close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Neml Sûresi 80. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnneke lâ tusmi’u-lmevtâ velâ tusmi’u-ssumme-ddu’âe iżâ vellev mudbirîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki sen, ölüye duyuramazsın ve arkalarını çevirip giderlerken çağırsan da sağırlara sesini işittiremezsin.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şüphesiz Sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara (ve Kur’an’a karşı sığır gibi davrananlara) da (yaptığın) çağrıyı işittiremezsin.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şüphe yok ki sen, ölüye duyuramazsın ve arkalarını çevirip giderlerken, çağırsan da sağırlara sesini işittiremezsin.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sen ölü gibi duyarsız olanlara tebliğini işittiremezsin. İkballerine ve istikballerine sırt çevirip, arkalarını dönüp giderlerken sağır kesilenlere davetini duyuramazsın.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Ali Bulaç
swap_vert close
Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara çağrıyı işittiremezsin.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Şüphesiz sen, (kalbleri) ölü olanlara işittiremezsin ve arkalarını dönmüş kaçarlarken, (kalbleri) sağırlara hak çağrını duyuramazsın.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Arkalarını çevirip kaçtıkları zaman sen, bu çağrıyı ne ölü olanlara ne de sağır olanlara işittiremezsin.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sen, şüphesiz, manen ölülere işittiremezsin; dönüp giden manen sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Besim Atalay
swap_vert close
Sen, ölü kimselere, ne de sağır olanlara —yüz döndürüp, giderlerse— söz duyuraman
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bilmiş ol ki sen, ölülere işittiremezsin, arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da daveti duyuramazsın.
Onların umursamazlıkları ölülerin duyması gibidir. Ölüye ne kadar anlatmaya çalışsan da işittiremezsin. Hem dönüp kaçan hem de sağır olana zaten duyuramazsın. Bu ayetin muhatapları sadece inkârcılar değil aynı zamanda Müslüman olduğunu söylese de Kur’an’ı umursamayanlar, onun mesajına sağır kesilenler ve sırtını dönüp gidenlerdir. Bu ayette ayrıca kabre konan ölüye, sözde sorgu meleklerine vereceği cevabı öğretmek veya anımsatmak yani bir çeşit kopya vermek (telkin yapmak) isteyenlere de bir mesaj vardır. “Ey telkin yapan imam efendi! Kişi ölmeden neredeydin? Tebliğ vazifeni o kişi hayattayken yapman gerekmez miydi? Şimdi hangi yüzle Kur’an “sen ölüye duyuramazsın” demesine rağmen ona duyurmaya çalışıyorsun, kopya veriyorsun? Üstelik kopyayı bilmediği bir dilde veriyorsun. Bu saçmalığı daha ne kadar devam ettireceksin? Bir insana hayattayken anlayıp uygulamadığı şeyler öldükten sonra kelime tekrarı ile üstelik işitmediği halde nasıl fayda verebilir?  
Cemil Said
swap_vert close
Sen ölülere [1] hiç bir şey ismâ’ idemezsin senden yüz çeviren sağırlara hiç bir şey anlatamazsın.
[1] Ya’ni kalbleri ölü gibi olanlara.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sen, ölülere şüphesiz ki işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bil ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bil ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da dâveti duyuramazsın.
Edip Yüksel
swap_vert close
Sen ölülere duyuramazsın, aynı şekilde arkalarını dönen sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bil ki sen, ölülere işittiremezsin, arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da daveti duyuramazsın.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şübhesiz sen ölülere işittiremezsin, arkalarına dönmüş kaçarlarken sağırlara da da'veti işittiremezsin
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz sen, (manen) ölülere (hakkı) işittiremezsin ve arkalarını dönmüş kaçarlarken, (manevi) sağırlara da hak davetini duyuramazsın.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sen, ölülere duyuramazsın. Mesajı aldırmayan sağırlara da duyuramazsın.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Zîrâ şübhesiz ki sen ölülere duyuramazsın. Arkalarını dönmüş kaçarlarken sağırlara da da'veti (ni) işitdiremezsin.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Elbette sen ölülere işittiremezsin; arkalarını dönen kimseler olarak kaçtıklarında, o sağırlara da (hakka olan) da'veti(ni) işittiremezsin!
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Şüphesiz sen (gerçekten) ölmüş olanlara (söz işittiremediğin gibi manen ölüp şuursuzca yaşayanlara da) işittiremezsin, (hak ve hakikatlere) arkalarını dönüp giden (manen) sağırlara da (daveti) işittiremezsin!*
(*) Onların umursamazlıkları ölülerin duyması gibidir. Ölüye ne kadar anlatmaya çalışsan da işittiremezsin. Hem dönüp kaçan hem de sağır olana zaten duyuramazsın. Bu ayetin muhatapları sadece inkârcılar değil aynı zamanda Müslüman olduğunu söylese de Kur’an’ı Kerimi umursamayanlar, onun mesajına sağır kesilenler ve sırtını dönüp gidenlerdir. Bu ayette ayrıca kabre konan ölüye, sözde sorgu meleklerine vereceği cevabı öğretmek veya anımsatmak yani bir çeşit kopya vermek (telkin yapmak) isteyenlere de bir mesaj vardır. “Ey telkin yapan İmam efendi! Kişi ölmeden neredeydin? Tebliğ vazifeni o kişi hayattayken yapman gerekmez miydi? Şimdi hangi yüzle Kur’an “sen ölüye duyuramazsın” demesine rağmen ona duyurmaya çalışıyorsun, kopya veriyorsun? Üstelik kopyayı bilmediği bir dilde veriyorsun. Bu anlamsız şeyi yapmaya daha ne kadar devam edeceksin? Bir insana hayattayken anlayıp uygulamadığı şeyler öldükten sonra kelime tekrarı ile üstelik işitmediği halde nasıl fayda verebilir? (Cemal Külünkoğlu Meali Neml Suresi 80. Ayet Açıklaması) Mevta’dan kastedilen “hakkı duymaya çalışmayan ve manen ölen kimselerdir”. Bunlar yüce Allah’ın âyetlerinden hiç etkilenmedikleri için duygusuzlukları yönüyle ölülere benzetilmişlerdir. Nitekim devamındaki sağırlar ve körler de böyledir. Bk. (Rum: 52)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sen ölülere asla işittiremez ve arkasını dönüp gittiğinde, sağır olana kesinlikle çağrını duyuramazsın.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Çünkü sen ölülere sesini işittiremezsin. Arkalarını dönüp kaçan sağırlara da çağrını işittiremezsin.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sen ölülere söz işittiremezsin, sağırlar arka verip döndükleri zaman onlara da dâvetini işittiremezsin.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki sen ölülere işittiremezsin, arkalarına dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Kadri Çelik
swap_vert close
Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gerçek şu ki, sen kalben ölülere sesini duyuramazsın ve ne kadar çırpınsan da, gerçeklerden yüz çevirip arkasını dönen sağırlara bu çağrıyı işittiremezsin.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sen, Ölüler’e işittiremezsin. Arka dönmüş olarak yüz çevirdikleri zaman Sağırlar’a Çağrı’yı duyuramazsın.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sen ölülere sesini duyuramazsın, ürküp kaçan sağırlara da söz dinletemezsin.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bilin ki ayetlerimizi inkâr edenler yaşayan ölüler gibidir. Yaşayan ölülere ayetlerimizi işittiremezsin! Onlar ayetlerimize kulaklarını tıkayarak sağırlaşmışlardır. Sen kendilerini ön yargılarıyla sağırlaştıranlara ayetlerimizi duyuramazsın.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki sen ölülere [*] duyuramaz; sağırlara da arkalarını dönüp giderlerken çağrıyı duyuramazsın.
Benzer mesaj: Rûm 30:52-53. Bu ayetlerde sözü edilen [el-mevtâ] kelimesi, “kalbini öldürenler” demektir. Bakara 2:154 ve Âl-i İmrân 3:169’da Allah yolunda öldürülenlerle ilgili gündeme getirilen yeni bir hayat tanımı ve bakış açısı gibi bu ayette de ölü ve sağır ifadelerine yeni bir perspektif kazandırılmaktadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Bil ki sen (hakka) daveti, ölülere¹ işittiremediğin gibi, arkalarını dönüp giden sağırlara da duyuramazsın.
1 Mevta’dan kastedilen “hakkı duymayan kâfirler”dir. Allah’ın âyetlerinden hiç etkilenmedikleri için duygusuzlukları yönüyle ölülere benzetilmişlerdir. Nitekim devamındaki sağırlar ve körler de böyledir. Bk. (Rum: 52)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Gerçek şu ki, sen ölülere de işittiremezsin, sırt çevirip uzaklaşan sağırlara da işittiremezsin bu çağrıyı;
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şu da bir gerçek ki sen, ölülere duyuramazsın, bir de bu davete sırtını dönen sağırlara da işittiremezsin. 22/46, 35/19...24, 10/99, 16/37
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Şu bir gerçek ki, sen ölülere işittiremezsin. Dahası, bu daveti sırtını dönüp uzaklaşan sağırlara da işittiremezsin.[³³⁵¹]
[3351] Vahiy, kendine özgü bir kavramsal çerçeve içerisinde muhatabının hayat-ölüm tasavvurunu inşâ ediyor (Hayat tasavvuru için krş: “Allah yolunda öldürülenler için ‘ölü’ demeyin” 2:154). Yine Kur’an “sağır” ve “kör” (27:81) gibi noksanlık atıflarını, maddî anlamlarının dışında, insanın hakikate karşı duruşundan yola çıkarak yeniden tanımlıyor ve kendine has bir özürlü/sakat tasavvuru inşâ ediyor.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Elbette ki sen ölülere, (sesini) işittiremezsin. Arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da (hak davetini) duyuramazsın.
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok ki, sen ölülere duyuramazsın ve arkalarına dönüp kaçan sağırlara da dâvetini işittiremezsin.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Şunu bil ki sen, ne ölülere sesini duyurabilirsin, ne de arkasına dönüp uzaklaşan sağırlara bu dâveti işittirebilirsin.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sen ölülere duyuramazsın, arkalarını dönmüş kaçmakta olan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sen mevtâya, yüz çevirüb arka döndükleri zamân sağıra da'vetini ve sözüni işitdiremezsin.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sen ölülere dinletemezsin. Çağrını, sırtlarını döndükleri zaman , sağırlara da dinletemezsin.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sen, ölülere duyuramazsın, arkasını dönüp gidenlere de çağrıyı işittiremezsin.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sen ölülere söz dinletemezsin; arkasını dönüp giden sağırlara da çağrını duyuramazsın.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sen, ölülere işittiremezsin. Eğer dönüp giderlerse, sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ sen işittürmeyesin ölülere daħı işittürmeyesin śaġırlara oķımaķlıġı įmāna ol vaķt kim yüz döndürdiler yüz döndüricilerken.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ sen ölüleri işitdüremezsin, daḫı işitdüremezsin ṣaġırlara du‘āyı,ḳaçan yüz ḳaytarsalar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Şübhəsiz ki, sən nə ölülərə (haqqı) başa sala bilər, nə də dönüb gedən karlara (haqqa) çağırışı eşitdirə bilərsən!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! thou canst not make the dead to hear, nor canst thou make the deaf to hear the call when they have turned to flee;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Truly thou canst not cause the dead to listen, nor canst thou cause the deaf to hear the call, (especially) when they turn back in retreat.(3311)
3311 The Prophet's responsibility was to preach and show the way. Men and women of good will had faith and accepted the Message. But he was not responsible for the obstinacy and perversity of men who turned away from Allah's Signs and rejected the Truth.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّكَ
elbette sen
لَا تُسْمِــعُ
işittiremezsin
الْمَوْتٰى
ölülere
وَلَا تُسْمِــعُ
ve duyuramazsın
الصُّمَّ
sağırlara
الدُّعَٓاءَ
daveti
اِذَا
o za-man ki
وَلَّوْا
geri kaçtılar
مُدْبِر۪ينَ
arkalarını dö-nenler olarak
Elbette sen ölülere işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da (hakka olan bu) daveti duyuramazsın.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَسْمَعَ
Fiil-IV
س م ع
İşittirdi, duyurdu
مَيِّت
İsim
م و ت
Ölü
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَسْمَعَ
Fiil-IV
س م ع
İşittirdi, duyurdu
اَصَمٌّ
İsim
ص م م
Sağır
دُعَٓاء
İsim
د ع و
Çağırma, dua, davet, istek
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
وَلّٰى
Fiil-II
و ل ي
Döndü, çevirdi, dönüp kaçtı, üstlendi, dost etti, yöneldi, yüz çevirdi
مُدْبِر
Etken fiil-IV
د ب ر
Arkasını dönen, geri dönen