close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nebe Sûresi 33. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve kevâ’ibe etrâbâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve memeleri yeni sertleşmiş yaşıt kızlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Göz alıcı güzellik ve özellikteki (birbirleriyle uyumlu ve huzurlu), genç ve yaşıt (cennet) yavukluları.
[Not: Bu ayetteki "Etrab=yaşıtlar" kelimesi Sâd Suresi 52. ayette de geçmektedir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
memeleri yeni sertleşmiş yaşıt kızlar
Ahmet Tekin
swap_vert close
Göğüsleri irileşmiş, genç kızlık çağında, yaşıt dilberler var.
Ahmet Varol
swap_vert close
Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Aynı yaşta tomurcuk sîneliler,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Genç yaşıt, tomurcuk kızlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
31,32,33,34. Allah'a saygı duyanlar için umdukları yer, muhteşem bahçeler ve bağlar, müthiş uyumlu harika eşler ve dolup taşan kadehler vardır.[711]
[711] Cennetlikler hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 294-298.  
Besim Atalay
swap_vert close
31,32,33,34. Sakınç olanlara çayırlıklar, bağlar, bahçeler, üzümler, memeleri tomurmuş genç kızlar, dolu dolu kadehler var!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Onlara hizmet vermek için orada) genç ve yaşıt eşler (vardır).
Cemil Said
swap_vert close
memeli ağırşaklanmış ve hepsi kendi yaşlarında kızlar
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
31,32,33,34. Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
31,32,33,34. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Gencecik yaşıt kızlar;
Diyanet Vakfı
swap_vert close
31, 32, 33, 34. Şüphesiz takvâ sahipleri için umulanı buldukları yer, bahçeler, üzüm bağları, göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar, içki dolu kâseler vardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Genç ve yaşıt eşler...
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve turunç sîneli yaşıtlar var
Emrah Demiryent
swap_vert close
32-33-34. (Cennette) muhteşem bahçeler ve bağlar, göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar ve (tadı çok hoş içeceklerle) dolu kâseler vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Dengi dengine, yaşıt, görkemli eşler,¹
1- Bu ayetin çevirisi, etik olmayan ve Kur'an'ın nezihliğine yakışmayan argo bir dille; “Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar” veya “tomurcuk göğüslü aynı yaşta genç kızlar.” şeklinde yapılmaktadır. Ayet, “Kevâib” ve “Etrab” olmak üzere iki sözcükten oluşmaktadır. Kevâib; görkemli, yüce, değerli, yüksek, aşık kemiği, topuk, küp gibi anlamlara gelen “keab” kökünden gelmektedir. Eril ve dişil cisimlerin her ikisini de kapsayan bir sözcüktür. “Etrab” sözcüğü ise, akran, yaşıt, emsal, eş zamanlı, dengi dengine, aynı seviyede” demektir. Dolayısı ile ayetin doğru çevirisi, “birbirine denk, görkemli eşler” şeklindedir. Bu ayete, “Birbiri ile uyumlu üzüm salkımları” veya “Topraktan yumrular.” Yani topraktan çıkan yumru bitkiler olarak da anlam verilmektedir. Keab sözcüğü 5:97 de Kâbe, 5:6' da ise ayak topukları anlamında kullanılmaktadır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
memeleri tomurcuklanmış bir yaşıt kızlar,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
