Ve sizinle düzensiz (dengesiz) hareket eder (düzensiz hareket etmesin ve yerkabuğunun genel dengesi sağlansın) diye yerkürede (yerkabuklarını hareket ettirerek, orojenik hareketlenmelere yol açarak kökleri yerin derinliklerine inen) ağır baskılar (dağlar) koyup yerleştirdi ve ırmaklar meydana getirdi, şaşırmayasınız diye yolları da.*
(*) Ayete geçen ( أن تميد ) ‘’en temiyde’’ nin anlamı şöyledir. El-meydü (masdar, kök ) Arapçada sağa sola meyleden (yalpalayan) düzensiz bir hareket manasındadır. Yani Allâh’ın kitabında zikredilen “zelzele ve recf’’yani deprem veya sarsıntı’’manasına gelmez. Bakınız (hac suresi 1/22 ve zilzal suresi 1/99).…Dolayısıyla ilgili ayetlerde ki anlam Allah dağları yeryüzündeki zelzeleleri veya sarsıntıları engellemek için yarattı anlamına gelmez. Aksine ‘’yeryüzü veya yerkabuğu düzensiz hereket etmesin ve yeryüzünde insanlar hayatlarını güvenli bir şekilde devam ettirebilmesi için yaratmıştır. Yani ayette zikredilen ‘’el-meydü’’arapça sözlüklerinin tamamında ‘’düzensiz hareket’’manasındadır. Arapçada bir gemi sağa sola düzensiz hareket ediyorsa ona ( تميد السفينة) “temîdü es-sefîne” denilir. Yani burada el-meydü sabit kalmayı, hareketsizliği değil düzensiz bir hareketi ifade eder. Aşağıdaki Arapça metninde de böyle anlatılır. Dağların fonksiyonu; Yerkabuğu aslında sıvı bir ortamın üzerinde yüzer durumdadır. Yerkabuğunun kalınlığı çoğunlukla 5 km civarındadır. Oysa dağların altındaki kalınlık 35 km gibi değerlere ulaşmaktadır. Bunun sebebi dağların kazıklar gibi yerin altında bir köke sahip olmalarıdır… Dağlar yerkabuğunu meydana getiren tabakaların çarpışmaları, bir tabakanın diğer tabakanın altına girmesi sonucu oluşmuştur. Üstte kalan tabaka kıvrılıp dağları oluşturmuştur. Alttaki tabaka da derine doğru uzanan dağın kökünün oluşmasını sağlamıştır. Böylece dağlar yeraltına doğru uzanan kökleri ile yerkabuğu tabakalarının birbirlerine kaynaşmasını sağlar… Dağların yerkabuğunun genel dengesini sağlamadaki etkisi izoztesi (isostasi) diye tanımlanır. Webster’s New Twentieth Century Dictionary’de (Webster’ın Yeni 20. yüzyıl sözlüğü) bu terim şöyle açıklanır: “Jeoloji’de dağların Dünya yüzeyinin altında oluşturdukları yerçekimsel kuvvet sayesinde yerkabuğunun genel dengesinin sağlanması.”…Dağların sıradan bir yeryüzü çıkıntısı olarak algılandığı dönemde, dağların yeryüzündeki dengeyi sağlayıcı özelliğine ve gözle görülmeyen köküne işaret eden Kur’an, her konuda olduğu gibi bu konuda da bizi kendine hayran bırakmaktadır. Modern jeolojik ve sismik araştırmalar neticesinde ancak keşfedilebilen bilimsel bir gerçeğin bilim ve tekniğin olmadığı bir asırda Kur’an da açıkça ifade edilmesini ne ile izah edeceksiniz?) The Quran: Unchallengeable Miracle // www.mucizeler.com/2011/03/ kazik-seklinde-daglar/ Bugünkü jeoloji ilminin ifâdelerine göre de dağların içyapısı kazık görünümündedir. Aşağısında âdeta onları tutan bir kök tabaka vardır. Dünyâ, tıpkı bir yumurtanın sarısı, akı ve kabuğu gibi üç tabakadan meydana gelmektedir. En içte çekirdek, onu saran manto ve en üstte yerkabuğu mevcuttur. Yerkabuğu yumurtada olduğu gibi sert, kabuğun altındaki mağma kızgın ve akıcıdır. Yerkabuğunun kalınlığı okyanus tabanlarında ince (8-10 km.), yüksek dağların olduğu kısımlarda kalındır (30-40 km.). Yine dağların, mağma üzerinde yüzen kıta bloklarının dengesini sağlamada mühim bir unsur olduğu, ancak asrımızda anlaşılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm ise bu gerçeği on dört asır önce pek çok âyetinde ifâde etmiştir. (dağların fonksiyonu |İslam ve İhsan)… Özellikle yerkürenin dağlık kısımlarında zemin sağlam olduğu için, yapıların depremlerde daha az hasar görmesine karşılık vadilerin ve ovaların nisbeten riskli olduğu da bilinmektedir. Bilinen bir diğer husus da dağların yer hareketlerinde denge ve düzeni sağlama (balans) işlevinin bulunduğudur. “Daha nice işaretler koydu” ifadesinden yerkürenin, o dönem insanlarının henüz bilmedikleri, zamanla fizikî coğrafya, jeoloji, biyoloji gibi bilimlerin gelişmesiyle keşfedilecek olan daha başka sırlar taşıdığına işaret edilmektedir. (Tefsir (Kur’an Yolu)
. ويكون المعني الصحيح للعبارة الكريمة “أن تميد بكم” أو “أن تميد بهم” هو { أن لا تضطرب حركتها بكم}، وتتحرك بكم حركة منتظمة لا تحسون بها. ويعني هذا بالضرورة القول: إن القرآن يصرح بطريقة مباشرة في هذه الآيات الكريمة بحركة الأرض. فلو لم تكن الأرض تتحرك؛ لما كان الحديث عن مَيَّدَانِها (﴿ أن تميد بكم ﴾ (هل ينص القرآن صراحة على حركة الأرض، أم على ثباتها؟ بحث في التفسير العلمي للقرآن)