close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Neml Sûresi 11. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İllâ men zaleme śümme beddele husnen ba’de sû-in fe-innî ġafûrun rahîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ancak zulmeden korkar; fakat kötülükten sonra onu iyiliğe döndürene gelince, hiç şüphe yok ki ben suçları örterim, rahimim.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Kavmine bildir ki) "Ancak kim zulmeder (çeşitli haksızlık ve yanlışlıklara düşer) de, sonra bunun ardından (tevbe edip Hakka ve hayra yönelerek) kötülüğünü iyiliğe çevirirse; artık şüphesiz Ben, Bağışlayanım, Esirgeyenim."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ancak yaratılış gayesi dışında hareket eden, benden korkar, ama o da yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, ona da korku yok. Çünkü ben çok acıyan ve çok bağışlayanım.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Ancak haksızlık edenler, zulmedenler, dinimin yükselişinin, dindar kullarımın ilerlemesinin önünü kesme planları yapıp uygulayanlar korkar. Zulümden, haksızlıktan sonra, kötülüğün peşinden, onun yerine iyilikler yapıp, tevbe etmiş olan da bilsin ki, ben çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibiyim.”
bk. Kur’ân-ı Kerim, 4/110.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ancak haksızlık eden hariç. Eğer sonra kötülüğün ardından (onu) iyiliğe çevirirse şüphesiz ben bağışlayıcı, rahmet ediciyim.
Ali Bulaç
swap_vert close
'Ancak zulmeden başka; sonra kötülüğün ardından iyiliğe çevirirse, artık şüphesiz Ben, bağışlayanım, esirgeyenim.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ancak zulmeden müstesna. Sonra da kötülüğün arkasından iyiliğe dönen (tevbe eden) için muhakkak ki ben Gafûr'um= bağışlayıcıyım, Rahîm'im= çok merhametliyim.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
“Ancak zulmedip de yaptığı kötülüğün yerine iyilik ve güzellik yapan olursa,(*) muhakkak Ben, Gafur ve Rahimim.” (Bağışlar ve acırım)
(*) Peygamberler Allah ile karşılaştıklarında korkmazlar. Hz. Musa ise, bir adam öldürmüştü. Onun için korktu. Fakat Allah, onun tevbesini kabul etti. Yaptığı iyiliklerin, onun o kusurunu affettirdiğini bildirdi.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Ancak, kim zulmeder, sonra işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben çok bağışlayıcıyım; çok merhamet sahibiyim.”
Besim Atalay
swap_vert close
Zulmedenler başka, kötülükten sonra, iyiliğe dönenleri Allah bağışlar, Allah yarlıgar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayanım, çok merhamet edenim.”
Cemil Said
swap_vert close
"Bir zulüm işleyüb de bilâhare fenâlığa bedel iyilik idenler hakkında ben gafûr ve rahîmim."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
10,11,12. "Değneğini at!" Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ancak haksızlığa sapan korkar; o da işlediği bir kötülük yerine bir iyilik ederse bilsin ki ben çok bağışlayıcıyım, çok merhametliyim.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ancak, kim haksızlık eder, sonra, işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Ancak kim zulmederse, sonra günahlarını bırakıp iyilik yaparsa ona karşı ben Bağışlayıcıyım, Rahimim."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Ancak, kim haksızlık yapar, sonra yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ancak zulmeden sonra da kötülüğün arkasından güzelliğe tebdil eyliyen başka, ona da ben gafûr, rahîmim
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Benim manevi huzurumda) ancak, (nefsine) zulmeden korkar. (Böyle olmakla birlikte, günah işleyerek nefsine zulmeden kişi) kötülük yaptıktan sonra (yaptığı) kötülüğü (tövbe ederek) iyiliğe çevirirse, (şunu iyi bilsin ki) şüphesiz ben çok bağışlayanım, çok merhamet sahibiyim.
