close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nisâ Sûresi 153. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yes-eluke ehlu-lkitâbi en tunezzile ‘aleyhim kitâben mine-ssemâ-/(i)(c) fekad seelû mûsâ ekbera min żâlike fekâlû erina(A)llâhe cehraten feaḣażet-humu-ssâ’ikatu bizulmihim(c) śümme-tteḣażû-l’icle min ba’di mâ câet-humu-lbeyyinâtu fe’afevnâ ‘an żâlik(e)(c) veâteynâ mûsâ sultânen mubînâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kitap ehli, onlara gökten bir kitap indirmeni isterler, Musa'dan bundan da büyük bir şey istemişler, bize Allah'ı apaçık göster demişlerdi de zulümleri yüzünden bir yıldırım düşüp yakıvermişti onları. Sonra da onlara apaçık deliller geldiği halde buzağıya tanrı demişlerdi, gene de bu suçlarını bağışlamıştık da Musa'ya apaçık bir kudret vermiştik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kitap Ehli Senden, kendilerine gökten (mucizevi) bir kitap indirmeni talep etmişlerdi. Halbuki (Hz.) Musa’dan (arsızlık ve azgınlık bakımından) bundan daha büyüğünü istemişler ve "Bize Allah’ı açıkça göster" demişlerdi. Böylece zulümlerinden dolayı onlar yıldırım çarpmışa (dönmüşlerdi). Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, (bu sefer sapıtıp) buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. Biz bunu da affedip bağışladık ve Musa’yı apaçık olan ispatlayıcı delil ve yetkiler verip donattık. (Onu sultana=güç ve iktidara ulaştırdık.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Geçmişteki bize kitap verildi diyenler senin, onlar üzerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Onlar, Musa'dan bunun daha büyüğünü istemişler ve Allah'ı açıkça bize göster demişlerdi de, bu çarpıklıkları yüzünden onları bir ceza yıldırımı çarpmıştı. Daha sonra kendilerine çok açık belgeler geldiği halde, altın buzağıya tapmaya başlamışlardı. Yine de bu günahlarını affettik ve Musa'ya apaçık belgeler ve kanıtlar verdik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ehl-i kitap senden, kendilerine sorumluluklarını tevdi eden gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Mûsâ'dan, bundan daha büyüğünü istemişlerdi. "- Bize Allah'ı açıkça göster" demişlerdi. Haksızlıkları, şirkleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Üstelik de, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, buzağıyı tanrı edindiler. Biz, bunu da sorgusuz sualsiz affettik. Mûsâ'ya âşikâr ilâhî bir yetki, bir güç verdik.
bk. Kur’an-ı Kerim, 7/143.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Kitap ehli senden gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemiş ve "bize Allah'ı açıkça göster" demişlerdi de zulümlerinden dolayı onları yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine açık deliller gelmesinin ardından buzağıyı tanrı edindiler de biz bunu bağışladık. Musa'ya da açık bir hüccet verdik.
153.İbnu Cerir`in Muhammed bin Ka`b el-Kurezi`den rivayet ettiğine göre yahudiler Resulullah (a.s.)`a gelerek: "Musa bize Allah katından levhalar getirdi. Sen de levhalar getir seni doğrulayalım" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Kitap Ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: 'Bize Allah'ı açıkça göster.' Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. Yine bundan dolayı onları affettik ve Musa'ya apaçık olan ispatlayıcı bir delil verdik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey Rasûlüm! Yahudi'ler, üzerlerine gökten bir kitap indirivermeni senden istiyorlar. Gerçekten bundan daha büyüğünü Musa'dan istemişlerdi de: “- Allah'ı açıktan bize göster” dedilerdi. İşte zulümleri yüzünden onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine bunca açık mu'cizeler gelmişken tuttular buzağıya taptılar. Nihayet biz, tevbe ettiklerinden bunları bağışladık ve Musa'ya açık bir hâkimiyet, saltanat verdik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ehl-i kitap senden istiyorlar ki, onların üzerine gökten bir kitap indiresin. Şüphesiz onlar, Musa’dan daha büyüğünü istediler. Ona: “Allah’ı bize açıkça göster” dediler. Onun üzerine, zalimliklerinden dolayı, yıldırım onları yakaladı. Sonra onlara açık deliller geldiği halde, buzağıyı put edindiler. Bunu da affettik ve Musa’ya açık güçlü bir yetki verdik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ehli kitap, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Mûsâ'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Bize Allah'ı apaçık göster” demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine bunca açık mûcizeler gelmişken buzağıya taptılar. Nihayet biz, tövbe ettiklerinden, onları bağışladık ve Mûsâ'ya açık bir hâkimiyet verdik.
