close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Neml Sûresi 44. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kîle lehâ-dḣulî-ssarh(a)(s) felemmâ raet-hu hasibet-hu lucceten vekeşefet ‘an sâkayhâ(c) kâle innehu sarhun mumerradun min kavârîr(a)(k) kâlet rabbi innî zalemtu nefsî veeslemtu me’a suleymâne li(A)llâhi rabbi-l’âlemîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ona, saraya gir dendi. Billur döşemeyi görünce derin bir su sandı ve bacaklarını sıvadı. Süleyman, bu dedi, billur döşenmiş düz bir saha. Bunun üzerine o da Rabbim dedi, ben kendime zulmettim ve teslim oldum Süleyman'la beraber alemlerin Rabbi Allah'a.
Bu kadın, Sebe ülkesinin padişahı olan Belkıys'tir. Ahd-i Atıyk'te, Süleyman Peygamberi ziyaretinden bahis vardır (Müluk-i Salis, 10).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ona: "Köşke gir" denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman) Dedi ki: "Gerçekte bu, saydam camdan yapılma (mucizevi teknolojilerimizle düzeltilmiş ve özel üretilmiş) şeffaf kristalden bir köşk-zemindir." (Belkıs) Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben (şimdiye kadar Müslüman olmamakla) kendime zulmetmişim; (artık) ben Süleyman’la birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum" (deyip İslam’a girmişti.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sebe' melikesine “Saraya gir!” denildi. Sarayın selamlık kısmını görünce, önünde derin bir su var sandı ve eteğini yukarı çekti. Süleyman: “Bu, zemini camla döşenmiş bir saraydır!” dedi. Bunun üzerine melike: “Rabbim, senden başkasına kulluk etmekle, ben kendime yazık etmişim; fakat şimdi Süleyman'la beraber, alemlerin Rabbi olan Allah'a yürekten boyun eğiyorum!” dedi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ona: “Köşke, içeri buyur.” denildi. Kraliçe köşkün billur döşemesini görünce, derin bir su sanarak eteğini yukarı çekti, bacaklarını açtı. Süleyman: “Bu, billurdan döşenmiş bir sahanlıktır” dedi. Kraliçe: “Rabbim, ben senden başkasına kulluk ve ibadet ederek kendime yazık etmişim. Süleyman'la beraber, bütün varlıkların, âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim olarak hükmüne rıza gösterdim, müslüman oldum.” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ona: "Köşke gir" denildi. (Hükümdar kadın) onu görünce derin bir su sandı ve bacaklarını sıvadı. (Süleyman): "O, camdan yapılmış dümdüz bir zemindir" dedi. (Hükümdar kadın): "Rabbim! Gerçekten ben kendime zulmetmişim. (Artık) Süleyman'la beraber alemlerin Rabbi Allah'a teslim oldum" dedi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ona: 'Köşke gir' denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman:) Dedi ki: 'Gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk-zemindir.' Dedi ki: 'Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; (artık) ben Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ona (Belkıs'a şöyle) denildi: “- Saray'a gir.” (Süleyman tarafından yaptırılan sarayın giriş yerine, daha önce cam konulmuş olup altından su akıtılmakta olduğundan Belkıs) bunu görünce derin bir su zannetti ve (ıslanmasın diye) elbiselerini kaldırarak bacaklarından (bir miktar) açtı. Süleyman dedi ki:(Ey Belkıs bacaklarını ört) o, camdan yapılmış şeffaf bir saraydır. (Belkıs şöyle) dedi: “- Ey Rabbim, gerçekten ben (önceden) nefsime zulmetmişim. Şimdi Süleyman'ın beraberliğinde âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim olup müslüman oldum.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ona: “Avluya gir” denildi. O, avluyu görünce, derin bir su sandı. Ve bacaklarını açtı. Süleyman. “O camdan yapılmış dümdüz bir zemindir” dedi. Bunun üzerine Kraliçe: “Şüphesiz ben kendime zulmettim. İşte Süleyman ile beraber Rabb-ül Âlemin olan Allah’a teslim oluyorum.” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ona, “Köşke gir!” denildi. Melike köşkü görünce derin bir su sandı ve bacaklarını sıvadı. Süleyman, “O sırçadan cilalı, şeffaftır” dedi. Melike, “Rabbim, ben kendime zulmetmişim. Artık Süleyman ile beraber âlemlerin Rabbi Allah'a teslim oldum” dedi.
