close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Neml Sûresi 4. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne-lleżîne lâ yu/minûne bil-âḣirati zeyyennâ lehum a’mâlehum fehum ya’mehûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Âhirete inanmayanların işledikleri işleri bezedik de artık onlar, şaşkın bir halde kalakaldılar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ahirete inanmayanlara gelince; Biz onlara kendi yaptıkları (kötü amellerini) süslemişiz (yanlışlık ve haksızlıklarını fark etme ferasetlerini köreltmişiz)dir, böylece onlar, ’(gaflet içinde) şaşkınca dolaşıp (debelenmektedirler).’
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ahirete inanmayanlara gelince, onlara yapıp ettiklerini güzel göstermişizdir. Bu yüzden, manevi körlük ve zihinsel karışıklık içersinde bocalayıp durmaktadırlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Âhirete, ebedî yurda inanmayanlara biz, amellerini süsleyip güzel gösterdik. Onlar ilerisini göremezler, bocalayıp dururlar.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 6/110.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphesiz ahirete inanmayanların yaptıklarını kendilerine süslemişizdir. Bu yüzden onlar körü körüne bocalarlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ahirete inanmayanlara gelince; biz onlara kendi yaptıklarını süslemişiz, böylece onlar, 'körlük içinde şaşkınca dolaşırlar'.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ahirete inanmıyanların âmellerini, kendilerine süslü göstermişiz de, onlar hakkı göremiyorlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz şüphesiz, ahirete inanmayanlara yaptıkları işleri güzel gösterdik. Onun için onlar o yanlış yaptıkları işler içinde şaşkın şaşkın bocalıyorlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Âhirete inanmayanların amellerini kendilerine süslemişizdir, onlar körü körüne bocalarlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Ahrete inanmayan kimselerin işlerini, kendi özlerine hoş gösterdik, başları döndü!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Gerçek şu ki; ahirete inanmayanların (kötü) amellerini biz, (yaptıkları yüzünden) kendilerine süslü püslü gösterdik. Bu yüzden onlar kalpleri körelmiş olarak şaşkınlık içinde bocalar dururlar.
Cemil Said
swap_vert close
Âhirete îmân itmeyenlerin a’mâlini kendi nazarlarında tezyîn iyledik, ânlar mütehayyerdirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ahirete inanmayanların yaptıkları işleri kendilerine güzel göstermişizdir; bu yüzden körü körüne bocalarlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Âhirete inanmayanların yapıp ettiklerini şüphesiz kendilerine güzel göstermiş olduk; bu yüzden şuursuzca eğlenip dururlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik; o yüzden bocalar dururlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ahirete inanmıyanların ise yaptıklarını kendilerine süslü göstermişizdir, bocalayıp dururlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik de onlar ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Çünkü Âhırete inanmıyanların yaptıklarını kendilerine müzeyyen göstermişizdir de onlar ilerisini görmezler, kalbleri körelmiştir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz, âhirete inanmayanların, yaptıkları (kötü) işleri, (nefisleri tarafından) kendilerine süslü gösterildi. Onlar (cüz’î irâdeleri ile kendilerinin tercih etmiş olduğu sapkınlık içerisinde) bocalayıp dururlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hesap Günü'ne inanmayanlara, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz, âhirete inanmayanların (kötü) amel (ve hareket) lerini kendileri için süslemişizdir de (kalbleri kör olarak) şaşırıb kalmakdadırlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki âhirete inanmayanların (kötü) amellerini kendilerine süslü gösterdik; bu yüzden onlar bocalayıp dururlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şüphesiz, âhirete inanmayanların (yapmaları gereken) işlerini biz (mesajlarımızla) kendilerine hep güzel gösteririz, ama yine de (dünya hayatları adına) endişeler içinde bocalar dururlar. *
