close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Neml Sûresi 18. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Hattâ iżâ etev ‘alâ vâdi-nnemli kâlet nemletun yâ eyyuhâ-nnemlu-dḣulû mesâkinekum lâ yahtimennekum suleymânu vecunûduhu vehum lâ yeş’urûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sonunda bir karınca vadisine geldikleri zaman bir karınca, ey karıncalar dedi, yuvalarınıza girin de Süleyman ve orduları, bilmeden çiğnemesinler sizi.
Tâif'te ve Şam'da olduğunu söyleyenler vardır.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca: "Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin ki, Süleyman ve orduları farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesinler (ezip çiğnemesinler)" diyerek (uyarıvermişti).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Nitekim karıncalarla dolu bir vadiye geldiklerinde, karıncalardan biri: “Ey karıncalar!” diye bağırdı. “Hemen yuvalarınıza girin ki, Süleyman ve orduları farkında olmadan, sizi ezip geçmesin!”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Nihayet Karınca vadisine geldiklerinde durdular. Kraliçe karınca: “Ey karıncalar, yuvalarınıza girin. Süleyman, askerî erkânı ve orduları farkında olmadan sizi ezmesinler.” dedi.
bk. et-Tefsîru’l-vecîz, 379.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Nihayet karınca vadisine geldiklerinde bir karınca dedi ki: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki Süleyman ve orduları farkında olmadan sizi ezmesinler."
Ali Bulaç
swap_vert close
Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: 'Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Nihayet (Süleyman ve ordusu Şam'daki karıncası bol) Karınca Vadisine vardıkları zaman, (karıncaların beyi olan) bir karınca şöyle dedi: “- Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu sizi farketmiyerek kırıp ezmesin.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Nihayet, karınca vadisine geldikleri zaman, dişi karınca (kraliçe:) “Ey karıncalar! Evlerinize girin. Süleyman ve askerleri farkına varmadan sizi ezmesinler.” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Karınca vadisine geldiklerinde, bir karınca şöyle seslendi: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza giriniz ki Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler.”
Besim Atalay
swap_vert close
Onlar, karınca deresine vardıklarında, bir dişi karınca dedi onlara: «Ey karıncalar! Yuvanıza giriniz, bilmeksizin, Süleyman'la ordusu sizi çiğnemiyler»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Nihayet karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde, (dişi) bir karınca: “Ey karıncalar! Hemen yuvalarınıza girin ki Süleyman ve ordusu, farkında olmadan sizi ezip geçmesin!” diye bağırdı.
Cemil Said
swap_vert close
Bu cemm-i gafîr karıncaların vâdîsine geldiği vakit karıncaların reisi: "Ey karıncalar yuvalarınıza giriniz. Korkarım Süleymân’ın orduları kazâen ayakları altında sizi ezerler." didi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sonunda, karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde bir dişi (kraliçe) karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman'ın ordusu farkına varmadan sizi ezmesin" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Nihayet Karınca vadisine geldiklerinde, bir karınca şöyle dedi: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; aman, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Nihayet Karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin! dedi.
Edip Yüksel
swap_vert close
Karınca vadisine varınca, bir karınca, "Ey karıncalar, yuvalarınıza giriniz ki Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler."
Süleyman'ın bir peygamber olarak mucizeler göstermesi Kuran'ın bağlamı içinde bir anlama sahip; ama karıncaların Süleyman'ı ve ordusunu tanımaları ve bu bilgiyi birbirlerine iletmeleri neyle açıklanır? Karıncalar da mı mucize gösteriyorlardı?! Tüm karıncalar böyle gizli bir yeteneğe mi sahip yoksa? Acaba ayaklarının kokusundan mı tanıyorlardı onları? O toplu iğne kadar olan beyinleriyle mi??? 20:114.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Nihayet karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!" dedi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hattâ karınca deresi üzerine vardıklarında bir karınca şöyle dedi: ey karıncalar, haydin meskenlerinize girin, Süleyman ve ordusu sizi farketmiyerek kırıp geçirmesin
Emrah Demiryent
swap_vert close
Nihâyet karınca vadisine geldiklerinde dişi bir karınca dedi ki: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki Süleymân ve orduları farkında olmadan sizi ezmesinler.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Nihayet Neml¹ Vadisi'ne geldikleri zaman, dişi bir neml: “Ey nemller! Meskenlerinize² girin, Süleymân ve orduları istemeyerek sizi kırıp geçirmesin.” dedi.
