close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nahl Sûresi 46. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ev ye/ḣużehum fî tekallubihim femâ hum bimu’cizîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yahut onu aciz bırakamayacaklarına göre dönüp dolaşırlarken tutup onları helak etmeyeceğinden.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ya da onlar, (gafletle) dönüp dolaşmaktalarken, (İlahi azabın) onları yakalayıvermesinden (nasıl emindirler ve neye güvenmektedirler?) Ki onlar (bu konuda Allah’ı) aciz bırakacak değildirler.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yahut O'nu aciz bırakamayacaklarına göre, dönüp dolaşırlarken, tutup onları helak etmeyeceğinden.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yahut onlar, servet, kudret ve ticaret sahibi olarak refah içinde ülke ülke dolaşırlarken, Allah'ın kendilerini yakalayamayacağından, cezalandırmayacağından emin mi oldular? Onlar Allah'ı âciz bırakacak, koyduğu kanunların dışına çıkacak, yakayı kurtaracak değildirler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 67/16-17.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Yahut dönüp dolaşmaları esnasında kendilerini yakalamasından. Ki onlar (Allah'ı) aciz bırakacak değildirler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ya da onlar, dönüp-dolaşırlarken, onları yakalayıvermesinden (mi emindirler?) Ki onlar (bu konuda Allah'ı) aciz bırakacak değildirler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yahud gezip dolaşırlarken (Allah'ın azabı) kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Üstelik onlar, azabı engelleyiciler de değillerdir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Veya yeryüzünde dolaşırlarken, azabın kendilerine geleceğinden emin mi oldular? Azap gelirse, onlar kurtulacak değiller.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
45,46. Tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmeyeceğinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden veya onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar Allah'ı âciz bırakacak değillerdir.
Besim Atalay
swap_vert close
46,47. Ya da gezerlerken azaba yakalanmamaktan; yahut korku içindelerken, azap gelmiyeceğinden emniyette midirler? Onlar âciz kılamazlar Allahı, benim Tanrım acıyıcı, yarlıgayıcı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yahut dönüp dolaşırlarken (azabın) kendilerini yakalamasına karşı (korunabileceklerine dair bir yerlerden garanti mi aldılar)? Onlar, Allah'ı âciz bırakacak değillerdir.
Cemil Said
swap_vert close
45, 46, 47. Hîle ve seyyiât icrâ idenler ayaklarının altında toprağın yarılmıyacağından ve yâhud hiç beklemedikleri bir zamânda ’azâb-ı elîme dûçâr olmıyacaklarından ve seyr ü seferleri esnâsında bu ’azâbın kendilerine yetişmiyeceğinden veyâ te’sîrini izâle idebileceklerinden veyâ emvâllerinin tedrîcen mahv idilmesi ile dûçâr-ı mücâzât olmıyacaklarından emîn midirler? Lâkin rabbiniz lütufkâr ve rahîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
46,47. Veya hareket halindelerken -ki Allah'ı aciz bırakamazlar- ya da yok olmak endişesindeyken onlara azabın gelmesinden güvende midirler? Doğrusu Rabbin şefkatlidir, merhametlidir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Yahut onlar dönüp dolaşırken Allah’ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar, Allah’ı âciz bırakacak değillerdir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
45-46. Şimdi şu kötülükleri planlayanlar, Allah’ın onları yerin dibine geçirmeyeceğinden veya hiç bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azabın gelmeyeceğinden ya da onlar işe güce dalmışken Allah’ın kendilerini kıskıvrak yakalamayacağından emin mi oldular? Onların bunu engelleme güçleri de yoktur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
