close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Necm Sûresi 48. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve ennehu huve aġnâ ve aknâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve şüphe yok ki odur zengin eden ve sermaye veren.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Doğrusu, (sizleri) muhtaç olmaktan kurtaran ve sermaye verip-hoşnut kılan da O’dur.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Zengin eden O'dur, sermaye verip memnun eden de O.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kimseye minnet etmeden tok gözlü yaşatan da O, mala mülke servete sâmana boğan da O'dur.
Ahmet Varol
swap_vert close
Zengin eden ve servet verip memnun eden O'dur.
Ali Bulaç
swap_vert close
Doğrusu, muhtaç olmaktan O kurtardı ve sermaye verip-hoşnut kıldı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Doğrusu zengin eden, sermaye veren O...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve gerçekten zengin edip doyuran O’dur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Zengin eden de yoksul kılan da O'dur.
Besim Atalay
swap_vert close
Zengin eden, hoşnut eden yine O !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve şüphe yok ki, zengin eden de saygın hale getiren de O'dur.
Cemil Said
swap_vert close
İnsanı zengin iden toprak Allâh’ındır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Çok veren de O’dur, az veren de.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Zengin eden de yoksul kılan da O'dur.  
 Âyetin ikinci kısmına «ihtiyaçtan kurtaran» manası da verilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
O'dur Zengin eden, yoksul yapan.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şüphesiz zengin eden de sermaye veren de O'dur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hakıkat zengin eden, sermaye veren o
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz (insanı) zengin eden de bol sermaye veren de O’dur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Zenginlik veren de O'dur, bol veren de.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hakıykat şu (İnsanları) başkalarına muhtâc olmakdan o kurtardı ve O, sermâye saahibi kıldı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve muhakkak ki, zengin eden ve sermâye veren ancak O'dur.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Kuşkusuz (çalışıp kazanmayı ve mal toplamayı bilenleri) muhtaç olmaktan kurtaran da O’dur, (çalışıp kazanmasına göre) sermaye verip memnun eden O’dur.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kendisi ihtiyaçsız, zengin olan ve yarattıklarının ihtiyaçlarını yeterli olarak veren de O’dur.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte kimsenin eline baktırmıyan, gözleri doyuran da Odur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Zengin yapan O/dur, sermaye veren [²] O/dur,
[2] Veya kanaatkâr kılan.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki zengin eden de sınırlayan da O’dur.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz zengin eden de sermaye veren de O'dur.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O’dur kullarına servet, sağlık, akıl, ahlâk ve iman gibi zenginlikler bahşeden ve tüm canlıların ihtiyaçlarını karşılayan.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Şu bir gerçektir ki; ihtiyaç karşılayan da O’dur, zenginleştiren de!
Mehmet Çakır
swap_vert close
48,49. Zengin eden de, mal sahibi yapan da odur, // Şi'râ yıldızının sahibi de odur.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Rabbin dünyada yaşayan insanlara türlü nimetler vermiştir. Akıl, zekâ, muhakeme, Rabbinin verdiği nimetlerdendir. İnsanlar bunları kullanarak varlıkların bir kısmını kendi becerileriyle hayatlarının değişik safhalarında kullanırlar. Sanmasınlar ki onlar kendileri zengin olmuştur. İyi bilsinler ki Rabbin onları sınavdan geçirmektedir. Bakalım zenginliklerini nasıl kullanacaklar? İyilik ve hayır yaparak mı kullanacaklar? Yoksa cimrileşerek her şeyi kendilerinin mi sayacaklar? Dünyada neye sahip olurlarsa olsunlar, sahip oldukları şeylerin hepsi Rabbine aittir. Onlar kendi yasalarıyla yeryüzünü aralarında paylaşırlar. Paylaştıkları bağlar, bahçeler, topraklar Rabbine aittir. Ağaçlar meyveler Rabbine aittir. Denizler Rabbine aittir. Ülkeler Rabbine aittir. Faydalandıkları tüm hayvanlar Rabbine aittir. Onları kullanırlar. Keserek yerler. Yaptıkları evler, saraylar, hanlar, hamamlar, diktikleri devasa binalar Rabbine aittir. Onlar bunların sahibi biziz sanıyorlar. Hayır! Andolsun ki istesek hepsini ellerinden alırız. Ağaçlar kurur, bahçeler yok olur, topraklar kayar, evlerini, binalarını, saraylarını başlarına geçiririz. Verdiklerimizi yok etmek istersek kim engel olabilir? Onlar bugün bir zenginlik içinde yaşıyorlarsa Rabbin onlara bilmedikleri bir nedenle izin vermiştir. Dilediğimiz zaman verdiğimiz izni kaldırırız. İzni kaldırdığımız zaman hiç bir şey yapamazlar. İnsanlardan bazıları Rabbine meydan okur. Derki; bütün bunlar benim. Bunları benim elimden hiçbir güç alamaz. Bazıları da içlerinden şöyle geçirir; “Ya Rabbi niçin onlara verip bize vermedin?” Biz bütün insanları her konumunda sınava çekeriz. Rabbinin katında bazılarının mal ve mülklere sahip olup, zengin olmaları, bazılarının yokluk içinde sefil olarak dünya yaşamını sürdürmeleri hesabımızı değiştirmez. Her insan hangi konumda bulunuyorsa o konumdaki davranışlarıyla hesaba çekilir. Çünkü konumları ne olursa olsun, her insana ne yapması gerektiği emredilmiştir. Varlık verilenler toplumla paylaşmaktan sorumludur. İnsanlar tarafından yoksul bırakılanlar Allah’ın verdiği nimetlere sahip çıkmalıdır. Hiç kimse benim kaderim bu diye köleliğe razı olamaz. Her insan dünyasını yaşarken verdiğimiz emirler doğrultusunda hareket etmek zorundadır. Üzerlerine düşen görevleri yapmayanlar yaptıklarıyla karşımıza gelir. Biz onların hesabını hakkıyla görürüz. Unutmayın ki bütün zenginlik Rabbine aittir. Zenginliğinden bir kısmını denemek için insana verendir. Bunun nedenlerini anlamayanlar kaybeder. Nedenini anlayıp gereğini yapanlar kazanır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Zengin eden de yalnızca O’dur; kısarak veren de.