(*) Ayrıca bir insan âhirete iman etmez, hesaba inanmaz, yaptıklarının hayır ya da şer olduğu konusunda karar verecek herhangi bir mahkemenin varlığını kabul etmezse, bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak, kendi iç dünyasında hayata karşı tamâmen materyalist bir anlayış geliştirir. Bu anlayışa binâen dünyada her türlü kötülüğü pervasızca yapabilir, buna rağmen vicdan azabı duymaz, hatta iyi bir şey yaptığını düşünebilir. Kendisine zevk ve neşeyi, maddî gelişme ve serveti, güç ve otoriteyi sağlayan her şey ona göre iyi olur. Tek hedefi, sadece bu dünya hayatının başarılarını elde etmek ve nimetlerini devşirmekten ibaret kalır. Bunları elde etme arzu ve endişesi, tabiî olarak onu her hususta yoldan çıkarır, azgınlık ve taşkınlığa sevk eder. Bu düşünceyle, dünya menfaatini elde etmek için yapacağı her hareket, onun için meşrudur. Üstelik kendisi gibi dünya nimetlerini elde etme konusunda aşırı hırs göstermeyen, bu hususta fazla bir gayreti olmayan ve bu gaye için ahlâkî bir tahdîdi düşünmeksizin her şeyi göze almayanları da saf kimseler olarak telakki eder. Çünkü imansızlık, kalbin/beynin iyi ile kötüyü ayırabilme melekesini köreltir; kötüyü iyi, iyiyi kötü gösterir. Bu aslında Allah Teâlâ’nın, insanın ruh yapısına yerleştirdiği ilâhî kanunun tabiî bir neticesidir. Kaynak: (Ö. Çelik Tefsiri) Not: Ayette geçen (زَيَّنَّا لَهُمْ أَعْمَالَهُمْ)’’cümlesinden maksat, yapmaları gereken iyi işlerdir, kötü işler değil. Çünkü yüce Allah, inkâr, küfür ve kötü işleri insanlara güzel göstermez, bunları insanlara güzel gösteren şeytandır. (وزين لهم الشيطان اعمالهم الخ )‘’şeytan onlara yaptıklarını süslü ve güzel göstermiştir.’’ deniliyor. (Neml-24) فقيل إن المعنى زيّنا لهم أعمالهم التي أمرناهم بها بأحسن وجوه التزيين والترغيب فهم يتحيَّرون بالذهاب عنها عن الحسن والجبائي وأبي مسلم. (مجمع البيان في تفسير القرآن) ، وقيل : المراد أن الله زين لهم الأعمال الحسنة وذكر لهم ما فيها من خيري الدنيا والآخرة فلم يقبلوا ذلك (تفسير فتح القدير- تفسير القرطوبي) ويحتمل أن الأعمال المزينة هي الشريعة التي كان الواجب أن تكون أعمالهم، فأخبر الله تبارك وتعالى على جهة الذكر أنه بفضله ورحمته زين الدين وبينه، ورسم الأعمال والتوحيد، لكن هؤلاء "يعمهون"، أي: ويعرضون،( (تفسير ابن عطية - تفسير البيضاوي) - تفسير أبي السعود ) وقال الحسن ان المراد بالاعمال الاعمال السنة وتزينها بأن حسنها في أنفسها (أي زينا لهم الاعمال الحسنة فهم يترددون في الضلالة (تفسير روح المعاني) ) هل يجوز أن يفعل الله ( حاشاه) مثل ما يفعل الشيطان؟ اذن ....الله يزين للناس الاعمال الحسنة والصالحة والشيطان يزين لهم الاعمال السيئة والقبيحة -- وقيل: هي أعمال الخير التي وجب عليهم أن يعملوها: زينها لهم الله فعمهوا عنها وضلوا، وعزى إلى الحسن ...(تفسير الكشاف) أما المعتزلة فإنهم أيضا ذكروا في تأويلها وجوهاً: أحدها: أن المراد بينا لهم أمر الدين وما يلزمهم أن يتمسكوا به وزيناه بأن بينا حسنه وما لهم فيه من الثواب، لأن التزيين من الله تعالى للعمل ليس إلا وصفه بأنه حسن وواجب وحميد العاقبة، وهو المراد من قوله: حَبَّبَ إِلَيْكُمُ ٱلإيمَـٰنَ وَزَيَّنَهُ فِى قُلُوبِكُمْ }} [الحجرات:7] مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) أو الأعمال الحسنة التي وجب عليهم أن يعملوها  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ahiret gününe inanmayanların yaptıklarını, kendilerine süslü gösterdik. Yaptıklarıyla oyalanıp dururlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte o kimseler ki öbür dünyaya inanmazlar, Biz onların bütn işlediklerini kendilerine güzel göstermişizdir. Onun için körükörüne bocalamaktadırlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Âhirete inanmayanlar yok mu, biz onların kötü amellerini hoş gösterdik. Artık onlar dalâletlerinde şaşkın kalırlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki ahirete inanmayanlara gelince Biz onların işlerini/yapıp ettiklerini [a’mâlehum] kendilerine süsledik.² Bu yüzden onlar şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.
2 Başka ayetlerde, kâfirlerin amellerinin süslü gösterilmesi şeytana nispet edilirken, bu ayette Allah’ın kendisine nispet etmesi mecâzi bir ifade kabul edilir. Kötü amellerin ister şeytan isterse Allah tarafından süslü gösterilmesi şeytana uyulduğunu, iyi amellerin güzel gösterilmesi de hidâyet yolunun tercih edildiğini gösterir. Bkz. Tevbe, 9/37  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ahirete inanmayanlar (var ya), biz onlara kendi yapmakta olduklarını süsleyivermişiz de böylece onlar, körlük içinde şaşkınca dolaşmaktadırlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Öte dünyanın varlığına inanmayan ve dolayısıyla, yapıp ettiklerinin hesabını vermeyeceklerini zanneden, bu yüzden de hiçbir ahlâkî kural tanımayan o inkârcılara gelince; Biz, insanlığın yaratıldığı günden bu yana Peygamberlerin onlara öğrettiği yasalara göre, kötü olduğunu bile bile yaptıkları o çirkin işleri, zamanla kendilerine süslü gösterdik. Böylece onlar, inkâr ve cehâlet karanlıklarındabocalayıp giderler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Şüphesiz ki, Âhiret’e inanmaz kimselerin amellerini onlara süsledik; bocalayıp duruyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Biz, ahrete inanmayanlara dünya işlerini öylesine güzel gösteririz ki artık gözleri başka bir şey göremez.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ahirete inanmayanların dünyada yaptıkları işler; daima kendilerine güzel ve hoş görünür. Ancak onlar bu sahte güzellik içinde körü körüne bocalar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ahirete inanmayanların işlerini, kendilerine süslü gösterdik; bocalayıp duruyorlar.
Mehmet Türk
swap_vert close
Şüphesiz Biz, âhirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik de onlar bu yüzden, bocalayıp duruyorlar.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ahirete inanmayanlara gelince, onlara yapıp-ettiklerini güzel göstermişizdir; bu yüzden, körcesine bocalayıp durmaktadırlar. ⁴
4 Bu ifade, ölümden sonraki hayata inanmayan insanların bütün çabalarının, kural olarak, yalnızca dünyevî kazançlar üzerinde toplandığını, böylelerinin kendi “yapıp-ettiklerinin” bu dünyadaki karşılığından başka bir kaygıları olmadığını, çıkarlarından başka bir şeye değer vermediklerini dile getirmektedir. Böylelerinin, kendi davranışlarının bir sonucu olarak, içine düştükleri ruhî/manevî körlüğün, zihinsel karışıklığın ne manada Allah’ın istek ve iradesine bağlı olduğu hk. bir açıklama için bkz. 2:7, not 7.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ahireti hesaba katmayanlara gelince; onlar yaptıklarını güzel gösterme gayreti içindeler bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp duruyorlar. 13/5, 40/59, 43/36...39, 47/14
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Âhirete inanmayanlara gelince… Biz onlara yapıp ettiklerini süslemişizdir; bu yüzden onlar saplandıkları (kuşku) bataklığında debelenip dururlar;[³²⁸⁰]
[3280] Ya‘mehûnun türetildiği el-‘ameh “şaşkınlıktan dolayı bir işte tereddüde düşmek” (et-tereddüt fi’l-emr mine’t-tehayyür) anlamına gelir. Böyle olan sanki “kör” biri gibi davranır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ahirete inanmayanlara gelince; (ahiret yurdunu inkar etmelerinin cezası olarak) yaptıkları (kötü) amelleri kendilerine süslü, güzel gösteririz. (Çirkin şeyleri seve seve yaparlar, haram helal tanımazlar, dinsizliklerini bir hüner sanırlar, böylece sapıklıkları içinde) şaşkın şaşkın dolanıp dururlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz, ahiret hayatına iman etmeyenlerin işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok o kimseler, ki ahirete inanmazlar, onlar için yaptıklarını süslemişizdir. Artık onlar mütehayyirane bir halde bulunurlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz âhirete iman etmeyenlere yaptıkları işleri süsledik, o yüzden onlar körelmiş bir vaziyette bocalar dururlar. [6, 110]
