Fakat oraya varınca, o’na şöyle seslenildi: “Bu ateşin [erişme alanı] içinde olan herkes ve çevresindeki herkes kutlu kılınmıştır! ⁷ Sınırsız kudretiyle yüceler yücesidir Allah, âlemlerin Rabbi!”
7 Zemahşerî havlehâ (lafzen, “çevresinde”) ifadesini böyle yorumlamaktadır. Taberî’nin kaydettiğine göre bazı ilk müfessirler, “ateş” (nâr) teriminin, bu anlam örgüsü içinde, “ışık” (nûr) kavramıyla, yani Allah’ın peygamberlere yaratılışlarından getirdikleri manevî duyarlıkları sayesinde öncelikli olarak (a priori) “ateşe”, yani “ışığa” yakın olmaları beklenen peygamberlere bahşettiği “aydınlanma” kavramıyla eş anlamlı olduğunu söylemişlerdir. Bu görüşe mukabil, men fi’n-nâri ve-men havlehâ ifadesi, bütün manevî aydınlanmaları kuşatan ve hepsinin kaynağı olan Allah’ın Kendi ışığına, Kendi “nûr”una bir atıf olarak da anlaşılabilir.