Ve yeminle sahip olduğunuz kimseler¹ hariç, muhsenat² kadınlarla da evlenemezsiniz. Bu Allah'ın üzerinize yasasıdır. Bunların dışında kalanlar ise; muhsin olan³, musafihin⁴ olmayanları, mallarınızla almanız size helal kılındı. O halde, onlardan hangisiyle yararlandıysanız5, ücretlerini üzerinde anlaştığınız şekilde verin. Anlaşma yaptığınız miktar üzerinde, karşılıklı olarak değişiklik yapmanızda bir sakınca yoktur. Allah, Her Şeyi Bilen'dir ve En İyi Hüküm Veren'dir.
1. Yeminle/antlaşma yaparak hak sahibi olduğunuz anlamına gelen “Ma melaket eymanukum” deyimine “sağ elinin sahip olduğu anlamı da verilmektedir. Bu deyim, “antlaşma yoluyla sahip olunan” demektir. El, “güç” demektir; güç yolu ile üzerinde yetkili olma hakkına sahip olduğunuz, antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, himayeniz altında olan, sorumluluğunu üstlendiğiniz gibi anlamlara gelmektedir. Bu deyimle, esas olarak kast edilen şey, bakımları ve sorumlulukları üstlenilerek sahip olunan savaş esirleri ve o günün cahiliye döneminin bakayası/kalıntısı olarak kalan cariyeler ile ancak nikâh yapılarak birlikte olunabileceğidir. Kur'an; kim olursa olsun, nikâh yapılmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır. 2. Evli: muhsenat sözcüğünün ayetin anlamına uygun olan karşılığı evli demektir. 3. İffet ve namusunu koruyan. 4. Evlilik dışı ilişkide bulunan, metres hayatı yaşayan. 5. Mut'a yaptıysanız: ayette geçen “istemta'tum” sözcüğü, yararlanma anlamına gelmekte olup, “mut'a” sözcüğünün mastarıdır. Mut'a, “mta” kökünden gelmekte olup, mastar olarak yararlanma, zevk alma anlamına gelmektedir. “Meta”; sözcük olarak mal, eşya, zevk demektir. Terim olarak, bir erkeğin bir bayanla, “belli bir karşılık” ve “belli bir süreyle” anlaşarak, nikâhlı bir evlilik yapması demektir. Bu evlilik türünde yaşanan sapkınlıklar, bu evliliğin amacının ve kapsamının dışına çıkmalar, yani uygulamadaki yanlışlıklara bakarak, mut'a evliliğinin meşruiyetini geçersiz saymak doğru değildir. İnsanlar, meşru olan bir şeyi istismar ediyorlar diye, o şey meşruiyetini yitirmez. Mut'a evliliğinde yaşanan sapıklıklara, ahlaksızlıklara ve gayri meşru uygulamalara bakarak bu evliliği sorgulamak ve sapkınlık olarak görmekle; ahlaksız ve sapık kimselerin, ahlaksızlıklarının ve sapıklıklarının önüne geçilebileceği sanılıyorsa, bu yanılmaktan, gerçeği görmezden gelmekten başka bir şey olmaz.