Ve yine Allah [size başka] iki insan örneği veriyor: Onlardan biri, hiçbir iş elinden gelmeyen bir dilsiz ⁸⁶ ki, efendisinin sırtında gerçek bir yük; öyle ki, beriki onu hangi işe koşsa ⁸⁷ olumlu bir sonuç alamıyor. Peki, işte böyle biri, doğru ve hakça olanın yapılmasını emreden ve kendisi de dosdoğru bir yolda yürüyen [bilge bir] kimseyle ⁸⁸ hiç bir tutulabilir mi?
86 Ebkem terimi, ister uzvî ister zihnî bir yetersizlikten dolayı olsun “doğru-düzgün konuşamayan”: yani, “kalın kafalı” yahut “aptal” anlamında “dilsiz/sessiz” demektir. Yukarıdaki Kur’ânî tasvir bu her iki anlam grubunu da kapsamaktadır.87 Yahut: “onu nereye gönderse”.88 Yani, sadece kendisi dürüst ve erdemli biri olmakla kalmayan, ama aynı zamanda doğru yaşama tarzını başkalarına emredecek güce ve yetkiye de sahip olan biri. Böylece, birinci meselin konusu özgürlük ile kölelik yahut daha genel bir tanımlamayla bağımsızlık ile bağımlılık arasındaki karşıtlık iken; ikinci meselin konusu, dilsizlik ve yetersizlik, ehliyetsizlik ile dürüstlük, adalet ve yeterlilik arasındaki karşıtlıktır. Bu her iki meselin de, sonuç olarak işaret ettikleri anlam aynı yöndedir (bkz. yukarıda 85. not).