close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nahl Sûresi 83. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ya’rifûne ni’meta(A)llâhi śümme yunkirûnehâ veekśeruhumu-lkâfirûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlar, Allah'ın nimetini tanırlar da sonra inkar ederler ve çoğu kafirdir onların.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Çünkü) Onlar, (bütün bunların) Allah’ın nimeti olduğunu tanıyıp anlıyorlar, sonra da (bile bile) inkâr ediyorlar; (zaten) onların çoğu inkâr edenlerdir (kadir bilmez nankörlerdir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Aslında Allah'ın nimetinin pekala farkındalar, ama yine de O'nu tanıyıp doğrulamaya yanaşmıyorlar. Çünkü onların pek çoğu, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas ediyorlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar Allah'ın nimetini, Muhammed'in peygamber olarak görevlendirileceğini itiraf ederler, bilirler. Sonra da onu ısrarla inkâr ederler. Onların çoğu kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirdir, nankördür.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar Allah'ın nimetini biliyor sonra onu inkâr ediyorlar. Onların çoğu kâfirdir.
83.İbnu Ebi Hatim`in Mücahid`den rivayet ettiğine göre bir bedevi Resulullah (a.s.)`a gelerek O`na (Allah ve nimetleri hakkında) soru sordu. Resulullah (a.s.) ona Yüce Allah`ın: "Allah size evlerinizi barınak yaptı" (Nahl: 16/80) sözünü okudu. Bedevi: "Evet" dedi. Resulullah (a.s.) daha sonra Yüce Allah`ın: "Size hayvanların derilerinden göç gününüzde de, konaklama gününüzde de kolayca taşıyabileceğiniz (hafif) evler yaptı" (80. ayeti kerimenin devamı) sözünü okudu. Bedevi yine: "Evet" dedi. Daha sonra sırayla Yüce Allah`ın nimetleriyle ilgili sözlerini tek tek okuyarak en son: "İşte O size nimetini böyle tamamlamaktadır; umulur ki teslim olursunuz" (81. ayeti kerime) ibaresini okudu. Bedevi bütün bunları dinledikten sonra yüz çevirip gitti. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi  
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar, Allah'ın nimetini biliyorlar, sonra da inkar ediyorlar; onların çoğu inkâr edenlerdir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Müşrikler, Allah'ın nimetini tanırlar ikrar ederler. Sonra (Allah'dan başkasına ibadet ederek) onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfirlerdir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar Allah’ın nimetini bilirler, sonra tanımamazlık ederler. Çünkü çokları kâfirdirler. (Hak ve hakikati, nimetleri tanımazlar.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkâr ederler. Onların çoğu nankördür.
Besim Atalay
swap_vert close
Bilirler onlar Allahın nimetini, sonra da tanımazlar, pek çoğu da kâfirdirler!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar hem Allah'ın nimetini bilirler (hem de O'ndan başkasına tanrısal nitelikler yüklemek suretiyle) Allah'a nankörlük ederler. Onların çoğu inkârcı kimselerdir.
Cemil Said
swap_vert close
Müşrikler Allâh’ın ni’metini i’tirâf iderler sonra inkâr iylerler ekserisi kâfirdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'ın nimetini hem bilirler hem de inkar ederler. Zaten çoğu kafir kimselerdir.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar, Allah’ın nimetini bilirler, sonra da inkâr ederler. Onların çoğu kâfirlerdir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar Allah’ın nimetlerini biliyor, ama sonra kalkıp nankörlük ediyorlar. Onların çoğu inkârcıdır!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar Allah'ın nimetini bilirler (itiraf ederler). Sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfirdir.  
 İmam Suddî’ye göre âyette zikredilen «Allah’ın nimeti» Allah Resûlü’nün peygamberliğidir. Bunu, kendilerine gösterilen bunca mucizelerle tanıdıkları halde inatları yüzünden yine de inkâr ederler. İşte onlar Allah’ın adını ettiği bu ve benzeri nimetleri çok iyi bilirler, hatta onların Allah’tan olduğunu da kabul ederler. Fakat ibadete gelince, Allah’ın emirlerini değil kendi kötü nefislerinin emirlerini dinlerler. Bu âyet, ilim ve akıl sahibi olmak ile iman etmenin aynı şeyler olmadığını, imanın her şeyden üstünlüğünü ifade eder.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH'ın nimetlerini çok iyi tanıdıkları halde onları inkar ederler. Onların çoğu kafirlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hem Allah'ın nimetini bilirler, sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfir kimselerdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allahın nı'metini tanırlar, sonra da inkâr ederler ve ekserisi kâfirdirler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Müşrikler) hem Allah’ın nimetini bilirler (Allah tarafından kendilerine verildiğini bilirler) hem de (Allah’ın kendilerine vermiş olduğu nimetleri, ilâh edindikleri putlara nispet etmekle) bunu inkâr ederler. Onların çoğu işte böyle nankördürler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, bu nimetleri Allah'ın verdiğini biliyorlar. Sonra da onu görmezden geliyorlar. Onların çoğu kâfir² kimselerdir.
