Allâh'a 'ibâdet idin ve ona hiç bir şeyi şerîk itmeyin. Baba ve ananıza (hürmet ve ri'âyetle, emirlerine itâ'atle, kudretiniz yetdiği kadar mu'âvenetle, ağır söz söylemekden ve fenâ mu'âmeleden sakınmakla) eyilik ve ihsân idin [¹] Akrabânıza [sıla-i rahîm, irâe-i meveddet, hukûk-u karâbetin muhâfazası ile) ve yetîmlere (şefkat ve merhamet, mallarını muhâfaza ve gönüllerini almakla) fakîrlere (sadaka virmek ve yâhud mülâyim sözlerle hitâb itmekle) yakın uzak komşulara (komşuluk hakkını edâ ile) [²] ve arkadaş, dost ve şerîk gibilere (hakkına ri'âyet, irâe-i meveddetle) yolcılara ve misafirlere (ikrâm ve it'âm ile) köle ve câriyelere (yedirmek, geydirmek, tâkatlarından fazla çalışdırmamak, mülâyemetle mu'âmele itmek gibi şeylerle) ihsân ve eyilik idin. Allâh mağrûr ve mütekebbir olanları ve 'ibâdullâha karşı tefâhur idenleri sevmez.
[1] Rasûl-ü Ekrem "Babaya ve anaya itâ'at ve ihsân namâzdan, orucdan, hac ve 'umreden ve fîsebîlillâh cihâdden efdaldir" buyurmuşlardır. Yine Rasûlullah "Kebâirin en büyükleri Allâh'a şirk, baba ve anaya 'isyân, yalan yere yemîndir" buyurdılar. Ebî Sa'd el-Hudrî'den mervîdir ki: Bir gün Rasûlullah'ın nezdine Yemen'den bir adam geldi ve cihâd içün izin istedi. Rasûl-ü Ekrem "Yanında kimse var mıdır?" buyurduklarında merkûm "Babam ve anam vardır" dimekle Fahr-i Risâlet "Ebeveynin sana izin virdiler mi?" diye sordılar. Racul "Hayır" diyince Hazret "Geri git ve onlardan izin iste eğer izin virirler ise cihâd it" buyurdılar. Vâlideyne ihsân; hidmetlerinde bulunmak, yüzlerine karşı bağırmamak, ağır söz söylememek, arzularını yerine getirmeğe gayret itmek, kudreti derecesinde onları beslemek, onlara silâh teşhîr itmemek ve katl iylememekdir.
[2] Hadîs-i şerîfde "Komşuluk kırk hânedir" buyurulmuşdur. 'Ulemânın bir çoğı sağdan, soldan, önden ve arkadan kırk hâne komşu oldığında ittifâk iylemişlerdir. Rasûlullah "Cibrîl 'aleyhisselâm komşuluk hakkında bana o kadar vasiyetde bulundu ki hattâ komşuyı komşuya vâris idecek zan itdim" buyurmuşlardır. Hadîs-i şerîfde komşu hakkı şu vecihle beyân buyurulmuşdur: Mu'âvenet isterse itmek, ihtiyâcını tesviye iylemek, hasta olursa hâtırını sormak, vefât iderse cenâzesinde bulunmak, bir eyilik olursa tebrîk itmek, bir musîbet vâki' olursa teselliyet ve ta'ziyet iylemek, izni olmadan rüzgârı ondan men' idecek yapı yapmamak, aldığı yiyecekden ona da virmek ve yâhud göstermeden hâneye gir[me]mek, kokusı duyulur yimek pişirildikde ondan biraz komşuya göndermek, gerek lisânla ve gerek fi'il ile eziyet virmemek, hüsn-ü mu'âşeret, hâtırını saymak ve ilh." İmâm Gazâlî İhyâ-yı 'Ulûm'da diyor ki: Komşun hristiyan olub onun da bir canavarı olsa ve hayvân bağçene girüb mezrû'âtını tahrîb itse onı koğmak içün taşla veyâ değnekle urma, belki sâhibinin gönli kalır. Yalnız komşunı çağır ve "Komşu hayvânın bağçeme zarar idiyor bunı men' it" diye söyle.