Aranızdan her kim, içinde bulunduğu şartlardan dolayı hür bir mümin kadın ile evlenecek durumda değilse, ²⁹ onu, meşru şekilde sahip olduğunuz ³⁰ mümin genç kızlardan biri [ile evlendirin]. Allah, imanınız ile ilgili her şeyi bilir; her biriniz diğerinizin bir benzeridir. ³¹ O halde fuhuşta bulunmayan, dost tutmayan ³² ve meşru evlilik bağını gözeten kadınlarla sahiplerinin iznini alarak evlenin ve mehirlerini uygun şekilde kendilerine verin. Onlar evlendikten sonra gayriahlakî bir davranışta bulunurlarsa, hür evli kadınların tâbi oldukları cezanın yarısıyla cezalandırılırlar. ³³ Bu [cariyeler ile evlenme izni], günah işlemekten korkanlarınız ³⁴ içindir. Fakat sabırla direnmeniz [ve bu tür evliliklerden kaçınmanız] sizin için daha hayırlıdır. Allah çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.
29 Lem yesteti‘ tavlen ibaresi, çoğunlukla, malî açıdan “güç yetirecek durumda değilse” şeklinde anlaşılır; ama Muhammed Abduh, oldukça ikna edici bir yorumla bunun, ister malî isterse kişisel veya sosyal nitelikte olsun, bütün engelleyici şartları kapsadığını ifade eder (Menâr V, 19).30 Mâ meleket eymânukum (lafzen, “sağ ellerinizin sahip olduğu”) ibaresi, bu bağlamda, bir cihad sırasında esir alınan ama daha sonra İslam’ı kabul eden kadınları göstermektedir. Yukarıdaki ibarede “siz” zamiri, bir bütün olarak topluma işaret eder.31 Yani, bütün insanlar zahirî bakımdan, “sosyal statü”leri ne olursa olsun, tek ve aynı insanlık ailesinin mensupları olduğundan ve bu nedenle Allah katında eşit olduklarından (karş. 3:195), bir kimsenin başka bir kimseye üstünlüğü veya ondan aşağı olması, sadece inancının güçlü veya zayıf olmasına bağlıdır.32 Lafzen, “kendilerine gizli dostlar edinmeyen”. Bu pasaj, köle kadınlarla cinsel ilişkilere yalnızca evlilik esasları dahilinde izin verildiğini ve bu konuda onlarla hür kadınlar arasında bir farklılık olmadığını ve sonuç olarak cariyeliğin sözkonusu olamayacağını tereddütsüz bir şekilde ortaya koymaktadır.33 Bir kölenin daha zayıf olan sosyal statüsü, onu, yoldan çıkmaya hür bir evli kadından daha müsait hale getirir.34 Yani, “şu veya bu sebeple hür kadınlarla evlenemeyecek durumda olan ve aynı zamanda bekarlıktan kaynaklanan baştan çıkarıcı dürtülerin etkisinde bulunanlar”. Bir sonraki cümlede açıklığa kavuşturulduğu gibi, Kur’an, kölelik kurumunu ayakta tutan büyük bir cazibe unsurunu ortadan kaldırmak ve böylece köleliğin ilgasını kolaylaştırmak için bu tür evlilikleri teşvik etmekten kaçınır.