Besim Atalay
swap_vert close
«Saraya giresin!» denildi ona, sarayı görünce, bir derin su sanıp, hemen çemrendi, «Sırçadan yapılmış bir saraydır bu» dedi Süleyman; Belkıs dedi ki: «Ben kendime zulmetmişim, âlemlerin sahibi olan Allaha, Süleymanla bile, inan getirdim»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ona: “köşke gir” denildi. Köşkü görünce onu(n zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona: “Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür” dedi. Belkıs: “Ey Rabbim! (Senden başkasına kulluk etmekle) ben kendime zulmettim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum!” dedi.
Cemil Said
swap_vert close
"Bu saraya gir" didiler, saraya girdiği vakit su var zannıyla paçalarını sıvadı. Süleymân "Bu billûr döşeli bir saraydır su yokdur paçalarını kapa [1]" didi.
[1] Rivâyet idildiği gibi ayaklarının keçi ayağı oldığını görmüşdi. Belkıs "Yâ rabbî ben nefsime zulm itmişdim şimdi rabbu’l ’âlemîn olan Allâh’ın irâdesine teslîm oluyorum" didi.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ona: "Köşke gir" dendi; salonu görünce, onu derin bir su zannetti, eteğini çekti. Süleyman: "Doğrusu bu camdan yapılmış mücella bir salondur" dedi. Melike: "Rabbim! Şüphesiz ben kendime yazık etmişim. Süleyman'la beraber, Alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum" dedi.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ona “köşke gir” denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona “Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür” dedi. Belkıs, “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ona, “Köşke gir” denildi. Kraliçe salonu görünce, onu oraya toplanmış su sandı ve eteğini topladı. Süleyman, “Bu, billûrdan yapılmış bir köşkün şeffaf zeminidir” diye uyardı. Kraliçe, “Rabbim, ben gerçekten kendime zulmetmişim! Artık Süleyman’la beraber âlemlerin rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ona: Köşke gir! dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini yukarı çekti. Süleyman: Bu, billûrdan yapılmış, şeffaf bir zemindir, dedi.  Melike dedi ki: Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmişim. Süleyman'la beraber âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.
 Rivayete göre, Hz. Süleyman Sebe’ Melikesi Belkıs gelmeden önce, bir köşk inşa ettirmişti. Bu köşkün avlusu billûrdan yapılmış, altından su akıtılmış ve suya balıklar konmuştu. Belkıs, zeminin şeffaf bir madde olduğunu farkedemediği ve sudan geçeceğini sandığı için eteğini çekmişti. Bütün bu tedbir ve tertipler onun akıl ve bilgisine güvenini sarsmış, kendini ilâhî irşadı kabule hazırlamıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ona, "Sarayın salonuna gir," dendi. Sarayın salonunu görünce, su havuzu sanarak bacaklarını sıvadı. (Süleyman) dedi ki, "Bu, kristalle döşenmiş bir salondur." (Kadın lider), "Rabbim, kendime haksızlık etmişim. Süleyman ile birlikte evrenlerin Rabbi ALLAH'a teslim oldum," dedi
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ona "köşke gir!" dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini çekti. Süleyman "Bu billurdan yapılmış, şeffaf bir zemindir" dedi. Melike dedi ki: "Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmiştim. Süleyman'ın maiyyetinde, âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Köşke gir denildi ona, derken onu görünce derin bir susandı ve paçalarından çemrendi, Süleyman, o dedi: mücellâ bir köşk, sırçadan, kadın ya rabb! Dedi: hakıkaten ben evvel nefsime zulmetmişim, şimdi Süleymanın maıyyetinde teslim oldum Allaha, o rabbül'âlemine
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ona, “Köşke gir” denildi. Köşkü görünce onu (n zeminini) derin bir su sandı ve (ıslanmasın diye) eteklerini topladı. Süleymân, ona, “Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür” dedi. (Sebe melikesi,) “Ey Rabbim! Şüphesiz ben, (güneşe taparak) nefsime zulmetmişim. Süleymân’ (ın peygamberliğini tasdik etmek) ile beraber, (İslâm dinini kabul ederek) âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ona, “Köşke gir!” denildi. Köşkü görünce, onu¹ derin su sanarak bacaklarını sıvadı. Süleyman, “Bu billurdan döşenmiş şeffaf bir zemindir.” dedi. Melike, “Rabb'im, ben kendime haksızlık ettim. Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.” dedi.
