğer onlar: "İşittik ve ita'at ettik", "Dinle ve bize bak!" deselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Fakat Allah, inkarlarından dolayı onları la'netlemiştir, pek az inanırlar.
ÑÙèæÉ (ru'ûnet) kökünden ÑÇÙæ (râ'in) kaba konuşmak, kaba söz söylemek anlamında isimdir. Cümle içinde mef'ûl olduğundan mansub olmuştur. Âyette müslümanlara kaba konuşmamaları, zarif konuşmaları emredilmektedir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yahûdîlerden bir takımı vardır ki kelâmı (Kelâmullâh'ı ve yâhud senden işitdikleri sözleri) mevzû'undan tahrîf iderler, işitdik ve 'âsî olduk, bizden işit biz seni işitmeyiz yâhud (lisânen) bizi işit (kalben) işitmez ol dirler. Ve "râ'inâ"yı lisânlarını ezüb büzerek dîne ta'n ve istihzâ yolunda söylerler. Eğer işitdik ve itâ'at itdik, bizden işit ve bize nazaran ra'fet ve şefkatle bak diselerdi kendileriyçün daha hayırlı ve daha doğrı olurdı. Lâkin küfürleri sebebiyle Allâh onlara la'net itdi. Onlardan pek azı îmân iderler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kimi Yahudiler kelimeleri başka anlamlara çekerek: “سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا/semi’nâ ve asaynâ” = dinledik sana sarıldık/dinledik yakana sarıldık, وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ” isma’ ğayre musmain” = Sana “dinle!” demek haddimize değil ama dinle!/Dinlemezsin ya, dinle! bir de “رَاعـِنَا/râinâ” = bize çoban ol!” derler. Bunu dillerini sivriltip dine saldırma maksadıyla yaparlar. Eğer bunların yerine "اسْمَعْ/isma= bizi dinle!”, “سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا/semi’nâ ve ata’nâ = Dinledik ve içten boyun eğdik”, bir de “انظُرْنَا/unzurnâ = bizi gözet” deselerdi elbette daha iyi ve daha doğru olurdu. Ama (âyetleri) görmezlikte direnmeleri sebebiyle Allah onları dışladı (lanetledi). Artık onların pek azı inanıp güvenir.[*].
[*] Ayette geçen üç cümleden her birinin iki anlamı vardır. Bunlar birbirine zıttır. 1- "سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا" cümlesinin bir anlamı "dinledik ve sıkı tuttuk" diğeri ise "dinledik ve isyan ettik" şeklindedir. Çünkü (asâ = عصى); hem isyan, hem de değneği tutar gibi tutma anlamına gelir. Ulaşabildiğimiz tefsir ve meallerde bu inceliğin tespit edilemediği görülmektedir. Eğer "سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا" "Dinledik ve boyun eğdik" deselerdi onu tahrif, yani başka anlama çekme imkanı olmayacağından daha iyi ve daha doğru olurdu. 2- "وَاسْمَعْ غـَيْرَ مُسْمَعٍ" cümlesinin bir anlamı, "lütfen dinle, sana söz söylemek haddimize değil ama.." diğeri ise "dinle, söz dinlemez adam" şeklindedir. Eğer sadece "dinle" anlamına gelen, ""اسْمَعْ ifadesi kullanılsaydı başka anlama çekilemezdi. 3- "رَاعـِنَا" cümlesinin anlamlarından biri "bizi güt" diğeri "bizi gözet" şeklindedir. "Bizi güt" sözünde bir iğneleme vardır. Yani "Sen bizi hayvan güder gibi gütmek istiyorsun, öyleyse güt." demiş olurlar. Dillerini biraz eğer, ayn harfini uzatarak raînâ derlerse "bizim çoban" demiş olurlar. Eğer "انظُرْنَا" deselerdi "bizi gözet" dışında başka anlama çekilemezdi. Tahrifin başka şekilde olması Kur'an, Tevrat ve İncil nüshaları için mümkün değildir. Çünkü bu kitaplar milyonlarca insanın hafızasındadır ve sayısız baskısı bulunmaktadır. Ayette yer alan,"... Bunu dillerini sivrilterek ve dine saldırarak yaparlar." cümlesi tahrif için kötü niyeti şart koşmaktadır. Yoksa birden faza anlam içeren bir sözle ilgili yanlış bir tercih veya dili dönmeyen yahut unutan kişinin ayeti yanlış okuması, tahrif kapsamına girmez.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Yahudilerden, kelimelerin anlamlarını saptıranlar ve dillerini eğip bükerek ve dine de bir nefret duyarak: “işittik isyan ettik.”, “İşit duymaz olası” ve “bizi güt” diyenler eğer, “işittik ve itaat ettik, sen de işit ve bize de bak” deselerdi elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat, Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Onların çok azından başkası iman etmezler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yahudilerden öyleleri var ki, sözü çarpıtır da, dillerini eğip bükerek ve dini alaya alarak “İşittik ve isyan ettik,” “İşit, işitmez olasıca,” “Râinâ” derler.(20) Bunun yerine “İşittik ve itaat ettik,” “İşit,” “Bizi gözet” deselerdi, kendileri için daha doğru ve daha hayırlı olurdu. Lâkin inkârları yüzünden Allah onları lânetlemiştir; artık pek azı iman eder.
