Böylece, o zaman, Yahudi itikadına mensup olanlar tarafından işlenen zulümden dolayı, [daha önce] tattırdığımız hayatın bazı nimetlerinden onları yoksun bıraktık; ¹⁷⁴ [böyle yaptık], çünkü Allah yolundan her an sapmaktaydılar, ¹⁷⁵
174 Müfessirlerin büyük çoğunluğu, bunun, 3:93 ve 6:146’da atıfta bulunulan, Yahudiler’e konulmuş katı beslenme kısıtlamalarına işaret ettiğini kabul ederler. Ancak 3:93’de, bu kısıtlama ve yasaklamaların “Tevrat onlara gönderilmeden önce” işlenmiş kötü fiillerin bir cezası olduğu açıkça ifade edildiğinden ve şimdi ele aldığımız ayet ise onların daha sonraki günahkar davranışlarıyla ilgili bulunduğundan, burada sözü edilen cezanın başka bir şey olduğu sonucuna varırız: Yahudi toplumunun, diğer milletlerin yararlandığı “hayatın birçok nimetleri”nden çağlar boyu mahrum kalmaları cezası ve başka bir deyişle, onların, yazılı tarihlerinin büyük bölümünde ve özellikle Hz. İsa’dan sonraki dönemde yaşamak zorunda kaldıkları aşağılanma ve sıkıntılar. Harramnâ ‘aleyhim (lafzen, “onlara yasakladık”) ibaresini “onları yoksun bıraktık” şeklinde çevirmem, bu yoruma dayanmaktadır.175 Sadde fiili (“saptı”) hem geçişsiz hem de geçişli olabileceği gibi ondan türetilen sadd ismi için de aynı şey geçerlidir. Birinci durumda cümle, “Allah yolundan sıkça saptıkları için”; ikinci durumda ise, “[diğer] bir çoğunu Allah yolundan saptırdıkları için” şeklinde okunur. Kur’an’da İsrailoğulları’nın inatçı tabiatlarının sıkça vurgulanması -ve Eski Ahid’de bu mealdeki birçok delil- karşısında fiilin geçişsiz biçimini tercih ettim.