close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nahl Sûresi 44. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Bilbeyyinâti ve-zzubur(i)(k) veenzelnâ ileyke-żżikra litubeyyine linnâsi mâ nuzzile ileyhim vele’allehum yetefekkerûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onları, delillerle, kitaplarla gönderdik ve sana da, onlara ne indirildiğini açıkça anlatman, düşünmelerini sağlaman için Kur'an'ı indirdik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Nebiler ve zikir ehli) Apaçık delillerle, (nakli ve akli hikmetlerin yazıldığı) kitaplar(daki hakikatlerle cevap verirler. Ey Resulüm!) Sana da bu Zikri (Kur’an’ı) indirdik ki, kendilerine gönderilen (ayetleri) insanlara açıklayasın, ta ki tefekkür etsinler (düşünüp gerçeği görsünler diye)...
[Not: Demek ki Kur’an’ın anlaşılması ve İslam’ın doğru yaşanması için Hz. Peygambere ve sünnetine ihtiyaç görülmektedir. Efendimiz sadece "tebliğ" ile değil, aynı zamanda "tebyin=ayetleri izah etme" ile de görevlidir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O peygamberler, apaçık delillerle ve kitaplarla gönderildiler. Ey peygamber! Biz sana da bu uyarıcı kitabı indirdik ki, insanlara başından beri indirilegelen mesajın aslını, olanca açıklığıyla anlatasın diye, onlar da böylece belki düşünürler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Peygamberleri, apaçık mûcizeler ve kitaplarla gönderdik. Sonra da, bütün insanların haklarının korunmasına, iyiliğine, kurtuluşuna vesile olsun diye, ana hatları vahyedilen konuları (mücmelleri) ayrıntılı açıklaman için, okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur'ân'ı, bölüm bölüm sana indirdik. Umulur ki, düşünmelerine, incelemelerine vesile olur.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 17/93-94; 18/110; 21/8; 25/20.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Apaçık delillerle ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kur'an'ı) indirdik ki, insanlara kendilerine indirileni açıklayasın ve olur ki düşünürler.
Ali Bulaç
swap_vert close
(Onları) Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kur'an'ı) indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler, diye.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz, o Peygamberleri mûcizelerle ve kitaplarla gönderdik. Ey Rasûlüm, sana da Kur'an'ı indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara anlatasın olur ki; iyice düşünürler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
43, 44. Senden önce, kendilerine vahyettiğimiz, mucizeler ve kitaplarla teyid ettiğimiz bazı erlerden (melekler değil) başka göndermedik. Eğer siz bilmiyorsanız, ehl-i zikirden (ilim ve keşif ehlinden) sorun. Seninle de, insanlara açıklamak üzere ve düşünmeleri için onlara inen Kur’anı gönderdik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Apaçık mucizelerle ve kitaplarla gönderildiler. Kendilerine indirileni insanlara açıklaman için ve düşünsünler diye, sana da bu Kur'ân'ı indirdik.
Besim Atalay
swap_vert close
Onları belgelerle, kitaplarla gönderdik, insanlara indirileni, bildirmençin, sana öğüt indirdik, ola ki düşüneler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(O Peygamberleri) apaçık mucizelerle ve sayfalarla/kitaplarla (gönderdik). Ve biz sana da bu uyarıcı kitabı indirdik ki, kendilerine indirilen (ayetler)i insanlara açıklayasın ve belki onlar da bu sayede düşünürler.
Bkz. 17/93-94, 18/110, 21/8, 25/20Bu ayetten anlaşılıyor ki; Kur’an, başından beri indirilen ayetleri açıklamıştır. İnsanların saadeti ve huzuru için ana hatları vahyedilen ama anlaşılması zamana bırakılan bazı ayetler daha sonraki zamanlarda gönderilen ayetlerle açıklığa kavuşturulmuştur. Yani Kur’an yine Kur’an’la anlaşılmış ve bu işin rehberliğini ve öncülüğünü Hz. Peygamber yapmıştır.  
Cemil Said
swap_vert close
O peygamberleri mu’cizeler ve kitâblar ile inzâl iyledik. Sana Kur’ân gönderdik. İnsanlara gönderilen dîni anlat ki tefekkür itsünler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
43,44. Doğrusu senden önce de kendilerine kitablar ve belgelerle vahyettiğimiz bir takım adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun. Sana da, insanlara gönderileni açıklayasın diye Kuran'ı indirdik. Belki düşünürler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O peygamberleri apaçık delillerle ve kutsal metinlerle gönderdik. İnsanlara indirdiklerimizi kendilerine açıklaman için ve (ola ki üzerinde) düşünürler diye sana da uyarıcı kitabı indirdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Apaçık mucizeler ve kitaplarla (gönderildiler). İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur'an'ı indirdik.
