close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Nahl Sûresi 108. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ulâ-ike-lleżîne tabe’a(A)llâhu ‘alâ kulûbihim vesem’ihim veebsârihim(s) veulâ-ike humu-lġâfilûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlar, öyle kişilerdir ki Allah, onların kalplerini, kulaklarını, gözlerini mühürlemiştir ve onlardır gaflet edenlerin ta kendileri.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte (asıl) gafil olanlar da onların ta kendileridir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte Allah'ın, kalplerini işitme ve görme duyularını mühürlediği kimseler bunlardır. Hakka ve gerçeklere karşı umursamazlık içinde bulunanlar da, işte bunlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İşte onlar, Allah'ın kalplerini, kafalarını anlayışsız, kulaklarını işitmez, gözlerini görmez hale getirdiği kimselerdir. Onlar, işte onlar, gaflet içinde olanlardır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar, Allah'ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Gafiller de işte onlardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar, Allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Gafil olanlar onların ta kendileridir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunlar, o kimselerdir ki, Allah, kalblerini, kulaklarını, gözlerini mühürlemiştir. İşte bunlar, gafil olanlardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte Allah, bunların kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir. Çünkü onlar, (hak ve hakikate) karşı ilgisiz kaldılar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İşte, Allah'ın, gönüllerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimseler bunlardır. Onlar gafillerin ta kendileridir.
Besim Atalay
swap_vert close
İşte bunlar, Allahın gönüllerine, kulaklarına, gözlerine damga vurmuş bulunduğu kimselerdir, işte bunlar, bilgisizler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İşte onlar, (kötü niyet ve eylemlerinden dolayı) Allah'ın kalplerini, işitme ve görme duyularını mühürlediği kimselerdir. İşte, umursamazlık içinde hakkı göremeyen gafiller bunlardır.
Cemil Said
swap_vert close
Ânlar Allâh’ın kalblerine, kulaklarına, gözlerine mühür koydığı insânlardır. Hepsi gâfildir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İşte Allah'ın kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimseler bunlardır. Gafiller de işte bunlardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bunlar, Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir; gaflette olanlar da işte bunlardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İşte onlar Allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Ve onlar gafillerin kendileridir.
Edip Yüksel
swap_vert close
İşte onlar, ALLAH'ın kalplerini, işitme ve görüşlerini mühürlediği kişilerdir. Onlar gafillerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bunlar, o kimselerdir ki; Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir. Ve onlar, gafillerin ta kendileridir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdirler ki Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemişdir ve işte onlardır ki hep gafillerdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar (ısrarla hakkı inkâr ettikleri ve hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri için) Allah’ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini (manen) mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte onlar, Allah'n, kalplerini¹, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Onlar, gafil olanların ta kendileridir.
1- Akletme yetilerini.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki Allah, kalblerinin, kulaklarının ve gözlerinin üstüne mühür basmışdır. İşte gaafil olanlar da onların ta kendileridir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte onlar (küfürleri sebebiyle) Allah'ın, kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar, gafillerin ta kendileridir!