1- Zemindeki şeffaflığı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ona denildi ki: «Köşke gir». (Kadın) onu görünce, derin bir su sandı, iki ayağını aç (ıb sıva) dı. (Süleyman): «O, dedi, Hakıykaten sırçadan ma'mul, düzeltilmiş (ve şeffaf) bir açıklıkdır». (Kadın): «Ey Rabbim, hakıykat ben kendime yazık etmişim. Süleymanın maiyyetinde aalemlerin Rabbi olan Allaha teslîm oldum (müslüman oldum.)» dedi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ona: “Köşke gir!” denildi. Bunun üzerine (melîke) onu görünce, onu (o köşkün, altından su akıtılan ve üstü billûrla kaplanan zemînini) derin bir su zannetti ve (eteğini)inciklerinden açtı (yukarı çekti). (Süleymân ona:) “Doğrusu bu, billûrdan (yapılmış) şeffafbir köşktür!” dedi. (Melîke:) “Rabbim! Gerçekten ben nefsime zulmetmişim! ArtıkSüleymân'la berâber âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslîm oldum!” dedi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ona (şöyle) denildi: “- Saraya gir.” (Süleyman tarafından yaptırılan sarayın giriş yerine, daha önce kırılmaz cam konulmuş olup altından su akıtılmakta olduğundan kraliçe) onu (o sarayı) görünce derin bir su sandı ve (ıslanmasın diye elbiselerini kaldırarak) bacaklarından (bir miktar) açtı. Süleyman dedi ki: (Ey kraliçe! Bacaklarını ört) o, “tabanı kristal kaplı sırçadan yapılmış bir saraydır.” (Kraliçe de) dedi ki: “Ey Rabbim, gerçekten ben (senden başkasına kulluk etmekle) nefsime haksızlık etmişim. Artık Süleyman ile beraber, âlemlerin Rabbi Allah’a (senin zatına gönülden inanarak) teslim olmuş bulunuyorum.” *
(*) Sonuç olarak, Süleyman kıssasının vermek istediği temel mesaj: Dünya hayatının geçiciliği, iktidarın her şey olmadığı; Allah’ın bir lütfü olup paylaşılması gerektiği, bütün mülkün gerçek sahibinin Allah olduğu bir gün ona hesap verileceği, dünyanın başına dünyada gözü olmayanların geçmesi gerektiği, bu dünyanın kimseye kalmayacağı vs. dir. (R. İ Eliaçık Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kraliçeye saraya girmesi söylendi. Sarayın içine girdiğinde, içinde su var zannedip, eteklerini topladı. Süleyman “(zemini) camla döşenip cilalanmış bir saray” dedi. Kraliçe “Rabbim! (şimdiye kadar) Nefsime zulmetmişim. Artık Süleyman la beraber âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ona, "Avluya gir" denildi. Kadın avluyu görünce büyük bir su gördüğünü sandı. Hemen ayak kaplarını çıkardı. Süleyman dedi: "Burası sırça döşeli bir avludur." Kadın dedi: "Çalabım! Şimdiye kadar ben kendime yazık etmişim. Artık ben kendimi Süleyman ile birlikte bütün varlıkların çalabı olan Allah’a veriyorum."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ona «— Köşke gir» denildi, Belkıs onun meydanını görünce onu derin su sandı, baldırlarını açtı. Süleyman ona «— Bu billûrla döşenmiş, düz bir köşktür, su değildir» dedi. Belkıs dedi ki: Yâ Rab ben güneşe tapmakla [⁸] nefsime zulmetmiştim. Süleyman vasıtasıyle âlemlerin Rabbi olan Tanrı/ya münkat olup imana girdim [⁹].
