(Resûlüm!) Ehl-i kitap (tan olan yahûdîler) senden, kendilerine (özel, toptan/bir defada olacak şekilde) gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Azgınlık ve şımarıklıkta sınır tanımayan yahûdîlerin, böylesi hadsiz isteklerde bulunuyor olmalarına taaccüp etme! Onların ataları vaktiyle) Mûsâ’dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster!” demişlerdi. Böylece haddi aşmaları sebebiyle onları yıldırım çarpmıştı. Ayrıca onlar, kendilerine (Mûsâ’nın peygamberliğini ispat eden,) apaçık deliller/mu‘cizeler gelmiş olmasına rağmen buzağı heykelini ilâh edinmişlerdi. (Yaptıkları sapkınlığa tövbe etmelerinin ardından) onları affettik ve (Biz) Mûsâ’ya apaçık (nice) hüccet (ler) verdik.
Soru; Bakara suresi 55. âyet-i kerîmesinde ve bu âyet-i kerîmede bildirildiği üzere; Yahûdîler açıkça Allah Teâlâ’yı görmek istemişler ve bu istekleri üzerine kendilerini yıldırım çarpmıştı. A‘raf Sûresi 143. âyet-i kerîmesinde bildirildiği üzere; Allah Teâlâ’yı açıkça görme isteği, Hz. Mûsâ’da da [aleyhisselâm] vukuu bulmuştur. Velâkin, Allah Teâlâ, Hz. Mûsâ’ya [aleyhisselâm] bundan ötürü bir ikazda bulunmamıştır. Bunun sebebi nedir?
Cevap; Yahûdîlerin, Allah Teâlâ’nın gazabına düçar olmalarının sebebi, Allah Teâlâ’yı açıkça görme istekleri yüzünden değildir. Gazabın sebebi; Yahûdîlerin, Allah Teâlâ’yı niçin açıkça görmek istediklerinde saklıdır.
Şöyle ki; Yahûdîler, o ana kadar, Hz. Mûsâ’nın [aleyhisselâm] peygamberliğini ispat eden onlarca mu‘cizeyi bizzat kendi gözleriyle görmüşlerdi. Bizzat şahitlik ettikleri mu‘cizeler, îmân ehli olmaları için yeterli iken, Bakara Sûresi 55. âyet-i kerîmesinde bildirildiği üzere; “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayız!” diye bir şart öne sürmekle hadlerini aşmışlardır. Ve neticede; Hz. Mûsâ’nın [aleyhisselâm] peygamberliğini ispat eden onlarca mu‘cizeyi gördükten sonra, îmân ehli olmaları gerekirken inkâr ve inat ederek hâlâ mu‘cize istemeleri sebebiyle Allah Teâlâ’nın gazabına düçar olmuşlardır.
Hz. Mûsâ’nın [aleyhisselâm] Allah Teâlâ’yı açıkça görme isteğine gelince; Hz. Mûsâ’nın [aleyhisselâm], Allah Teâlâ’yı açıkça görme isteği, îmân edip etmemekle ilgili bir şarta bağlanmış değildir. A‘raf Sûresi 143. âyet-i kerîmede bildirildiği üzere; Allah Teâlâ, Hz. Mûsâ’ya [aleyhisselâm], keyfiyetsiz kelâmıyla tekellüm etmekle ihsanda bulununca, Rabbinin bu ihsanı neticesinde, aldığı manevi hazzın etkisiyle, Hz. Mûsâ’da [aleyhisselâm] böyle bir istek meydana gelmiştir.