31,32,33,34. Şübhesiz ki takvâ sâhibleri için (büyük) bir kurtuluş, bahçeler ve üzüm bağları, göğüsleri tomurcuklanmış aynı yaşta kızlar ve dolu kadehler vardır!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve hepsi bir seviyede tomurcuklar haline gelmiş göz alıcı (meyveler, gül ve çiçek)ler. *
(*) Bu ayetten önce yer alan 32. ayette “Onlara (o muttaki erkek ve kadınlara) bahçeler, üzüm bağları var.” denilmiştir. 33. ayette de bu üzüm bağlarında bulunan üzümlerin, bahçelerdeki meyvelerin, gül ve çiçeklerin güzelliklerine, işaret edilmiş ve büyüklük, güzellik, sağlamlık ve tatlılık gibi özellikleri bakımından birbirine ‘’etrab’’ denk olan tomurcuk üzüm daneleri, meyveleri, gül ve çiçekleri var” denilmiştir. Bu ayetten sonraki 34. ayette ise, bahsi geçen meyve sularından dopdolu bardaklarla sunulan içeceklere vurgu yapılmıştır. Görüldüğü üzere, bu üç ayette son derece uyumlu bir bütünlük içinde, cennetin bahçeleri, bahçelerin meyveleri ve meyvelerin içecekleri anlatılmıştır. Ama bunların arasına kadınları sokmakla hem ayetler arasındaki uyum bozulur, hem de cennete giren muttaki kadınlara da cinsel amaçlı cennet kadınları verilir. Peki kadın kadına ne yapacak? Cennette sevicilik mi var? Böyle bir saçmalık olur mu? Bu nedenle hem buradaki 33. ayetin cennet kadınlarıyla bir alakası yoktur, hem de Kur’an’da geçen hurilerin de sadece cennet hizmetçileri olup cinsel amaçlı varlıklar değildirler. Ayetteki“ كواعب’’kevaib kelimesi ise,“ كاعب ‘’ kâîb”sözcüğünün çoğulu olup “topaklananlar, tomurcuklananlar” anlamındadır. (Tüm Lugatlar) Konumuz olan paragrafta bağ ve bahçelerin ve bunlardaki meyvelerin, gül ve çiçeklerin özellikleri anlatılmıştır. Burada erkek- dişi herhangi bir insan veya kız ve kadınların özellikleri anlatılmamıştır. İşte Meallerde yanlış çevrilmiş ayetlerden birisi de budur. Ayette geçen (وكواعب أترابا) ‘’kevâibe atraben’’ ifadesindeki ve kevâıbe; genç, memeleri yeni sertleşmiş, göğüsleri irileşmiş, göğüsleri tomurcuklanmış, tomurcuk sineliler ve genç kızlar, göz alıcı ve şahane şekilde çevrilirken, etrâben ifadesine aynı yaşta, yaşıt (kızlar) şeklinde Kur’an’da olmayan anlamlar verilmiştir. Bu şekildeki bütün tefsir ve mealler çok yanlıştır! Oysa ‘’kevaib, “tomurcuklar’’ yani ‘’meyveleri, gül ve çiçekleri tomurcuklanmış bahçeler veya tomurcuklanmış meyveler veya sebzeler anlamına gelir. Ayrıca bu sûrenin 31. ayetinde (متقين) yani "muttakiler için bir ödül ve mutluluk vardır" deniyor. Muttakiler ifadesi anlam olarak hem kadını hem de erkeği kapsar. Dolayısıyla bu ayette hem erkek için hem de kadın için güzel bir mükâfattan bahsediliyor. Yoksa cennete giren muttaki kadınlara cennet kadınları verilecek gibi anlamsız bir mesaj ortaya çıkıyor ki, bunu Allah’ın mesajı ile akıl ve mantıkla bağdaştırmak asla mümkün değildir. Zaten, ayette ne kadın ne kız vs. ne de kadın göğsünden söz eden bir işaret vardır! Şimdi konuyu daha iyi açıklamak için, 31. ayetteki "muttakiler’’ifadesine bakalım: Muttakiler, kısaca "kötülüklerden sakınanlar" Yani cennet ehli ifadesinde erkek ve kadın ayırımı yoktur. 33. ayete verilen manada, "Tomurcuk memeli yaşıt kızlar" erkeklere verilebilir. Ama muttakiler içinde kadınlar da vardır. Peki cennette giren mutaki kadınlara da cinsel amaçlı kadınlar mı verilecek? Kadın kadına ne yapacak? Demek ki, burada (kevaibe etraben) göğüsleri tomurcuklanmış kadın ve kızlarla bir alakası olmadığı gibi, bazı ayetlerde geçen hurilerin de cinsel amaçlı varlıklar olması mümkün değildir, yoksa cennete giren kadınlara da tıpkı erkekler gibi cinsel amaçlı kadınlar verilir? Ama Cennette sevicilik olmadığına göre, burada verilen kadın-erkek