Mehmet Türk
swap_vert close
Doğrusu (insanı) zengin eden de ona sermaye veren de Odur.
Muhammed Esed
swap_vert close
isteklerden arındıran ve mülk sahibi kılan yalnız O’dur;
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Az veren de O’dur çok veren de... 89/15-16
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine elbet zengin eden de O’dur, sınırlayan da O.[⁴⁸⁰⁰]
[4800] Veya: “mal-mülk sahibi eden de O”. Bağlamda yer alan gülme-ağlama, ölüm-hayat, erkek-dişi gibi bunun da bir kavram çifti/zıddı olması iktiza eder (İbn Âşûr ve Şevkânî). Aknâ, farklı köklere nisbet edilmiş olsa da, bu mülahazayla suyu kontrol altına almayı ifade eden ve “kanal” anlamına gelen el-kanâ köküne nisbeti daha uygun görünmektedir (Mekâyîs). Bu iki kelime, rızıktaki genişleme ve daralmayı ifade eden yebsut-yakdir karşıt fiillerini çağrıştırmaktadır (Msl: 13:26; 17:30; 28:82).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Zengin eden de, yoksul kılan da O'dur.
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve şüphe yok ki, O'dur zengin eden ve fakir düşüren O'dur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54. Rahime atılan nutfeden (spermden) erkek ve dişi çiftini yaratma, öldükten sonra diriltme, tekrar yaratma O'na aittir. İnsanı zengin, kanaat sahibi ve halinden memnun etmek de O'na aittir. Müşriklerin taptığı Şi'râ yıldızının Rabbi de O'dur. Önceki Âd milletini yok eden de O'dur. Semud milletini yok edip geriye hiçbir şey bırakmayan da O'dur. Daha önce Nuh milletini yok eden de O. Çünkü bunlar çok zalim, çok azgındılar. Altı üstüne getirilen Lût milletinin şehirlerini yerle bir etti. Onları ne azaplar, ne musîbetler, neler kapladı neler! [86, 6-7; 69, 6-7; 26, 73]
Şi’râ, gökte en parlak görünen yıldızdır. Güneşten 23 kat daha parlak olup ışığı dünyaya 8 yılda ulaşır. Cahiliye döneminde bir kısım Araplar, yıldızların insanların hayatında etkili olduğuna inanır ve Şi’râ’ya taparlardı. Bilhassa Huzaa kabilesi ona tapmasıyla meşhurdur.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Zengin eden O'dur, bol verip memnun eden O.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bir takımı zengîn iden ve bir takımı da kana'at itdiren O'dur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İhtiyacınızı karşılayan da O’dur, sizi saygın hale getiren de.
Şaban Piriş
swap_vert close
Zengin kılan da O'dur, Kanaatkâr eden de.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İhtiyaçtan kurtaran da Odur, zengin eden de.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hiç kuşkusuz, zenginlik veren de O'dur, nimete boğan da...
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ ol bay eyledi daħı sermāya virdi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı oldur bay idüp mālı çoḳ viren
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(İstədiyini) dövlətli də edən, kasıb da edən Odur!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And that He it is Who enricheth and contenteth:
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
That it is He Who giveth wealth and satisfaction;(5118)
5118 Wealth and material gain are sought by most men, in the hope that they will be a source of enjoyment and satisfaction. But this hope is not always fulfilled. There is a psychical and spiritual side to it. But both the material and the spiritual side depend upon the working of Allah's Plan. This is referred to in the ninth aphorism.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَنَّهُ
ve şüp-hesiz O
هُوَ
O'dur
اَغْنٰى
zengin eden
وَاَقْنٰىۙ
ve sermaye veren
Muhakkak (zahiri olarak) zengin eden de (manevi olarak) memnun eden de O'dur.
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
اَغْنَى
Fiil-IV
غ ن ي
Fayda sağladı, müstağni kıldı, zengin etti, kazandırdı, savdı
اَقْنٰى
İsim
ق ن ي
Sermaye veren