Ziyanı yok,[²¹⁰⁶] nasıl olsa Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilmektedir. Şu bir gerçek ki O, büyüklük taslayanları sevmez.
[2106] Lâ-cerame: “ağaçtan meyveyi koparmak” anlamına gelen el-cermden türetilir. Basra dil ekolü ibareyi birleşik olarak “kesinlikle” manasına yemin olarak alırken (Ebu Ubeyde), Kûfe dil ekolü kalıbı bozarak lâya “hayır”, cerameye “elde kalan” anlamı vermişlerdir (Ferrâ; krş: Külliyyât). Daha başkaları ceram ile “suç” anlamına gelen curm’un aynı olduğunu söylemişlerdir (Râğıb). Müfredât sahibi, bu kalıbın anlamına ilişkin dilcilerin birbiriyle çelişen yorumlarının temelsiz olduğunu îmâ eder. Klasik tefsir birinci anlamı öne çıkararak, kalıbın sonradan kazandığı hakkan (gerçekten) anlamını benimsemiştir. Fakat, hemen ardından gelen inne edatı bu anlamı zaten vermektedir. Tercih ettiğimiz harfi anlam, bu bağlamdaki en uygun karşılık olsa gerektir.