Kim de bir hata veya bir günâh işler, sonra onu suçsuz bir kimsenin üzerine atarsa, şüphesiz apaçık bir iftirada¹ bulunmuş ve apaçık bir günâh yüklenmiş olur.
1 İftira (bühtan): Sözlükte “yalan söylemek, uydurmak, asılsız isnatta bulunmak” gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise, “bir kimseye asılsız olarak suç, günah yahut kusur sayılan bir söz, davranış veya nitelik isnat etmek” demektir. Ancak günlük dilde iftira yaygın olmakla birlikte “ifk, bühtan ve kazf” kelimesi de aynı anlamda kullanılır. İslâm’da iftira haram kılındığı gibi asılsız olması muhtemel haberlere doğruymuş gibi ilgi göstermek ve bunlara araştırmadan inanmak da yasaklanmıştır. (Hucurât: 6) Kur’ân-ı Kerîm’de, Hz. Âişe’ye yapılan iftira (ifk hadisesi) karşısında Müslümanların, böyle bir habere hemen inanmayıp iftiraya uğrayan hakkında hüsn-i zanda bulunmaları gerektiği vurgulanmakta, bu tür asılsız isnat ve iftiraların yayılmasından hoşlananların dünyada ve âhirette ağır bir şekilde cezalandırılmayı hak ettikleri bildirilmektedir. (Nûr: 12, 19) İslâm ahlâkında, insanlar aleyhinde onları kötüleyici ve incitici her türlü konuşma ve dedikodu (gıybet) yasaklanmıştır. Hz. Peygamber (s.a.v) bir kişiyi kendisinde bulunan bir kusurla anmanın gıybet, ona asılsız bir kusur veya suç isnat etmenin ise iftira olduğunu bildirmiştir (Müslim, Tirmizî).