İhsan Aktaş
swap_vert close
İşte onlar, Allah’ın (hakkı anlamak istemeyip inkâr ve sapıklığı tercih etmeleri sebebiyle) kalblerini (akletme, karar verme ve düşünme merkezi olan beyinlerini), işitme ve görme duyularını (melekler tarafından tanınmaları için manevi bir işaretle) damgaladığı kimselerdir. İşte, umursamazlık içinde (hakkı görmek istemeyen) gafiller de onlardır.*
(*) Not: Kur’an da ( ختم – طبع - اكنة ) hatm, tab’ı ve ekinne gibi kelimeler, kötü alışkanlıklarının izlerini ifede eder. Bu manevi izler, kötü alışkanlığı olan herkeste oluşur. Bu durum, iman etmelerine asla engel değildir. Zaten böyle bir olay olsa bile kişi kendi iradesiyle inkâr ve sapıklığı tercih ettikten sonra gerçekleşir. Yani bu tab’ı, hatm ve ekinne gibi olaylar, onların beyinlerinde/zihinlerinde bulunan durumun ifadesidir. Nasıl ki bir süt kutusu üzerinde yazılı bulunan ‘’yağsız süt’’ ifadesi sadece sütün durumunu bildiriyor ve onu yağsız yapmıyor ise, söz konusu inkârcı kalbler/beyinler üzerindeki hatm olayı da aynen bunun gibidir… Ayrıca Kur’an’da geçen (قلب)’’ kalb’’ ifadesinin Türkçedeki gibi kan pompalayan biyolojik kalple hiçbir ilgisi yoktur. Yani Kur’an’daki (قلب) ‘’kalb’’, bazen direk akıl merkezi olan beyin için kullanılır, bazen de yerine göre beynin gerçekleştirdiği akıl, düşünme, duygu, gönül ve vicdan gibi anlamlarda gelirالله هنا يريد ان يقول انه ختم (أوطبع ) على قلوبهم بختم توصيف لحالة قلوبهم وهى ان عليها غشاوه والله هنا لم يضع الغشاوه بل انه يصف الوضع الذى عليه القلب العاصى تماما مثل ما يكتب على علبة الحليب مثلا انه كامل الدسم هل هنا الكتابه على العلبه هى ما حددت محتوى اللبن ام ان محتوى اللبن انه كامل الدسم هو من اجبر الشركه المصنعه ان تكتب هذه العباره التى هى مجرد وصف لمحتوى العلبه ؟ الله هنا يفعل نفس الشئ هو هنا يصف محتوى القلب فقط لا غير ولا يتدخل بأى حال من الأحوال فى اختيار الأنسان لمصيرهوالختم هنا معنوى؛ فإن القلب لما لم يقبل الحق مع ظهوره استعير اسم المختوم عليه ، فبين أنه من مجاز الاستعارةولمعني الختم (تفسير الطنطاوي) ( والطبع) وجوه ...وعاشرها : ما حكوه عن الحسن البصري - وهو اختيار أبي علي الجبائي والقاضي - أن المراد بذلك علامة وسمة يجعلها في قلب الكفار وسمعهم ، فتستدل الملائكة بذلك على أنهم كفار ، وعلى أنهم لا يؤمنون أبدا ، فلا يبعد أن يكون في قلوب المؤمنين علامة تعرف الملائكة بها كونهم مؤمنين عند الله كما قال : ( أولئك كتب في قلوبهم الإيمان ) [المجادلة : 22] وحينئذ الملائكة يحبونه ويستغفرون له ، ويكون لقلوب الكفار علامة تعرف الملائكة بها كونهم ملعونين عند الله فيبغضونه ويلعنونه (التفسير الكبير)يقول الزمخشري في تفسير هذه الآية: "فإن قلت: ما معنى الختم على القلوب والأسماع وتغشية الأبصار؟ قلت: لا ختم ولا تغشية ثَمَّ على الحقيقة، وإنما هو من باب المجاز،فإن قلت: فلم أسند الختم إلى الله تعالى وإسناده إليه يدل على المنع من قبول الحق والتوصل إليه بطرقه وهو قبيح والله يتعالى عن فعل القبيح علواً كبيراً لعلمه بقبحه وعلمه بغناه عنه. وقد نص على تنزيه ذاته بقوله: «وَمَا أَنَاْ بظلام لّلْعَبِيدِ» (ق، 50 / 29)، «وَمَا ظلمناهم ولكن كَانُواْ هُمُ الظالمين» (الزخرف، 43 / 76 )، «إِنَّ الله لاَ يَأْمُرُ بالفحشاء» ( الأعراف، 7 / 28). ونظائر ذلك مما نطق به التنزيل؟ قلت: القصد إلى صفة القلوب بأنها كالمختوم عليها ؟ } قال القاضي: الطبع ليس يمنع من الإيمان ويدل عليه وجوه: الأول: أنه تعالى ذكر ذلك في معرض الذم لهم، ولو كانوا عاجزين عن الإيمان به لما استحقوا الذم بتركه. والثاني: أنه تعالى أشرك بين السمع والبصر وبين القلب في هذا الطبع ومعلوم من حال السمع والبصر أن مع فقدهما قد يصح أن يكون مؤمناً فضلاً عن طبع يلحقهما في القلب. والثالث: وصفهم بالغفلة. ومن منع من الشيء لا يوصف بأنه غافل عنه، فثبت أن المراد بهذا الطبع السمة والعلامة التي يخلقها في القلب، وقد ذكرنا في سورة البقرة معنى الطبع والختم، وأقول هذه الكلمات مع التقريرات الكثيرة، ومع الجوابات القوية مذكورة في أول سورة البقرة وفي سائر الآيات فلا فائدة في الإعادة. (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimseler, doğrulardan habersiz olanlardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunlar o kimselerdir ki Allah onların yüreklerini, kulaklarını, gözlerini mühürlemiştir. İşte dalgıda olanlar bunlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki Allah onların kalplerine, kulaklarına, gözlerine mühür basmıştır. Gafil olanlar da onlardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
İşte onlar Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir⁴⁰. İşte onlar gâfillerin tâ kendileridir.
40 Kalplerin, kulakların ve gözlerin mühürlenmesi demek; gerçeği idrak etme, işitme ve basiret yeteneklerinin üzerine perde çekilmesi demektir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar, Allah'ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Gafil olanlar da onların ta kendileridir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte onlar, Allah tarafından konulan yasalar gereğince, kalpleri, kulakları ve gözleri mühürlemiş olan kimselerdir; başlarına gelecekleri hiç düşünmeden, gaflet ve cehâlet içinde yüzenler de, işte onlardır!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte onlar kalblerini, işitmelerini, görmelerini Allah’ın mühürlediği kimselerdir. İşte Gâfiller onlardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, böylesi toplumların ileriyi görme ve duyma yeteneklerini köreltmiş, ayrıca görüş alanlarını daraltmış, hepten ilgisiz ve duyarsız bir toplum olup çıkmışlardır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İşte onlar, inkârlarından dolayı; Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini, ön yargılarıyla mühürlediği kimselerdir. Onlar gerçeklerden uzaktırlar. Allah onlara inanmaları için asla baskı yapmaz. İnkârlarını olduğu gibi kabul ederek tasdik eder. İnkârlarından sorumlu tutar. Rabbiniz inanan hiç kimsenin kalbini, gözünü, kulağını hidayete kapatmaz. Bunu inkâr eden kendisi yapar, Rabbiniz insanın iradesiyle verdiği kararı tasdik ederek sorumlu tutar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İşte onlar kalplerini, işitme (duyu)sunu ve gözlerini Allah’ın mühürlediği kişilerdir. [*]Onlar habersizmiş gibi davrananların ta kendileridir.
Benzer mesajlar: Bakara 2:7, 88; Nisâ 4:155; A‘râf 7:100, 101; Tevbe 9:87, 93, Yûnus 10:74; Rûm 30:59; Mü’min 40:35; Muhammed 47:16; Münâfikûn 63:3.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O (kâfirler) Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir ve onlar, gafillerin ta kendileridir.
Muhammed Esed
swap_vert close
İşte, Allah’ın kalplerini, işitme ve görme duyularını mühürlediği kimseler bunlardır; işte, umursamazlık içinde ¹³⁵ dalıp giden kimseler bunlardır!
135 Zımnen, “kendileri için neyin iyi, neyin kötü olduğu konusunda” -Allah’ın hakkı inkar edenlerin kalplerini mühürlemesi ifadesine ilişkin bir açıklama için bkz. 2:7 ve ilgili not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bunlar Allah’ın mesajını kulakları ile duymak gözleri ile görmek istemeyen kimselerdir, kalplerini de mühürlemişlerdir ve işte bunlar, gaflette olanların ta kendileridir. 2/6-7, 4/155, 10/74, 40/35, 45/23, 63/3
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte onlar kalplerinin (akletme), işitme ve görme yetilerini Allah’ın mühürlediği kimselerdir.[²²⁰¹] İşte onlar, gaflete gömülüp gidenlerin ta kendileridir.
[2201] Kur’an, akletmeyi kalbin bir fonksiyonu olarak niteler (22:46). Buradaki mühürleme, “fonksiyonlarını yerine getirememe, işlevsiz kılma” anlamındadır. Parantez içi açıklamamız, Kur’ an’ın bu kullanımına dayanmaktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İşte onlar Allah'ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir ve onlar gafillerin ta kendileridir. (Ömürlerinin sonuna kadar şirk ve küfürde direnirler ve tevbe edip imana gelmeyi kibirlerine yediremezler)
Osman Fırat
swap_vert close
İşte, Allah’ın kalplerini, işitme ve görme duyularını mühürlediği kimseler bunlardır ve bunlar gafil olanlardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar o kimselerdir ki, Allah onların kalpleri, kulakları ve gözleri üzerine mühür basmıştır ve gâfiller olanlar da işte onlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bunlar o kimselerdir ki Allah onların kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir. İşte hakkı göremeyen gafiller onlardır.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar, Allah'ın kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte gafiller onlardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar, kalbleri, kulakları ve gözleri üzerine Allâh'ın mühür urdukları gâfillerdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunlar, kalpleri, dinleme ve görmeleri üzerinde Allah’ın yeni bir yapı oluşturduğu kimselerdir. Onlar, ne yaptıklarının farkında değillerdir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, Allah'ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Çünkü onlar gafil olanların ta kendileridir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar, kalplerini, kulak ve gözlerini Allah'ın mühürlediği kimselerdir. Onlar, gafillerin tâ kendileridir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bunlar, Allah'ın; kalpleri, kulakları ve gözleri üstüne mühür bastığı insanlardır. Gaflete saplananlar da bunların ta kendileridir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
şunlar anlardur kim, mühr urdı Tañrı göñülleri üzere, daħı ķuşlaķları üzere, daħı gözleri üzere; [143a] daħı şunlar, anlardur ġāfiller.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anlar ol kişilerdür ki mühr urdı Tañrı Ta‘ālā yürekleri üstine. Daḫı ḳulaḳları ve gözleri üstine. Daḫı anlar ġāfillerdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bunlar o kəslərdir ki, Allah onların qəlblərini, qulaqlarını və gözlərini möhürləmişdir. Onlar (Allahın kafirlər üçün hazırladığı əzabdan) qafildirlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Such are they whose hearts and ears and eyes Allah hath sealed. And such are the heedless.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those are they whose hearts, ears, and eyes Allah has sealed up,(2146) and they take no heed.
2146 Cf. 2:7. On account of their iniquities and their want of Faith their hearts and their senses became impervious to Allah's grace, and they run headlong to perdition, (see also 6:46 and 30:59).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerdir ki
طَبَعَ
mühür- ledi
اللّٰهُ
Allah
عَلٰى قُلُوبِهِمْ
onların kalplerini
وَسَمْعِهِمْ
ve kulaklarını
وَاَبْصَارِهِمْۚ
ve gözlerini
وَاُو۬لٰٓئِكَ
ve işte onlar
هُمُ
onlardır
الْغَافِلُونَ
gâfiller
İşte onlar (küfürleri sebebiyle) Allah'ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir ve işte onlar gâfillerin ta kendileridir.
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
طَبَعَ
Fiil-I
ط ب ع
Mühür vurdu, mühürledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
سَمْع
İsim
س م ع
Kulak, işitme, dinleme
بَصَر
İsim
ب ص ر
Göz, basiret
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
غَافِل
Etken fiil
غ ف ل
Gâfil, habersiz