1- Nankör.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar hem Allahın (bu) ni'met (ler) ini i'tiraf ederler, hem yine onu (fiilleriyle) inkâr ederler. Çoğu (inadına) kâfir kimselerdir onların.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah'ın ni'metini tanırlar; sonra da onu inkâr ederler; çünki onların çoğu kâfirdirler.(2)
(2)“Bu kâinât şehrinde ve zemin (yeryüzü) mahallesinde ve insan ve hayvanât kışlasında, öyle bir Rezzâk-ı Rahîm (sonsuz merhamet sâhibi ve bol bol rızıklandıran) ve öyle bir Muhsin-i Kerîm (sonsuz ihsân ve ikrâm edici olan Allah) tasarruf ve nezâret ve terbiye ediyor (gözetip idâre ediyor) ki, kendi ni‘metlerine mukābil (karşılık) hamd ve şükrettirmek için, zemîni bir sefîne-i ticâret (ticâret gemisi) ve erzak (rızıklar) getiren bir şimendifer (tren) ve yüzündeki bahar mevsimini bir vagon tarzında yapıp, yüz bin nevi‘ taâmlarla ve memeler denilen konserve paketleriyle doldurup kış âhirinde (sonunda) erzakları biten muhtaç zîhayatlara (canlılara) yetiştiren bir Rezzâk-ı Rahîm’in (bol rızık vererek ve hadsiz bir merhamet sâhibi bir Zât’ın) işleri olduğunu, zerre kadar aklı bulunan tasdîk eder. Ve tasdîk etmeyip inkâra sapan, elbette zemin yüzündeki vesîle-i hamd ü şükran (hamd ve teşekkür vesîlesi) olan bütün muntazam ni‘metleri ve muayyen (intizamlı ve belirlenmiş olan) rızıkları inkâr etmeğe mecbûr olup ahmak bir muzır (zararlı) hayvan olur.” (Şuâ‘lar, 15. Şuâ‘, 565)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar hem Allah’ın nimetini (verilen bütün nimetlerin Allah’tan olduğunu) bilirler, hem de (O’ndan başkasına tanrısal nitelikler yüklemek suretiyle) onu inkâr ederler. Onların çoğu ise nankör kimselerdir.*
(*) Yani, yararlandıkları nimetlerin Allah’tan olduğunun farkında oldukları halde, Allah’ın onlardaki yaratıcı kudretini doğrulamaya yanaşmıyor ve böylece dolaylı olarak O’nun varlığını inkâr etmiş oluyorlar. Not: ‘’sümme’’sadece atıf edatıdır:  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar Allah’ın nimetlerini çok iyi bildikleri halde, sonradan o nimetleri inkâr ediyorlar. Onların pek çoğu, mutlak olan doğruları kabul etmeyenlerdir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar Allah’ın iyiliklerini bilirler, sonra yine de onu yoğumsarlar. Onların pek çoğu tanımaz kimselerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar Allah/ın nimetini tanırlar, böyleyken yine onu bilmemezlikten gelirler, onların pek çoğu kâfirdir [⁶].
[6] Azı cahildir veya hepsi kâfirdir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar, Allah’ın nimetini bilirler sonra da inkâr ederler. Onların ekserisi kâfirdirler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar, Allah'ın nimetini bilmekte, sonra da inkâr etmektedirler. Onların çoğu kâfirdirler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Aslında onlar, Allah’ın bunca nîmetinin pekâlâ farkındadırlar, fakat sırf işlerine gelmediği için onugörmezlikten gelirler; çünkü pek çokları nankör ve ahlâksız birer kâfirdir onların! Peki, ilâhî mahkemenin kurulacağı büyük Günü hiç düşünmüyorlar mı?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’ın nimetini tanıyorlar; yine de onu inkâr ediyorlar. Onların çoğu Kâfirler’dir / İnkârcılar’dır / Nankörler’dir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah'ın nimetlerini göre göre inkar ediyorlar, demek ki insanların çoğu nankördür...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar kazandıkları şeylerin Allah’a ait olduğunu bilirler. Ancak bu bilgi işlerine gelmez. Onun için hemen inkâra saparlar. Onların çoğu gerçeklerin üzerini örten yalancılardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar, Allah’ın nimet(ler)ini bilir (itiraf eder); sonra da onu inkâr ederler. Onların çoğu kâfirdir.