1- Karınca. 2- Yerlerinize.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hattâ Karınca Vâdîsi üzerine geldikleri zaman (dişi) bir karınca dedi ki: «Ey karıncalar, yuvalarınıza girin. Sakın Süleyman ve ordusu, kendileri bilmeyerek, sizi kırmasın»!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nihâyet neml (karınca) vâdisine geldiklerinde, (içlerinde reis olan) bir karınca: “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin! Süleymân ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesin!” dedi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Neml vadisine kadar geldiklerinde, Neml (kabilesinden) bir dişi (kadın) dedi ki: “Ey Neml (kabilesi,) meskenlerinize (konutlarınıza) girin! Süleyman ve ordusu (bir direnişle karşılaşılacağını sanıp gerçeğin ne olduğunu) bilmeden sizi kırıp geçirmesin.*
(*) Buradaki ‘Neml’den maksat bildiğimiz bir karınca olmadığını gösteren bazı deliller şöyledir. 1.Neden bugünde öyle bir tehlike anında karıncalar arasında aynı diyalog ve kaçışmalar söz konusu olmuyor? Yani yuvalarına doğru gittiğimizde ve tehlike anında onların arasında öyle bir hareketlilik ve kaçış olayını neden görmüyoruz? Yoksa o günün karıncaları ile bugünün karıncaları aynı değil midir? 2. Karınca yuvasına doğru giderken karıncaların kendisinden kaçtığını gören var mı? 3. Ayette bulunan fiil kipleri ile bütün zamirler (لذوي العقول) yani akıllı ve şuurlu varlılklar olan (insanlar) için kullanılmıştır. Eğer ayette geçen ’neml’ bildiğimiz karıncalar olsaydı, o zaman Arapça dil kuralları gereği söz konusu ayet ) (يَا أَيُّتهَا النَّمْلُ ادْخُلُن مَسَاكِنَكُن لَا يَحْطِمَنَّكُن سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ‘ ’ya eyyetuhen - nemlüdhulne mesakinekünne lâ yahtımenekünne Süleymanü ve cunudühü…’’ şeklinde olması gerekirdi. Yani hitap şekli ve kullanılan zamirler, (غير ذوي العقول) gayri zevil ukul (akıl ve şuur sahibi) olmayan varlıklar için kullanılmalıydı, ama görüyoruz ki, hitap şekli ve kullanılan zamirlerin hepsi ‘’zevil ukul’’ yani akllı varlıklar olan insanlar için kullanılmıştır. 4. Bu sorunu gören Müfessirler ise buna bir çözüm bulmak amacıyla kendi akıllarınca şöyle bir tevil üretmeye yeltenmişlerdir. Diyorlar ki, ‘’ Söz konusu karıncalar akıllıca davrandıkları için, onlara yönelik hitap şekli de tıpkı akıllı ve şuurlu bir varlık olan insanlara yönelik yapılan hitap şekli gibi olmuştur’’. Oysa Kur’an’dan buna dair en ufak bir işaret olmadığı gibi, bunu akıl ve mantıkla da bağdaştırmak mümkün değildir. Ayrıca mademki karıncalar da insanlar gibi akıllı olabiliyorlar o zaman onların da insanlar gibi hem ilahi emirlere karşı, hem de yapıp ettiklerinden sorumlu tutulmaları gerekir. Çünkü varlıkları sorumlu kılan akıl ve iradedir. Bunların sorumlu bir varlık olmadığına göre demek ki söz konusu iddia mantıksızdır. 5. Arapça da (مساكين)’’mesakin/meskenler, konutlar’’demektir. Yani bu ifade sadece insanların konutları, evleri, meskenleri için kullanılır. Karınca, kertenkele, yılan vb. gibilerin yuva ve deliklerine ise (جحور)’’cuhur’’ denir. Ayrıca Kur’an’da örümcek ve arı için (مساكن) ’’meskenler’’ değil, (بيت) ‘’beyt’’in çoğulu olan (بيوت)’’buyut’’ifadesi kullanılmıştır. Bu nedenle bu ayette ‘’konutlarınıza’’ girin ifadesinden de anlaşılıyor ki, buradaki Neml, bir kavmin, bir aşiretin veya bir kabilenin adıdır… Ayrıca ayetteki ifadeye dikkat edildiğinde, sözcüğün ‘’mesakineküm = konutlarınız’’ şeklinde çoğul olarak kullanıldığı görülür. Hâlbuki karıncalar komün hâlinde yaşarlar ve her birinin ayrı bir meskeninin olması söz konusu değildir. Ayrıca bugün dünyanın değişik bölgelerinde hem Neml Vadisi halkı gibi yaşamlarındaki bir özelliği isim olarak taşıyan birçok kavim yaşamakta, hem de kuş, haşere, ağaç, kaya isimleriyle adlandırılmış değişik kavimler, kabile ve oymaklar bulunmaktadır. Örneğin: Hicaz bölgesinde (bugünkü S. Arabistan’da) binlerce sene önce Neml familesinin/kabilesinin/yaşadığını ve bugün bile buna mensup bazı önemli şahsiyetlerin bulunduğu bilinmektedir. Yine bugün Çin’de de Karınca Kabilesi adında büyük bir kabile bulunmaktadır. İşte bu ayette geçen Neml, söz konusu vadide yaşayan bir kabilenin ismi olabilir. Bu nedenle ayette geçen Karınca Vadisi, karıncaların bol olduğu bir vadi olmayıp özel bir isimdir. İmam Zebidi Araplarca bilinen vadileri eserinde toplamıştır. Buna göre, “Karınca vadisi”, Jirben ile Askalân arasında bir bölgenin adıdır. Hz. Süleyman ordusu ile bir sefere giderken Neml (karınca) vadisine gelirler orada bulunan Neml kavmindeki kadın yönetici Süleyman’ın ordusunun gücünü bildiği için kavmine seslenir ki sakın Süleyman’ın ordusuna direnmeyin, konutlarınıza çekilin ki ordu sizi kırıp geçirmesin. Yani bir teslimiyet söz konusudur. Hz. Süleyman’da bir direnişle karşılaşmadığı ve bir zarar söz konusu olmayacağından dolayı o yönetici kadının sözlerinden memnun olarak gülümsemiştir. ( الله اعلم) Ayrıca (تاج العروس) Tacülarus, (vadi) kelimesinden bahsederken Neml vadisinin Jirbin ile ile Asklan arasında olduğunu, Nemle’nin, karınca yumurtaları manasındaki Mazin gibi kabile ismi olduğunu anlatır. (Kamus) da da Nemle’nin bir kabile olduğunu tasrih edilir. (kamus), Bark kelimesinden bahsederken Abrika, Nemle’nin sularıdır, der.” (1947, II, 601). Şimdi konuyu anlayabilmek amaçlı örneklendirelim: Bu vadide bir Türk kavminin yaşadığını düşünelim. Oradaki (yönetici) bir Türkün de Hz. Süleyman’la anlaşma yaptığını ve kavmine seslenerek Meskenlerinize girin olur da yolunun üzerinde sizi silahlı olarak görürse sizin direniş yaptığınızı sanarak sizi ezip geçmesin. Çünkü Hz. Süleyman’ın ordusunun çok kuvvetli olduğunu bilmektedirler. Sözünü Bu ayete uyarlayalım. Yani dikkat edeceğimiz husus şu = Orada bir Türk kavmi var ve bir Türk şöyle diyor ile orada bir karınca kavmi var ve bir karınca kavmine şöyle diyor kelimesi eş anlam taşımaktadır. (Detay için bkz: KUR’AN KISSALARININ SİSTEMATİĞİ 8. BÖLÜM HZ. SÜLEYMAN VE HÜDHÜD) Neml vadisi: Şam’dan Hicaz’a giderken Filistin’de denize yakın Neml vadisi bulunmaktaydı. Burası Şam’a yüz altmış kilometre uzaklıktaydı. Hz. Süleyman (a.s.) zamanında birçok Arap ve Medyen kabileleri orada yaşarlardı. “Neml” adındaki bir kavim de orada yaşayanlardandı. (Bkz. Nelson’s Encyclopedia; Filistin ve Şam’ın eski ve yeni haritaları.) M. Celal Şimşek Meali 18. Ayet Açıklaması) Ayrıca bugün hem Hicaz bölgesinde binlerce sene önce yaşamış bulunan Neml Kabilesine mensup önemli şahısların bulunduğu hem de Çin de bugün Neml/ Karınca adında büyük bir kabilenin de yaşadığı bilinmektedir. Bkz: الحق أن وادي النمل ليس واديا للحشرة المعروفة بل واديا يقيم فيه قبائل عربية من البشر. ورد في القاموس الشهير "تاج العروس" أنه يقع بين جبرين عسقلان شمالي فلسطين وكانت كثير من قبائل مدين وغيرها مقيمة في هذا الوادي. ومثل هذه الأسماء كانت متداولة بكثرة في الزمن القديم فهناك قبائل أسمها : الذئب , الحية , العقرب الخ (انظر القاموس وكتب الجغرافية) وقوله عز وجل : (قالت نَمْلة يا أَيُّها النَّمْلُ ادْخُلوا مَساكِنَكم) ؛ جاء لفظ ادخلوا ف النَّمْل وهي لا تعقِل كلفظ ما يعقِل لأَنه قال قالت ، والقول لا يكون إِلا للحيِّ الناطق (تعريف و معنى نملة في قاموس لسان العرب) وادي/ قرية النَّمل: يُضرب مثلاً للمكان كثير السكّان،( تعريف و معنى نملة في قاموس اللغة العربية المعاصر) إن نطق الحيوانت والحجارة وغير ذلك كان تراث جاهلي تسرب الى الاسلام الخ انطر كتاب ((امية بن ابي الصلت – حياته وشعره ، دراسة وتحقيق الدكتور بهجة عبد الغفور الحديثي ، ص93 طبعة بغداد، سلسلة خزانة التراث).فأن حقيقة نمل سليمان أنه لما خرج بجيش قاصدا مملكة سبأ في اليمن مر على واد لقبيلة اسمها النمل فقالت نملة أي ملكة قبيلة النمل او من ساكنيها... أيها الناس أي يامعشر قبيلة النمل أدخلوا في مساكنكم مخافة أن يظن سليمان وجنوده أنكم تريدون حربهم فيحطموكم أي كي لا يكسر سليمان وجنوده قوتكم وشوكتكم.وكل ما في الأمر هو أن سليمان لما علم أن ملكة قوم النمل قد أمرتهم بدخول بيوتهم كي يعلم جنود سليمان أنهم لا يريدون حربه بأي طريق, تبسم ضاحكا أن الله تعالى قد أذاع صيته الحسن وخبر صلاحه وورعه في الأقطار فالناس يعرفون أنه ليس من الملوك الظالمين بل أنه يعامل أضعف الشعوب بالعدل والأنصاف وأنهم أذا دخلوا بيوتهم وأغلقوا أبوابهم لن يتعرض لهم , وشكر الله (قالت نملة...ياايها النمل ادخلوا... - سليمان عليه السلام) أولا وادي النمل لا يعني مطلقا أنه وادي لحشرات النمل فهذا فهم ساذج جدا فمعلوم أن المناطق تسمى بأسماء الحيوانات، تقول حارة الضبع أو قبيلة كليب وكذلك فوادي النمل، هو اسم لمنطقة، والذين يسكنون هذه المنطقة يُــكَـنَّـون باسم منطقتهم (نمليون)كما تقول سوريون، إذا النملة ليست النملة الحشرة المعروفة والهدهد ليس الهدهد الطائر المعروف ) وحمصيون، وتقول فلان قرشي نسبة لقريش .... إلخ ثانياً: قوله تعالى ( قالت نملة) هي امرأة من قبيلة وادي النمل وفي اللغة شواهد لا تعد ولا تحصى فليس الكلام تخريف ولا عبث ولا خارج عن القواعد العربية تقول قالت جهمة، نسبة لقبيلة جهم وقالت سلمى نسبة لقبيلة سُليم قالت نملة نسبة لقبيلة النمل التي تسكن منطقة وادي النمل وللتأكد من سلامة ذلك في اللغة العربية بإمكانك الرجوع لمقال الاستاذ سعيد الأفغاني في قواعد النسب (انظر في منتصف المقال لشواذ النسب ) والأستاذ (الأفغاني هو عالم موسوعي، مؤلف محقِّق، اختصَّ بالنحو ) هل كان سليمان يتكلم مع النمل ؟؟؟ (هل تعرف من هي النملة) ؟؟! - ملتقى اهل التفسير.).. هل رأيت في حياتك وأنت تسير أن النمل يبتعد من أماكن سير البشر؟؟! النمل يا صديقي لا يدرك ولا يعرف أن هناك بشر ويمكن أن يداس بأقدامهم، لهذا كلما تسير تقتل الكثير من النمل وأنت لا تعلم) عائلة النملة وش يرجعون، هي من القبائل المملكة العربية السعودية التي تعود إلى الآلف السنين، وهي ذات تاريخ حضاري وترجع أصول إلى نسب عائلات موجودة في الوقت الحالي - هناك مجموعة من الشخصيات المعروفة في السعودية تعود إلى عائلة النملة وهم: الإمام تركي بن عبد الله، العفصيان بن خليفة بن نملان، يارا إبراهيم النملة، الدكتور علي بن إبراهيم النملة (عائلة النملة وش يرجعون - شبكة الصحراء(1) وقبيلة النمل" في الصين تمثل تحديا لحكومة بكين Bkz: (1) The Ant Family and What They Return (Karınca Ailesi ve Geri Döndükleri) تريندات 2023 » منوعات » عائلة النمله وش يرجعون Bkz: (2) Reuters Haber ajansında şöye söyleniyor: // Çin'in "Karınca Kabilesi" " Pekin hükümetine meydan okuyor ANGJIALING, Çin (Reuters) -Reuters. FEBRUARY 21, 2010.11:27. AMUPDATED 13 YEARS AGO - By Reuters Staff, رويترز //  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Karınca vadisine ulaştıklarında, bir karınca ”Ey karıncalar evlerinize girin ki, Süleyman ve ordusu bilmeden sizi ezmesin” diye seslenir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonunda karınca deresine vardılar. O aralık karıncalardan biri dedi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki Süleyman , Süleyman’ın orduları sizi bilmeyerek ezmesin."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Nihayet karınca deresine vardılar. Bir dişi karınca «— Karıncalar! Yuvalarınıza girin ki Süleyman ve ordusu farkında olmaksızın sizi ezmesinler» dedi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Nihayet karıncaların vadisine geldiklerinde bir dişi/kraliçe karınca,⁷ “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin” dedi.⁸
7 Metinde “nemletun” diye geçiyor. Bu hem bütün karınca türünü ifade eder hem de karınca popülasyonunu yuvadan kontrolü sağlayan ana/kraliçe karıncayı ifade eder. Burada ise Hz. Süleyman’la (hâl) diliyle konuşan dişi karınca, “ana karınca” dediğimiz “kraliçe karınca”dır. 8 Ana karıncanın belli bir anlamı olan bir ses çıkarması veya belli bir sinyal göndermesi diye düşünülebilir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, dişi bir karınca dedi ki: “Ey karınca topluluğu! Kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp geçirmesin.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Derken, Karınca Vadisine geldiklerinde, yuvanın disiplin ve düzeninden sorumlu bir karınca “Ey karıncalar!” diye seslendi, “Derhal yuvalarınıza girin ki, Süleyman ve askerleri farkında olmayarak sizi çiğnemesinler!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonunda KARINCALAR’ın vâdisine geldikleri zaman bir karınca dedi ki: “Ey Karıncalar! Yuvalarınıza girin! Süleyman ve onun askerleri farkında olmayarak sizi ezmesin!”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Derken karıncalar vadisine geldiler. Bir karınca: " Sevgili karıncalar! Hemen yuvalarınıza girin, Yoksa Süleyman ve ordusu farketmeden sizi çiğneyebilir. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Süleyman Rabbinin hidayetini insanlara ulaştırmak, mazlumlara yardım etmek, zalimlerin hesabını görmek için ordularını seferber etmişti. Süleyman’ın orduları Karıncalar diye bilinen toplumun yaşadığı vadiye gelince, insanlar evlerine doğru kaçmaya başladı. Kaçarlarken de birbirlerine bağırarak; "Evlerinize girin, evlerinize girin; Süleyman’ın orduları farkında olmadan sizi ezip geçmesin!" diyorlardı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonunda Karınca Vadisi’ne [*] geldikleri zaman bir karınca [*] “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin! Süleyman ve ordusu, farkına varmadan sizi ezmesin!” demişti.