Edip Yüksel
swap_vert close
Belgeler ve kitaplarla... Sana bu mesajı indirdik ki, kendilerine indirileni halka açıklayasın (bildiresin) ve onlar da düşünsünler.
Allah tarafından açıklanmış (75:19), anlaşılması kolaylaştırılmış (54:17, 22) apaçık bir kitabın (5:15; 12:1; 26:195; 44:6) elçi tarafından açıklanması demek, gizlenmeyip insanlara bildirilmesi demektir. Bak: 2:159-160; 3:187 ve 16:64.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gönderdik. Ey Peygamberim! Sana da Kur'ân'ı indirdik ki, insanlara vahyedileni açıklayasın. Belki onlar da düşünürler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Beyyinelerle ve kitablarla; sana da bu zikri indirdik ki kendilerine indirileni nâsa anlatasın ve gerek ki tefekkür edeler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(O peygamberler) apaçık mu‘cizeler ve kitaplarla (kavimlerine) gönderildiler. İnsanlara, kendilerine gönderileni (helâlleri ve harâmları) açıklaman ve (böylece onların) düşünüp öğüt almaları için sana da bu Kur’ân’ı vahyettik.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onları¹ beyyinelerle² zeburlarla³ gönderdik. Sana da zikri⁴ indirdik. İnsanlara, kendilerine indirileni beyan edesin.5 Ki böylece düşünüp öğüt alırlar.
1- Senden önce elçi olarak gönderilenleri. 2- Kitaplarla. 3- Kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgiyle. 4- Öğüt. 5- Bir şeyin kanıtlarıyla ortaya konması, ilan edilmesi.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(O peygamberler) apaçık bürhanlarla (mu'cizelerle) ve kitablarla (gönderildiler. Habîbim) biz sana da Kur'ânı indirdik. Tâki insanlara, kendilerine ne indirildiğini açıkça anlatasın ve tâki onlar da iyice fikirlerini kullansınlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(O peygamberleri) mu'cizelerle ve kitablarla (gönderdik). Sana da, kendilerine indirileni (helâl ve harâmı) insanlara açıklayasın diye Zikr'i (Kur'ân'ı) indirdik; tâ ki düşünsünler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(O elçileri) deliller (kanıtlar) ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kur’an’ı) indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni okuyasın (ilan edesin) ve (böylece) onlar da (kendilerine indirilen o Kur’an üzerinde) iyice düşünsünler, diye.*
(*) Bu ayette bir kapalılığın açıklanmasından değil, bir hakikatin gizlenmemesinden ve bütün insanlara duyurulmasından söz edilmektedir. Mekkeli müşrikler ayetleri anlayamamaktan şikâyet etmiyorlardı ki ayetlerin bu anlamda açıklanmasına ihtiyaç duyulsun. Onların problemi vahyin insanlara ilan edilmesi, duyurulması, gizlenmeyip açıklanmasıydı.,. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:187; Yûsuf 12:2; İbrâhîm 14:4; Zuhruf 43:3. (M. Okuyan Meali 44. Ayet Açıklaması) Not: Aslında açıklamanın karşılığı (تفصيل) tafsildir. Örneğin ayetlerde (كذلك نفصل الايات ) ’’kezalike nufassılü-l ayati ‘’Böylece ayetlerimizi detaylıca açıklıyoruz’’ şeklinde gelir. Yani tebyin, Allah’tansa, yine tafsil etmek anlamındadır, ama eğer elçiden ise, insanlara okumak, tebliğ etmek ve iletmek gibi anlamlara gelir. Bu nedenle buradaki tebyin; tebliğ etmek, okumak ve bildirmek gibi anlamlara gelir. Aşağıdaki tefsir ve Arapça sözcüklere bkz: (قاموس عربي تركي) بيان: بَلاغٌ (تعريف و معنى بيان في معجم المعاني الجامع) {لِتُبَيّنَ لِلنَّاسِ} لتقرأ للناس {مَا نُزّلَ إِلَيْهِمْ} أي: ما أمروا به في الكتاب (جامع البيان في تفسير القرآن - الطبري) {وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ ٱلذّكْرَ} يعني: القرآن {لِتُبَيّنَ لِلنَّاسِ} لتقرأ للناس{مَا نُزّلَ إِلَيْهِم) بحر العلوم - السمرقنديْ} {لِتُبَـيِّنَ للنَّاسِ} بيان: بَلاغٌ (تعريف و معنى بيان في معجم المعاني الجامع - معجم عربي عربي - قاموس عربي تركي) {لِتُبَـيِّنَ للنَّاسِ} يقول: لتعرفهم ما أنزل إلـيهم من ذلك (جامع البيان في تفسير القرآن - الطبري) وَأَنْزَلْنَا إِلَيْكَ ٱلذِّكْرَ} يعني القرآن {لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ} يحتمل أن يريد لتبين القرآن بسردك نصه (أي بقرائتك بالتتابع) وتعليمه للناس (التسهيل لعلوم التنزيل - الغرناطي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar açık deliller ve vahy den oluşan sayfalarla gönderildiler. Sana da, öğütlerle dolu kitabı, onlara indirilenleri açıkça bildirmen için indirdik ki, belki düşünürler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bu elçiler açıklayıcı belgelerle, kitaplarla geldiler. Sana da Kur’an’ı bildirdik. Kendilerine gönderilenin ne olduğunu insanlara açıkça anlatasın, onlar da düşünsünler diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara açık mucizeler, Kitaplar indirdik. Sana da Kur/an/ı inzal ettik ki nâs/a kendilerine indirilen emir ve nehyi beyan edesin, onlar da tefekkür etsinler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(O peygamberleri) apaçık belgeler ve hikmet dolu sayfalarla [zubur] gönderdik. Sana da Zikr’i/Kur’an’ı indirdik ki insanlara kendilerine indirileni açıklayasın. Ola ki düşünüp öğüt alırlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Onları) Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kur'an'ı) insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler diye indirdik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah, her devirde insanlar arasından elçiler seçmiş ve onları, hakîkati gözler önüne seren apaçıkdelillerle ve hikmet dolu kitaplarla insanlığı aydınlatmak üzere göndermiştir. Ve işte ey Muhammed, sana da hikmet, uyarı ve öğütlerle dolu bu Zikri gönderdik ki, kendilerine indirilen bu son ilâhî vahyi, —onun pratik hayata uygulanmasının bireysel ve toplumsal bir modelini de ortaya koyarak— tüm insanlığa açıkça bildiresin ve böylece onlar, Allah’ın ayetlerini düşünüp ibret alabilsinler. Fakat yine de, Kur’an’ın ortaya koyduğu hayat programından yüz çevirenler olacak:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Zebûrlar (Kitaplar) ve Beyyineler (Açık Belgeler) ile! Onlara (iletilmek üzere) indirilmiş şeyleri İnsanlar’a beyan etmen için sana da Zikr’i indirdik. Umulur ki düşünürler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hem de mucize ve Kitap destekli olarak. Sana, unutulmaz bir Anı indirdik. Artık inenleri halkına izah edip kendilerini düşünceye salacaksın...
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Biz daha önce de erkeklerden Resuller seçtik. Vahiylerimizde açıkladığımız gerçekleri insanlara duyurdular! Geçmiştekiler gibi sana da okunan bir kitap gönderdik! Vahiylerimizi insanlara açıkla, insanlar düşünsün, ayetlerimizi anlasın, öğüt alıp cezamızdan kurtulsunlar!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
43,44. Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını (peygamber olarak) göndermedik. [*] Apaçık delilleri ve (ilahî) kitapları bilmiyorsanız, [zikr] (Vahiy) ehline sorun! [*]Kendilerine indirileni insanlara açıklaman (ilan etmen) için [*] ve düşünsünler diye sana da [zikr]i (Kur’an’ı) indirdik. [*]
Benzer mesajlar: Yûsuf 12:109; Enbiyâ 21:7.,Benzer mesajlar: Yûnus 10:94; Enbiyâ 21:7.,Bu ayet Nisâ 4:65, 105, En‘âm 6:114 ve Nahl 16:64. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Bu ayette bir kapalılığın açıklanmasından değil, bir hakikatin gizlenmemesinden ve bütün insanlara duyurulmasından söz edilmektedir. Mekkeli müşrikler ayetleri anlayamamaktan şikâyet etmiyorlardı ki ayetlerin bu anlamda açıklanmasına ihtiyaç duyulsun. Onların problemi vahyin insanlara ilan edilmesi, duyurulması, gizlenmeyip açıklanmasıydı.,Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:187; Yûsuf 12:2; İbrâhîm 14:4; Zuhruf 43:3.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(O Peygamberleri) açık mûcizeler ve yazılmış kitaplarla (gönderdik).¹ Sana da insanlara indirilen (emir ve yasakları) belki düşünürler diye açıklaman için Kur’an’ı indirdik.
