close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nahl Sûresi 15. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veelkâ fî-l-ardi ravâsiye en temîde bikum veenhâran vesubulen le’allekum tehtedûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sizinle beraber sallanmaması, çalkalanmaması için yeryüzünde muhkem ve metin dağlar yaratmıştır, ırmaklar halketmiştir ve gideceğiniz yeri bulmanız için yollar meydana getirmiştir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Dünya kendi etrafında saatte 1670 km; Güneş’in etrafında ise saatte 108 bin km hızla dönerken) Sizi sarsıntıya uğratmasın diye, yer(küre)de (balans -ağırlık kurşunu- gibi) sağlam dağlar bıraktı; (ayrıca ulaşımda yararlanmanız için) ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki hidayet olunur (yolunuzu bulur)sunuz diye (bunları meydana getirmiştir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sizinle beraber sallanmaması, çalkalanmaması için yeryüzünde, yerinden oynatılmaz dağlar ve gideceğiniz yeri bulmanız için, nehirler ve yollar da yaratmıştır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah yeryüzüne, sizi sarsmaması için ağır baskılı, oturaklı, derin temellere dayalı dağlar, yolunuzu bulmanız için de ırmaklar ve yollar yerleştirdi.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 21/31; 79/32.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sizi sarsar diye yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi; ayrıca ırmaklar ve yollar koydu. Olur ki doğru yolu bulursunuz.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sizi sarsıntıya uğratır diye yerde sarsılmaz dağlar bıraktı, ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki doğru yolu bulursunuz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah, yeryüzüne sabit dağlar koydu ki, sizi çalkalamasın. Bir de nehirler ve yollar bıraktı, gerek ki doğru gidesiniz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Dünya sizi sarsmasın diye, dağları onda demirlenmiş gemiler gibi durduran, doğru yolu bulmanız için, (o dağların aralarında) size nehirler ve yollar yaratan O’dur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
15,16. Sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar, ırmaklar ve doğru yolda olasınız diye yollar ve işaretler yerleştirdi. Onlar yıldızlarla da yol bulurlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Sizi sarsmasın diye, yeryüzünde sağlam dağlar yarattı, ırmaklar, yollar dahi yarattı, ola ki siz doğru yola gidesiniz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Allah,) yeryüzünde sarsılmayasınız diye sağlam dağlar, yolunuzu şaşırmayasınız diye nehirler ve yollar ve nice işaretler meydana getirdi.
Bkz. 21/31, 79/32  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh te’âlâ arz üzerinde yüksek dağlar halk ile arzı tahkîm itdi enhâr ve yollar yaratdı. Belki tarîk-i hidâyete dâhil olursunuz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
15,16. Yeryüzünde, sarsılmayasınız diye, sabit dağlar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve işaretler meydana getirmiştir. Onlar yıldızla da yollarını bulurlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
15,16. Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O, sizi sarsmaması için yere sağlam dağlar yerleştirdi, ırmaklar ve yollar açtı ki gideceğiniz yere ulaşabilesiniz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları ve yolları yarattı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve sarsılmamanız için yeryüzüne denge sağlayıcılar yerleştirdi, yolu bulmanız için de nehirler, yollar,
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar yarattı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem Arzda ağır baskılar bıraktı ki sizi çalkar diye, hem de nehirler ve yollar, gerek ki doğru gidesiniz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Yeryüzü sizi sarsmasın, diye (Allah) yeryüzünde sağlam/sabit dağları, (maksadınıza ulaşıp) yolunuzu bulmanız içinde (ayrıca) ırmakları ve yolları yarattı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
O, sizi sarsar diye yeryüzüne ağır baskı koydu. Yolunuzu bulmanız için nehirler ve yollardan izler bıraktı;
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O, sizi sallayıp çalkalar diye, yer yüzüne sabit ve muhkem dağlar, (bundan başka da) ırmaklar, yollar koydu. Tâki maksadlarınıza ulaşasınız.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sizi sarsar diye yeryüzünde de (direkler hükmünde) sâbit dağlar, hem maksadlarınıza ulaşasınız diye nehirler ve yollar koydu (yarattı).
