Fakat onlardan bilgide derinleşmiş (ilerlemiş) olanlar ve inananlar, sana ve senden öncekilere indirilmiş olana inanırlar ve (özellikle maddi ve manevi bir arınma ibadeti olan) namaza devam edenlerle (yoksul, fakir, işsiz ve toplumun muhtaç kesimine) zekât verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar yok mu, işte biz, onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. *
(*) Ehl-i kitabın gerçeğe uymayan inançları hem kendilerine hem de başkalarına zarar veren birtakım davranışları zikredildikten sonra tamamının böyle olmadığı, içlerinde müstesna kimselerin de bulunduğu ifade ediliyor. Bu farklı Ehl-i kitap mensupları da ikiye ayrılıyor: İlimde derinleşenler, böyle bir özellikleri bulunmamakla beraber fıtrî akıllarını kullanarak iman edenler. Her iki grup, daha öncekilere gönderilenler yanında son elçiye vahyedilmiş bulunan kitaba da iman ettikleri, bununla da kalmayıp hem bedenî (namaz) hem de malî (zekât) ibadetlerini (malî yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmakla) yerine getirdikleri için Allah’tan büyük bir mükâfatı hak etmiş oluyorlar. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri) “İlimde derinleşmiş olanlar”; eğrilikten hoşlanmayan, ilim yolunda sağlam duran, neyi bildiğini neyi bilmediğini seçebilen, bildikleri sayesinde bilmediklerinin önemini mümkün mertebe çözebilen, Allah katından gelen bilgiler hakkında bir şüphe duymayan ve bildikleriyle amel eden gerçek ilim sahibi kimselerdir. (bk. Âl-i İmrân 3/7)