close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Munâfikûn Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İżâ câeke-lmunâfikûne kâlû neşhedu inneke lerasûlu(A)llâh(i)(k) va(A)llâhu ya’lemu inneke lerasûluhu va(A)llâhu yeşhedu inne-lmunâfikîne lekâżibûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Münafıklar, sana gelince, tanıklık ederiz ki dediler, sen, şüphe yok, elbette Allah'ın peygamberisin ve Allah bilir ki şüphe yok, sen, onun peygamberisin ve Allah tanıklık eder ki şüphe yok, münafıklar, elbette yalancılardır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Münafıklar Sana geldikleri zaman: "Şahitlik ederiz ki Sen gerçekten Allah’ın Resulüsün" derler. (Üstelik) "Allah da bilir ki, Sen elbette O’nun Resulüsün" (diyerek kendi samimiyetsizliklerini örtmek için Allah’ı da şahit gösterirler. Ama) Allah (CC) hiç şüphesiz o münafıkların yalancı olduklarını da (bilmekte ve buna) şahitlik yapmaktadır.
[Not: Buradaki "Şehadet" mutlaka görüyor ve kesinlikle biliyor anlamında sağlam bir inancı ifade etmek yanında, yemin manasına da kullanılmıştır. İkiyüzlülük ve riyakârlık zaten münafıkların ortak vasfıdır. Her riyakâr münafık olmasa da, her münafık mutlaka riyakârdır. Yalan yere yemin etmek, olduğundan başka türlü görünmek, bunların devamlı yaptıkları bir davranıştır. Hz. Peygamber Aleyhisselamın risaletine, Onun şeriatına, sünnetine ve hayat sistemine aslında iman etmedikleri, itimat ve itibar göstermedikleri halde; hem ganimet ve diğer menfaatlerden yararlanmak, hem de kınanmak ve dışlanmaktan kurtulmak amacıyla böyle yapılmakta ve kendilerini kanıtlamak için de yalan yere yemine başvurulmaktadır.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Münafıklar sana geldikleri zaman: “Şahitlik ederiz ki, sen muhakkak Allah'ın elçisisin” derler. Allah senin gerçekten O'nun elçisi olduğunu çok iyi bilir ve Allah münafıkların yalancı olduklarına şahitlik eder.
Münafıkların münafıklıklarını en belirgin şekliyle açıklığa kavuşturan sûre onları duvara dayandı-rılmış kütüklere benzetir. Benî Mustalik gazvesinden dönüşte müslümanları Medine’den çıkaracaklarına ye-min eden bu münafıklar; tüm gücün ve kuvvetin Allah, Rasûlü ve mü’minlere ait olduğu gerçeğini unutuyor-lardı. Ayrıca sûre, müslümanlara da dünya malı ve eğlencesiyle meşgul olup Allah’a itaat ve ibadetten dün-yanın alıkoymamasını öğütler ve O’nun rızasını kazanmak için o yolda harcamayı emrederek son bulur.  
Ahmet Tekin
swap_vert close
Müslüman görünerek İslâm'a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münâfıklar sana geldiklerinde: “Senin, kesinlikle Allah'ın Rasulü olduğuna şahitlik ederiz.” dediler. Allah, Muhammed'in Allah'ın Rasulü olduğunu biliyor. Allah, münâfıkların yalan söylediğine de şâhitlik ediyor.
Ahmet Varol
swap_vert close
Münâfıklar sana geldiklerinde: "Şahitlik ederiz ki, sen muhakkak Allah'ın peygamberisin" derler. Allah senin muhakkak kendi peygamberi olduğunu bilir. Bununla beraber Allah münâfıkların kesin yalancı olduklarına şahitlik eder.
Ali Bulaç
swap_vert close
Münafıklar sana geldikleri zaman: 'Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah'ın elçisisin' dediler. Allah da bilir ki sen elbette O'nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahidlik eder.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), münâfıklar sana geldiği zaman şöyle dediler: “- Şehadet ederiz (kalbimizdeki inancı beyan ederiz) ki, doğrusu sen, muhakkak Allah'ın peygamberisin.” Allah'da biliyor ki, gerçekten sen, O'nun şübhe götürmez peygamberisin. Bununla beraber Allah, şehadet ediyor ki, münâfıklar tamamen yalancıdırlar, (sözleri inançlarına uymamaktadır, yalan yere yemin ediyorlar).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Münafıklar sana geldikleri zaman: “Senin Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik ederiz” derler. Allah, senin gerçekten O’nun elçisi olduğunu çok iyi bilir. Ve Allah, o münafıkların yalancı olduklarına da şahitlik ediyor.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Münafıklar sana geldiklerinde, “Senin kesinlikle Allah'ın peygamberi olduğuna tanıklık ederiz” derler. Allah, senin, O'nun peygamberi olduğunu biliyor ve Allah münafıkların yalancı olduğuna tanıklık ediyor. [643][644]
[643] Münâfikûn sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 295.[644] Münâfıkların özellikleri hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 299-314; I, 208-235; IV, 470-473; VIII, 251-262; XIX, 37-43.  