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve sizinle düzensiz (dengesiz) hareket eder (düzensiz hareket etmesin ve yerkabuğunun genel dengesi sağlansın) diye yerkürede (yerkabuklarını hareket ettirerek, orojenik hareketlenmelere yol açarak kökleri yerin derinliklerine inen) ağır baskılar (dağlar) koyup yerleştirdi ve ırmaklar meydana getirdi, şaşırmayasınız diye yolları da.*
(*) Ayete geçen ( أن تميد ) ‘’en temiyde’’ nin anlamı şöyledir. El-meydü (masdar, kök ) Arapçada sağa sola meyleden (yalpalayan) düzensiz bir hareket manasındadır. Yani Allâh’ın kitabında zikredilen “zelzele ve recf’’yani deprem veya sarsıntı’’manasına gelmez. Bakınız (hac suresi 1/22 ve zilzal suresi 1/99).…Dolayısıyla ilgili ayetlerde ki anlam Allah dağları yeryüzündeki zelzeleleri veya sarsıntıları engellemek için yarattı anlamına gelmez. Aksine ‘’yeryüzü veya yerkabuğu düzensiz hereket etmesin ve yeryüzünde insanlar hayatlarını güvenli bir şekilde devam ettirebilmesi için yaratmıştır. Yani ayette zikredilen ‘’el-meydü’’arapça sözlüklerinin tamamında ‘’düzensiz hareket’’manasındadır. Arapçada bir gemi sağa sola düzensiz hareket ediyorsa ona ( تميد السفينة) “temîdü es-sefîne” denilir. Yani burada el-meydü sabit kalmayı, hareketsizliği değil düzensiz bir hareketi ifade eder. Aşağıdaki Arapça metninde de böyle anlatılır. Dağların fonksiyonu; Yerkabuğu aslında sıvı bir ortamın üzerinde yüzer durumdadır. Yerkabuğunun kalınlığı çoğunlukla 5 km civarındadır. Oysa dağların altındaki kalınlık 35 km gibi değerlere ulaşmaktadır. Bunun sebebi dağların kazıklar gibi yerin altında bir köke sahip olmalarıdır… Dağlar yerkabuğunu meydana getiren tabakaların çarpışmaları, bir tabakanın diğer tabakanın altına girmesi sonucu oluşmuştur. Üstte kalan tabaka kıvrılıp dağları oluşturmuştur. Alttaki tabaka da derine doğru uzanan dağın kökünün oluşmasını sağlamıştır. Böylece dağlar yeraltına doğru uzanan kökleri ile yerkabuğu tabakalarının birbirlerine kaynaşmasını sağlar… Dağların yerkabuğunun genel dengesini sağlamadaki etkisi izoztesi (isostasi) diye tanımlanır. Webster’s New Twentieth Century Dictionary’de (Webster’ın Yeni 20. yüzyıl sözlüğü) bu terim şöyle açıklanır: “Jeoloji’de dağların Dünya yüzeyinin altında oluşturdukları yerçekimsel kuvvet sayesinde yerkabuğunun genel dengesinin sağlanması.”…Dağların sıradan bir yeryüzü çıkıntısı olarak algılandığı dönemde, dağların yeryüzündeki dengeyi sağlayıcı özelliğine ve gözle görülmeyen köküne işaret eden Kur’an, her konuda olduğu gibi bu konuda da bizi kendine hayran bırakmaktadır. Modern jeolojik ve sismik araştırmalar neticesinde ancak keşfedilebilen bilimsel bir gerçeğin bilim ve tekniğin olmadığı bir asırda Kur’an da açıkça ifade edilmesini ne ile izah edeceksiniz?) The Quran: Unchallengeable Miracle // www.mucizeler.com/2011/03/ kazik-seklinde-daglar/‎ Bugünkü jeoloji ilminin ifâdelerine göre de dağların içyapısı kazık görünümündedir. Aşağısında âdeta onları tutan bir kök tabaka vardır. Dünyâ, tıpkı bir yumurtanın sarısı, akı ve kabuğu gibi üç tabakadan meydana gelmektedir. En içte çekirdek, onu saran manto ve en üstte yerkabuğu mevcuttur. Yerkabuğu yumurtada olduğu gibi sert, kabuğun altındaki mağma kızgın ve akıcıdır. Yerkabuğunun kalınlığı okyanus tabanlarında ince (8-10 km.), yüksek dağların olduğu kısımlarda kalındır (30-40 km.). Yine dağların, mağma üzerinde yüzen kıta bloklarının dengesini sağlamada mühim bir unsur olduğu, ancak asrımızda anlaşılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm ise bu gerçeği on dört asır önce pek çok âyetinde ifâde etmiştir. (dağların fonksiyonu |İslam ve İhsan)… Özellikle yerkürenin dağlık kısımlarında zemin sağlam olduğu için, yapıların depremlerde daha az hasar görmesine karşılık vadilerin ve ovaların nisbeten riskli olduğu da bilinmektedir. Bilinen bir diğer husus da dağların yer hareketlerinde denge ve düzeni sağlama (balans) işlevinin bulunduğudur. “Daha nice işaretler koydu” ifadesinden yerkürenin, o dönem insanlarının henüz bilmedikleri, zamanla fizikî coğrafya, jeoloji, biyoloji gibi bilimlerin gelişmesiyle keşfedilecek olan daha başka sırlar taşıdığına işaret edilmektedir. (Tefsir (Kur’an Yolu) . ويكون المعني الصحيح للعبارة الكريمة “أن تميد بكم” أو “أن تميد بهم” هو { أن لا تضطرب حركتها بكم}، وتتحرك بكم حركة منتظمة لا تحسون بها. ويعني هذا بالضرورة القول: إن القرآن يصرح بطريقة مباشرة في هذه الآيات الكريمة بحركة الأرض. فلو لم تكن الأرض تتحرك؛ لما كان الحديث عن مَيَّدَانِها (﴿ أن تميد بكم ﴾ (هل ينص القرآن صراحة على حركة الأرض، أم على ثباتها؟ بحث في التفسير العلمي للقرآن)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yeryüzünde sizin için referans olsun diye dağlar, nehirler ve yollar yerleştirdik ki, (gideceğiniz) yollarınızı onlarla doğru bulursunuz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah yeryüzüne yüksek dağları koydu ki sizinle birlikte sallanmasınlar diye. Irmaklar, yollar da koydu ki yönelesiniz diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah sizinle sallanmamak için yeryüzünde sağlam dağlar, yolu bulmanız için de ırmaklar, yollar yapmıştır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
O, yeryüzünde çalkalanmamanız/sarsıntıları daha az hissetmeniz için⁶ sağlam dağlar [revâsi] ve yolunuzu bulabilmeniz için de (nice) nehirler ve yollar meydana getirdi/koydu [elkâ].
6 Meâllerde genellikle “Sarsılmayasınız diye sabit dağlar yarattık” veya “Sizi sarsmaması için sabit dağlar yarattık” şeklinde tercümeler görülmektedir. Aslında “Sarsılmamanız veya sarsıntıları daha az hissetmeniz için sağlam dağlar var ettik” şeklinde olmalıdır. Semantik analiz bunu gerektiriyor. Biz bunu tercümeye yansıttık. Zaten bilimsel olarak doğru olan da budur. Nitekim jeolojik olarak depremler en fazla dağlık bölgelerde oluyor. Dağların mevcudiyeti bu sarsıntıları daha az hissetmemizi sağlıyor. Ayrıca dağlar sabit değil sağlam olup yer kabuğu üzerinde hareket halindedirler.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sizi sarsıntıya uğratır diye yerde sarsılmaz dağlar koydu, ırmaklar ve yollar (kıldı). Umulur ki hidayete erersiniz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yerkürenin sistematik hareketleri esnasında dengesinin bozularak sizi sarsmaması veya depremlerin şiddetinin azalması için oraya sapasağlam dağlar yerleştiren ve her bölgeyi, kendisine mahsus coğrafik özelliklerden tanıyıp yolunuzu bulabilmeniz için orada ırmaklar ve doğal yollar yaratan da, yalnızca Allah’tır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sizi çalkalar / sarsar diye Yeryüzü’nde ağır baskılar da bıraktı. Yol bulmanız için Nehirler de, yollar da!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sizleri sallama ihtimaline karşı yeryüzünü, dağlarla sağlamlaştırdı. Yol almanız için nehirler ve yollar açtı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağları, yolunuzu bulmanız için ırmakları, rahatça gidip gelmeniz için yol yapacağınız alanları yarattı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
15,16. Sizi sarsmasıyla ilgili yer içinde ağır baskılar, [*] (ayrıca gideceğiniz yerlere) ulaşmanız için ırmaklar, yollar [*] ve işaretler yerleştirmiştir. Onlar, yıldızlarla da yollarını (yönlerini) bulurlar.
Yerin içine ağırlıkların yerleştirilmesi “sarsılmaması” değil de “sarsılması”yla ilgili bir mesaj vermektedir. Benzer mesajlar: Ra‘d 13:3; Hicr 15:19; Enbiyâ 21:31; Neml 27:61; Lokmân 31:10; Fussilet 41:10; Kâf 50:7; Mürselât 77:27.,Benzer mesajlar: Tâhâ 20:53; Enbiyâ 21:31; Zuhruf 43:10; Nûh 71:20.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ve yine Allah) sizi sarsmaması için¹ yeryüzüne sâbit dağlar ve yolunuzu bulasınız diye de nehirler ve yollar yarattı.²
1 Buradaki (أَنْ تَمِيدَ) ifâdesi, (لِئَلَّا تَمِيدَ) takdirindedir. (Kurtubî)2 Bk. (Enbiyâ: 31, Tâ Hâ: 53, Zuhruf: 10)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve sizi sarsmasın diye arza yerinden oynatılmaz dağlar; ¹¹ ve yolunuzu bulasınız diye nehirler yollar yerleştirdi;
11 Bu ifade, öyle görünüyor ki, dağların, oluşumlarını yer kabuğunun maruz olduğu tedricî dengelenme ameliyesine (process) borçlu olduğunu îma ediyor. Sözkonusu ameliye, arzın yüzeyinden, muhtemelen mağmadan (ergime halinde madde) ve belki de gazlardan oluşan arzın merkezine doğru ilerleyen soğuma ve katılaşmadan ileri gelen tazyik ve sıkışmaların sonucudur. Öyle görünüyor ki, iç kısımda bulunan bu sıvı-gaz karışımı, ancak yukarıdaki tabakaların, katı kütlelerin -ki bunların en göze çarpan kısmını dağlar meydana getirmektedir- muazzam basıncıyla dengede tutulmaktadır. Bu olgu, 78:7’de dağları “direk” ya da “destek” (evtâd) olarak, yani, arzın jeolojik süreçler içinde tedrîcen kazandığı izafî denge ve mukavemetin sembolü olarak tanımlayan Kur’ânî atıfın da açıklaması durumundadır. Bu denge, yer sarsıntıları ve volkanik patlamaların gösterdiği gibi, mutlak bir denge olmamakla birlikte, yine de arz üzerinde hayatın devamına imkan veren şey, yer altındaki akıcı ama kararsız tabakalara karşı direnç gösteren katı yer kabuğunun varlığıdır. Kanaatimizce, hem yukarıdaki ayette, hem de 21:31 ile 31:10’da geçen “sizi sarsmasın (ya da “onları sarsmasın”) diye” ifadesiyle anlatılmak istenen de budur.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve yine O, sarsılmayasınız diye yeryüzüne ağırlık koymuş ve yolunuzu bulasınız diye de nehirler ve yollar yerleştirmiştir. 21/31, 31/10, 78/7
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir yanda sizi sarsar diye yeryüzüne yerleştirdiği sağlam ve sarsılmaz dağlar, öte yanda yolunuzu bulabilmeniz için nehirler ve yollar,[²¹⁰²]
[2102] Dağlar ve ırmaklar/vadiler/yollar yan yana anıldığında, hem vahyin hem de mahlukatın çift kutuplu özelliğine bir atıf olarak anlaşılmalıdır (Krş: 13:3 ve 15:19). Bu aynı zamanda ilâhî yaratmadaki denge ve hikmeti gösterir. Dağlar da, onların arasından yolculara ve sulara geçit veren vadiler ve su yatakları da insan için bir yasaya tâbi kılınmıştır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Yer (yörüngesinde seyrederken) sizi sarsmasın diye, üzerinde sabit dağlar yerleştirdi, yolunuzu bulasınız diye, üzerinde ırmaklar ve (doğal) yollar yarattı.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve sizi sarsmasın diye arza kökleşmiş sabit dağlar, nehirler ve yollar yerleştirdi. Ve umulur ki hidayete erersiniz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve yerde sabit dağlar vücuda getirdi, sizi sallayıp muzdarip etmesin diye ve nehirler ve yollar da, (vücuda getirdi) tâ ki, doğru yolu bulasınız.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hem dünya hareketiyle sizi sarsmasın diye, yeryüzüne sabit dağlar koydu. Amaçlarınıza ermeniz için ırmaklar, geçitler yerleştirdi. [79, 32; 21, 31] {KM, Mezmurlar 114, 5}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sizi sarsar diye arza ağır baskılar attı, ırmaklar ve yollar yaptı ki doğru yolu bulasınız (amaçlarınıza eresiniz).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
15,16- O arzda, sâbit kalub temâyül itmemesi içün büyük dağlar, menzilinize vusûl içün de nehirler ve yollar, yolunuzı bilmeniz içün de 'alâmetler kıldı. Karada ve denizde insânlar yıldızlarla yol bulurlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sizi çok sarsmasın[*] diye yerin içine sabitleyen (oturaklı) dağlar yerleştirdi. Hedeflerinize ulaşabilmeniz için de ırmaklar ve yollar koydu.
[*] Çeviri bütünlüğü açasından Nahl 15, Enbiya 21/31, Lokman 31/10 çevirilerine aynı teklif yapılmıştır. Görevi yeri sabitlemek ama kendisi aslında sabit değil. Büyük yer levhaları ile birlikte hareket ediyor. "Dağları görürsün de hareketsiz olduklarını sanırsın. Aslında onlar, bulutlar gibi yürümektedirler." (Neml 27/88)  
Şaban Piriş
swap_vert close
15,16. -Yeryüzünde sabit dağlar yarattı size; sarsılırsınız diye.(Gideceğiniz yere) ulaşmanız için de nehirler ve yollar.. ve işaretler.. Yıldız ile de onlar yollarını bulurlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah, sizi sarsmasın diye yere sağlam dağlar dikti,(3) yolunuzu bulun diye nehirler ve yollar yarattı.
