45,46. Bir nutfeden (dişinin döl hücresinden, rahim ile yumurtalık arasındaki kanala) atıldığı anda -erkek ve dişi- iki çifti yaratan da O'dur!
(45 ile 46. ayetlerde yer alan insanın yaratılışına ait bu Kur’an bildirileri ile, modem Tıbb'ın ancak asrımızda tesbit edebildiği bulgular arasında tam bir uyum bulunduğunu hayretle müşahede ediyoruz.
Nitekim "min nutfetin iza tümna" beyânı bebeğin bir nutfeden, -bir döl hücresinden- yaratıldığını bildirmekle kalmamakta, bu yaratılış olayının o döl hücresinin atıldığı anda gerçekleştiğini de vurgulamaktadır, acaba 46. ayette zikredilen bu döl hücresi -erkek ile dişiden- hangisine aittir?
Müfessirler, Kıyâme suresinin 37. ayetinde yer alan "nutfeten min meniyyin yümna" beyânı gibi, "min nutfetin izâ tümna" beyânının da erkeğe ait olduğunu bildirmişlerdir.
Oysa bu "min nutfetin izâ tümna" beyânı ile erkeğin döl hücresi arasında bir münasebet kurmamız mümkün olmamaktadır. Çünkü erkeğin döl suyunun atıldığı anda çocuk olmamaktadır!
Nitekim yukardaki şemada görüleceği üzere, cinsi münasebet esnasında Vajene (döl yatağına) atılan erkek döl suyunun içinde milyonlarca erkek döl hücresi bulunur... Fakat o anda bunların hiçbirinden çocuk teşekkül edemez. Çünkü bunlardan ancak bir kısmı rahmin boyun kısmından geçerek Rahme ulaşabilir.. Çoğu ise ölür, dışarı atılır. Rahme girebilen erkek döl hücrelerinden de o anda çocuk meydana gelemez. Çünkü bebeğin teşekkülü için erkek döl hücresi ile dişinin döl hücresinin birleşmesi gerekir. Rahim ise bunların birleşeceği yer değildir. Rahme giren erkek döl hücrelerinin de büyük bir kısmı ölür ve ancak küçük bir kısmı "Rahim ile Yumurtalık arasındaki kanal"da seyrederek kanalın saçak kısmına ulaşabilir ve ancak cinsi münasebet denk düşüp de o anda yumurtalıktan kanala dişinin döl hücresi düşmüş ise; içlerinden biri dişinin döl hücresinin içine girerek onu döllendirebilir. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere; döl yatağına milyonlarca erkek döl hücresi atılmaktadır, oysa yumurtalıktan kanala her ay sadece bir adet dişi döl hücresi düşmektedir ve döl yatağına meni atıldığı anda bebek teşekkül edemediği halde, dişinin döl hücresi kanala düştüğü anda, -şayet cinsi münasebet denk düşmüş ise- bebek teşekkül edebilmektedir.
Bu bakımdan "min nutfetin izâ tümna" beyânı ile dişinin döl hücresi arasında münasebet kurmamız çok kolay ve tıbbi bulgulara uygun olmaktadır.
Nitekim yukardaki şemada görüleceği üzere. Yumurtalığın içinde bulunan Folliküller’den biri büyümüş olgunlaşmış, yumurtalığın sathına yaklaşmış, çatlamış ve dişinin döl hücresi (yumurta- ovül), bir sıvı (dişinin döl suyu) içinde kayarak, kanalın ilk kısmını teşkil eden saçakların üzerine düşmüştür ki, şayet cinsi münasebet denk düşmüş ve erkek döl hücreleri kanala vasıl olmuş ise, içlerinden biri yumurtanın içine girip onu döllendirebilecektir.
Necm suresindeki "min nutfetin iza tümna" beyânını "iza tümna- atıldığı anda" açısından incelediğimiz zaman bu beyanın Dişi döl hücresi'ne uygun düştüğü sonucuna vardığımız gibi, bu beyanı "min nutfetin" açısından incelediğimiz zaman da, aynı şekilde bu beyanın Dişi döl hücresine uygun düştüğünü müşahede ediyoruz, şöyle ki;
Dikkat edilecek olursa, Kıyâme suresindeki "nutfeten min meniyyin -meni'nin içindeki nutfe'den" beyânında "meni" ibaresi vardır ki, bu ibâre bu beyânın erkeğe ait olduğu hakkında kesin bir delil olmaktadır.
Oysa Necm suresindeki beyânda "meni" ibaresi yoktur... Sadece "min nutfetin iza tümna - atıldığı anda nutfe'den" buyurulmuştur. Acaba bu beyânda "meni" ibaresinin takdir buyurulmamasının sebebi nedir?
Nitekim erkek döl suyu; içinde milyonlarca hücreyi barındıran ve besleyen bir sudur ki, bu su; o hücrelerin döl yatağından kanala kadar seyrinde canlı kalmalarını sağlayacaktır ve meni vasfındadır, içinde besleyici maddeler vardır. Oysa dişinin döl suyu, çatlayan follikülden sadece bir tek hücrenin kanala düşmesini sağlayacak-içinde menideki gibi üsareler bulunmayan- bir sudur.
Bu bakımdan Necm suresindeki beyanda "meni" ibaresine yer verilmemiş olmasını da, "min nutfetin iza tümna" beyânının -erkeğe değil de- dişinin döl hücresine ait görüşümüzü doğruladığı kanısına varıyoruz!
Asırlarca insanların çoğunun; bebeğin teşekkülünü sadece erkeğin döl suyuna bağladıkları düşünülecek olursa, Kur'an'ın bu bildirisinin mucize yönü daha iyi anlaşılır.)