Ve (Resulüm!) Eğer (zatım olan) Allah’ın sana lütfu ve esirgemesi olmasaydı, (kitap ve hikmeti gönderip bilmediklerini sana öğretmemiş olsaydı) onlardan bir güruh seni bile şaşırtmaya azmedecekti. Oysa onlar (bununla) yalnızca kendilerini şaşırtırlar, sana da bir zarar veremezler. Allah sana Kitab’ı da, hikmeti (Kur’an’ın hükümlerini, bütün incelikleriyle anlama, idrak etme, ona göre hayatı düzenleme, onunla hükmetme ve her konuda problemleri çözme ilmini) de indirmiş ve sana bilmediğini de öğretmiştir. Ve (yine) Allah’ın sana olan lütfu gerçekten çok büyüktür. *
(*) Hikmet: Doğru bilgiyi bulmak, bilginin ve hakikatin asıl kaynağını bilmektir. Ayette geçen “Hikmet”, Allah’ın (c.c) Resulüne indirdiği Kur’an’ın hükümlerini, bütün incelikleriyle anlama, idrak etme, ona göre hayatı düzenleme ve onunla hükmetme ilmidir. (C. Külünkoğlu Meali 113. Ayet Açıklaması) Ayrıca yukarıda açıklandığı üzere dinin tebliği, yani doğru olarak insanlara ulaştırılması, öğretilmesi ve hayatlarında uygulanması konusunda lâhî koruma altında bulunan, yanılma ihtimalı söz konusu olunca da hemen vahiy ile uyarılan ve yanılması önlenen Hz. Peygamber yanılmaktan korunur, bu konuda onu yanıltmak isteyenler ve bu mânada ona zarar vermek isteyenler, onu yanıltamazlar, ancak kendilerine zarar vermiş ve kendileri yanılmış olurlar. Yine Allah onu, münafıkların sırlarına müttali kılmış, onların çeşitli hile ve tuzaklarından sakınabilecek yolları göstermiştir. Bu sebeple herhangi bir art niyetli kimsenin, Peygamberi aldatmaya, saptırmaya ve ayağını kaydırmaya hiçbir zaman gücü yetmeyecektir. Onlar ne kadar gizli toplantılar tertip etseler de bu konuda istedikleri neticeye ulaşamayacaklardır.