Besim Atalay
swap_vert close
Kitaplı olanlar, senden kendilerine, gökten kitap indirmeni isterler, imdi onlar, Musa'dan da, bundan daha büyüğünü istemişlerdi, «Açıkçana bize göster Allahı» demiş idiler, zulümleri yüzünden yıldırıma çarpıldılar, kendilerine belgeler geldiği halde, daha sonra buzağıya taptılar, biz onları bağışladık, biz açık bir hüccet verdik Musa'ya
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ehl-i Kitap, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah'ı bize açıkça göster” demişlerdi. Bunun üzerine zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine açık deliller geldiği halde buzağıyı ilah edinmişlerdi. Onları yine de affettik. Ve Musa'ya açık bir delil (yetki) verdik.
Bkz. 2/51 ve altın buzağı ile ilgili dipnot, 54, 92, 7/148-155, 171, 20/88Buradaki anlatımların siyakı ve sibakı dikkate alındığında “Ehl-i Kitabın” özel olarak o günün Yahudileri olduğu anlaşılmaktadır.  
Cemil Said
swap_vert close
Ehl-i kitâb senden gökden bir kitâb indirilmesini istiyeceklerdir Mûsâ’dan daha fazla bir şey istediler ’ayânen Allâh’ı bize göster didiler ânlara bu hatâ ve zulümlerinden dolayı bir sâika isâbet itdi sonra âsâr-ı mübeyyine gelmiş oldığı halde buzağıya tapdılar lâkin ânları afv itdik ve Mûsâ’ya kuvvet virdik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
153,154. Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi. Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzağıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik ve Musa'ya apaçık bir hüccet verdik, söz vermelerine karşılık Tur dağını üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin" dedik, "Cumartesileri aşırı gitmeyin" dedik, onlardan sağlam bir söz aldık.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Onlar bundan daha büyüğünü Mûsâ’dan istemişler, “Bize Allah’ı apaçık göster” demişlerdi de bu haksız davranışları yüzünden onları hemen yıldırım çarpmıştı. Bilâhare kendilerine açık deliller geldikten sonra buzağıyı (tanrı) edindiler; biz bunu da affettik. Ve Mûsâ’ya apaçık bir delil verdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan, bunun daha büyüğünü istemişler de, «Bize Allah'ı apaçık göster» demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı. Bilâhare kendilerine açık deliller geldikten sonra buzağıyı (tanrı) edindiler. Biz bunu da affettik. Ve Musa'ya apaçık delil (ve yetki) verdik.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kitap halkı, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bunun daha büyüğünü istemiş ve, "Bize ALLAH'ı fiziksel olarak göster," demişlerdi. Böyle sınırı aşmalarından ötürü onları yıldırım çarptı. Kendilerine apaçık deliller gelmesine rağmen buzağıya taptılar. Onları yine affettik. Musa'ya da apaçık bir yetki verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kitap ehli, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler ve: "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine açık deliller geldiği halde buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi. Onları bundan dolayı da affettik. Ve Musa'ya açık bir delil (yetki) verdik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ehli kitab senden üzerlerine Semadan bir kitab indirivermeni istiyorlar, çok görme Musâya bundan daha büyüğünü teklif ettiler, «Allahı bize açıktan göster» dediler de zulümlerile kendilerini yıldırım çarptı, sonra kendilerine o kadar açık mu'cizeler gelmişken tuttular danaya taptılar, derken biz bunlardan afvettik de Musâya kahir bir saltanat verdik
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Ehl-i kitap (tan olan yahûdîler) senden, kendilerine (özel, toptan/bir defada olacak şekilde) gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Azgınlık ve şımarıklıkta sınır tanımayan yahûdîlerin, böylesi hadsiz isteklerde bulunuyor olmalarına taaccüp etme! Onların ataları vaktiyle) Mûsâ’dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster!” demişlerdi. Böylece haddi aşmaları sebebiyle onları yıldırım çarpmıştı. Ayrıca onlar, kendilerine (Mûsâ’nın peygamberliğini ispat eden,) apaçık deliller/mu‘cizeler gelmiş olmasına rağmen buzağı heykelini ilâh edinmişlerdi. (Yaptıkları sapkınlığa tövbe etmelerinin ardından) onları affettik ve (Biz) Mûsâ’ya apaçık (nice) hüccet (ler) verdik.