(20) 2:104’e bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırırlar; din içinde sövgüler üreterek, dillerini eğip-bükerek: "Dinledik, isyan ettik; dinle, dinlenmez olası, davar güder gibi güt bizi" derler. Eğer onlar, "Dinledik, boyun eğdik, dinle, bak bize!" demiş olsalardı, kendileri için daha hayırlı ve daha yerinde olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden onlara lanet etmiştir. Çok az bir kısmı hariç, iman etmezler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlardan kim cuḥūd oldılar döndürürler sözi yirlerinden daħı eydürler: işiddük daħı 'āsį olduķ; daħı işit, işittürinilmiş degül-iken; daħı ķulaķ dut bize egmek içün dillerini daħı barmaķ urmaķ içün dįn içinde. daħı eger bayıķ anlar eyideler-idi: “işiddük daħı boyun virdük; daħı işit daħı göz dut bize ola-dı yigrek anlara daħı maślıḥatluraķ. velįkin ıraķ eyledi anları Tañrı, anlaruñ küfrinden ötürü inanmazlar illā az.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol kişilerden kim Yehūdi oldılar niçesi, giderürler Tañrı Ta‘ālā kelimeleri yirlerinden. Eydürler: İşitdük ve ‘āṣī olduḳ dirler. İşit, işitmege yitişme dirler. Ru‘ūnetden ki ḫastalıḳdur, diller‐ile yaman söylerler, ṭa‘n iderler dīnde. Eger anlar eyitselerdi işitdük, muṭī‘ olduḳ, işit, gör bizi diselerdi, an‐lara ḫayrlu‐y‐ıdı, doġrı‐y‐ıdı. Līkin la‘net itdi Tañrı Ta‘ālā anlara küfrlerisebebi‐y‐le. Īmān getürmezler illā az kişiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yəhudilərin bir qismi (Tövratdakı) sözlərin yerini dəyişib təhrif edir və dillərini əyərək dinə (islama) tə’nə vurmaq məqsədilə (sənə qarşı): “Eşitdik və qəbul etmədik; eşit, eşitməz olasan (kar olasan) və raina”, - deyirlər. Əgər onlar: “Eşitdik və itaət etdik; eşit və bizə tərəf bax!”,- desəydilər, əlbəttə, onlar üçün daha xeyirli və daha doğru olardı. Lakin Allah onları öz küfrləri ucundan lə’nətə düçar etmişdi. Onların yalnız az bir hissəsi iman gətirmişdir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Some of those who are Jews change words from their context and say: "We hear and disobey; hear thou as one who heareth not" and "Listen to us!" distorting with their tongues and slandering religion. If they had said: "We hear and we obey; hear thou, and look at us" it had been better for them, and more upright. But Allah hath cursed them for their disbelief, so they believe not, save a few.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Of the Jews there are those who displace words from their (right) places, and say: "We hear and we disobey";(565) and "Hear what is not Heard"; and "Ra´ina";(566) with a twist of their tongues and a slander to Faith. If only they had said: "We hear and we obey"; and "Do hear"; and "Do look at us"; it would have been better for them, and more proper; but Allah hath cursed them for their Unbelief; and but few of them will believe.
565 See 2:93, n. 98. A trick of the Jews was to twist words and expressions, so as to ridicule the most solemn teachings of Faith. Where they should have said, "We hear and we obey," they said aloud, "We hear," and whispered, "We disobey." Where they should have said respectfully, "We hear," they added in a whisper, "May you not hear," by way of ridicule. Where they claimed the attention of the Teacher, they used an ambiguous word apparently harmless, but in their intention disrespectful. (R). 566 See 2:104, n. 106, Ra'ina if used respectfully in the Arabic way, would have meant "Please attend to us." With a twist of their tongue, they suggested an insulting meaning, such as "O thou that takes us to pasture!" or in Hebrew, "Our bad one!"  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مِنَ الَّذ۪ينَ
o kimselerden bir kısmı ki
هَادُوا
Yahudi oldular
يُحَرِّفُونَ
tahrif ederler
الْكَلِمَ
kelimeleri
عَنْ مَوَاضِعِه۪
yerlerinden
وَيَقُولُونَ
ve derler
سَمِعْنَا
işittik
وَعَصَيْنَا
ve isyan ettik
وَاسْمَعْ
ve dinle
غَيْرَ مُسْمَعٍ
dinlemez olası
وَرَاعِنَا
ve râinâ
لَياًّ
eğip bükerek
بِاَلْسِنَتِهِمْ
dillerini
وَطَعْناً
ve saldırarak
فِي الدّ۪ينِۜ
dine
وَلَوْ
ve eğer
اَنَّهُمْ
şüphesiz onlar
قَالُوا
deselerdi
سَمِعْنَا
işittik
وَاَطَعْنَا
ve itaat ettik
وَاسْمَعْ
ve dinle
وَانْظُرْنَا
ve unzurnâ
لَكَانَ
şüphesiz olurdu
خَيْراً
daha hayırlı
لَهُمْ
onlar için
وَاَقْوَمَۙ
ve daha doğru
وَلٰكِنْ
fakat
لَعَنَهُمُ
onları lanetlemiştir
اللّٰهُ
Allah
بِكُفْرِهِمْ
küfürleri sebebiyle
فَلَا يُؤْمِنُونَ
bu yüzden iman etmezler
اِلَّا
ancak
قَل۪يلاً
pek azı
Yahudilerden öyleleri vardır ki (Tevrât'taki) kelimelerin konuldukları yerleri tahrif ed(ip değiştir)irler, (Allah'ın resulüne karşı) dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak, "işittik ve isyan ettik", "dinle, dinlemez olası", "râinâ (bizim isteklerimize uy)" derler. Eğer onlar "işittik ve itaat ettik", "dinle" ve "unzurnâ (bizim haklarımızı gözet)" deselerdi, şüphesiz (bu) kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları (hakikati örten) küfürleri sebebiyle lanetlemiştir, bu yüzden pek azı müstesna, iman etmezler.
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
هَادَ
Fiil-I
ه و د
Yahudi oldu, yöneldi
حَرَّفَ
Fiil-II
ح ر ف
Tahrif etti
كَلِم
İsim
ك ل م
Kelime, söz
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
مَوَاضِع
İsim
و ض ع
Yerler
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
عَصَا
Fiil-I
ع ص ي
İsyan etti, asi oldu, karşı geldi
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
مُسْمَع
Edilgen fiil-IV
س م ع
İşittirilen
رَاعِنَا
Fiil-III
ر ع ي
Râinâ (bizim isteklerimize uy)
لَيّ
İsim fiil
ل و ي
Eğip bükme
لِسَان
İsim
ل س ن
Dil, lisan, anılan
طَعْن
İsim
ط ع ن
Saldırma
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
دِين
İsim
د ي ن
Din, kanun, ceza
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
اَطَاعَ
Fiil-IV
ط و ع
İtaat etti, tabi oldu, uydu, boyun eğdi
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
اَقْوَم
İsim
ق و م
Daha sağlam, daha doğru, kıvamında
لٰكِن
Harf-i istidrak
لٰكِن
Fakat, oysa, ama
لَعَنَ
Fiil-I
ل ع ن
Lanetledi, lanete uğradı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
كُفْر
İsim
ك ف ر
İnkâr, küfür
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
قَلِيل
İsim
ق ل ل
Az