[8] Veya Süleyman hakkında su-i zannetmekle.[9] Kıssa burada tamam oluyor. Bu kıssaya «Cevdeti fehm için bir temsildir» diyenler de vardır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ona “Köşke gir!” dendi. Orayı görünce derin bir su sandı ve eteklerini yukarıya çekti. Bunun üzerine (Süleyman), “Muhakkak ki bu (zemini) camdan yapılmış bir köşktür” dedi. Melike de “Rabbim muhakkak ben kendime zulmettim. Süleyman’la beraber âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ona, “Köşke gir” denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman) Dedi ki: “Gerçekten bu (su değildir, etkilenip iman etmen için Şam topraklarına varmadan önce emrim üzere), sırçadan düzeltilmiş bir köşktür.” Dedi ki: “Rabbim! Gerçekten ben (daha önce güneşe secde ettiğim için) kendime zulmettim; (artık) ben Süleyman'la birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Daha sonra ona, “Saraya girer misiniz?” dendi. Belkıs saraya girip onun ışıl ışıl parlayan saydam döşemesini görünce, orayı derin bir su zannederek, ıslanmasın diye eteğini topladı. Bunun üzerine Süleyman, “Korkma!” dedi, “Bu, zemini şeffaf kristal ile döşenmiş ve her yanı cilâlanarak parlatılmış bir saraydır. Ama sen, onu ilk bakışta derin bir havuz zannettin. İşte, önyargılara kapılarak hakikati göremeyen insanın durumu da böyledir: Hak din, ona ilk bakışta sıkıntılı, meşakkatli bir yol gibi görünebilir. Ancak, insan ve cin şeytanlarının telkinleri sonucu zihninde oluşan batıl önyargıları aşarak hakka yöneldiği takdirde, ondaki güzelliği, parlaklığı açıkça görecektir.”Süleyman’ın hikmet dolu sözlerinden etkilenen ve böyle büyük bir zenginlik ve kudrete sahip olmasına rağmen asla kibre kapılmadığını, aksine, derin bir tevazu ile dâimâ Rabb’ine yönelip O’na şükrettiğini gören Belkıs, “Ey Rabb’im!” diye yalvardı, “Doğrusu ben, şu ana kadar Sana kulluktan uzak durmakla kendime zulmetmişim fakat işte şimdi, Süleyman ile birlikte, bütün varlıkların gerçek sahibi, yöneticisi ve Efendisi olan Allah’a yürekten boyun eğiyorum!”Ama insanlık tarihinde bütün saltanat sahipleri Belkıs gibi teslim olmadılar:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ona: “Köşk’e gir!” denildi. Orayı görünce onu derin bir su sandı. Islanmasın diye (eteğini, paçasını) kıvırıp sıvadı. (Süleyman): “Bu, saydam camdan parlatılmış bir köşktür” dedi.(Melike): “Rabbim! Ben, kendi nefsime zulmettim. Âlemler’in rabbi Allah’a Süleyman ile birlikte teslim oldum” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Süleyman kraliçeye: " Salona buyurun. " Kraliçe baktı, salonu su sanıp çemrendi: Süleyman: " Yoo. Salon sırçadan o kadar. " Kraliçe: " Rabb’im! Süleyman’ın yanında kainatı çekip çeviren Allah'a teslim olmak var iken ben, kendime yazık etmişim... "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ona; "Köşke gir!" denildi. Kraliçe köşkün zeminini görünce su zannetti, eteklerini kaldırdı. Süleyman; "Su gibi gördüğün şey sırçadan yapılmış cilalı şeffaf bir zemindir!" dedi. Kraliçe Süleyman’ın saltanatını, zenginliğini tanıdıkça şaşırıp kaldı. Süleyman’ın ihtişamı kudreti karşısında kendisini düşününce; kendisinin ve ülkesinin zenginliklerinin hiç bir anlamı olmadığını anladı. Süleyman’ın ülkesinde gördüğü gerçekler, O’nun Rabbini daha çok tanımasına yardımcı oldu. "Rabbim! Ben nefsime zulmetmişim. Artık Süleyman’la birlikte âlemlerin Rabbine teslim oldum!" dedi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Belkıs’a) “Saraya gir!” denmişti. O, (zemini) görünce derin bir su var sanmış ve ayaklarını açmıştı (eteğinin ucunu sıvamıştı). (Süleyman) “Bu, billurdan yapılmış bir köşk (zemini)dir” [*] deyince, (Belkıs) şunu söylemişti: “Rabbim! Şüphesiz ki ben (güneşe tapmakla) kendime yazık etmişim. Süleyman’la birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.”