herkese uygun olan bir mükâfat olması gerekir... Bu nedenle (erkek olsun kadın olsun) cehennemliklere sunulan (21-30 ayetler) hoş olmayan içeceklere karşılık, (erkek olsun kadın olsun) cennetliklere de; kâseler içinde tadı ve kokusu güzel olan içecekler olmalıdır. Böyle de olduğu, 32. ayetteki; bahçeler ve üzümler ile 34. ayetteki doldurulmuş bardaklardan anlaşılmaktadır. ‘’Etrab’’ ise, denk” anlamına da gelir. Ki bu ayetlerde meyvelerin birbirine denk olduğu vurgulanıyor. Örneğin her bir üzüm danesi ötekilere renk, boyut ve tat bakımından denk olup biri ötekine oranla biraz çelimsiz, tatsız, çürük değildir. (الله اعلم) Arapça bilenler aşağıdaki açıklamalara da bakabilirler. آية (٣١): "إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا" = إنَّ للمُتَّقين من ذكور وإناث المفلحة، المنجاة... المصدر (مفهوم "قاصرات الطرْف" و"عُرُبًا أترابًا" و"كواعب أترابًا" في القرءان الكريم) [سورة النبأ 31 – 40] الآيات بدأت ب قوله “إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا” لو كنا نقرأ بتدبر وثمه تركيز لبرهه لنناقش فقط كلمة (متقين) هل التقوى حكرا لجنس دون أخر أي حكرا للذكر دون الأنثى أم أن التقوى “للذكر والأنثى” معا ، نعم التقوى يشمل الجنسين, الآيات لا تتكلم عن فتيات عذراوات صدورها بارزة تنتظر في الجنة بل عن الأماكن الخلابة والطبيعة المملوءة بخيرات الله من أنواع الفواكه وحدائق الذهور والورود (نفس المصدر) ويحتمل أن يكون التقدير هكذا! إن المتقين من الرجال والنساء سيفوزون بتقواهم بجنة مليئة بالحدائق من الفواكه والزهور والورود والأعناب التي تنبت علي تكعيبات متساوية في الطول والإرتفاع ومتشابهة في حيز الجمال تعصر ذاتها بنفسها لتملئ الكؤوس فلاينضب المشروب داخل هذه الكؤوس وليصبح بيد كل من هؤلاء الفائزين كأسا دهاقا - أليس هذا التفسير أقرب إلي المنطق من أن يتم إدخال وصف عن نساء صغيرات في السن قد بدا عليهن دلائل الأنوثة فتكعبت صدورهن ولم تتدلي وسط وصف لحدائق وأعناب وشراب وكؤوس ….؟إسلام مصطفى – “كواعب أترابا فوق سطح منزلى- ) كواعب أترابا: أراضى مرتفعة مملوءة بالماء والبذور) قوله تعالي ( وكواعب اترابا) ليس المراد به النساء أو ثديهن لان الاية رقم -30 – تقول – ان للمتقين مفازا – حدائق واعنابا – وكواعب اترابا – هل كلمة – المتقين – في القران – يقصد بها الرجال فقط ؟ أم يقصد بها النساء والرجال جميعا ؟؟؟ هل الجنة وهذه النعم للرجال فقط ؟؟؟ أم لهم وللنساء جميعا ؟؟؟ اذا قلنا انها للمتقين جميعا – الرجال والنساء – وقلنا ان الكواعب هي نساء الجنة أو وصفهن اذا قلنا هذا – سيفهم بالضرورة من الاية أنه تتزوج (تنكح ) نساء الدنيا بنساء الجنة !!! هل هذا يمكن ؟؟؟ لا !!! اذا لايمكن ان يراد بقرله تعلي – وكواعب اتراب – نساء الجنة , اذا ما معني ( كواعب اترابا ) ؟؟؟ ةيفهم من سباق الايات وسياقها – أنها حدائق ذات اشجار ونباتات برعمت “زهورها ووردها – اترابا في الامثال والاشكال والابعاد !!! وهذه كلها للمتقين – يعني للرجال والنساء المتقين جميعا , لا لرجال المتقين فقط !!! إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا. حَدَائِقَ وَأَعْنَابًا. وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا.وَكَأْسًا دِهَاقًا”، فكواعب كناية عن الأعناب لأنها مدورة والكعب معناه الشيء المدور الناضج، وليس معناها النهود (الله اعلم)،  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hepsi aynı boyda, tomurcuklar haline gelmiş göz alıcı (meyveler),
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sineleri ağırşaklanmış yaşıt kızlar,
İsmail Yakıt
swap_vert close
Birbirlerine son derece uyumlu muhteşem eşler [kevâ’ibe etrâben],⁶