1 Bu ifâdeden; kendilerine vahiy gönderilen kimselerin, Peygamber sayılabilmeleri için vahyin dışında ayrıca mûcize ve yazılı kitabın da gönderilmesi gerektiği anlaşılabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Onlar size, kendilerini] apaçık delillerle ve hikmet dolu ilahî kitaplarla ⁴⁷ [desteklediğimiz peygamberlerin ölümlü adamlardan başka kimseler olmadığını söyleyeceklerdir]. Ve biz sana da bu uyarıcı kitabı indirdik ki, insanlara, başından beri indirilegelen mesajın ⁴⁸ aslını olanca açıklığıyla ulaştırasın ve onlar da böylece belki düşünürler.
47 Yukarıdaki cümle, bir ara-söz olarak, yukarıda 45. notta işaret edilen sebepler yüzünden Kur’an’ın ilahî menşeine şüpheyle bakan herkese hitab etmektedir. Zubur (“hikmet dolu ilahî kitaplar”) terimi hk. bir açıklama için bkz. 21. sure, 101. not.48 Zımnen, “vahiy yoluyla” indirilen -bununla, ahlakî değer ve ilkelerin zamana bağlı tüm değişmelerden bağımsız ve dolayısıyla mutlak ve sürekli oldukları işaret ediliyor.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onları hakikatin apaçık belgeleri ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni beyan edesin diye sana da bu Kuran’ı indirdik. Bunu belki derinlemesine düşünürler. 5/67, 9/70, 11/57, 13/40, 29/18, 35/25
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Biz onları) hakikatin açık belgeleri ve hikmet yüklü sayfalarla[²¹²⁷] (göndermiştik). İşte sana da bu uyarıcı vahyi indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın[²¹²⁸] ve belki onlar da bu sayede düşünürler.
[2127] Lafzen: “yazılarla..” (Fî-zuburi’l-evvelîn için bkz: 26:196, not 96). Zubur (t. ez-zubratu), ağır demir plakalarına verilen isim. Hacimce ağır ya da kinayeten değerli kitaplar için veya “silinmezlik özelliği olan” kayıtlar için kullanılmıştır. Râğıb’ın başkalarına dayandırarak ve Taberî’nin Enbiya 105’in tefsirinde verdiği bilgiye göre, içerisinde yasaların değil hikmetin yer aldığı eserlere verilen genel isimdir. Hz. Dâvud’un kitabına da yasayla ilgili olmamasından dolayı bu ad verilmiştir. Bağlamına göre “Hikmet yüklü sayfalar” veya “silinmez/korunaklı kayıt” şeklindeki çevirimiz, bu verilere dayanmaktadır. [2128] Tebyin, hem “iletme, duyurma, bildirme”, hem de “tarif etme” ve “uygulamalı olarak gösterme” anlamında “açıklama”dır. Kur’an’da beyyene fiili kimi yerde bu en geniş çağrışımlarıyla, kimi yerde ise sadece “duyurma-iletme” anlamıyla kullanılmıştır. Mesela Âl-i İmran 187 ve Mâide 15 gibi âyetlerde, hep kitap ehliyle ilgili olarak “gizleme” (ahfâ) ve “saklamanın” (keteme) zıddına “eksiksiz iletme, duyurma” anlamına kullanılır. Fakat tüm dil otoritelerinin de ifade ettiği gibi, tebyin, sözü de içine alan fakat ondan daha kapsamlı bir anlam taşır (Esâs; Lisân ve Müfredât). Bu sûrenin 39. âyetinde ve başka âyetlerde (Msl: 4:26; 5:75 vd.) Allah’a izafe edilen beyyene fiili, 64. âyette (ayrıca 14:4) yine aynı anlam içeriğiyle Allah Rasûlü’ne izafe edilir. İlgili âyetler birlikte okunduğunda, Allah Rasûlü’nün beyan ve tebyin misyonunun sadece “iletmekle” sınırlı olmadığı, uygulamaya konu olan talimatların nasıl uygulanacağını bizzat göstermenin de bu misyona dahil olduğu görülecektir. Zaten vahyin onu “güzel örnek” olarak nitelemesi bunun teyididir (33:21). Fakat Nebi’nin “mübeyyin” olması, onu “şeriata uyucu” (muteşerri) olmaktan çıkarıp, “şeriat koyucu” (şâri) yapmaz. Ona da, Allah gibi haram ve helali belirleme yetkisi vermez. Bu yetkiyi Allah müteaddit âyetle kendine hasretmiştir. Zaten bunu Kur’an Tahrim 1 ile bildirmiştir. O, ilahi talimatların nasıl uygulanacağına dair ilk örnekleri ortaya koyan bir “muallim”dir. Onun ortaya koyduğu “örneklik”, daha sonradan derlenmiş ve adına “sünnet” denilmiştir. Sünnetullah sahibi Allah norm koyucudur. Allah’ın koyduğu o norma uygun formu ise Nebi oluşturmuştur. Mesela temizliği bir norm/ölçü olarak koyan Allah’tır. Sünnetullaha aykırı olduğu için pislik zarar verir, hastalıkların kaynağıdır. Bu temizliğin organlara, bedene, ağıza ve ele ilişkin formlarını/uygulamalı örneklerini koyan ise Hz. Rasul’dür. Oluşturulan nebevi formlara, sonradan “sünnet” adı verilmiştir. Nebi’nin ‘mübeyyin’ olmasının muhtemel bir anlamı da, “o (Kur’an) kerim bir Rasul’ün sözüdür” âyetinden yola çıkarak, vahyin önceki kitaplardan geriye kalan hakikatleri açıklaması olabilir. Onları açıklayan Kur’an’dır, fakat Kur’an’ı tebliğ eden de Nebi’den başkası değildir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O peygamberleri açık mucizeler ve kitaplar ile gönderdik; (Ey Muhammed) Biz sana da, Kur'an’ı indirdik ki, insanlara kendilerine (Rablerinden) indirilen emir yasakları açıkça anlatasın, onların da bu nasihatlerden, düşünüp ibret alması gerekir.
Osman Fırat
swap_vert close
(O resulleri) apaçık beyankitaplarla gönderdik. Ve da insanlara açıklaman zikri(Kur’an’ı) indirdik. Onlara indirdiğimizi (Kur’an’ı) umulur ki düşünür anlarlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
(O peygamberleri) Açık mûcizeler ile ve kitaplar ile (gönderdik) ve sana da Kur'an'ı indirdik ki, kendilerine indirilmiş oldukları(emir ve nehyi) nâsa açıkça anlatasın ve gerek ki onlar da tefekkür edeler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Evet, belgeler, mûcizeler ve kitaplarla gönderdik onları. Sana da ey Resulüm bu zikri indirdik ki kendilerine indirileni insanlara açıklayasın. Umulur ki düşünüp anlarlar. [17, 93-94; 25, 20; 21, 8; 18, 110]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Açık kanıtları ve Kitapları. Sana da o Zikr'i indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, ta ki düşünüp öğüt alsınlar.
Burada iki mânâ muhtemeldir: Birine göre bi'l-beyyinât (ÈÇäÈêæÇÊ)'ta bâ 43 ncü âyetteki arselnâ (ÃÑ"îäòæÇ)'ya bağlıdır. "Biz, elçileri, açık kanıtlarla ve Kitaplarla gönderdik" demektir. Fakat bu, zorlama bir yorumdur. İkinci ihtimâle göre: bi'l-beyyinât, lâta'lemûne (äÇ ÊÙäÂèæ)'nin tümlecidir.. Biz, bu mânâyı tercih ettik.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz onları mu'cizât ve kitâblar ile gönderdik ve kendilerine nâzil olan emir ve nehyi nâsa beyân itmen içün de sana Kur'ân'ı inzâl iyledik. Şâyed ki tefekkür ideler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onları mucizelerle ve hikmet dolu sayfalarla[1] gönderdik. O Zikri (Kitabı) sana da indirdik ki kendilerine gönderilenin ne olduğunu o insanlara açık açık anlatasın[2], belki düşünürler.