İnsanlara yaptıkları işlerin süslenmesi fiili, Kur’ân’da bazen Allah Teâlâya, bazan da şeytana izafe edilir. Birinci durumda her insanın kendi tercihi ile benimseyip yaptığı iş, Allah tarafından da güzel gösterilir, o bunu yapmaktan memnun olur. İkinci durumda ise yine insanın tercihi ile yaptığı iş şeytan tarafından güzel gösterilir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslemişizdir, onlar körü körüne bocalarlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Âhirete îmân itmeyenlere 'amellerini müzeyyen kıldık ve dalâletde sergerdân ve mütehayyirdirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ahirete inanmayanlara, işlerini güzel gösteririz; onlar bocalarlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ahirete inanmayanlar ise, biz onlara amellerini süsledik de onlar bocalayıp dururlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Âhirete inanmayanlara ise, Biz yaptıklarını hoş gösterdik; onun için böyle bocalayıp dururlar.(1)
(1) Buna benzer âyetlerin açıklamalarında da değinildiği gibi, yaptıkları işin onlara hoş gösterilmesi, onların inkârlarının sonucudur, nedeni değildir. Onların zaten yapmakta oldukları ve bilerek tercih ettikleri işler, onların tercihleri sonucunda Allah tarafından kendilerine hoş gösterilmiştir. 2:7, 6:125 ve 7:175-6’nın açıklamalarına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şu bir gerçek ki, âhirete inanmayanların amellerini biz, kendileri için süsleyip püsledik. Bu yüzden onlar kalpleri körelmiş olarak şaşkınlık içinde bocalar dururlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ anlar kim inanmazlar āħirete bezedük anlara işlerini anlar başları degziñür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ ol kişiler kim āḫirete inanmazlar, bezedük anlara yaman‘amellerini. Pes anlar ḥayrān oldılar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Həqiqətən, axirətə inanmayanların (pis) əməllərini özlərinə yaxşı göstərdik. Onlar (öz azğınlıqları içərisində) şaşqın bir vəziyyətdədirlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! as for those who believe not in the Hereafter, We have made their works fair seeming unto them so that they are all astray.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
As to those who believe not in the Hereafter, We have made their deeds pleasing(3242) in their eyes; and so they wander about in distraction.
3242 Those who reject Allah and follow Evil have a good conceit of themselves. Their deeds are pleasing to no one else. As they have rejected Allah's guidance, they are allowed to embrace their own self-conceit, and given further respite for repentance. But they follow their own whims and wander about in distraction, as they have no standards such as guide the godly.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
muhak-kak
الَّذ۪ينَ
o kim-seler ki
لَا يُؤْمِنُونَ
iman etmiyorlar
بِالْاٰخِرَةِ
âhirete
زَيَّنَّا
süsle- dik
لَهُمْ
kendi-lerine
اَعْمَالَهُمْ
amellerini
فَهُمْ
bu yüz-den onlar
يَعْمَهُونَۜ
bocalayıp dururlar
Muhakkak ki Biz, âhirete iman etmeyenlerin amellerini kendilerine süslü gösterdik, bu yüzden onlar (dünyada) bocalayıp dururlar.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
زَيَّنَ
Fiil-II
ز ي ن
Süsledi
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
عَمَل
İsim
ع م ل
Amel, iş
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
عَمَهَ – عَمِهَ
Fiil-I
ع م ه
Bocalayıp durur, bocalar