close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Neml Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elleżîne yukîmûne-ssalâte veyu/tûne-zzekâte vehum bil-âḣirati hum yûkinûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O inananlara ki namazlarını kılarlar, zekatlarını verirler ve onlardır ahirete adamakıllı inananlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ki onlar, namazı dosdoğru kılıp (ikame edenler), zekâtı verenlerdir. Ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman edenlerdir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O mü'minler ki, namazlarına devamlı ve duyarlıdırlar, zekatlarını da verirler, ahirete de adamakıllı olarak inanırlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Mü'minler, namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılanlar, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenler, özellikle âhiretin varlığını delilleriyle, gerekçeleriyle bilerek kesinlikle inananlardır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete kesin inanırlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O müminler ki, namazı gereği üzere kılarlar, zekâtı verirler; âhireti ancak bunlar hakkıyla tasdik ederler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O inananlar ki, namazı tam kılarlar, zekâtı verirler ve onlar ahiret hayatına kesin olarak inanırlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar ki namazı kılarlar, zekâtı verirler ve âhirete de kesin olarak inanırlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlar, namazların kılarlar, zekâtların verirler, ahrete de yakından inan ederler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar ki, namazı özenerek ikame ederler, zekâtı verirler ve ahirete gönülden inanırlar.
Cemil Said
swap_vert close
O mü’minler ki namâz kılarlar zekât virirler ve âhirete inanırlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
2,3. Bunlar, namaz kılan, zekat veren ve ahirete de kesin olarak inanan müminlere doğruluk rehberi ve müjdedir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
2,3. Kur’an, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
2-3. Namazı kılan, zekâtı veren ve âhirete kesin bir şekilde iman eden müminler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
2, 3. Namazı kılan, zekâtı veren ve ahirete de kesin olarak iman eden müminler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar ki namazı gözetirler, zekatı verirler ve ahiret konusunda da kuşkuları yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ki o (müminler) namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ki namazı dürüst kılarlar ve zekâtı verirler, Âhırette de onlar yakîn edinirler
Emrah Demiryent
swap_vert close
O (inana) nlar ki namazı (dosdoğru) kılarlar, zekât (sadaka) verirler ve âhirete de kesin olarak inanırlar.
İslâm’ın beş temel şartından biri olan zekât ibadetinin, Mekkî olan bu sûrenin vahyedilmesinden sonra, hicretin ikinci yılında Medine’de farz kılındığı bilinmektedir. Şu hâlde buradaki “zekât” kelimesi geniş anlamıyla “sadaka” yerine kullanılmış olmalıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de “zekât” ve “sadaka” kelimelerinin zaman zaman birbirinin yerine kullanıldığı görülür. Nitekim farz olan zekâtın, kimlere verileceğini açıklayan âyet-i celîlede de “zekât” yerine “sadaka” kelimesi kullanılmıştır (Tevbe 9/60).  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, salâtı ikame ederler, zekâtı verirler.¹Onlar, ahirete kesin olarak inanırlar.
1- “Salatı ikame etmek, Zekâtı vermek” terkibi, ibadete layık yegâne ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Zekât sözcüğü birçok ayette daha temiz, daha iyi, arınmak, temizlenmek, aklanmak, yüceltmek anlamında kullanılmıştır. (Örneğin 2:151; 3:77; 4:49; 9:103; 19:13; 20:76; 24:21; 35:18; 53:32; 62:2; 80:3; 91:9)  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(öyle mü'minler) ki namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler. Onlar âhirete kat'î kanaat edinenlerin de ta kendileridir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(O mü'minler) o kimselerdir ki namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve onlar âhirete gerçekten kat'î olarak inanırlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar (o mü’minler) ki, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı (toplumun, yoksul, muhtaç ve işsiz kesimine) verirler ve ahirete de kesinlikle inanırlar.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O İnananlar, namazlarını kılarlar, zekâtlarını verirler ve ahiret gününe de en ufak bir tereddütleri ve şüpheleri olmadan inanırlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
inananlar ki yalvarıya dururlar, zekat verirler, öbür dünyaya da kanasıya inanırlar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
2, 3. Namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, âhireti de yakinen bilen mü/minleri doğru yola götürür, Cennet ile müjdeler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
O (mü’minler ki) namazı dosdoğru kılarlar, arınmak için [zekât] verirler¹ ve ahiret hakkında da kesin iman sahibidirler.
1 Bu sûre Mekki bir sûredir. Zekât ibadeti ise Medine’de Hicret’ten sonra farz olmuştur. Bu sebeple bildiğimiz belli ölçü ve hesaba dayanan zekât değildir. Buradaki anlam ise, zekâtın kelime anlamından hareketle verilecek anlam olmalıdır. O da “arınmak”tır. Ahlaki pisliklerden, günah kirlerinden arınmayı ifade eder. Bunun için de “gönül temizliği” için infak etmektir. İleride bu anlam hesaba dayalı farz bir ibadetin ismi olur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve onlar, ahirete yakin edenlerdir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O inananlar ki, namazlarını tam bir duyarlılıkla ve düzenli olarak kılarlar, ekonomik ve sosyal kulluğun özel bir örneği olan zekâtı hak sahiplerine verirler ve ilâhî mahkemenin kurulacağı öte dünyanın varlığına tüm kalpleriyle inanırlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Namaz’ı kılan, Zekât’ı veren, Âhiret’e kesin inananlara!
Mehmet Çakır
swap_vert close
2,3. Kuran, Namazını aksatmayan, aklanma vergisini veren ve ahret hayatına inanan sağlamcıların kılavuzu ve güç kaynağıdır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kur’an’ın gösterdiği yola girenler Allah’a, Allah’ın gönderdiği ayetlere inanırlar, ayetlerle bilgilerini bilinçlerini artırırlar. Her türlü kötülükten, her türlü dünyevi kaygılardan arınırlar. Dünya hayatından sonraki ahiret hayatına inanarak yaşarlar. İşte onlar cennetle müjdelenen müminlerdir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar namazı kılar, zekatı verir ve ahirete de kesin bir şekilde inanırlar. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:2-5; Enfâl 8:2-4; Lokmân 31:1-5.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O (Mü’minler) âhirete gönülden inanarak namazı dosdoğru ve devamlı kılar ve zekâtı verirler.¹
1 Demek ki, îmandan sonra âhirete gönülden inanarak bu iki ibâdeti de kesinlikle yerine getirmek gerekmektedir. Namazı ve zekâtı kaybedenler bu müjdeyi de kaybetmiş olurlar. Hz. Ebû Bekir, bunları yerine getirmeyenlerle bu yüzden savaşmıştır. Aynı âyet için Bk. (Lokman: 4)  
Muhammed Esed
swap_vert close
o inananlar ki, salâtta devamlı ve duyarlıdırlar, arınmak için verirler ³ ve ahirete de yürekten inanırlar!
3 Zekât teriminin yukarıdaki anlam örgüsü içinde anlamı bu olsa gerektir; çünkü bu surenin vahyedildiği dönemlerde bu sözcük, henüz, sonradan Müslümanlara farz kılınan vergiye işaret eden özel anlamıyla yüklü değildi (karş. 2. sure, 34. not).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar ki, namazı hakkıyla kılarlar, zekâtı verirler ve ahirete de şeksiz şüphesiz inanırlar. 2/238, 6/92, 2/267, 9/60
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar ki, namazı hakkını vererek kılarlar, arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli öderler;[³²⁷⁸] zira onlar, âhirete gönlü yatarak inananların ta kendisidirler.[³²⁷⁹]
[3278] Lafzen “zekâtı verirler”. Taberî bu ibâreye alternatif bir anlam olarak “günah kirinden kendilerini arındırırlar” mânasını verir. Çevirimizin gerekçesi için bkz: 7:156, not 116. Mekkî olan bu âyet, çok daha sonra ölçü ve kuralları belirlenmiş bir ibadete dönüşecek olan “zekât”ı ifade etmekten çok, Hâkka 34, Fecr 18, Mâ’ûn 3,7 gibi âyetlerde dile getirilen inkârcı mantığın zıddını ifade etmektedir. [3279] Îmân kalbin yönelişi, îkân yöneldiği şeyden kalbin mutmain olmasıdır. Kelimenin türetildiği yakîn, bilginin marifeti de aşıp fehme ulaşması ve artık insanın iç dünyasında karar kılması halidir (Râğıb).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O müminler ki; namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de gönülden inanırlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar ki namazı kılarlar, zekâtı verirler ve âhirete de kesin olarak iman ederler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Öyle (mü'min) kimseler ki namazı doğruca kılarlar ve zekâtı verirler ve onlar ahirete de (evet onlar) kat'i surette inanırlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O müminler ki namazı hakkıyla ifa eder, zekâtı verir ve âhirete kesin olarak iman ederler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar namâzlarını erkân ve âdâbıyla kılar ve zekâtlarını virir ve âhirete şübhesiz inanırlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Namazı tam kılan ve zekâtı veren müminler için müjdeler içerir. Onlar Ahirete de içten inanırlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O mü'minler ki, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler. Onlar âhirete de kesin şekilde inanmışlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O müminler ki, namazı/duayı yerine getirirler, zekâtı verirler. Ve âhirete tam bir biçimde inananlar da onlardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlar kim ŧurururlar namāzı daħı virürler zekātı daħı anlar āħirete anlar gümānsuz olurlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
durġururlar namāzı ve virürler zekātı. daḫı anlar āḫirete şeksüz inanurlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O kəslər ki, (vaxtlı-vaxtında, lazımınca) namaz aılır, zəkat verir və axirətə möhkəm inanırlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Who establish worship and pay the poor due and are sure of the Hereafter.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who establish regular prayers and give in regular charity, and also have (full) assurance of the hereafter.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَّذ۪ينَ
o kimse-lerdir ki
يُق۪يمُونَ
ikâme ederler
الصَّلٰوةَ
namazı
وَيُؤْتُونَ
ve verirler
الزَّكٰوةَ
zekâtı
وَهُمْ
ve onlar
بِالْاٰخِرَةِ
âhirete
هُمْ
onlar
يُوقِنُونَ
kesinkes inanırlar
(Mü'minler) O kimselerdir ki namazı ikâme ed(erek her anda Allah'ın huzurunda durmaya çalış)ırlar, zekâtı ver(erek nefislerinin cimriliğini temizl)erler ve onlar âhirete kesinkes (görüyormuşçasına) inanırlar.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
أيْقَنَ
Fiil-IV
ي ق ن
Kesinkes inandı, kesin olarak iman etti, kesin olarak ikna oldu