Ey îman edenler! Mallarınız da, çocuklarınız da sakın size, Allah’ı anmayı¹ (ve Allah için çalışmayı) unutturmasın.² İşte böyle yapanlar, gerçekten hüsrana uğrayanların ta kendileridir. ³
1 Zikrullah: Allah düşüncesi ve Allah’ı anma ki, müfessirlerin beyanına göre burada kastedilen; Allah’ı zikir için yapılan namaz gibi ibadetlerle onun meyvesi olarak Allah sevgisiyle yapılan ibadetlerdir. Gerçek ibadete layık olan Allahu Teâlâ’yı Onun isim, sıfat, emir ve yasaklarını, sevap ve azabı ile izzetinin hükümlerini düşündüren, rızasına vesile olan farz ve nafile ibadetlerden, namaz, oruç, zekât, hac, cihat, Kur’ân okuma, tehlil (lâilâhe illallah), tesbih, (sübhânellah) ve tahmid (elhamdülillah) gibi sırf Allah’a yaklaşmak için yapılan ve daima Allah’ı andırıp Allah için Allah’a layık güzel işler düşündürmeye alıştıran ibadetlerdir. Yoksa zikrullah; kerametleri kendilerinden menkul ve müritleri tarafından uydurulan bazı zevatın uydurdukları, tepinerek transa girmeler, şirk ve küfür içerikli ilahiler, nefesler, şathiyeler eşliğinde yapılan illüzyonlu ayinler, uydurma rüyalarla dizayn edilen toplantılar değildir.2 Ey o, Allah’a ve Rasulü’ne samimiyetle iman etmiş olup da Allah katından müminlere tahsis edilen ilâhî izzete ermek isteyen müminler! Sizleri dünya meşguliyetlerinin en vazgeçilmezi olan mal ve evlat işleri, onların bakımı, derdi ve zevki Allah’ı anmaktan alıkoymasın, oyalamasın. Bu, “bunlarla hiç meşgul olmayın demek değil, fakat bunlar sizi, asıl izzetin ruhu olan Allah’ı zikretmekten alıkoymasın” demektir. 3 Bk. (Kehf: 46, Sebe’: 37, Teğabün: 14, 15)