Soru; Bakara suresi 55. âyet-i kerîmesinde ve bu âyet-i kerîmede bildirildiği üzere; Yahûdîler açıkça Allah Teâlâ’yı görmek istemişler ve bu istekleri üzerine kendilerini yıldırım çarpmıştı. A‘raf Sûresi 143. âyet-i kerîmesinde bildirildiği üzere; Allah Teâlâ’yı açıkça görme isteği, Hz. Mûsâ’da da [aleyhisselâm] vukuu bulmuştur. Velâkin, Allah Teâlâ, Hz. Mûsâ’ya [aleyhisselâm] bundan ötürü bir ikazda bulunmamıştır. Bunun sebebi nedir? Cevap; Yahûdîlerin, Allah Teâlâ’nın gazabına düçar olmalarının sebebi, Allah Teâlâ’yı açıkça görme istekleri yüzünden değildir. Gazabın sebebi; Yahûdîlerin, Allah Teâlâ’yı niçin açıkça görmek istediklerinde saklıdır. Şöyle ki; Yahûdîler, o ana kadar, Hz. Mûsâ’nın [aleyhisselâm] peygamberliğini ispat eden onlarca mu‘cizeyi bizzat kendi gözleriyle görmüşlerdi. Bizzat şahitlik ettikleri mu‘cizeler, îmân ehli olmaları için yeterli iken, Bakara Sûresi 55. âyet-i kerîmesinde bildirildiği üzere; “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayız!” diye bir şart öne sürmekle hadlerini aşmışlardır. Ve neticede; Hz. Mûsâ’nın [aleyhisselâm] peygamberliğini ispat eden onlarca mu‘cizeyi gördükten sonra, îmân ehli olmaları gerekirken inkâr ve inat ederek hâlâ mu‘cize istemeleri sebebiyle Allah Teâlâ’nın gazabına düçar olmuşlardır. Hz. Mûsâ’nın [aleyhisselâm] Allah Teâlâ’yı açıkça görme isteğine gelince; Hz. Mûsâ’nın [aleyhisselâm], Allah Teâlâ’yı açıkça görme isteği, îmân edip etmemekle ilgili bir şarta bağlanmış değildir. A‘raf Sûresi 143. âyet-i kerîmede bildirildiği üzere; Allah Teâlâ, Hz. Mûsâ’ya [aleyhisselâm], keyfiyetsiz kelâmıyla tekellüm etmekle ihsanda bulununca, Rabbinin bu ihsanı neticesinde, aldığı manevi hazzın etkisiyle, Hz. Mûsâ’da [aleyhisselâm] böyle bir istek meydana gelmiştir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ehli Kitap, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Daha önce Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: “Bize Allah'ı açıkça göster.” demişlerdi. Bu haksızlıklarından dolayı, onları yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine apaçık kanıtlar içeren bilgiler geldiği halde yine de buzağıyı ilah edindiler. Biz onları bağışladık ve Musa'ya apaçık bir yetki verdik.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ehl-i kitâb, senin üzerlerine gökten bir kitab indirmeni isterler. Hakıykat, onlar Mûsâdan daha büyüğünü istemişler de «Allahı açıkdan bize göster» demişlerdi. İşte zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmışdı. Bil'âhare kendilerine bunca açık âyetler ve deliller geldikden sonra da (Tanrı diye) buzağıya tutunmuşlardı. Nihayet biz (tevbe etdikleri için) bunları afvetmişdik. Biz Musâya apaçık (nice) hüccet (ler) verdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ehl-i kitab senden, kendilerine gökten bir kitab indirmeni istiyor; bununla berâber muhakkak ki (onlar) Mûsâ'dan bunun daha büyüğünü isteyerek: “Bize Allah'ı açıkça göster!” demişlerdi. Bunun üzerine, zulümleri (böyle isyankâr suâlleri ve istekleri)sebebiyle onları yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine apaçık mu'cizeler gelmesinin ardından buzağıyı (ilâh) edindiler. Nihâyet (onları) bundan affettik (tamâmen helâk etmedik), Mûsâ'ya ise apaçık bir hâkimiyet verdik.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Resulüm!) Kitap ehli (Yahudiler), senden, gökten kendilerine (özel) bir kitap indirmeni istiyorlar. Oysa şüphesiz onlar (ın ataları da) Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişler ve "Bize Allah’ı doğrudan göster!" demişlerdi. İşte zulümleri (haksızlık ve azgınlık yapmaları) yüzünden yıldırım çarpmışçasına gelen o dehşetli gürültü kendilerini yakalayıvermişti. Daha sonra kendilerine (tevhidin) açık belgeleri geldiği hâlde buzağıya (onun heykeline) tapınmaya başladılar. Nihayet (tövbe ettiklerinden dolayı onları) bundan affettik ve Musa’ya açık bir delil (yetki ve hakikatin açık kanıtını) verdik. *
(*) 1-Buradaki ehl-i kitapla kastedilenler Yahûdîlerdir. 2 Burada Yahûdîlerin, kitabı Allah’ın değil de Peygamberin indirmesini istemeleri, dikkate değer. Zîrâ bunlar, kitapları Peygamberlerin değil de Allah’ın indirdiğini bildikleri halde, Peygamberimize bu şekilde bir teklifle gelerek ve hem de kitabın özellikle kendilerine indirilmesini isteyerek, güya akıllarınca Hz. Peygamberi alaya almak istiyorlardı. (M.Türk Meal Açıklaması) Yahudiler, Hz. Muhammed’den (a.s) olmadık isteklerde bulunarak onun moralini bozacak davranışlar sergiliyorlardı. Allah (c.c), peygamberini hem teselli etmek ve hem de desteklemek maksadıyla bu ayeti göndererek, onların başka peygamberlere de aynı şekilde davrandıklarını ve bu davranışların onu yıldırmaması gerektiğini vurguluyor. (C. Külünkoğlu Meali 153. Ayet Açıklaması.)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kendilerine kitap verilenler, senin onlara gökten bir kitap indirmeni isterler. Öncekilerde Musa’dan bundan daha büyüğünü istediler. Dediler ki “Bize Allah’ı açıkça göster. Bundan sonra onları bu zulümlerinden dolayı yıldırımlar yakalamıştı. Fakat tekrar onlar kendilerine açıklayıcı deliller geldikten sonra, Allah’dan başka, buzağıyı ilah edindiler. Yine de bu davranışlarından sonra onları bağışladık ve Musa’yı çok güçlü delillerle destekledik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kitap’lılar senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Doğrusu onlar Musa’dan daha da çoğunu istemişlerdi de : " Bize Allah’ı açıktan açığa göster" demişlerdi. Derken onları kıyıcılıkları yüzünden yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine apaçık belgeler gelmişken onlar yine de buzağıya taptılar. Yine de biz onları bağışladık. Musa’ya da apaçık bir dayanak verdik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ehl-i Kitap senden kendilerine gökten bir Kitap indirmeni isterler. Bunu büyük görme. Çünkü onlar Musa/dan daha büyüğünü istemişlerdi de «Allahı bize âşikâr göster» demişlerdi. Onları, nefislerine zulümlerinden [⁵] dolayı yıldırım çarptı. Sonra kendilerine asa gibi açık mucizeler gelmişken yine buzağıyı mâbut edindiler, Onlar tövbe etmekle bunu affettik, Musa/ya açık bir tasallût verdik.
[5] Suallerinde inat bulunmakla.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Kitap ehli senden, gökten onlara bir kitap indirmeni istiyor. Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi, “Allah’ı bize apaçık göster” demişlerdi⁵¹. Zulümlerinden dolayı onları yıldırım çarpmıştı.⁵² Sonra kendilerine apaçık deliller geldikten sonra bile buzağıyı (tanrı) edindiler. Biz bunu da affetmiş ve Musa’ya açık bir güç/yetki [sultân] vermiştik.
51 Manevi ve ahlaki zayıflık; Allah, kitap, melek vb. soyut varlıkları somut formlar olarak görmek ve düşünmek eğilimindedir. Bu eğilim canlı/cansız somut nesnelere/putlara tapınmaya yol açar. Nitekim ayetin devamında söz konusu olanlar somut bir nesneye/buzağıya tapmaya başlarlar. Tanrı’nın açıkça görülmesi olayı Tevrat’ta da geçer. Nitekim orada Tanrı’nın Tûr Dağı’na somut bir şekilde indiği anlatılır. Bkz. Çıkış, Bab, 19/16-21 52 Krş. Bakara, 2/55; Tâhâ, 20/87  
Kadri Çelik
swap_vert close
Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Şüphesiz Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve “Bize Allah'ı apaçık göster” demişlerdi de (bu) Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra da kalkıp buzağıyı ilah edindiler, fakat (tevbe edince) biz bunu da affettik ve Musa'ya apaçık bir üstünlük verdik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kitap Ehli, —özellikle de Yahudiler— senin hak Peygamber olduğunu gâyet iyi bildikleri hâlde, sırf işi yokuşa sürmek için, gökten kendilerine ayrıcalık tanıyan özel bir kitap indirmeni istiyorlar. Ne küstahça bir davranış! Onların övünerek izinden gittikleri ataları da vaktiyle Mûsâ’dan, bundan daha aşırı isteklerde bulunmuş ve “Allah’ı bize açıkça göster!” diye tutturmuşlardı. Bunun üzerine, zâlimlikleri yüzünden onları o müthiş yıldırım çarpıvermişti.Ayrıca onlar, kendilerine hakîkati gösteren apaçık mûcizeler gelmiş olmasına rağmen buzağıyı ilâh edinmişlerdi. Yine de bütün bunları affetmiş ve onları eğitip örnek ve öncü bir toplum yapması için Mûsâ’yı ilâhî vahiy gibi üstün bir yetki ve güç ile donatmıştık. Fakat bunun kıymetini bilemediler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kitap ehli senden istiyor ki; onlara Gök’ten bir kitap indiresin! Gerçekten bundan daha büyüğünü Musa’dan istediler: “Açıkça bize Allah’ı göster!” dediler. Zulümleri sebebiyle onları Yıldırım çarptı. Onlara Beyyineler / Açık Belgeler geldikten sonra Dana’yı / Buzağı’yı edindiler; bunu affettik (sildik / vazgeçtik). Musa’ya da açık bir sültan / karizma / etkileme gücü verdik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ehlikitap, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Bundan daha büyüğünü vaktiyle Musa'dan istemişlerdi: " Hadi bize Allah’ı göster " demeleri yüzünden gök başlarına yıkılmıştı. Derken onca mucizeye rağmen buzağıheykeli yapıp tapındılar. Biz bundan da geçtik, bu arada Musa'ya da tam yetki verdik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kitap ehli senden gökten yazılmış bir kitap getirmeni mi istiyorlar? Mûsâ’dan bundan daha büyüğünü istemişler; "Allah’ı bize açıkça göster!" demişlerdi. Böylece şüpheyle yaklaştıkları için kendilerine zulüm ettiler. Zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından buzağıyı tanrı edindiler. Biz onların yaptıklarını da affettik. Mûsâ’ya apaçık bir güç, sağlam bir yetki verdik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa’dan bunun daha büyüğünü istemiş [*] ve “Bize Allah’ı apaçık göster.” demişlerdi [*] de haksızlıkları sebebiyle onları hemen yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık ayetler (mucizeler) geldikten sonra buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. [*] Biz bunu da affetmiş, Musa’ya da apaçık bir delil vermiştik.
Benzer mesaj: Ahzâb 33:70.,Benzer mesajlar: Bakara 2:55; İsrâ 17:92; Furkân 25:21.,Benzer mesajlar: Bakara 2:51, 92. Yüce Allah Hz. Musa’nın Sînâ Dağı’na çıkışının ardından İsrailoğulları’nın bir buzağıyı ilah edinerek zalimler olduklarını ifade etmektedir. Ayrıca bkz. A‘râf 7:142.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kitap ehli¹ (kalkmış bir de) senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni² istiyorlar. Hâlbuki onlar vaktiyle: “Allah’ı bize açıkça göster.” diyerek, Mûsa’dan bundan daha da büyüğünü istemişler ve bu zulümlerinden dolayı da kendilerini yıldırım çarpmıştı. Arkasından kendilerine apaçık mucizeler geldiği halde onlar, buzağıya tapmışlardı. Biz, onların bu günâhlarını Musa’ya apaçık bir hüküm vererek³ affetmiştik.
1 Buradaki ehl-i kitapla kastedilenler Yahûdî-lerdir.2 Burada Yahûdîlerin, kitabı Allah’ın değil de Peygamberin indirmesini istemeleri, dikkate değer. Zîrâ bunlar, kitapları Peygamberlerin değil de Allah’ın indirdiğini bildikleri halde, Peygamberimize bu şekilde bir teklifle gelerek ve hem de kitabın özellikle kendilerine indirilmesini isteyerek, güya akıllarınca Peygamberimizi alaya almak istiyorlardı.3 Yani bu isyanlarına tevbe olması için kendilerini öldürmelerini emrederek. Geniş bilgi için Bk. (Bakara: 54)  
Muhammed Esed
swap_vert close
TEVRAT’IN izleyicileri, ¹⁶⁴ [ey Peygamber,] gökten kendilerine bir vahiy indirmeni isterler. ¹⁶⁵ Onlar Musa’dan bunun daha büyüğünü istemişler ve “Bizi Allah ile yüzyüze getir” demişlerdi de bu çarpıklıkları yüzünden onları bir ceza yıldırımı çarpmıştı. ¹⁶⁶ Daha sonra [altın] buzağıya tapmaya başlamışlardı, ve hakikatin bütün kanıtları kendilerine geldikten sonra yapmışlardı bunu! Yine de bu [günahları]nı silmiş ve Musa’ya [hakikatin] açık kanıtını bahşetmiştik;
164 Cümlenin akışından/gelişinden açıkça anlaşıldığı gibi, ehlu’l-kitâb (geçmiş vahiylerin mensupları) terimi, burada özel olarak Yahudilere işaret eder. Bu, onun “Tevrat’ın izleyicileri” şeklindeki çevrilmesini açıklar.165 Yani, “peygamberliğinin isbatı için”. Alternatif olarak, cümle şu şekilde de anlaşılabilir: “Onlar senden gökten [fiilen] bir kitap indirmeni isterler”. Ancak, Yahudilerin, yalnız kendilerinin ilahî vahye mazhar olacaklarına inandıkları şeklinde çok sık tekrarlanan Kur’ânî beyan ışığında benim tercih ettiğim çeviri daha uygun görünmektedir.166 Bkz. 2:55 ve ilgili not 40.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Oysa Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişler ve “Bize Allah’ı apaçık göster” demişlerdi. Bu zalimlikleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra buzağı heykeline tapmışlar. Ardından, onları yine de bağışladık ve Musa’ya apaçık bir delil ve güç verdik. 2/55-56-108, 7/148, 17/90..93
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ÖNCEKİ vahyin takipçisi olan (Yahudiler), senden, gökten kendilerine özel bir kitap indirmeni istiyorlar.[⁸⁵⁴] Onlar Musa’dan bundan daha büyüğünü istemişler ve “Bize Allah’ı açıkça göster!” demişlerdi. Bu densizlikleri yüzünden yıldırım çarpmışa döndüler.[⁸⁵⁵] Daha sonra kendilerine (tevhidin) apaçık delilleri geldiği hâlde buzağı (heykeli)ne tapınmaya başladılar. Yine de onları bu günahlarından arındırmış, Musa’ya ise ikna gücü apaçık bir belge bahşetmiş
[854] Metinde kitâb belirsiz olarak gelmiştir. Buna göre anlam “kendilerine özel bir kitap” olur. Yani onlar, kendilerini mevcut vahyin muhatabı olarak görmüyorlar, doğrudan kendilerine hitap eden ‘özel’ bir mesaj istiyorlardı. [855] Aynı olay için bkz: 2:55.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Kitap ehli senden (Peygamber olduğunu kabul etmek için) gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Onlar Musa'dan bundan daha büyüğünü istediler de "Bize Allah'ı apaçık göster" dediler. Bu zulümleri (böyle bir talepte bulunmaları) yüzünden de, kendilerini yıldırım çarptı. (Musa vasıtasıyle kendilerine) Apaçık mucizeler geldiği halde (onun Rabbi ile buluşmak üzere Tur'a gidişini fırsat bilerek) tuttular, da buzağıya taptılar. Buna rağmen (Musa'nın niyazı üzerine) onları affettik ve Musa'ya onlar üzerinde açık hakimiyet ve yetki verdik.
Osman Fırat
swap_vert close
Kitâp ehli, senden, kendilerine gökten bir Kitâp indirmeni istiyorlar. Mûsâ’dan bundan daha büyüğünü istemişler: "Allâh’ı bize açıkça göster!" demişlerdi. Bu zulümlerinden dolayı derhal onları yıldırım yakalamıştı. Sonra kendilerine açık deliller gelmişken buzağıyı (ilah) tutmuşlardı. Bundan da vazgeçerek affettik ve Mûsâ’ya açık bir yetki verdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ehl-i kitab, üzerlerine bir kitap indirmeni senden isterler. Muhakkak onlar bundan daha büyüğünü Mûsa'dan istemişler de, «Bize Allah'ı apaçık göster,» demişlerdi. Artık zulümleri sebebiyle kendilerini yıldırım çarptı. Kendilerine apaçık mûcizeler geldikten sonra da buzağıyı (ma'but) ittihaz ettiler. Nihâyet bundan affettik ve Mûsa'ya pek zahir bir saltanat verdik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Bu cahilliklerini çok görme! Nitekim daha önce Mûsâ'dan bundan da fazlasını istemişlerdi ve: “Allah'ı bize açıktan göster! ” demişlerdi. Bunun üzerine de, zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarpmıştı. Daha sonra kendilerine açık mûcizeler ve deliller gelmesini müteakip bu sefer tuttular buzağıyı tanrı edindiler. Derken onlar tövbe edince, bunu da bağışladık. Ve Mûsâ'ya da onlar üzerinde âşikâr bir nüfuz ve kudret verdik. [7, 143]{KM, Çıkış 33, 18}
Medine Yahudilerinin olur olmaz, akıl almaz isteklerine değer vermemeleri konusunda Hz. Peygamber (a.s.) ve müminler uyarılıyorlar. İnanmak istemeyene ne kadar mûcize gösterilse inanmaz. Demek onların inanmaya niyetleri yok. Nitekim Hz. Mûsâ (a.s.)’ın çağdaşı Yahudiler o mûcizelerle beraber yaşamalarına rağmen tutup buzağıya bağlanmışlardı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kitap ehli, senden, kendilerine gökten bir Kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler: "Allah'ı bize açıkça göster!" demişlerdi. Haksızlıklarından dolayı derhal onları yıldırım gürültüsü yakalamıştı. Sonra kendilerine açık deliller gelmişken buzağıyı (tanrı) tutmuşlardı. Bundan da vazgeçtik ve Musa'ya açık bir yetki verdik.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Ehl-i Kitâb (yahûdîler) senden, semâdan bir kitâb indirmeni isterler. (Onlardan bu talebi çok görme) Onlar Mûsâ'dan bundan daha büyüğini isteyerek "Bize Allâh'ı âşikâr olarak göster" didiler. (O zamân) nefislerine bu sûretle zulümlerinin cezâsı olarak onları yıldırım çarpdı. Sonra kendilerine âşikâr mu'cizât geldiği halde buzağıyı ilâh ittihâz iylediler. Bu günâhlarını da 'afv itdik. Ve Mûsâ'ya onlar üzerine âşikâr ve kat'î bir sulta (kudret) virdik. (Emrini icrâ ve infâz itdi)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ehl-i Kitap[1] ister ki onlara gökten bir kitap indiresin. Musa'dan bunun daha büyüğünü istemişler ve "Bize Allah'ı apaçık göstersene." demişlerdi. Yanlış yapmalarından ötürü onları yıldırımlar çarpmıştı. Sonra onlara onca mucize gelmiş ama yine de o buzağıya sarılmışlardı. Daha sonra onları bu suçlarından dolayı da affetmiş ve Musa'ya apaçık destek vermiştik[2].
