close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nahl Sûresi 78. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Va(A)llâhu aḣracekum min butûni ummehâtikum lâ ta’lemûne şey-en vece’ale lekumu-ssem’a vel-ebsâra vel-af-idete(ﻻ) le’allekum teşkurûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Allah sizi, analarınızın karnından çıkardı, hiçbir şey bilmezdiniz ve size, şükredesiniz diye kulak verdi, gözler verdi, gönüller verdi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah, sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme (yetenekleri) ve (idrak etmek için) gönüller verdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve Allah sizi analarınızın karnından çıkardı, hiç birşey bilmezdiniz. Belki de şükredersiniz diye size kulak verdi, gözler verdi ve gönüller verdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah sizi analarınızın karnından çıkardı. Siz, verdiğiniz taahhüt, kaderiniz, menfaatleriniz v.s. konularda hiçbir şey bilmiyordunuz. Size kulaklar, gözler, kalpler, akıllar verdi. Umulur ki şükrünüze vesile olur.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 67/23-24.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmez halde çıkardı ve belki şükredersiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah, sizi annelerinizin karnından hiç bir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme (duyularını) ve gönüller verdi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Siz hiçbir şey bilmezken Allah, sizi, analarınızın karnından çıkardı ve size kulaklar, gözler, kalbler verdi ki (iman edip) şükredesiniz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah, sizi analarınızın karınlarından çıkardı. Siz hiçbir şey bilmiyordunuz. Sizin için kulaklar, gözler ve duyular kıldı ki şükredesiniz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Siz hiçbir şey bilmezken Allah sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
Besim Atalay
swap_vert close
Allah sizi, ananızın karnından bir şey bilmediğiniz halde çıkardı; size kulak, göz, gönül de verdi; olur ki şükredesiz !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
Cemil Said
swap_vert close
Allâh sizi vâlidelerinizin karnından hiç bir şey bilmediğiniz halde çıkardı, size işitmek içün kulak, görmek içün göz ve muhâkeme itmek içün akıl virdi tâ ki müteşekkir olasınız.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah sizi annelerinizin karnından bir şey bilmez halde çıkarmıştır. Belki şükredersiniz diye size kulak, göz ve kalp vermiştir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sizler hiçbir şey bilmez bir durumdayken Allah sizi analarınızın karnından dışarı çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler, kalpler verdi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Siz, hiçbir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.  
 «Siz hiçbir şey bilmezken» ifadesi için yapılmış izahlar vardır: 1. Siz babalarınızın sulbünde bulunduğunuz sırada sizden alınan misakı bilmezken. 2. Sizin için hükmedilen iyi veya kötü kaderi bilmezken. 3. Menfaatlerinize olan şeyleri bilmezken.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH sizi annelerinizin karnından çıkardığı zaman bir şey bilmiyordunuz. Size işitme, görme duyuları ve beyinler verdi ki şükredesiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah sizi annelerinizin karnından çıkardığı zaman hiçbir şey bilmiyordunuz. Şükredesiniz diye size işitme (duygusu), gözler ve gönüller verdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve Allah sizi analarınızın karınlarından öyle bir halde çıkardı ki hiç bir şey bilmiyordunuz, öyle iken size, işitme, gözler, gönüller verdi ki şükredesiniz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sizler hiçbir şey bilmez bir durumdayken, Allah sizi analarınızın karnından çıkardı, (Allah’a kulluk edip) şükredesiniz diye, size (hakikati işitecek) kulaklar, (hakikati görecek) gözler, (hakikati idrak edecek) kalpler verdi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve Allah, sizi hiçbir şey bilmez halde, annelerinizin karnından çıkardı. Size işitme yetisi¹, görme yetisi² ve düşünme yetisi³ verdi. Umulur ki şükredersiniz.