Bu vadînin Şam’da olduğu ifade edilmekte, adının da içinde çok fazla karınca bulunması nedeniyle bu şekilde belirlendiği ifade edilmektedir.,Burada geçen [nemletün] kelimesi “karınca” olabileceği gibi bu şekilde isimlendirilen bir topluluk veya bu isimle anılan bir ordunun komutanı da olabilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Sonunda) karıncalarla (dolu bir) vadiye geldikleri zaman, karıncalardan biri:¹ “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezip geçmesin!” dedi.
1 Bazı meal ve tefsirlerde (نَمْلَةٌ) kelimesinin “dişi karınca veya ana karınca” olarak tercüme edildiği görülmüşse de bu kelimenin sonundaki “ta-i merbuta” değil “ta-i vahdettir, “bir karınca” demektir. Ayrıca bu ayette önemli olan karıncanın cinsiyeti değil orada geçen olay ve o olayla verilmek istenen mesajdır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
(Nitekim,) karınca[larla dolu bir] vadiye geldiklerinde, karıncalardan biri: “Ey karıncalar!” diye bağırdı, “Hemen yuvalarınıza girin ki Süleyman ve ordusu, farkında olmadan sizi ezip geçmesin!”
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ordu karınca vadisi denilen bir yere geldiğinde, bir dişi karınca şöyle seslendi: – Ey karıncalar, hemen yuvalarınıza girin, Süleyman ve askerleri farkına varmadan sizi ezip geçmesinler. 38/18...39
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Derken karıncalar(ın olduğu) vadiye gelince,[³²⁹⁸] bir ana karınca[³²⁹⁹] “Ey karıncalar!” diye komut verdi; “(Derhal) yuvalarınıza girin ki, Süleyman ve orduları farkına varmadan sizi ezip kırıma uğratmasın!”[³³⁰⁰]
[3298] Veya: “Karınca Vadisi’ne..” Cins isim olabileceği gibi özel isim de olabilir. [3299] Veya: “kraliçe karınca..” Yaygın kabul nemlenin “bir karınca” anlamına geldiğidir. Fakat Ebu Hanife, bu karıncanın cinsiyeti kendisine sorulduğunda kalet fiilindeki dişillik ta’sına dayanarak “dişi” olduğunu söylemiştir (Zemahşerî). Bir sonraki âyet ve notları da bunu teyit eder. [3300] Bu âyet indikten sonra erkek egemen bir toplum olan Mekkelilerden bir gurup bu âyeti dillerine dolayarak “Kur’an’ı Muhammed’in yazdığı belli oldu. Hiç dişiden lider olur mu? Eğer bu kitabı Allah indirseydi liderin dişi olmayacağını bilirdi” dediler. Oysa günümüzde artık, arılarda olduğu gibi karıncalar topluluğunda da liderin “ana karınca” olduğu bilinmektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Karınca vadisine geldiklerinde bir karınca "Ey karıncalar, yuvalarınıza girin ki, Süleyman ve orduları farkına varmadan sakın sizi ezmesin" diyerek onları uyardı.
Osman Fırat
swap_vert close
Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" dedi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki, Karınca Vadisi üzerine geldiler, bir karınca dedi ki: «Ey karıncalar! Yuvalarınıza giriniz. Süleyman ve O'nun askerleri farkında olmaz oldukları halde sizi kırmasınlar.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Derken Karınca vadisine geldiklerinde, onları gören bir karınca: “Ey karıncalar, haydin yuvalarınıza girin. Süleyman ve orduları, sizi fark etmeyerek ezip çiğnemesinler! ” diye seslendi.
Karınca kıssası İsrail metinlerinde de yer almıştır. Fakat kıssanın devamında Süleyman’ın böbürlendiği, karıncanın da ona: “Sen bir damladan yaratılmışsın” demesi karşısında mahcup olduğu ileri sürülür (Jewish Encyclopadea, XI, 440). Burada da görüldüğü gibi Kur’ân, diğer kutsal metinler karşısında hakem konumundadır, onlara karıştırılan beşerî ilaveleri düzeltmektedir. Buna rağmen bazı oryantalistler sıkılmadan, Kur’ân’ın bu tür kıssaları Yahudi rivayetlerinden aldığını iddia etmektedirler.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Karınca vadisine geldikleri zaman bir karınca: "Ey karıncalar dedi, yuvalarınıza girin ki Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Hattâ karınca vâdîsine geldiklerinde bir karınca nidâ idüb: "Ey Karıncalar! Meskenlerinize ve deliklerinize giriniz, Süleymân ve 'askeri bilmeyerek sizi ayak altında ezmesün" didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Karınca vadisine vardılar. Bir dişi karınca dedi ki; “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki Süleyman ve orduları bilmeden sizi ezmesinler.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Karınca Vadisine geldikleri zaman, bir karınca:-Ey karıncalar, yuvalarınıza girin, Süleyman ve askerleri farkına varmadan sizi ezmesinler dedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca(3) “Yuvalarınıza girin, karıncalar,” dedi. “Tâ ki Süleyman ve ordusu, farkında olmadan sizi çiğnemesin.”