[1] Kitaplarında uzman olan kişiler [2] Bir gün de "Bak, Musa!" demiştiniz. "Allah'ı apaçık görene kadar sana inanmayacağız!" Hemen sizi o şiddetli gürültü sarmıştı. Öylece baka kalmıştınız. Sonra ölümünüzün ardından sizi yeniden diriltmiştik. Belki şükredersiniz. (Bakara 2/55-56)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Kitap ehli senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar, Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi: - Bize Allah'ı apaçık göster, demişlerdi. Zulümleri yüzünden onları yıldırım çarpmıştı. kendilerine belgeler geldikten sonra da buzağıyı ilah edinmişlerdi. Ardından onları bağışladık ve Musa'ya apaçık iktidar verdik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kitap Ehli, senden, onlara gökten kitap indirmeni istiyor. Onlar bundan daha büyüğünü Musa'dan istemiş, “Bize Allah'ı açıkça göster” demişlerdi de bu zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarpmıştı. Sonra onlar, kendilerine apaçık deliller geldiği halde buzağıyı ilâh edinmişlerdi. Biz onların bu günahını da affetmiş, Musa'ya da apaçık deliller vermiştik.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ehlikitap, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Zaten onlar Mûsa'dan da bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Allah'ı bize açıktan göster." Bunun üzerine zulümlerinden ötürü kendilerini yıldırım çarpmıştı. Sonra kendilerine açık-seçik kanıtların gelişi ardından buzağıya taptılar. Biz onların bu günahını da affettik. Biz Mûsa'ya apaçık bir kanıt/bir hükmetme gücü verdik.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
śorar saña kitāb ehli kim indüresen anlaruñ üzere kitāb, gökden. bayıķ dilediler mūsā’ya uluraķ şundan pes eyittiler “göster bize Tañrı’yı eşikere.” pes duttı anları bulıtdan inen od źulumlarından ötürü. anılan duttılar buzaġuyı andan śoñra kim geldi anlara ḥüccetler. pes 'afv eyledük şundan daħı virduķ mūsā’ya ḥüccet bellü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İsterler senden yā Muḥammed Yehūdiler ki kitāb indürsin üstlerine gök‐den. Taḥḳīḳ istediler Mūsādan ulu nesne. Eyitdiler ki göster bizeTañrı Ta‘ālā[yı] āşikāre görelüm, didiler. Pes helāk eyledi anları ıldırımẓulmleri sebebi‐y‐ile. Andan ṣoñra buzaġuyı ma‘būd idindiler özlerinemu‘cizātlar gelgenden ṣoñra. Pes baġışladı anlara anı, daḫı virdük Mūsāyabellü idici burhānı ki Tevrītdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Kitab əhli (yəhudilər) sənin onlara göydən (birdəfəlik) bir kitab endirməyini istəyirlər. Halbuki onlar (vaxtilə) Musadan bundan daha böyüyünü istəmiş və: “Bizə Allahı aşkar göstər!” – demişdilər. Və öz ədalətsizlikləri üzündən onları ildırım vurmuşdu. Sonra onlara açıq-aydın mö’cüzələr gəldiyi halda, buzova sitayiş etmişdilər. Biz bundan da (onların bu günahından da) keçdik və Musaya açıq-aşkar dəlil (parlaq mö’cüzələr) verdik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
The People of the Scripture ask of thee that thou shouldst cause an (actual) Book to descend upon them from heaven. They asked a greater thing of Moses aforetime, for they said: Show us Allah plainly. The storm of lightning seized them for their wickedness. Then (even after that) they chose the calf (for worship) after clear proofs (of Allah's Sovereignty) had come unto them. And We forgave them that! And We bestowed on Moses evident authority.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The people of the Book ask thee to cause a book to descend to them from heaven: Indeed they asked Moses for an even greater (miracle), for they said: "Show us Allah in public,"(657) but they were dazed for their presumption, with thunder and lightning. Yet they worshipped the calf even after clear signs had come to them; even so we forgave them; and gave Moses manifest proofs of authority.