1- Kulaklar. 2 – Gözler. 3 – Bu sözcüğün Arapçası fuad'tır. İdrak etme, kavrama yetisi demektir. Fuad; gönül, yararlı olmak, bir şeye ilgi duymak ve sorumlu olmak gibi anlamlara gelmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allah sizi analarınızın karınlarından, kendiniz hiç bir şey bilmiyorken, çıkardı. Size, şükredesiniz diye kulaklar, gözler, gönüller verdi. Tâki şükredesiniz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve Allah sizi analarınızın karınlarından, (siz) hiçbir şey bilmez bir hâlde iken çıkardı; şükredesiniz diye de size kulaklar, gözler ve kalbler verdi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve Allah sizi analarınızın karınlarından, (siz) hiçbir şey bilmez bir hâlde iken çıkardı; şükredesiniz diye de size işitme duyusu, görme duyusu, akıl (idrak etme) yetisi verdi.*
(*) Ayette geçen (الفُؤَادُ)’’el fuad’’ akıl ve idrak etme yetisi demektir. Aşağıdaki lügat kitaplarına bkz: الفُؤَادُ : عقل - حديد الفؤاد : متوقِّد الذهن (معنى فؤاد في قاموس المعجم الوسيط ،اللغة العربية المعاصر ،الرائد ،لسان العرب ،القاموس المحيط. قاموس عربي عربي )،  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah, sizler henüz hiçbir şey bilmezken, annelerinizin karnından sizi çıkarandır. Şükredesiniz diye size, kulak, göz ve kalp vermiştir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah sizi analarınızın karnından, hiç bir bilginiz olmadan çıkardı. Size kulak, göz, yürek verdi. Şükredesiniz diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah sizi analarınızın karnından hiçbir şey bilmediğiniz halde çıkarmıştır. Size şükredesiniz diye kulaklar, gözler, kalpler vermiştir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah sizi, analarınızın karnından siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Sizler şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah sizi annelerinizin karınlarından siz hiç bir şey bilmez halde iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi. Umulur ki şükredersiniz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sizi, hiçbir şey bilmeyen minicik bebekler hâlinde annelerinizin karnından çıkaran; kendisine kulluk edip şükredesiniz diye size duyacağınız kulaklar, göreceğiniz gözler ve araştırma, düşünme ve duyumsama yeteneği kazandıran gönüller veren Allah’tır. Size bahşedilen bu yetenekleri kullanarak çevrenizi dikkat ve ibretle inceleyin:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah, sizi bir şey bilmediğiniz, annelerinizin karınlarından çıkardı. Sizin için İşitme, Görmeler ve Gönüller kıldı. Umulur ki şükredersiniz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah sizi, ana rahminden dünyaya getirirken siz, hiçbir şeyin bilincinde değildiniz. O, giderek sizin duyma, görme ve hissetme yeteneklerinizi geliştirdi. Ona teşekkür borçlusunuz.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Siz hiçbir şey bilmezken Allah sizi analarınızın karnından çıkardı! Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler, kalpler verdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah siz hiçbir şey bilmezken sizi analarınızın karınlarından çıkarmış, şükredesiniz diye size işitme (duyusu), gözler ve kalpler vermiştir. [*]
A‘râf 7:172, Rûm 30:30, Hucurât 49:7 ve Şems 91:8 gibi ayetlerde geçtiği gibi, Yüce Allah insan fıtratını belli değerlerle ve özelliklerle şekillendirmiş olsa da bunların bilginin konusu olmaya dönüşmesi sonradan gerçekleşmektedir. İşte bu gerçeğin bir ifadesi olarak, insan zihni belli ki boş bir levha gibi şekillendirilmiş, sonrasında bilgi sahibi olabilmesi için birtakım organlara sahip kılınmıştır ki ayetin devam eden kısmında bu konuya yer verilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah sizi annelerinizin karnından, hiç bir şey bilmez halde iken çıkardı. Belki şükredersiniz diye size kulak, göz ve gönüller verdi.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve sizi analarınızın karnından, hiçbir şey bilmez bir halde çıkarıp size, şükredesiniz diye işitme duyusu, görme duyusu, duyma-düşünme yetisi bahşeden Allah’tır.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sizi analarınızın karnından hiçbir şey bilmez bir halde çıkaran ve belki hakkını verip şükredesiniz diye size duyma, işitme, görme ve düşünme kabiliyeti veren Allah’tır. 7/179, 23/78, 27/73, 46/26, 67/23
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sizi analarınızın karınlarından hiçbir şey bilmez bir hâlde çıkaran, belki şükrederler diye sizin için işitme, görme ve duyma-düşünme kabiliyeti takdir eden de yine Allah’tır.[²¹⁶⁹]
[2169] Bu âyet insan sûretinde doğmanın insan olmaya yetmediğini, işitme-görme ve akletme yeteneğini kullanarak insanın beşerlikten insanlığa doğru tekâmül etmesi gerektiğini ifade eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey müşrikler, sizler kıyameti ve hesabı inkar ediyorsunuz, oysa) Allah sizi analarınızın karnından çıkardığı zaman hiçbir şey bilmiyordunuz, (hayvandan farksız idiniz) sonra (büyüdükçe) size kulak (manevi işitme yeteneği), gözler (basiret, manevi görme yeteneği) ve gönüller (vicdan, hak ile batılı ayırma yeteneği) verdi ki, (sizi hayvan değil, şerefli bir mahluk kıldığı için, Rabbinize) şükredesiniz!
Osman Fırat
swap_vert close
Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve gönüller verdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve Allah sizi analarınızın karınlarından hiçbir şey bilmez olduğunuz halde çıkardı. Ve size teşekkür edesiniz diye kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah sizi analarınızın karınlarından öyle bir halde çıkardı ki hiçbir şey bilmiyordunuz. Öyle iken size kulaklar, gözler, kalpler verdi ki şükredesiniz. [67, 23-24]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah sizi, (hiçbir şey bilmediğiniz durumda) annelerinizin karınlarından çıkardı, size işitme (duyusu), gözler ve gönüller verdi ki şükredesiniz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh sizi vâlidelerinizin karnından, hiç bir şey bilmediğiniz halde çıkardı. O'na şükr idesiniz içün işidir, görir, kalb sâhibi (düşünür, tefekkür ider) kıldı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah sizi analarınızın karnından çıkardığında hiç bir şey bilmiyordunuz. Ama size dinleme ve ileri görüşlü olma (basiret) özelliği ile gönüller vermişti. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah sizi, hiçbir şey bilmez olduğunuz halde annelerinizin karnından çıkarmış ve size, şükür edesiniz diye kulak, göz ve kalp vermiştir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmez halde çıkardı ve şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah sizi annelerinizin karınlarından çıkardı, hiçbir şey bilmiyordunuz; şükredebilesiniz diye size işitme gücü, gözler ve gönüller verdi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı Tañrı çıķardı sizi atalaruñuz ķarınlarından bilmezlerken siz neseneyi daħı ķıldı sizüñ içün ķulaķ [141a] daħı gözler daħı göñüller anuñ-içün kim siz şükr eyleyesiz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı Tañrı Ta‘ālā çıḳardı sizi analaruñuz ḳarnından hīç nesne bilmez‐iken.Yaratdı sizi ḳulaḳlar işitmeg‐içün ve gözler görmeg‐içün ve yüreklerfikr‐içün. Ola kim siz bu ni‘metlere şükr eyleyesiz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah sizi analarınızın bətnlərindən heç bir şey bilmədiyiniz (dərk etmədiyiniz) halda çıxartdı. Sonra sizə qulaq, göz və qəlb verdi ki, (Allahın əmrlərini eşidib, qüdrətini və əzəmətini görüb, vəhdaniyyətini duyub) şükür edəsiniz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And Allah brought you forth from the wombs of your mothers knowing nothing, and gave you hearing and sight and hearts that haply ye might give thanks.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is He Who brought you forth from the wombs of your mothers when ye knew nothing; and He gave you hearing and sight and intelligence and affections:(2112) that ye may give thanks (to Allah..
2111 Lures of this world and its fleeting pleasures often make man forget that the life of the hereafter is an imminent reality. Many of those who claim to believe in the life to come act and behave as if it belonged to a distant future, and had no relevance to their present activities and mode of living. The Qur'an repeatedly reminds man that the Hour of Reckoning is not a distant possibility, but very close to man, and could come to pass any moment. The wisest course for man, therefore, is to be always alert and watchful and steer clear of all forms of sin and impiety, for when the Promised Hour comes it will come all of a sudden and without any prior notice. See also 10:45; 30:55, 45:32. (Eds.) 2112 Literally, 'hearts,' are considered the centres of the affections, and in Arabic idiom, of intelligence also. We should therefore give thanks to Allah, not to imaginary deities or powers or forces.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاللّٰهُ
ve Allah
اَخْرَجَكُمْ
sizi çıkardı
مِنْ بُطُونِ
karınlarından
اُمَّهَاتِكُمْ
analarınızın
لَا تَعْلَمُونَ
bilmezken
شَيْـٔاًۙ
hiçbir şey
وَجَعَلَ
ve verdi
لَكُمُ
size
السَّمْعَ
kulaklar
وَالْاَبْصَارَ
ve gözler
وَالْاَفْـِٔدَةَۙ
ve gönüller
لَعَلَّكُمْ
umulur ki siz
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz
Siz hiçbir şey bilmezken Allah sizi analarınızın karnından çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve gönüller verdi.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَطْن
İsim
ب ط ن
Karın
اُمّ
İsim
ا م م
Anne, esas, merkez
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
سَمْع
İsim
س م ع
Kulak, işitme, dinleme
بَصَر
İsim
ب ص ر
Göz, basiret
فُؤَاد
İsim
ف ا د
Kalp, gönül, yürek
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
شَكَرَ
Fiil-I
ش ك ر
Şükretti