(3) Balarısında olduğu gibi, karınca toplumlarında da iş görenler dişilerdir. Âyette de, dikkat çekici bir şekilde, karıncanın dişiliği belirtilmiştir. Benzer bir durum 2:26 ile 16:68-69’da da cereyan etmiştir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Karınca vadisine geldiklerinde bir karınca şöyle seslendi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki, Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
tā ķaçan kim geldiler ķarınca deresine eyitti bir ķarınca “iy ķarıncalar girüñ ŧuraķ yirlerüñüze! śımasuñ sizi süleymān daħı süleri daħı anlar bilmezler.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḥatta ol vaḳt kim yitişdiler ḳarıncalar deresine. Bir ḳarınca eyitdi ki: İyḳarıncalar, yuvalaruñuza girüñüz, sizi baṣmasun Süleymān çerisi‐y‐le anlarbilmezler‐iken.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Nəhayət, onlar (Taifdəki, yaxud Şamdakı) qarışqa vadisinə gəlib çatdıqda bir qarışqa (qarışqaların padşahı) dedi: “Ey qarışqalar! Yuvalarınıza girin ki, Süleyman və ordusu özləri də bilmədən sizi (ayaqları altında) basıb əzməsinlər!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Till, when they reached the Valley of the Ants, an ant exclaimed: O ants! Enter your dwellings lest Solomon and his armies crush you, unperceiving.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
At length, when they came to a (lowly) valley of ants, one of the ants said: "O ye ants, get into your habitations, lest Solomon and his hosts crush you (under foot) without knowing it."(3258)
3258 This verse and the next, read together, suggest the symbolical meaning as predominant. The ant, to outward appearances, is a very small and humble creature. In the great pomp and circumstances of the world, it may be neglected or even trampled on by a people who mean it no harm. Yet, by its wisdom, it carries on its own life within its own sphere ("habitations") unmolested, and makes a useful contribution to the economy of the world. So there is room for the humblest people in the spiritual world.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
حَتّٰٓى
nihayet
اِذَٓا
o va-kit ki
اَتَوْا
geldi-ler
عَلٰى وَادِ
vâdisine
النَّمْلِۙ
karınca
قَالَتْ
dedi
نَمْلَةٌ
bir karınca
يَٓا اَيُّهَا
ey
النَّمْلُ
karıncalar
ادْخُلُوا
girin
مَسَاكِنَكُمْۚ
yuvalarınıza
لَا يَحْطِمَنَّكُمْ
sizi ezmesin
سُلَيْمٰنُ
Süleymân
وَجُنُودُهُۙ
ve orduları
وَهُمْ
onlar iken
لَا يَشْعُرُونَ
farkında olmuyorlar
Nihayet karınca vadisine geldikleri zaman (kraliçe) karınca, "ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleymân ve ordusu farkında olmadan sizi ezmesin" dedi.
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
وَادِي
İsim
و د ي
Vadi
نَمْل
İsim
ن م ل
Karıncalar
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
نَمْلَة
İsim
ن م ل
Bir karınca
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
نَمْل
İsim
ن م ل
Karıncalar
دَخَلَ
Fiil-I
د خ ل
Girdi, (zifafa) girdi, dâhil oldu, sokuldu
مَسْكَن
İsim
س ك ن
Mesken, yurt, ev, yuva, oturulan yer
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
حَطَمَ
Fiil-I
ح ط م
Kırdı, ufalttı, ezdi, çiğnedi
سُلَيْمٰن
Özel isim
سُلَيْمٰن
Hz. Süleyman (a.s.)
جُنْد
İsim
ج ن د
Ordu, taraftar
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
شَعَرَ
Fiil-I
ش ع ر
Farkında oldu, anladı, umdu, düşündü, şuurunda oldu