6 Hemen hemen bütün meâlciler ve müfessirler bu ayete “göğüsleri yeni patlamış/kabarmış yaşıt kızlar” şeklinde veya buna benzer bir mana vermişlerdir. “Etrâben” kelimesini genellikle sözlükler “yaşıt, aynı boyda vb kelimelerle karşıladığından ve konu da cennet olduğundan dolayı böyle bir tercüme yoluna gidildiği kanaatindeyim. Böyle bir tercüme, Kur’an semantiğine uymaz. Hatta M. Esed’in de dediği gibi çoğu müfessirler, “Cennetin bütün sakinlerinin erkek olduğunu varsaydıklarından” bu tür yorumları onlar için yapıyorlar demektedir. Biz de aynı kanaatteyiz. Kavram analizi yapıldığında “etrâben” kelimesinin “aynı vasıflara sahip”, “uyum içinde olanlar” için de kullanıldığı neticesine ulaşıyoruz. “Kevâ’ib” kelimesini de “muhteşem eşler” olarak tercüme ettik. Çünkü bu kelimenin aslında “harika ve göz alıcı” anlamları vardır. Burada ise, harika denecek derecede bir uyum söz konusudur. Dolayısıyla biz bu ayeti, cinsiyet ayrımı yapmaksızın, semantik analiz gereği ve kontekse uygun olarak “son derece uyumlu muhteşem eşler” olarak çevirdik. “Son derece uyumlu” olması ise karşılıklı olarak aynı duygulara, aynı karakterlere sahip olduklarının vurgusu içindir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hepsi de gencecik, cilveli ve edâlı, muhteşem güzellikte yaşıt sevgililer,
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yaşıt ergen kızlar!
Mehmet Çakır
swap_vert close
33,34. yaşına uygun eşler // dolu dolu kadehler,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Göğüsleri tomurcuklu yaşıt kızlar,
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Uyumlu (olgunlaşmış üzüm) taneleri [*],
Ayetteki [Kevâ‘ıbe etrâben] ifadesinin, genç kız çocuklarıyla değil, bağlam gereği üzüm taneleri veya salkımları şeklinde anlaşılması gerekmektedir. Bu ifade, yumru bitkiler şeklinde de anlaşılabilir. [Kevâ‘ıb] sözcüğü, Mâide 5:6’da [el-ka‘beyni] şeklinde topukların üstündeki yumru biçiminde aşık/uyluk kemikleri demektir. [Türâb] ile aynı kökten gelen [etrâb] sözcüğü de toprakla ilişkilidir. Burada kastedilen, topraktan çıkan turp vs. yumru biçimindeki gıdalara benzer şekildeki cennete özel içeceklerin meyveleri de olabilir. Zaten sonraki ayette de bunlardan elde edilen ve dolu kadehlerdeki içeceklerden söz edilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
31,32,33,34. Şüphesiz, (Allah’a) karşı hata etmekten sakınanlar için, içerisinde bahçeler, bağlar, gepegenç, olağanüstü güzellikte eşler¹ ve dopdolu kadehler bulunan cennet² vardır.³
1 (كَوَاعِبُ) kelimesi mecâzen: “çarpıcı, göz alıcı, harika, olağan üstü güzel” anlamlarına gelmektedir. (Lisan’ül-Arab) Yukarıdaki tercüme bu durum dikkate alınarak yapılmıştır. Tefsir ve meâllerin genelinde verilen anlam ise, “cennetin sadece erkeklere ait ve kadınların da onlara ikram edilen bir meta’ olduğu” kanaatini verdiği için tercih edilmemiştir.2 Mefâz: Korkulardan kurtulup murada ermek yahut büyük bir kurtuluş yeri, yani cennet demektir.3 32-34. âyetler (مَفَازٌ) kelimesine bedel-i iştimâl olarak tercüme edilmiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
müthiş uyumlu harika eşler, ¹⁶
16 Etrâb’ın yukarıdaki çevirisi için bkz. sure 56, not 15. Kevâ‘ib’i “harika eşler” olarak çevirmem konusunda ise, hatırlanmalıdır ki ke‘b teriminin -kâ‘ib isim-fiili buradan türetilmiştir- birçok anlamı vardır ve bu anlamlardan birisi, “çarpıcı olma”, “gözalıcı olma”, “üstünlük” yahut “ihtişam”dır (Lisânu’l-‘Arab). Böylece ke‘abe fiili, insan için kullanıldığında, “o, [başka bir kişiyi] gözalıcı/çarpıcı veya muhteşem veya harika yaptı” anlamına gelir (aynı yer). Hem ke‘abe fiilinin, hem de ke‘b isminin bu mecazî anlamına bağlı olarak kâ‘ib isim-fiili, halk dilinde “göğüsleri gözalıcı hale gelen veya tomurcuklanan kız” anlamında