657 Cf. 2:55 , for the thunder and lightning which dazed those who were presumptuous enough to ask that they should see Allah face to face, and 2:51 and n. 66, for the worship of the golden calf. The lesson is that it is presumptuous on the part of man to judge of spiritual things in terms of material things, or to ask to see Allah with their material eyes when Allah is above material forms and is independent of time and space.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَسْـَٔلُكَ
senden istiyor
اَهْلُ الْكِتَابِ
ehl-i kitap
اَنْ تُنَزِّلَ
indirmeni
عَلَيْهِمْ
kendilerine
كِتَاباً
bir kitap
مِنَ السَّمَٓاءِ
gökten
فَقَدْ
andol- sun ki
سَاَلُوا
istediler
مُوسٰٓى
Mûsâ'dan
اَكْبَرَ
daha bü- yüğünü
مِنْ ذٰلِكَ
bundan
فَقَالُٓوا
ve demiş- lerdi
اَرِنَا
bize göster
اللّٰهَ
Allah'ı
جَهْرَةً
açıkça
فَاَخَذَتْهُمُ
fakat onları yakaladı
الصَّاعِقَةُ
yıldırım
بِظُلْمِهِمْۚ
zulümleri sebebiyle
ثُمَّ
sonra
اتَّخَذُوا
edindiler
الْعِجْلَ
buzağıyı
مِنْ بَعْدِ
sonra ki
مَا
o şey- den
جَٓاءَتْهُمُ
kendilerine geldi
الْبَيِّنَاتُ
apaçık deliller
فَعَفَوْنَا
ve affettik
عَنْ ذٰلِكَۚ
bundan
وَاٰتَيْنَا
ve verdik
مُوسٰى
Mûsâ'ya
سُلْطَاناً
bir yetki
مُب۪يناً
apaçık
(Resulüm!) Ehl-i kitap(tan olan Yahudiler) senden; gökten kendilerine bir kitap indirmeni istiyor. Andolsun ki onlar Mûsâ'dan bunun daha büyüğünü istemişler de, "bize Allah'ı (zahiri gözlerimizle) açıkça göster" demişlerdi. (Böyle söyleyerek nefislerine) Zulmetmeleri sebebiyle hemen onları (bir) yıldırım yakalayıverdi. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından buzağıyı (ilâh) edindiler. Biz (onları) bu (yaptıkları)ndan (sonra yine de) affettik. Ve Mûsâ'ya apaçık bir yetki (ve hâkimiyet) verdik.
سَاَلَ
Fiil-I
س ا ل
İstedi, sorguya çekti, sordu
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
نَزَّلَ
Fiil-II
ن ز ل
İndirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
سَاَلَ
Fiil-I
س ا ل
İstedi, sorguya çekti, sordu
مُوسٰى
Özel isim
مُوسٰى
Hz. Musa (a.s.)
اَكْبَر
İsim
ك ب ر
Daha büyük, ekber
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَرَي
Fiil-IV
ر ا ي
Gösterdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
جَهْرَة
İsim
ج ه ر
Açıkça
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
صَاعِقَة
İsim
ص ع ق
Yıldırım
ظُلْم
İsim
ظ ل م
Zulmetmek, haksızlık etmek, zulüm
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اِتَّخَذَ
Fiil-VIII
ا خ ذ
Edindi, aldı, vesile saydı, tuttu
عِجْل
İsim
ع ج ل
Buzağı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize
عَفَا
Fiil-I
ع ف و
Affetti, bağışladı, çoğaldı
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
مُوسٰى
Özel isim
مُوسٰى
Hz. Musa (a.s.)
سُلْطَان
İsim
س ل ط
Delil, yetki, güç, hakimiyet, kuvvet, hüccet, sultan, saltanat
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan