“O Allah ki, ondan başka hiçbir ilâh yoktur; o büyük Arş’ın (mutlak egemenliğin ve bütün varlık âleminin) Rabbidir.*
(*) Not: Burada Hüdhüd’ün sözü bitiyor. Hüdhüd 25. ayette de Hz. Süleyman’ın yanında bulunanlara hitaben وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُون )َ) ’’… Şeytan böyle yapmıştır ki, sizin gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilmekte olan Allah’a secde etmesinler.” şeklindeki ifadesinden de anlaşılıyor ki hem oradaki insanlar Hüdhüd’ün söylediklerini anlıyor, hem de Hüdhüd onların dillerini biliyordu. Bu nedenle eğer Hüdhüd Hz. Süleyman dışında diğer inasnalara da hitap edebiliyorsa, demek ki o Hüdhüd/ orijinal ismi olan Hüdad/ bir kuş değil, bir adamdır. Yoksa onun Hz. Süleyman dışındaki insanlara hitap etmesi ve insanların da onun söylediklerini anlamaları mümkün değildir. Çünkü klasik tefsir ve yorumlara göre de Hz. Süleyman dışında hiçbir kimse kuşdili bilmiyordu. Ama bakıyoruz ki, herkes Hüdhüd’ün söylediklerini anlıyordu. Ayrıca burada Hüdhüd’ün sözü bittiğine dair aşağıdaki tefsir metnine bkz: Yani ayetlerin siyak ve sibakı da 25-26. ayetler Hüdhüd’ün sözleri olduğunu gösteriyor. (الله اعلم) Yüce Allah’ın arşı ise, onun bütün varlık âlemi üzerindeki mutlak hükümranlığıdır. Aşağıdaki metinlere bkz:
تم هاهنا كلام الهدهد، فلما فرغ الهدهد من كلامه {قَالَ}، سليمان للهدهد: {سَنَنظُرُ أَصَدَقْتَ} فيما أخبرت، الخ (معالم التنزيل - البغوي) قوله: {رب العرش العظيم} أي مالك الفلك الأعظم المحيط بالعوالم العليا (التحرير والتنوير)) قيل: هو إشارة إلى مملكته وسلطانه لا إلى مقر له يتعالى عن ذلك (التفسير الاشتقاقي لجذر الكلمة "عرش")