45, 46. Kötülük tuzakları kuranlar, Allah'ın, kendilerini yere geçirmeyeceğinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden veya onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar (Allah'ı) âciz bırakacak değillerdir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Yahut (yataklarında) dönüp dururlarken kendilerini yakalamayacağından..? Onlar kurtulamazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yahut (rızık için) dolaşıp dururlarken (Allah'ın azabının) kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Üstelik onlar, azabı engelleyici de değillerdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Veya dönüp dolaşırken kendileri yakalayıvermesinden, ki onlar âciz bırakacak değillerdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ya da onlar, (gafletle) dönüp dolaşırlarken, (azabımızın) kendilerini yakalamayacağından (emin mi oldular)? Ki onlar, buna (azabımıza) engel de olamazlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Veya gezinip dururlarken, onları ansızın yakalamasından. Onlar, bunu engelleyemezler de.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Yahud onlar dönüb dolaşırlarken (Allahın) kendilerini yakalayıvermesinden (bir eman mı aldılar) ki onlar (hiç bir suretle Allâhı) aaciz bırakıcı değildirler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Veya dönüp dolaşırlarken (azâbın) kendilerini yakalayıvermesinden (mi emin oldular)? Hâlbuki onlar, (Allah'ı) âciz bırakıcı kimseler değillerdir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Yahut (normal hayatlarında) dönüp dolaşırlarken kendilerini yakalamayacağından (emin mi oldular)? Hâlbuki onlar, (Allah’ı) âciz bırakıcı kimseler değillerdir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Veya bulundukları yerde dolaşırlarken azap onları yakalarsa bu durumda onların Allah’ı engelleyecek güçleri var mı?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ya da dönüp dolaşırken Allah’ın kendilerini çarpacağından korkmuyorlar mı? Hem onlar Allah’ı bundan alıkoyamazlar da.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yahut gidip gelirken azaba giriftar olacaklarından emin mi oldular? Onlar Allah/ı âciz kılacak değillerdir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yahut dönüp dolaşırlarken kendilerini yakalayıvermesinden (emin midirler?). Onların engel olacak/aciz bırakacak güçleri yoktur.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ya da onlar, (normal hayatlarında) dönüp dolaşırlarken onları (azabın) yakalayıvermesinden (mi emindirler?) Ki onlar (bu konuda asla Allah'ı) aciz bırakacaklar değillerdir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ya da refah ve zenginlikle şımarmış bir hâlde gezip dolaşırlarken, onları ansızın yakalayıp helâk etmeyeceğinden —ki buna asla engel olamazlar— nasıl emîn olabiliyorlar?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yahut tekallüb / debelenmelerinde onları yakalamasından (güvende mi oldular)? Onlar kaçıp kurtulacak değildir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ya da felaket, kendilerini ayakta dolaşırken yakalayabilir -ve buna asla mani olamazlar-.
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Yahut onlar rahatça özgürce yaşarlarken, Allah’ın cezalandırmak için kendilerini yakalamayacağından eminler mi? Unutmasınlar ki; karar verdiğimizde kimse Allah’ı engelleyemez. Bilmiyorlar mı? Ceza verirken kimse Allah’ı aciz bırakamaz.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Veya onlar dönüp dolaşırlarken (Allah’ın) kendilerini yakalamasından (güvende midirler)? Onlar (Allah’ı) asla aciz bırakıcı değillerdir. [*]
Benzer mesajlar: En‘âm 6:134; Enfâl 8:59; Tevbe 9:2, 3; Yûnus 10:53; Hûd 11:20, 33; Nûr 24:57; ‘Ankebût 29:22; Fâtır 35:44; Zümer 39:51; Şûrâ 42:31; Ahkâf 46:32.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yahut onlar (rızık için) dolaşıp dururlarken (hiç helâkin) kendilerini yakalayıvermesinden... (eminler mi?) Ve onlar (Allah’ı) asla âciz bırakamazlar.
Muhammed Esed
swap_vert close
Yahut dönüp dururken ⁵¹ hiçbir şekilde engel olamayacakları (bir azapla O’nun) kendilerini [apansız] yakalamayacağına,
51 Yani, gündelik uğraşları içinde. Çevirideki “apansız” ilavesi, sonraki ayette, alternatif bir olgu olarak yavaş yavaş çürümeye dikkat çeken ifadenin gereğidir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yahut gündelik işlerin peşinde dolaşırlarken asla kaçamayacakları bir azabın kendilerini yakalayıvermeyeceğinden yana bir garantileri mi var? 7/4-97-98, 15/61...84, 29/40, 46/21...25
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Veya (gündelik telaşeyle) dolaşıp dururken, kendilerini asla savuşturamayacakları bir (belanın) yakalamayacağından?