[1] Ali- imran 3/81 ayete göre nebiler kitap ve hikmet ile geldiği için bu ayetteki zübür 'hikmet dolu sayfalar' anlamında olmalıdır. [2] Burada Nebîmize Kur'an'ı açıklama yetkisi değil, tebliği görevi verilmiştir. Bunu şu ayetten daha açık olarak anlarız.( وَإِذَ أَخَذَ اللّهُ مِيثَاقَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ لَتُبَيِّنُنَّهُ لِلنَّاسِ وَلاَ تَكْتُمُونَهُ ) Allah, kendilerine kitap verilenlerden kesin söz aldı; "Bu Kitabı insanlara açık açık anlatacaksınız, asla gizlemeyeceksiniz!"dedi. ( Al-i İmran 3/187)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onları açıklanmış belgeler ve kitaplarla (gönderdik.) Sana da “zikri” indirdik. Kendilerine indirileni insanlara açıklaman için. Umulur ki onlar da düşünürler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onları apaçık deliller ve kitaplarla gönderdik. Sana da, kendilerine indirilmiş olanı insanlara açıklaman için Kur'ân'ı indirdik—tâ ki iyice düşünsünler.(7)
(7) Biraz önce geçen 35’inci âyette ve bunun gibi âyetlerde peygamberlere düşen şeyin ancak bir tebliğden ibaret olduğu bildirilirken, bu âyet de “tebliğ” kavramına açıklık getirmektedir. Böylece, peygambere düşen tebliğin sadece kitabı getirip onların önüne koymaktan ibaret kalmadığı, onu açıklama görev ve yetkisinin de tebliğ kavramı içinde dahil olduğu anlaşılmakta ve Hadis, Kur’ân’ın kendisinden sonraki en önemli tefsir kaynağı olarak belirlenmiş olmaktadır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Açık delillerle, kitaplarla gönderdik. Sana da bu zikiri/Kur'an'ı vahyettik ki, kendilerine indirileni insanlara açık-seçik bildiresin de derin derin düşünebilsinler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ḥüccetler-ile daħı kitāblar-ile. daħı indürdük senüñ anmaķ ya'nį ķur’ān tā bellü eyleyesin ādemįlere anı kim indürinildi anlara daħı anuñ-içün kim anlar endįşe eyleyeler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Mu‘cizātlar bile ve kitāblar bile ve indürdük saña Ḳur’ānı beyān eylemeg‐içün ḫalḳa, özlerine inen şerī‘atlara, illā kim tefekkür idesiz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz onları (peyğəmbərliklərinin doğru olduğunu sübut edən) açıq-aşkar mö’cüzələr və kitablarla göndərdik. Sənə də Qur’anı nazil etdik ki, insanlara onlara göndəriləni (hökmləri, halal-haramı) izah edəsən və bəlkə, onlar da düşünüb dərk edələr!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
With clear proofs and writings; and We have revealed unto thee the Remembrance that thou mayst explain to mankind that which hath been revealed for them, and that haply they may reflect.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
(We sent them) with Clear Signs and Scriptures(2070); and We have sent down unto thee (also) the Message; that thou mayest explain clearly to men what is sent for them, and that they may give thought.
2070 As the People of the Book had received "Clear Signs" and inspired Books before, so also Allah's Message came to the Prophet Muhammad through the Qur'an, which superseded the earlier revelations, already corrupted in the hands of their followers. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
بِالْبَيِّنَاتِ
apaçık deliller
وَالزُّبُرِۜ
ve kitaplara
وَاَنْزَلْـنَٓا
ve indirdik
اِلَيْكَ
sana
الذِّكْرَ
zikri
لِتُبَيِّنَ
açıklaman için
لِلنَّاسِ
insanlara
مَا
o şe- yi ki
نُزِّلَ
indi- rildi
اِلَيْهِمْ
kendi- lerine
وَلَعَلَّهُمْ
ve ta ki onlar
يَتَفَكَّرُونَ
tefekkür ederler
Biz (o resulleri kavimlerine) apaçık deliller (âyetler, mucizeler) ve kitaplarla (gönderdik). İnsanlara, kendilerine indirileni açıklayasın ve (düşünüp) tefekkür etsinler diye sana da (iman edenler için bir) zikir (olan bu Kur'ân)ı indirdik.
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize
زُبُر
İsim
ز ب ر
Sahifeler, kitaplar, grup grup
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
ذِكْر
İsim fiil
ذ ك ر
Zikir, anma, söz, hatıra, hatırlama, zikr (Kur'ân)
بَيَّنَ
Fiil-II
ب ي ن
Açıkladı, beyan etti, gösterdi
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
نَزَّلَ
Fiil-II
ن ز ل
İndirdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
تَفَكَّرَ
Fiil-V
ف ك ر
Tefekkür etti, düşündü