Allah (miras konusunda) çocuklarınız hakkında, (evlendiklerinde eşinin, bütün çocuklarının ve ev masrafının tümünü karşılamakla yükümlü bulunan) erkeğe, (kendisinin, eşinin, çocuklarının ve hiçbir kimsenin geçimini sağlamakla mükellef bulunmayan) iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer (geride kalan çocuklar iki ya da) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer bir tek kız ise (mirasın) yarısı onundur. Eğer çocuğu (erkek- kız) varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer onun (ölenin) kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. Bu hüküm, ölenin yaptığı vasiyetin yerine getirilmesinden veya (varsa) borçların ödenmesinden sonra kalan mal içindir. Babalarınız ve oğullarınız (konusunda), siz onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. (Bunlar) Allah’tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, Alim (hakkıyla bilen)dir, Hakîm (her konuda) doğru hüküm verendir.*
(*) Niçin Erkeğe İki, Kadına Bir Hisse? 1.İslâm’da miras, şahısların ihtiyaç ve mesuliyetine göre taksime tabi tutulmuştur. Anne, eş, kız çocuk veya kız kardeşin geçimi, kendisine ait olmayıp; oğul, koca, baba veya erkek kardeşin sorumluluğundadır. Kadın çoğunlukla kendisi dışında başkalarının geçimini sağlamakla da mükellef değildir. Erkek ise bütün durumlarda eşinin, kızının, annesinin veya kız kardeşinin geçimini sağlamakla mükelleftir. Erkek resmen bütün maiyetinden sorumludur. Bu sebepledir ki, “Nimet, mesuliyete göredir.” kaidesine uygun olarak, eşinin, kızlarının, annesinin ve gerektiğinde kız kardeşinin nafakasını sağlamakla mesul olan erkeğe, böyle bir sorumluluğu olmayan kadının payının iki misli pay verilmiştir. 2. Kadın kendi mal varlığında istediği gibi tasarruf hakkına sahiptir. Kadın zengin olsa bile, ailenin harcamalarına katılma mecburiyeti yoktur. Bu açıdan değerlendirdiğimizde de kadın ile erkeğe eşit pay verildiğinde, hisseleri aynı olduğu hâlde, erkek ailenin geçimini sağladığı, kadının ise böyle bir mesuliyeti olmadığı için denge erkek aleyhinde bozulmuş olacaktır ki, bu erkeğe haksızlık edilmesi demektir. Kız, evlendiği zaman kendisinin ve çocuklarının nafakasını temin tamamen kocasının vazifesidir. Kendisinin hiçbir nafaka sorumluluğu yoktur. Üstelik kadın bir de kocasından mehir alacak ve örfe göre, altın, ev eşyası, para vs. birçok hediyeye de sahip alacaktır. Kadın sahip olduğu malı, nafakası kocaya ait olduğu için harcamayabilir. İsterse onu işleterek artırabilir. Erkek kardeş ise babadan aldığı mirası, evlilik masraflarına, mehre ve ailesinin nafakasına harcamakla bitirecektir. Kaldı ki bekâr kız kardeş, babasından aldığı mirasla geçinemiyorsa, erkek kardeş yine ona yardım etme mecburiyetindedir. Dolayısıyla bu açıdan da meseleyi ele alıp değerlendirdiğimiz zaman erkek çocuğa bir, kıza yarım hisse gerçek adalettir. İşte bu sebeplerden dolayıdır ki, erkeğe malî mesuliyetlerinin ağırlığına uygun olarak mirastan pay verilmiş, zengin ve fakir olma durumlarında bile, hiçbir malî yükümlülüğü bulunmayan, bununla birlikte kız, eş, ana ve dul kalma durumlarında bile sosyal güvenliği daima güvence altına alınmış kadına da ona göre pay verilmiştir. 3. Gerek İslâmda gerekse mevcut hukuk sistemlerinde bütün mali yükümlülük ve masraflar tamamen erkeğe yüklenmiştir. Ama böyle bir yükümlülük kadına yüklenmemiştir. Kadın kendisine ait maldan tek bir kuruş harcamak zorunda değildir. Görüldüğü gibi erkeğin parası, maddi varlığı sürekli bölünür. İşte bu nedenlerle sadece erkek ve kız çocuklar arasında mirasta doğal olarak bir farklılık olmuştur. Bu durumda erkeğe daha fazla verilmezse ona haksızlık olur, çünkü ailesinin ve bütün çocukların masrafı ona yüklenmiştir, bunu göz önüne almak adaletin gereğidir. Şunu da bilmek lazım, Kur’an gelmeden önce kıza ve kadına miras hakkı tanınmıyor ve terekeden tek bir kuruş onlara verilmiyordu. İşte 1400 sene önce Kur’an bu konuda büyük bir devrim yaparak kız ve kadınları da mirasta ortak yaptı. Ayrıca şunu da bilmekte fayda var. İslâmdaki miras hukuku ancak, İslam hukukunun yürürlükte olduğu yerlerde uygulanır. Şayet mevcut hukuk sistemi aile masrafını her iki tarafa da yüklüyorsa burada durum değişir. Yani mevcut sisteme göre miras paylaşımı olur.