Bu ifade, Hz. Süleyman döneminde medeniyetin ne yüksek bir seviyede olduğunun apaçık bir delilidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O (melikeye): “Köşke gir!” denildi. O, o (köşkü) görünce (zeminini) su zannetti ve (ıslanmaması için)¹ eteğini yukarı çekti. (Bunun üzerine Süleyman): “(Eteğini indir) o, camdan yapılmış, şeffaf bir köşktür.” dedi. (Melike de): “Ey Rabbim! Ben gerçekten kendime zulmetmişim. Ben, Süleyman’la beraber âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.” dedi.
1 Bu parantez bazı tefsirlerde Hz. Süleyman’ın melike ile ilgili bir kısım düşüncelerinden dolayı böyle bir şey yaptığı saçmalıklarına mahal bırakmamak için ilave edilmiştir. Doğrusu da böyledir. Çünkü o tip rivâyetlerin hiçbir dayanağı yoktur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Az sonra] ona: “Girin bu saraya!” dendi. Fakat sarayı görünce, (önünde) engin-duru bir su (var) sandı ve eteğini yukarı çekti. ⁴¹ [Süleyman:] “Bu, zemini camla döşenmiş bir saraydır!” ⁴² dedi. [Sebe Melikesi:] “Rabbim!” dedi, “[Senden başkasına kulluk etmekle] ben kendime yazık etmişim; fakat [şimdi] Süleyman’la beraber âlemlerin Rabbi olan Allah’a yürekten boyun eğiyorum!”
41 Yani, böylece, dipsiz gibi görünen suda yürümeyi yahut belki de yüzmeyi göze alarak; bu derinlik motifinin, gerçeği arayan insanın sahip olduğu zihnî ve toplumsal güven ve rahatlığı terk edip manevî tecrübenin henüz bilinmeyen derinliklerine girmeyi göze alırken duyduğu korkuyu sembolik bir üslup içinde dile getiriyor olması mümkündür.42 Yani, ilk bakışta göründüğü gibi, tehlikeli ve dipsiz bir derinlik değil; fakat daha çok hakkın açıklığını simgelercesine engin ve duru. Sebe Melikesi, görünüşle gerçeklik arasında her zaman var olan farkı idrak ederek böylece manevî arayışının ya da yolculuğunun sonuna erişmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ona: “Buyurun köşkün salonuna girin!” denildi. Billur zemini görünce derin bir su zannetti ve eteklerini yukarı çekti. Süleyman: “Bu köşkün zemini billurdan yapılmıştır” dedi. Kadın da: – Rabbim, ben güneşe tapmakla gerçekten kendime zulmederek yazık etmişim. Şimdi artık ben Süleyman’la birlikte bütün âlemlerin Rabbi olan Allah’a kayıtsız ve şartsız teslim oldum, dedi. 2/112, 3/16...20, 4/124- 125
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Sebe kraliçesine); “Saraya buyurun!” denildi. Fakat sarayı görünce, onun (önünde) derin bir su var sandı ve eteğini kaldırdı.[³³²¹] (Süleyman) dedi ki: “Bu, tabanı kristalle kaplı bir saraydır.” Kadın “Rabbim!” dedi, “Ben kendime kötülük etmişim! Artık ben de Süleyman’la beraber Âlemlerin Rabbine gönülden teslim oldum.”[³³²²]
[3321] Bu, Türkçedeki “paçaları sıvamak” gibi deyimsel bir ifadedir. Allah için kullanıldığı 68:42’de “harekete geçmek”, “bir işe girişmek” anlamındadır. [3322] Bu son âyet bu menkıbevî kıssanın maksadını verir: Dünyevî iktidarın geçiciliğini görüp âlemlerin Rabbine teslim olmak. Âyette Sebe kraliçesi Süleyman’a teslim olmuyor, Süleyman’ın teslim olduğu Allah’a onunla birlikte teslim oluyor. Zımnen: Gerçek güç Allah’a teslimiyettir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bunun üzerine ona: "Köşke gir" denildi. Avlusunu görünce, onu derin bir su sandı ve (ıslanmasın diye) eteklerini çekiverdi. (Onun şaşkın halini gören Süleyman) "O, (derin su sandığın şey) billurdan döşenmiş bir meydandır" diyerek onu uyardı. O vakit Melike: "Ey Rabbim, kuşkusuz ben kendime yazık etmişim, şimdi ise, Süleyman’ın maiyyetinde, alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum!" dedi. (Böylece tevbe edip müslüman oldu)