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Kim haksızlık yapar, sonra da yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki Ben, Çok Bağışlayıcıyım ve Rahmeti Kesintisiz Olanım.”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Meğer ki zulmeden kimseler ola. Sonra bir kötülüğün ardından onu bir iyiliğe çevirirse şübhesiz ki ben (yine) hakkıyle yarlığayıcı, çok esirgeyiciyimdir».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ancak, kim zulmeder, sonra (bu amelini) kötülüğün ardından iyiliğe çevirirse, o takdirde (bilsin ki) şübhesiz ben, Gafûr (çok bağışlayan)ım, Rahîm (çok merhamet eden)im.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ancak (insanlara) zulmetmiş (haksızlık yapmış) olan kimse müstesna (böyleleri korkmalıdır). Sonra da kötülüğün ardından onu iyiliğe çevirirse, şüphe etmesin ki ben çok bağışlayan, (çok) merhamet edenim.*
(*) Buradaki istisna munkatı’ olup vahiy alan elçilerle değil, genel anlamda bütün insanlarla ilgilidir. وقال بعض العلماء : ليس هذا باستثناء من المرسلين لأنه لا يجوز عليهم الظلم ، بل هو استثناء من المتروك في الكلام ، معناه : لا يخاف لدي المرسلون ، إنما الخوف على غيرهم من الظالمين ، إلا من ظلم ثم تاب ، وهذا من الاستثناء المنقطع ، معناه لكن من ظلم من سائر الناس فإنه يخاف (تفسير البغوي )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Ancak bir haksızlık yapan korkar. Kim haksızlık yaptığı kötülüğü iyiliğe döndürürse, şüphesiz ki Allah, bağışlayan ve merhametli olandır.” , şüphesiz ki Allah bağışlayan ve merhametli olandır.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ancak kıyıcılık edecek olurlarsa o başka. Bunlar da işledikleri kötülükleri iyiliğe çevirecek olurlarsa işte ben yarlıgayıcıyım, esirgeyiciyim.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Fakat nefsine zulmedip sonra tövbeyle fenalığı iyiliğe çevirirsen, işte ben bu gibileri yarlıgar, bağışlarım.
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Ancak zulmeden müstesna. Sonra o kötü hâlini iyiliğe çevirirse (bilsin ki) Ben hiç şüphesiz Gafûr ve Rahîm olanım.
Kadri Çelik
swap_vert close
“(Peygamber olmadığı halde) Sadece zulmedip sonra kötülüğün ardından (bu kötülüğü) iyiliğe çeviren kimse (de korkmamalıdır); şüphesiz ben bağışlayanım, esirgeyenim.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Ancak, her kim zulmeder ve zulümde diretirse, işte o korksun Benden! Çünkü zulüm, kesinlikle cezasız kalmayacaktır. Bununla birlikte, zulmeden kişi bile, kötülük yaptıktan sonratövbe eder ve hayatını iyi yönde değiştirerek kötülüğü iyiliğe dönüştürürse, şunu iyi bilsin ki, hiç şüphesiz ben, içtenlikle tövbe edildiği takdirde en büyük günahları bile bağışlarım, çok ama çok merhametliyim.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Ancak kim zulmetmiş, sonra kötülüğün ardından güzel bir şekilde değişmiş ise, şüphesiz ben, rahîm gafûr’um”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Zalim iken zulmü bırakıp güzelliğe dönüş yapanlar da korkmasınlar. Çünkü ben, engin hoşgörülü bir sevgi seliyim.
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Ancak kim haksızlık eder sonra işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa; bilsin ki ben de ona karşı çok bağışlayıcı ve çok merhamet sahibiyim!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ancak haksızlık edip sonra da işlediği kötülüğün ardından güzel davranan kişi (bilsin ki) ben çok bağışlayanım; çok merhametliyim. [*]
Bu ayet hataen işlenen kötü bir davranışın hemen peşinden tevbe edilmesi durumunda bağışlanacağı müjdesini içermektedir. Benzer mesaj: Nisâ 4:17.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ve devamla): “Ancak zâlimler bunun dışındadır. Ama sonra, işlediği kötülüğün yerine iyilik yaparak (tevbe eder)se şunu iyi bilsin ki Ben çok bağışlayıcıyım, pek merhamet sahibiyim.”
Muhammed Esed
swap_vert close
Bir haksızlık yapıp da sonra kötülüğü iyiliğe çeviren ¹⁰ kimse için de ¹¹ (korku yok)! Çünkü, çok acıyıp-esirgeyen gerçek bağışlayıcı Benim, Ben!”
10 Yani, yürekten pişmanlık duyup tevbe eden. Bu ifade, genel anlamı dışında, Hz. Musa’nın, gençliğinde bir Mısırlıyı öldürerek işlemiş olduğu suça da işaret ediyor olabilir (bkz. 28:15-17).11 İllâ ifadesi için, bu anlam örgüsü içinde taşıdığı ve “... kimse için de” anlamı hk. bir açıklama için bkz. 4:29 ile ilgili not 38.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ayrıca ben kendisine zalimlik ederek yazık eden ve sonra yaptığı kötülükten tövbe edip dönen kimseye karşı da eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıyım. 20/82, 39/53...61
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ancak zulme bulaşanlar hariç.[³²⁸⁸] Fakat daha sonra, o kötülüğün ardından gidişatlarını iyi yönde değiştirirlerse, unutmasınlar ki Ben tarifsiz bir bağış, eşsiz bir rahmet kaynağıyım!”[³²⁸⁹]
[3288] “Bulaşanlar” kelimesi, men zaleme ile zâlimûn arasındaki farkı vurgulamak içindir. Birincisinin zulmü sadece söz konusu fiille sınırlı kalmıştır. İkincisiyse, zulmü kişiliğinin bir parçası olarak içselleştirmiştir. [3289] Hz. Musa’nın elinden çıkan ölümlü kazaya gönderme yapılmaktadır (Bkz: 28:15-17).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Fakat zulmeden başka!.. (Ufak dahi günah işlemiş olsa korkar, çünkü sorumluluğu var) Eğer o, yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki Ben, çok bağışlayanım ve çok merhametli olanım!.. (Sen de bir günah işledim diye korkuyorsan, korkma, bağışladım)
Osman Fırat
swap_vert close
Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine (kendini) iyilikle değiştirirse bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Ancak (sair nâstan olup da) zulmeden korkmalıdır. (fakat) Sonra kötüIüğün arkasından güzelliğe tebdîl eyleyen (kimseler) başka. (Onlar da korkudan kurtulabilirler) Artık şüphe yok ki, Ben mağfiret, rahmet ediciyim.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Benden korkanlar, zulüm ve günah işleyenlerdir. Fakat onlar da o fenalıktan sonra güzel işler yaparlarsa, onlara karşı da Ben çok affedici, geniş merhamet ve ihsan sahibi olarak muamele ederim. ” [4, 110]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ancak zulmeden, sonra yaptığı kötülüğün yerine iyilik yapan olursa ona karşı da ben bağışlayıcı, esirgeyiciyim.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Ancak onlar ki nefislerine zulüm itdiler, sonra fenâlığı eyiliğe tebdîl idüb tevbe iylediler. Ben onları 'afv itdim. Çünki gafûr rahîmim."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sadece yanlış yapanlar korkarlar. Onlar da daha sonra kötülüğün yerine iyilik yaparlarsa ben de bağışlar, ikram ederim.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ancak zulmedenler korkar. Kötülükten sonra iyilik yolunu tutanı, ben bağışlarım, merhamet ederim.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Ancak zulmedenler Benden korkar. Onlar da bir kötülük işledikten sonra onun yerine bir iyilik yaparsa, muhakkak ki Ben çok bağışlayıcı, çok merhamet ediciyim.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Zulme bulaşan müstesna. O da bunu kötülüğün arkasından güzelliğe çevirirse hiç kuşkusuz ben Gafûr'um, Rahîm'im."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“lįkin ol kim žulm eyledi. andan bedel eyledi eylügi yavuzlıķdan śoñra pes bayıķ ben yarlıġayıcıvan raḥmet ķılıcı.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İllā ol kimse ki ẓulm ide, daḫı yamanlıḳdan ṣoñra yaḫşılıḳ üstine. Pes bengünāhlar baġışlayıcı‐men, raḥmet idici‐men.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yalnız (günah etməklə özünə) zülm eləyən (qorxmalıdır). Lakin (pislik etdikdən) sonra tövbə ilə pisliyi yaxşılığa çevirən kəs (bilsin ki, Mən beləsini) bağışlayanam, rəhm edənəm!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Save him who hath done wrong and afterward hath changed evil for good. And lo! I am Forgiving, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"But if any have done wrong and have thereafter substituted good to take the place of evil,(3248) truly, I am Oft-Forgiving, Most Merciful.
3248 His slaying the Egyptian (n. 3146 to 26:14), however defensible from certain aspects, was yet something from his past that had to be washed off, and Allah, Oft- Forgiving, Most Merciful, did it out of His abounding Grace. Nay, more; he was given a pure, Radiant Hand, as a Sign of his personal transformation, as stated in the next verse.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِلَّا
ancak
مَنْ
kimse
ظَلَمَ
zulmetti
ثُمَّ
son- ra
بَدَّلَ
değiş-tirdi
حُسْناً
güzellikle
بَعْدَ
sonra
سُٓوءٍ
kötü- lükten
فَاِنّ۪ي
artık şüp-hesiz Ben
غَفُورٌ
Ğafûr'um
رَح۪يمٌ
Rahîm'im
"Ancak zulmeden kimse başka, (o da) sonra işlediği kötülük yerine güzellik yaparsa (bilsin ki) şüphesiz Ben Ğafûr (ve) Rahîm'im (her türlü günahı mağfiret eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edenim)."
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
بَدَّلَ
Fiil-II
ب د ل
Değiştirdi, çevirdi, tahrif etti
حُسْن
İsim
ح س ن
Güzellik
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
سُوٓء
İsim
س و ا
Kötülük, fena
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
غَفُور
İsim
غ ف ر
Ğafûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her türlü günahı mağfiret eden demektir)
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli