Sebt gününün gözetilmesi sadece, onun hakkında ¹⁴⁷ uyuşmaz görüşler ileri sürüp çekişenlere emredilmişti; şüphe yok ki, bu çekişip durdukları konuda, Kıyamet Günü onların aralarında ¹⁴⁸ elbette senin Rabbin hükmedecektir.
147 Yani, Hz. İbrahim hakkında. Bu ifadeden kasıt şudur: Yahudilerin çoğu, Tevhid dininin esaslarına açıkça ters düşen bir biçimde, sırf bu büyük Peygamber’in soyundan gelmiş olmalarına dayanarak kendilerinin “Allah tarafından seçilmiş kavim” olduklarını ileri sürmek suretiyle Hz. İbrahim’in gerçek dininden sapmışlardı. (“Onun hakkında uyuşmaz görüşler ileri sürüp çekişenler” ifadesiyle dile getirilmek istenen de, kanaatimizce işte bu sapmadır.) Kur’an’da sık sık işaret edildiği gibi, bu manevî taşkınlık ya da küstahlık, İsrailoğulları’na -ve yalnızca onlara- birtakım ciddî yasaklar, kısıtlamalar ve mecburiyetler yükletilerek Allah tarafından cezalandırılmıştır. İşte bu kısıtlama ya da ilave yükümlülüklerden biri de Sebt (Cumartesi) günü her türlü işten, alış verişten uzak durmaktır. En geniş anlamıyla bu pasaj, Allah tarafından öngörülen tüm biçimsel yükümlülüklerin (ritual), kendi başlarına dinî birer amaç olmadıklarını, ama sadece manevî ve ruhanî disiplinin biçimlendirilmesinde araç ve vesile olarak iş gördüklerini işaret etmektedir.148 Yani, sözde “Allah tarafından seçilmiş bir kavim” olma statüsüne dayanarak nihaî kurtuluşu hak ettiklerini ileri sürenlerle insanın bireysel olarak Allah’a karşı sorumlu olduğuna inananlar arasında. Bu ifadeyle söylem Allah’tan yana bilinç ve duyarlık içinde dürüst ve erdemli yaşama temasına yeniden dönmektedir.