Mehmet Türk
swap_vert close
Onların çoğu (sadece) kâfirliklerinden dolayı Allah’ın nîmetini, (hem) bilirler (hem) de sonra inkâr ederler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Aslında Allah’ın nimetinin pekala farkındalar ama, yine de onu tanıyıp doğrulamaya yanaşmıyorlar; çünkü onların çoğu onmaz biçimde küfre batmış bulunuyor. ⁹⁹
99 Yani, yararlandıkları pek çok nimetin farkında oldukları halde, Allah’ın onlardaki yaratıcı kudretini doğrulamaya yanaşmıyor ve böylece dolaylı olarak O’nun varlığını inkar etmiş oluyorlar. Çeviride bizim kâfirûn tabirine verdiğimiz karşılık (“onmaz biçimde küfre batmış kimseler”) sözcüğün başında yer alan ve küfür fiilindeki ısrar ve niyetliliği vurgulayan el harf-i tarifinin (belirtme takısının) varlığına dayanmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Zira onlar Allah’ın nimetini pekâlâ tanıyorlar sonra kalkıp inkâr ediyorlar. Onların çoğu nimetlere karşı nankörler. 11/9 14/28-34, 16/52...55-112, 30/34
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah’ın nimetlerini pekâlâ tanıyıp biliyorlar, fakat yine de nankörlük ediyorlar; zira onların çoğu küfre sapmıştır.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar Allah’ın nimetini (o nimetlerin Rableri tarafından verildiğini) bilirler. (Ve bunu itiraf de ederler, buna rağmen) sonra da onu (Rablerinin birliğini) inkar ederler! (de putlara tapınırlar) Onların çoğu işte böyle kafirlerdir.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar, Allah’ın nimetini tanıyorlar, sonra da inkâr ediyorlar ve zaten onların çoğu kâfirlerdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Allah'ın nîmetini tanırlar, sonra da onu inkar ederler ve onların ekserisi kâfirlerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Müşrikler Allah'ın nimetini bilmekle beraber, bunları kendilerine veren Allah'tan başkasına ibadet etmekle bu nimetleri inkâr ederler. Onların çoğu işte böyle nankördürler!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah'ın ni'metini bilirler (bu ni'metleri Allah'ın yarattığını kabul ederler), sonra da (bunları kendilerine verenden başkasına taparak) bu ni'metleri inkar ederler, çokları da (nankördürler).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh'ın ni'metlerini bilirler ve sonra inkâr iderler. Onların çoğı kâfirlerdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah’ın nimetini bilirler ama itiraf etmezler. Onların çoğu kâfirdir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar Allah'ın nimetini bildikleri halde onu inkar ederler ve onların çoğu kafirdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar Allah'ın nimetini bilirler; buna rağmen onu inkâr ederler. Onların çoğu böyle nankördür.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah'ın nimetini biliyorlar, sonra da onu inkâr ediyorlar. Çoğu nankördür bunların.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bilürler Tañrı ni'metini andan inkār eylerler anı. daħı eyregi kāfirlerdür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Bilürler Tañrı Ta‘ālā ni‘metlerini, andan ṣoñra inkār iderler ve anlar çoġıkāfirlerdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar Allahın ne’mətini (Muhəmməd əleyhissəlamı peyğəmbər göndərməklə onlara etdiyi lütfü) bilir, lakin sonra onu (Muhəmməd əleyhissəlamın peyğəmbərliyini) danırlar. Onların əksəriyyəti kafirdir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They know the favour of Allah and then deny it. Most of them are ingrates.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They recognise the favours(2121) of Allah. then they deny them; and most of them are (creatures) ungrateful.
2121 'Arafa distinguished from 'alima'm implying a specific discernment (or recognition) of various qualities and uses. All mankind recognises the value of the blessings they enjoy, but in forgetting or disobeying their Author, the wicked show gross ingratitude: for in practice they deny their obligation to Him for those blessing.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَعْرِفُونَ
farkındadırlar
نِعْمَتَ
nimetinin
اللّٰهِ
Allah'ın
ثُمَّ
fakat
يُنْكِرُونَهَا
onu inkâr ederler
وَاَكْثَرُهُمُ
ve onların çoğu
الْكَافِرُونَ۟
kâfirdir
Onlar Allah'ın nimetinin farkındadırlar; fakat onu inkâr ederler; çünkü onların çoğu kâfirdir.
عَرَفَ
Fiil-I
ع ر ف
Tanıyıp bildi, tanıdı, farkına vardı, arif oldu
نِعْمَة
İsim
ن ع م
Nimet
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
اَنْكَرَ
Fiil-IV
ن ك ر
İnkâr etti
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler