close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Neml Sûresi 69. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kul sîrû fî-l-ardi fenzurû keyfe kâne ‘âkibetu-lmucrimîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
De ki: Gezin yeryüzünde de bakın, görün, ne olmuş mücrimlerin sonu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm; inkârcılara) De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, (viran olmuş kalıntılarında) suçlu-günahkârların nasıl bir sona uğradıklarını (ibretle) bakıp seyredin."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da, günahlara batıp gidenlerin sonu ne oldu görün, ibret alın.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlara: “Yeryüzünde gezin de, İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerin, suçluların, günahkârların âkıbeti nasıl oldu, ibret nazarıyla bir bakın, inceleyin.” de.
Ahmet Varol
swap_vert close
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonları nasıl olmuş bir bakın!"
Ali Bulaç
swap_vert close
De ki: 'Yeryüzünde gezip dolaşın da, suçlu-günahkarların nasıl bir sona uğradıklarını görün'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm, Mekke halkına) de ki: “- Yeryüzünde gezip dolaşın da bakın, günahkârların akıbeti nasıl olmuş!...”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
De ki: “Yeryüzünde gezin, o azgın suçluların sonucunun nasıl olduğunu görün!”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
De ki: “Yeryüzünde gezin de, günahkârların âkıbetinin ne olduğunu bir görün!”
Besim Atalay
swap_vert close
Diyesin ki: «Yeryüzünde gezerek, günah etmiş olanların, göresiniz sonu nice olmuştur
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Onlara) de ki: “Yeryüzünde (yaptıkları yüzünden helâk edilen medeniyetlerin yerle bir olmuş harabeleri) dolaşın ve suçluların sonunun nasıl olduğuna bir görün!”
Cemil Said
swap_vert close
Ânlara di ki: "Arzın üzerinde geziniz ve mücrimlerin ’âkıbetini göriniz."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
De ki: "Yeryüzünde gezin, suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da günahkârların sonu nice oldu, görün!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
De ki: Yeryüzünde gezin de, günahkârların âkıbeti nice oldu, görün!
Edip Yüksel
swap_vert close
De ki, "Yeryüzünü dolaşın da suçluların sonunun ne olduğuna bir bakın."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
De ki: "Hele bir yeryüzünde gezin de, günahkarların sonu nice oldu, bir bakın!"
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
De ki; hele, Arzda bir gezinin de bakın mücrimlerin akıbeti nasıl olmuş?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm! O müşriklere) de ki: “Yeryüzünde (gezin) dolaşın da suçluların (küfür ve isyandaki ısrarları yüzünden helâk edilen kâfirlerin) sonları nasıl olmuş bir bakın!”
Erhan Aktaş
swap_vert close
De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın, mücrimlerin sonları nasıl olmuş bir görün?”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
De ki: «Yerde gezin (dolaşın) da günahkârların sonu nice olmuşdur, görün».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da o günahkârların âkıbeti nasıl olmuş bakın!” (1)
(1)“Bütün masnûâtta (san‘atlı varlıklarda) gāyet hassas mîzanlarla (ölçülerle) a‘zâlarını yerleştiren, mikroptan gergedana, sinekten simurgaya, bir çiçekli nebattan milyarlar, trilyonlar çiçekler açan bahar çiçeğine kadar, israfsız ölçülerle bir tenâsüb (uygunluk), bir müvâzene (denge), bir intizam, bir cemâl(güzellik), bir hüsn-i san‘at (güzel san‘at) yapan ve her zîhayâtın (canlının) hukūk-ı hayâtını (hayâtının haklarını) kemâl-i mîzanla (tam bir ölçüyle) veren; iyiliklere güzel netîceler ve fenâlıklara fenâ netîceler verdiren ve Âdem zamânından beri tâgī (azgın) ve zâlim kavimlere vurduğu tokatlarla kendini pek kuvvetli ihsâs ettiren (hissettiren) bir adâlet-i sermediye (dâimî adâlet), elbette ve hiç şübhe getirmez ki: Güneş gündüzsüz olmadığı gibi, o hikmet-i ezeliye, o adâlet-i sermediye âhiretsiz olmazlar ve ölümde en zâlimlerin ve en mazlumların bir tarzda gitmelerinde âkıbetsiz (netîcesiz) bir dehşetli haksızlığa, adâletsizliğe, hikmetsizliğe hiçbir vecihle (cihetle) müsâade etmezler.” (Asâ-yı Mûsâ, 7. Mes’ele, 19)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) De ki: “Yeryüzünde (gezin) dolaşın da suçluların (zulüm, inkâr, azgınlık ve isyandaki ısrarları yüzünden helâk edilenlerin) sonları nasıl olmuş bir bakın!”
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Deki “Yeryüzünde şöyle bir dolaşın. Bakın bakalım suçluların sonu nasıl olmuş?”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
De ki: "Yeryüzünü dolaşın da suçluların sonu nice olmuştur, bir görün."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara de ki yeryüzünde gezin, tozun günahkârların sonu nasıl olduğunu görün.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) De ki: “Yeryüzünde dolaşın ve günahkârların/suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!”