(3) Üzerinde yaşadığımız yerkabuğu, dünyanın kendi büyüklüğüne oranla son derece ince bir kabuktur; bu kabuk, yoğun ve kızgın bir sıvı olarak niteleyebileceğimiz manto tabakası üzerine serilmiştir. Ortalama 5-10 km kalınlığındaki yerkabuğu, eğer bütün yeryüzü boyunca aynı kalınlığı korusaydı, sürekli olarak kayan, ileri ve geri giden, birbiriyle çarpışıp duran, her an şiddetli depremlerle sarsılan bir Dünyamız olurdu! Bunun önlemi dağlarla alınmıştır. Çünkü dağların altında yerkabuğunun kalınlığı birden artar ve dağın kendi yüksekliğinin on, on beş misline kadar çıkar. Bu fazla kalınlık, tıpkı toprağa kök salan bir ağaç, yahut yere çakılan bir kazık gibi, dağların manto tabakasına doğru salınan kökleridir. Bu köklerle—yahut, 78:7’deki benzetmeye uygun şekilde, bu kazıklarla—yerkabuğu manto tabakasına tutunur, sağlamlaşır ve üzerinde barınanlar için güvenli bir yer halini alır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sizi çalkayıp sarsar diye yerküreye ağır dağlar, ırmaklar, yollar koydu. İyiye ve doğruya ulaşmanız umulmaktadır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bıraķdı yirde diplü ŧaġlar kim eġmeye sizi daħı ırmaķlar daħı yollar anuñ-içün kim siz ŧoġru yol dutasız.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı bıraḳdı yir yüzinde yüce ṭaġları sizüñle egilmeg‐içün. Daḫı ırmaḳlarve yollar yaratdı. Ola kim siz gezgende yollar bulasız.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Allah yer kürəsi möhkəm olsun, titrəməsin, onun hərəkəti hiss olunmasın, beləliklə də) sizi yırğalamasın deyə, yer üzündə möhkəm dayanan dağlar və (istədiyiniz yerə) gedib çata biləsiniz deyə, çaylar və yollar yaratdı;
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And He hath cast into the earth firm hills that it quake not with you, and streams and roads that ye may find a way.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And He has set up on the earth mountains(2038) standing firm, lest it should shake with you; and rivers and roads; that ye may guide yourselves;(2039)
2038 Cf. 13:3 and 15:19. Here and elsewhere the earth is spoken of as a spacious carpet beneath our feet and the hills as a steadying agent to keep the carpet from rolling or shaking about. In 78:7 they are spoken of as pegs or stakes (see also 21:31 and 27:61). (R). 2039 In this passage (16:15-16) we have the metaphor of the fixed mountains further allegorised. In these verses the keywords are indicated by the symbols for man's guidance (tahtadun). First, the physical symbols are indicated: the mountains that stand firm and do not change from day to day in the landscape, unlike shifting sand dunes, or the coastline of the sea, or river and streams, which frequently change their courses; then we have rivers and roads, which are more precise and therefore more useful, though less permanent; then we have 'alamat (signposts), any kinds of signs erected by man, like direction posts, lighthouses or beacons, or provided in nature, as tall trees, etc.; and finally, we have the polestar, and now the magnetic needle, with its variations marked on navigation charts. All these are symbols for the higher Guidance which Allah provides for the spirit of man. See next note.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَلْقٰى
ve bıraktı
فِي الْاَرْضِ
yeryüzünde
رَوَاسِيَ
sabit dağlar
اَنْ تَم۪يدَ
sarsar diye
بِكُمْ
sizi
وَاَنْهَاراً
ve nehirler
وَسُبُلاً
ve yollar
لَعَلَّكُمْ
ta ki siz
تَهْتَدُونَۙ
doğru yolu bulursunuz
O, yeryüzüne sizi sarsar diye sabit dağları, yolunuzu bulmanız için de nehirleri ve yolları yerleştirdi.
اَلْقَى
Fiil-IV
ل ق ي
Attı, saldı, teklif etti, bıraktı, verdi, ilka etti, laf attı, karşı karşıya geldi, ulaştırdı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
رَوَاسِيَ
Etken fiil
ر س و
Sabit dağlar
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
مَادَ
Fiil-I
م ي د
Sarstı, salladı
بِكُمْ
Zamir
بِكُمْ
Sizin için, kendinize, size karşı
نَهَر
İsim
ن ه ر
Irmak, nehir
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
اِهْتَدٰى
Fiil-VIII
ه د ي
Hidâyete erdi, doğru yolu buldu, maksadına ulaştı, muvaffak oldu