Orhan Kuntman
swap_vert close
45,46. (Ey Muhammed, sana karşı) Fesat planlan hazırlayanlar Allah’ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya bilmedikleri bir yönden kendilerine bir azap gelmeyeceğinden ve o azabın (çölde kervan ile) bir yerden diğer bir yere giderken onları yakalamayacağından emin mi oldular? (Ki böyle şirk ve küfürde direnebiliyorlar) Oysa onlar Allah'ı aciz bırakacak değillerdir. (Allah’ın takdiri olan azaba engel olmaya hiçbir güç yetiremezler)
Osman Fırat
swap_vert close
Hem de onlar dönüp dolaşırken Allah’ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Kendileri de buna engel olacak değillerdir!
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Veya onları dönüp dolaşırlarken ya- kalayıvermesinden (emin mi oldular?) Halbuki, onlar (Hak Teâlâ'yı) aciz bırakıcılar değildirler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
45, 46. Şer planları hazırlayanlar, emin mi oldular: Allah'ın kendilerini yerin dibine geçirmesinden yahut hiç ummadıkları bir yerden azabın gelmesinden, yahut gezip dolaşırlarken Allah'ın kendilerini kıskıvrak yakalamasından? Çünkü onlar, kaçıp kurtulacak durumda değildirler. [67, 16-17]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yahut dönüp dolaşırlarken onun, kendilerini yakalamayacağından (emin midirler)? Kendileri buna engel olacak değillerdir!
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar Allâh'ı 'âciz ider değillerdir. [*]
[*] Ayetin birinci kısmı iki baskıda da bulunmuyor. [ÖFK]  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yahut dönüp dolaşırken Allah’ın onları yakalamasına karşı güvenceleri mi var? Onlar, Allah’ı çaresiz bırakamazlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Veya Onlar, dolaşıp dururlarken, kaçamayacakları bir azabın kendilerine gelmesinden güvende midirler?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yahut onlar dolaşıp dururlarken, asla kaçamayacakları bir azabın kendilerini yakalayıvermesinden mi emin oldular?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yahut dönüp dolaşmaları sırasında kendilerini yakalamayacağından... Onlar buna engel de olamazlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yā duta anları varmaķlarında gelmeklerinde? pes degül anlar āciz eyleyiciler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yā helāk itmekden Allāh özlerini dünyāda sevindükleri yirde. Pes anlar‘āciz eylemezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Və ya gəzib dolaşarkən (səfər əsnasında) əzabın onları yaxalamasından (Allahın onları məhv etməsindən qorxmurlarmı?) Axı onlar (Allahı) aciz edə bilməzlər (Allahın əzabından qaçıb canlarını qurtara bilməzlər!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Or that He will not seize them in their going to and fro that there be no escape for them?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Or that He may not call them to account in the midst of their goings(2072) to and fro, without a chance of their frustrating Him?-
2072 (3) Or the punishment may come to people away from their homes and humble them in their pride. It so happened to Abu J ahl, who came exulting in his pride to the Battle of Badr (A.H.2). His army was three times the size of the Muslim army from Madinah. But it suffered a crushing defeat, and he himself was ignominiously slain.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَوْ
ya- hut
يَاْخُذَهُمْ
kendilerini ya- kalamasından
ف۪ي تَقَلُّبِهِمْ
dönüp dolaşırlarken
فَمَا هُمْ
ve onlar değildir
بِمُعْجِز۪ينَۙ
aciz bırakıcılar
Yahut onlar (dünyada) dönüp dolaşırlarken Allah'ın (azabının) kendilerini (ansızın) yakalayıvermesinden (emin mi oldular)? Onlar (Allah'ı) âciz bırakacak değillerdir.
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
تَقَلُّب
Fiilimsi-V
ق ل ب
Çevrilip durdu, gezip dolaştı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
مُعْجِز
Etken fiil-IV
ع ج ز
Âciz bırakan, âciz bırakıcı