Kadri Çelik
swap_vert close
De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın da suçlu günahkârların nasıl bir sona uğradıklarını bir görün!”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Buna karşılık, sen de onlara de ki: “Geçmişte helâk edilen medeniyetlerin yeryüzünde bıraktıkları harabeleri, yerle bir olmuş şehir kalıntılarını gezip dolaşın da, suçluların sonu nice olmuş bir görün!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
De ki: “Yeryüzü’nde gezin, bir bakın, Mücrimler’in / Suç İşleyenler’in sonu nasıl oldu?”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! De ki: " Yeryüzünü gezip dolaşın, suçluların sonu n'olmuş kendiniz görün. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onların bu itirazlarına karşılık de ki; "Yeryüzünde yaşamaya devam edin! Günü gelince inkârcıların sonunun nasıl olduğunu göreceksiniz!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Onlara) de ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonu nasıl olmuş, bakın!” [*]
İbret almak için yeryüzünde gezip dolaşmayla ilgili benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:137; En‘âm 6:11; Yûsuf 12:109; Nahl 16:36; Hacc 22:46; Rûm 30:9, 42; Fâtır 35:44; Mü’min 40:21, 82; Muhammed 47:10.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed! Onlara): “Yeryüzünde gezin de günâhkârların sonunun nasıl olduğunu bir görün!” de.
Muhammed Esed
swap_vert close
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da [böyle diyerek] günaha gömülüp gitmiş olanların sonunu görün!” ⁶⁶
66 Yani, ölümden sonraki hayat gerçeğini ve dolayısıyla bilerek yapıp-ettiklerinden sonunda hesaba çekileceklerini inkar edenlerin sonunu görün. Bundan önceki notta da belirtildiği gibi, bu inkarcı tavrın kaçınılmaz sonucu doğruyla eğriyi birbirinden ayırma duygusunun kaybedilmesidir ki bu da manevî ve toplumsal kargaşayı beraberinde getirmekte ve sonuç olarak toplumların ve uygarlıkların çökmesine yol açmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlara de ki: – Yeryüzünde dolaşın da günahı tabiat haline getirmiş olanların sonu ne olmuş bir görün. 3/137, 20/128, 30/9
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
De ki: “Yeryüzünde dolaşın da, günahı tabiat haline getirenlerin[³³⁴³] sonu ne olmuş, görün!”
[3343] el-Mucrimîni bu şekilde çevirimizin gerekçesi için bkz: 8:8, not 11.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, onlara) De ki: "(Ey o tehdide, o azabın kendi başlarına da çökeceğine inanmayanlar) Yeryüzünde dolaşıp gezin de, günahkarların sonu nice oldu görün. (Bundan ibret alın)
Osman Fırat
swap_vert close
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
De ki: «Yeryüzünde yürüyünüz de bakınız ki, günahkârların akibeti nasıl olmuştur.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
De ki: “Hele dünyayı bir dolaşın da suçlu kâfirlerin âkıbetleri nasıl olmuş görün! ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
De ki: "Yeryüzünde yürüyün de suçluların sonunun nasıl olduğunu görün."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Di ki: "Arzda gezüb dolaşın ve mücrimlerin 'âkıbeti nasıl oldığına nazar idin"
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
De ki: “Yeryüzünü dolaşın da suçluların sonunun ne olduğuna bir bakın.”
Şaban Piriş
swap_vert close
-Yeryüzünde yürüyün ve bakın, günahkarların sonu nasıl olmuştur? de!
Ümit Şimşek
swap_vert close
De ki: Yeryüzünde gezin de görün, mücrimlerin sonu nice olmuş!
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da bir bakın nice olmuştur günahkârların sonu!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyit “yürin yirde pes baķuñ nite oldı yazuķlularuñ śoñı!”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyit yā Muḥammed: Gezüñüz yir yüzinde, pes görüñüz niçe oldı ṣoñları yaman kişilerüñ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) De: “Yer üzünü gəzib-dolaşın, günahkarların axırının necə olduğuna bir baxın!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Say (unto them, O Muhammad): Travel in the land and see the nature of the sequel for the guilty!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Say: "Go ye through the earth and see what has been the end of those guilty (of sin)."(3305)
3305 Even if the Unbelievers are willing to take any mystic doctrine, they have only to observe what has actually happened on the earth, and they will see that evil always came to an evil end, and that Truth and righteousness ultimately won.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قُلْ
de ki
س۪يرُوا
dolaşın
فِي الْاَرْضِ
yeryüzünde
فَانْظُرُوا
ve bakın
كَيْفَ
nasıl
كَانَ
oldu
عَاقِبَةُ
âkıbeti
الْمُجْرِم۪ينَ
mücrimlerin
(Resulüm, sen onlara) De ki: "Yeryüzünde dolaşın da mücrimlerin âkıbetinin nasıl olduğuna (bir) bakın!"
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
سَارَ
Fiil-I
س ي ر
Dolaştı, yola çıktı, yürüdü, gezdi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti
كَيْف
İsim
ك ي ف
Nasıl
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَاقِبَة
İsim
ع ق ب
Âkıbet, son
مُجْرِم
Etken fiil-IV
ج ر م
Mücrim, suçlu