(Bu arada tahtın getirilmesi konusunda biraz durmak istiyoruz. Çünkü zihinlere bazı sorular takılabilir: 1. Acaba tahtın getirilmesi neden bizzat onun eliyle değil de, başka bir kul yönüyle gerçekleşmiştir? O, kul; Süleyman (a.s.) dan daha üstün müdür? Elbette değildir!.. Süleyman (a.s.) o işi arzu etmiş, Rabbinden niyazda bulunmuştur, Rabbi de onun duasını kabul buyurmuştur o da, emrinde bulunanlara tahtın getirilmesini emretmiştir. Emrinde bulunanların Rableri ile bir münasabeti olmamıştır. Tahtın getirilmesi işi, peygamberlerin dışında bazı kullarına Cenab-ı Hakk'ın ihsan buyurduğu keramet kabilinden bir tasarruf olarak kabul edilebilir ve böylece, Hz. Süleyman'ın maiyyetinde böyle üstün yeteneklere sahip olan kişilerin olduğunu belirler. Evet o, birçok tasarruflarda bulunmaktadır. Fakat o bunları bizzat değil onların yardımıyla gerçekleştirmektedir ki Mescid-i Aksa yapılırken cinler taş taşımakta ve onu bir ülkeden diğer bir ülkeye giderken rüzgar taşımaktadır. Aslında ise gerçekleşen bu sebebler alemine ters düşen olaylar ne onların, ne de Hz. Süleyman'ın işi değildir. Her şeye kadir olan Allah Teala'nın dileğinin eseridir. 2. Tahtın getirilmesi cin tarafından değil de bir ademoğlu tarafından gerçekleştirilmiştir. Bunun sebebi de; cinlerin süfli işlerde de tasarruf sahibi olmasıdır. Eğer Hz. Süleyman'ın emrindeki cin bu keramata vasıta kılınsaydı yapılan iş bir sihir de sayılabilirdi. Nitekim Firavunun maiyyetindeki sihirbazlar da cinlerin vasıtasıyle bazı tasarruflarda bulunmuşlardır. Bu bakımdan bir Ademoğluna -ortaya daha çabuk gerçekleşecek bir öneri- ihsan buyurularak o, cin tayfasına üstün tutulmuştur.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Ona (Camdan olan) "köşke gir" denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona "Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür" dedi. Belkıs, "Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum" dedi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ona denildi ki: «Saraya gir.» Vaktâ ki onu gördü, onu derin bir su sandı, iki baldırını açıverdi. (Hazreti Süleyman) Dedi ki: «O hakikaten sırçalardan döşenmiş düz, açık bir yerdir.» (Kadın da) dedi ki: «Yarabbi! ben nefsime zulmettim ve Süleyman ile beraber âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kraliçeye: “Buyurun, saraya girin” denildi. Sarayın eyvanını görünce, zemininde engin ve duru su olduğunu zannedip eteğini yukarı çekti. Süleyman: “Bu, sırçadan yapılmış şeffaf bir saraydır. ” Kraliçe: “Ya Rabbî, dedi, Ben (Sen'den başkasına ibadet etmekle) kendime zulmetmişim, şimdi ise Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbine teslim oluyorum. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ona: "Köşke gir!" dendi. Köşkü görünce zemini su sandı ve bacaklarını sıvadı. (Süleyman) "O, cilalı, şeffaf sırçadandır" dedi. (Kraliçe): "Rabbim, ben kendime zulmetmişim. (Artık) Süleyman'la beraber alemlerin Rabbi Allah'a teslim oldum," dedi.
Rivâyete göre Hz. Süleyman, Belkis gelmezden önce, saray salonunun zeminini havuz yaptırmış, içine deniz hayvanları salmış, üstünü de beyaz kristalle kapatmış, tahtını da bu salonun ortasına koydurmuştu. Belkis kristali fark edemediği için suya gireceğini sanarak bacaklarını sıvamıştı.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Süleymân Belkıs'a "Havuza gir" didi. Belkıs onı su zan iylediğinden eteklerini yukarı kaldırub bacaklarını açdı. O zamân Süleymân: "O billurdan bir döşemedir" didi. [²] Belkıs: "Yâ Rabbî! Ben güneşe 'ibâdetle nefsime zulüm itdim. Şimdi Süleymân ile berâber 'âlemlerin rabbi olan Allâh'a İslâm oldum" didi.
[2] Sabâ melîkesi Belkıs'ın vâlidesi tâife-i cinden oldığı cihetle ayakları ve bacakları hayvân ayağı gibi oldığı hakkında bir rivâyet vardı. Süleymân bunı anlamak içün billurdan havuza benzer bir şey yaptırdı. Ve Belkıs'ı havuza girmeğe da'vet iyledi. Belkıs eteklerini toplayub suya giriyorum zannıyla billurun üzerine yürüdi. Süleymân bacaklarının hayvân ayağı oldığı şâyi'asının yalan oldığını anladı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ona, “Avluya girer misin” denildi. Avluya girince derince bir su sandı. Eteklerini topladı. Süleyman; “Burası billur döşeli bir avludur” dedi. Kadın (kendi kendine); “Ya Sahip, ben kendime kötülük etmişim. Süleyman ile birlikte varlıkların Sahibine teslim oldum” dedi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ona, “köşke gir!” denildi. Orayı görünce derin su sandı ve eteğini topladı. Süleyman:-Bu camdan yapılmış bir köşktür, dedi. Kadın da:-Rabbim, ben kendime zulmetmişim. Süleyman'la beraber evrenin sahibi Allah'a teslim oldum, dedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendisine “Saraya gir” dendi. Sarayın zeminini görünce, onu duru bir su zannetti ve eteklerini topladı. Süleyman “Bu billurdan yapılmış saydam bir saraydır” dedi. Belkıs “Rabbim, ben gerçekten kendime yazık etmişim,” dedi. “Şimdi Süleyman ile beraber Âlemlerin Rabbine teslim oldum.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ona denildi: "Köşke gir!" Melike onu görünce su sandı ve baldırlarını açtı. Süleyman dedi ki: "O, cilalı sırçadan yapılmış bir parlak avlu/zemindir." Melike dedi: "Rabbim, doğrusu ben öz benliğime zulmetmişim. Artık Süleyman'la birlikte, âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oluyorum."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyidildi aña “gir köşke!” pes ol vaķt kim gördi anı śandı anı ulu śu daħı açdı iki incikin. eyitti süleymān “bayıķ ol köşkdür düzülmiş śırçalardan.” [203b] eyitti belķıs “iy çalabum! bayıķ ben žulm eyledüm gendüzüme. daħı müsülmān oldum süleymān- ıla Tañrı-çun 'ālemler çalabı’sı.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Belḳīsa eyidildi: Gir ṣırça ḳaṣr içine. Pes ḳaçan ki anı gördi, ṣırçayı ṣu ṣandıve iki baldırın ṣıġayup içdi. Süleymān eyitdi: Ol girgen ṣu degüldür, ṣırça‐lardan düzülmiş köşkdür, didi. Belḳīs eyitdi: Yā Rabbī, ben nefsüme ẓulmeyledüm, imdi īmān getürüp Müselmān oldum Süleymāna. Ol Tañrı ki ‘ālem‐leri yaradupdur, didi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Bəlqəsin əqlini, zəkasını yoxlamaq məqsədilə) ona belə deyildi: “Saraya daxil ol!” (Süleymanın sarayı büllurdan tikildiyi və altına su buraxıldığı üçün Bəlqis) sarayı gördükdə onu dərin bir gölməçə hesab etdi və (paltarı islanmasın deyə) atəyini qaldırdı (baldırlarını açdı). O (Süleyman): “Bu (su deyil) büllurdan tikilmiş (şəffaf) bir saraydır!” – dedi. (Bəlqis) dedi: “Ey Rəbbim! Mən (günəşə sitayiş etməklə) özümə zülm etmişdim. Mən artıq Süleymanla (Süleymanın sayəsində) aləmlərin Rəbbi olan Allaha təslim oldum!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
It was said unto her: Enter the hall. And when she saw it she deemed it a pool and bared her legs. (Solomon) said: Lo! it is a hall, made smooth, of glass. She said: My Lord! Lo! I have wronged myself, and I surrender with Solomon unto Allah, the Lord of the Worlds.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
She was asked to enter(3281) the lofty Palace: but when she saw it, she thought it was a lake of water, and she (tucked up her skirts), uncovering her legs. He said: "This is but a palace paved smooth with slabs of glass." She said: "O my Lord! I have indeed wronged(3282) my soul: I do (now) submit (in Islam), with Solomon, to the Lord of the Worlds."
