Şüphesiz, âhirete inanmayanların (yapmaları gereken) işlerini biz (mesajlarımızla) kendilerine hep güzel gösteririz, ama yine de (dünya hayatları adına) endişeler içinde bocalar dururlar. *
(*) Ayrıca bir insan âhirete iman etmez, hesaba inanmaz, yaptıklarının hayır ya da şer olduğu konusunda karar verecek herhangi bir mahkemenin varlığını kabul etmezse, bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak, kendi iç dünyasında hayata karşı tamâmen materyalist bir anlayış geliştirir. Bu anlayışa binâen dünyada her türlü kötülüğü pervasızca yapabilir, buna rağmen vicdan azabı duymaz, hatta iyi bir şey yaptığını düşünebilir. Kendisine zevk ve neşeyi, maddî gelişme ve serveti, güç ve otoriteyi sağlayan her şey ona göre iyi olur. Tek hedefi, sadece bu dünya hayatının başarılarını elde etmek ve nimetlerini devşirmekten ibaret kalır. Bunları elde etme arzu ve endişesi, tabiî olarak onu her hususta yoldan çıkarır, azgınlık ve taşkınlığa sevk eder. Bu düşünceyle, dünya menfaatini elde etmek için yapacağı her hareket, onun için meşrudur. Üstelik kendisi gibi dünya nimetlerini elde etme konusunda aşırı hırs göstermeyen, bu hususta fazla bir gayreti olmayan ve bu gaye için ahlâkî bir tahdîdi düşünmeksizin her şeyi göze almayanları da saf kimseler olarak telakki eder. Çünkü imansızlık, kalbin/beynin iyi ile kötüyü ayırabilme melekesini köreltir; kötüyü iyi, iyiyi kötü gösterir. Bu aslında Allah Teâlâ’nın, insanın ruh yapısına yerleştirdiği ilâhî kanunun tabiî bir neticesidir. Kaynak: (Ö. Çelik Tefsiri) Not: Ayette geçen (زَيَّنَّا لَهُمْ أَعْمَالَهُمْ)’’cümlesinden maksat, yapmaları gereken iyi işlerdir, kötü işler değil. Çünkü yüce Allah, inkâr, küfür ve kötü işleri insanlara güzel göstermez, bunları insanlara güzel gösteren şeytandır. (وزين لهم الشيطان اعمالهم الخ )‘’şeytan onlara yaptıklarını süslü ve güzel göstermiştir.’’ deniliyor. (Neml-24) فقيل إن المعنى زيّنا لهم أعمالهم التي أمرناهم بها بأحسن وجوه التزيين والترغيب فهم يتحيَّرون بالذهاب عنها عن الحسن والجبائي وأبي مسلم. (مجمع البيان في تفسير القرآن) ، وقيل : المراد أن الله زين لهم الأعمال الحسنة وذكر لهم ما فيها من خيري الدنيا والآخرة فلم يقبلوا ذلك (تفسير فتح القدير- تفسير القرطوبي) ويحتمل أن الأعمال المزينة هي الشريعة التي كان الواجب أن تكون أعمالهم، فأخبر الله تبارك وتعالى على جهة الذكر أنه بفضله ورحمته زين الدين وبينه، ورسم الأعمال والتوحيد، لكن هؤلاء "يعمهون"، أي: ويعرضون،( (تفسير ابن عطية - تفسير البيضاوي) - تفسير أبي السعود ) وقال الحسن ان المراد بالاعمال الاعمال السنة وتزينها بأن حسنها في أنفسها (أي زينا لهم الاعمال الحسنة فهم يترددون في الضلالة (تفسير روح المعاني) ) هل يجوز أن يفعل الله ( حاشاه) مثل ما يفعل الشيطان؟ اذن ....الله يزين للناس الاعمال الحسنة والصالحة والشيطان يزين لهم الاعمال السيئة والقبيحة -- وقيل: هي أعمال الخير التي وجب عليهم أن يعملوها: زينها لهم الله فعمهوا عنها وضلوا، وعزى إلى الحسن ...(تفسير الكشاف) أما المعتزلة فإنهم أيضا ذكروا في تأويلها وجوهاً: أحدها: أن المراد بينا لهم أمر الدين وما يلزمهم أن يتمسكوا به وزيناه بأن بينا حسنه وما لهم فيه من الثواب، لأن التزيين من الله تعالى للعمل ليس إلا وصفه بأنه حسن وواجب وحميد العاقبة، وهو المراد من قوله: حَبَّبَ إِلَيْكُمُ ٱلإيمَـٰنَ وَزَيَّنَهُ فِى قُلُوبِكُمْ }} [الحجرات:7] مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) أو الأعمال الحسنة التي وجب عليهم أن يعملوها