Ve onların üzerine (volkanik patmalar sebebiyle) yağmur (gibi lav) yağdırdık. Bu sebeple, (başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü.*
(*) Âyette sözü edilen yağmurun bölgenin çökmesi ile oluşan volkanik patlamaya bağlı bir lav, taş ve kül yağmuru olduğu anlaşılmaktadır. Bu dehşetli olayın ayrıntıları A’râf, Kamer ve Hicr sûrelerinde detaylandırılır. Olay Kitab-ı Mukaddes’te şöyle geçmektedir: “Rab Sodom ve Gomora’nın üzerine gökten ateşli kükürt yağdırdı. Bu kentleri, bütün ovayı, oradaki insanların hepsini ve bütün bitkileri yok etti. Ancak Lût’un peşi sıra gelen karısı dönüp geriye bakınca tuz kesildi. İbrâhîm sabah erkenden kalkıp önceki gün RABB’in huzurunda durduğu yere gitti. Sodom ve Gomora’ya ve bütün ovaya baktı. Yerden, tüten bir ocak gibi duman yükseliyordu.”(Tekvin,19.24–28) Bu anlatımda gerçeklerin arasına serpiştirilmiş yorumları fark edebilmekteyiz. Hz. Lût’un karısının geriye bakması, taş gibi sertleşmesinin sebebi olarak yorumlanmıştır. Oysa esasen âfetin ayrım yapmayacağı, bölgeyi terk etmeyeni buharlaştıracağı anlatılmaktadır. Kitab-ı Mukaddes’in en büyük sorunu yorumlarla âyetlerin birbirine karışmış olmasıdır. Kurân’ın her âyetinde Rabbimizin rahmetini yine görmekteyiz. Keşke uyarılara itimat etselerdi de sonları böyle olmasaydı der gibidir. Kaynak: (Kur’andan Hayata) İşte Sodom ve Gomorra şehirleriyle çevresi, böyle büyük bir ilâhî âfetin kurbanı olmuş ve günümüzden yaklaşık 4000 yıl önce yani kendini gösteren bu büyük felâket sonucunda Sodom ve Gomorra kentleri tam anlamı ile yerin dibine batmışlardır. (Bilim ve Teknik, Sodom ve Gomorra, Prof. Dr. Arif Akman, 152.)