kullanılmıştır. Bu nedenle birçok müfessir, bu ifadede, cennetin (erkek olduğu varsayılan) sakinlerine hoşnutluk verecek olan bir tür genç “dişi-eşler”e bir atıf görürler. Ancak, öncelikle belirtmeliyiz ki, Kur’an’ın cennetin güzellikleri ile ilgili bütün teşbîhleri aynı ölçüde hem erkek hem de kadın için geçerli bulunmaktadır. Diğer taraftan kevâ‘ib’in bu anlamı, yukarıdaki gündelik kullanışın türediği kökü -ki ke‘b isminin taşıdığı mecazî “gözalıcılık” anlamına dayanmaktadır- gözardı etmekte ve bu açık mecazın yerine maddî olarak gözalıcı bir şey için geçerli olan lafzî karşılığını geçirmektedir. Bu, bana göre tamamen temelsiz bir yorumdur. Cennetin nimetleri ile ilgili Kur’ânî tasvirlerin daima müteşabih olduklarını hatırlarsak, kevâ‘ib teriminin, yukarıdaki bağlamda, hiçbir cinsiyet ayrımı yapmaksızın, “muhteşem [veya “harika”] varlıklar” anlamına geldiğini ve etrâb terimi ile birlikte “müthiş uyumlu harika eşler”i gösterdiğini anlarız -böylece kutsanmış kimselerin birbirleriyle ilişkilerine işaret edilmiş ve onların tümünün karşılıklı tamamlayıcılıkları ve eşit ölçüdeki değerleri vurgulanmış olmaktadır. Bkz. ayrıca 56:34, not 13.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yeni tomurcuklanmış taptaze meyveler. 47/15, 52/21-22
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Dahası, dengi dengine gözalıcı eşler…[⁵⁵³⁶]
[5536] Kevâ‘ib, “yüksek, yüce, kaliteli, değerli, gözalıcı” anlamına gelen ka‘b kökünden (Mekâyîs). Sonradan Ka‘be gibi “kübik”, ka‘beyn (ayak bileği) gibi dairevî cisimler için de kullanılmaya başlanmıştır. Yalnız burada geçen kelime dişil olmadığı gibi, tek bir cinse de hamledilemez. Her iki cinsi de kapsar. “Tam denk” anlamındaki etrâb da tercihimizi doğrular.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
32,33,34. Orada, bahçeler, bağlar, nar göğüslü yaşıt kızlar, dopdolu kaseler var,
Osman Fırat
swap_vert close
Topraktan çıkan nice yumru (şekilli, şekilsiz) meyveler
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve nar memeli, hep bir yaşta (cariyeler vardır).
Suat Yıldırım
swap_vert close
32, 33, 34. Onlara bahçeler, üzüm bağları, turunç göğüslü genç yaşıt dilberler, dolu dolu kadehler var. [38, 52; 56, 37]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Genç ve dilber câriyeler
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
dolgun ve aynı zamanda hasat edilmiş meyveler
Şaban Piriş
swap_vert close
Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Turunç göğüslü yaşıt güzeller,
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Göğüsleri turunç gibi yaşıtlar,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
31-34. bayıķ śaķınıcılaruñdur žafer bulmaķ bostanlar daħı üzümler daħı emcegi śaķlanmış 'avratlar yaşdaşlar daħı ķadeḥ ŧolu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yaşdaş ḥūrīler‐ile ḫoş geçüreler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sinələri yenicə qabarmış (dolmuş, tumurcuqlanmış, gözəllikdə və məlahətdə bir-birinə bənzər) həmyaşıd qızlar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And maidens for companions,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Companions of Equal Age;(5906)
5906 The second symbol is Companions of Equal Age. Maidens or Virgins, symbols of purity, grace, beauty, innocence, truth, and sympathy. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَكَوَاعِبَ
ve göz alıcı
اَتْرَاباًۙ
yaşıt güzeller
Göz alıcı yaşıt güzeller,
كَوَاعِب
İsim
ك ع ب
Göz alıcı
اَتْرَاب
İsim
ت ر ب
Yaşıt