3281 Bilqis, having been received with honour on her arrival, and having accepted the transformation of her throne, placed presumably in an outer building of the Palace, is asked to enter the great Palace itself. Its floor was made of slabs of smooth polished glass, that glistened like water. She thought it was water, and tucked up her clothes to pass through it, showing her bare feet and ankles. This was a very undignified position for a woman, especially one of the position of a Queen. Solomon immediately undeceived her, and told her the real facts, when she felt grateful, and joined herself with Solomon in praising Allah. 3282 In symbolic language, a new entrant into the Palace of divine knowledge, may yet carry in his mind many of the illusions of the lower world, the transparent crystal of Truth he may yet mistake for the unstable water of worldly vanity, which soils the vestments of those who paddle in it. This leads to many undignified positions and mistakes. But a gentle leader points out the truth. Instead of resenting it, the new entrant is grateful, acknowledges her own mistake freely and frankly, and heartily joins with the Teacher in the worship of Allah, the Source of all truth and knowledge.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ق۪يلَ
denildi
لَهَا
ona
ادْخُلِي
gir
الصَّرْحَۚ
köşke
فَلَمَّا
ne za-man ki
رَاَتْهُ
onu gördü
حَسِبَتْهُ
onu sandı
لُجَّةً
derin bir su
وَكَشَفَتْ
ve sıvadı
عَنْ سَاقَيْهَاۜ
iki bacağından
قَالَ
dedi
اِنَّهُ
doğru-su o
صَرْحٌ
bir köşktür
مُمَرَّدٌ
düzeltilmiş
مِنْ قَوَار۪يرَۜ
billurdan
قَالَتْ
dedi
رَبِّ
Rabb-im
اِنّ۪ي
gerçek-ten ben
ظَلَمْتُ
zulmettim
نَفْس۪ي
kendi nefsime
وَاَسْلَمْتُ
şimdi teslim oldum
مَعَ
bera-ber
سُلَيْمٰنَ
Süleymân'la
لِلّٰهِ
Allah'a
رَبِّ
Rabbi
الْعَالَم۪ينَ۟
âlemlerin
Ona, "köşke gir!" denildi. (Melike) Onu(n zeminini) görünce derin bir su sandı ve bacaklarını sıvadı. (Süleymân) "Doğrusu bu, billurdan (yapılmış) şeffaf bir köşktür" dedi. (Melike) Dedi ki: "Rabbim! Ben gerçekten kendime zulmetmişim. Şimdi Süleymân'la beraber âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَهَا
Zamir
لَهَا
Onun, ona (لَهُ Zamirinin müennes hâli)
دَخَلَ
Fiil-I
د خ ل
Girdi, (zifafa) girdi, dâhil oldu, sokuldu
صَرْح
İsim
ص ر ح
Köşk, kule, yüksek bir kule
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
حَسِبَ
Fiil-I
ح س ب
Sandı, zannetti
لُجَّة
İsim
ل ج ج
Derin su
كَشَفَ
Fiil-I
ك ش ف
Keşfetti, açtı
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
سَاق
İsim
س و ق
Bacak
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
صَرْح
İsim
ص ر ح
Köşk, kule, yüksek bir kule
مُمَرَّد
Edilgen fiil-II
م ر د
Düzeltilmiş, cilalı, parlatılmış
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَوَارِيرَا
İsim
ق ر ر
Billurlar
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
اَسْلَمَ
Fiil-IV
س ل م
Teslim etti, teslim oldu, Müslüman oldu
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
سُلَيْمٰن
Özel isim
سُلَيْمٰن
Hz. Süleyman (a.s.)
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
عَالَم۪ين
İsim
ع ل م
Âlemler