Besim Atalay
swap_vert close
Münafıklar sana gelip de: «Biz tanıklık ederiz, sen Allahın peygamberisin !» dediklerinde, Allah da bilir ki, gerçekten O'nun peygamberisin; Allah tanık ki, münafıklar yalan söyler!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Münafıklar sana geldiklerinde; “Biz şehadet ederiz ki sen kesinlikle Allah'ın Resul'üsün!” derler. Evet, Allah biliyor ki, elbette sen O'nun elçisisin. Bunun yanında Allah münafıkların yalancı olduklarını (samimi olmadıklarını) da biliyor.
Cemil Said
swap_vert close
Münâfıklar senin nezdine geldikleri vakit "Biz şehâdet ideriz ki sen rasûlullahsın" dirler. Allâh senin rasûli oldığını bilür ve ânların kalben söylemediklerine de şâhiddir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İkiyüzlüler sana gelince: "Senin şüphesiz Allah'ın Peygamberi olduğuna şehadet ederiz" derler. Allah, senin kendisinin peygamberi olduğunu bilir; bunun yanında Allah, ikiyüzlülerin yalancı olduklarını da bilir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, “Senin, elbette Allah’ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz” derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah, o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Münafıklar sana geldiklerinde, “Tanıklık ederiz ki sen gerçekten Allah’ın elçisisin” derler. Senin hiç kuşkusuz kendi elçisi olduğunu Allah elbette biliyor; ama Allah tanıklık eder ki münafıklar (inandık derken) kesinlikle yalan söylemektedirler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Münafıklar sana geldiklerinde: Şahitlik ederiz ki sen Allah'ın Peygamberisin, derler. Allah da bilir ki sen elbette, O'nun Peygamberisin. Allah, münafıkların kesinlikle yalancı olduklarını bilmektedir.
Edip Yüksel
swap_vert close
İkiyüzlüler sana geldiklerinde, "Senin ALLAH elçisi olduğuna şehadet ederiz," derler. ALLAH senin kendi elçisi olduğunu bilir ve ALLAH ikiyüzlülerin yalan söylediğine de şehadet eder.
Adem'den itibaren tüm elçilerin ve inananların dini olan islamın ilk şartı olarak bilinen "Kelime-i şehadet" veya "Kelime-i tevhid" 3:18'de bildirilmiştir. Sünniler bu tanıklığa "Muhammed Allah'ın elçisidir," şıkkını eklemişler. Şiiler ise daha ileri giderek, "Ali Allah'ın hüccetidir," biçiminde bir üçüncü şık daha eklemişlerdir. Bu eklemeci zihniyet 39:45 ayetiyle teşhir edilmiştir. 63:1 ayeti, şehadete eklenen ikinci kısmı bulunduran biricik yerdir. Yüce Allah, nasıl ki "Hadis" ve "Sünnet" kelimelerini, geleceğin bilgisiyle kınamışsa (33:38; 35:43; 45:6), şehadete eklenen kısmı da ikiyüzlülere mal etmektedir. Günümüz ikiyüzlüleri Muhammed'i tanrılaştırdıkları için onun Allah'ın elçisi olduğuna inandıklarını ifade ederken aslında yalan söylemektedirler.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Münafıklar sana geldikleri vakit: "Şahitlik ederiz ki sen muhakkak Allah'ın elçisisin." derler. Senin mutlaka kendisinin elçisi olduğunu Allah bilir ve Allah münafıkların yalancı olduklarına şahitlik eder.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sana geldikleri vakıt o münafıklar dediler ki: şehadet ederiz hakikaten sen şübhesiz Allahın Resulüsün, Allah da biliyorki: hakikaten sen şübhesiz onun Resulüsün, bununla beraber Allah şehadet ediyorki doğrusu münafıklar kat'iyyen yalancıdırlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Munâfıklar sana geldiklerinde (kalpleri ile tasdik etmeksizin/sadece dilleriyle), “Şahitlik ederiz ki şüphesiz sen Allah’ın peygamberisin” derler. (Evet,) Allah biliyor ki sen gerçekten O’nun resûlüsün. (Her şeyi hakkıyla bilen) Allah, munâfıkların yalancı olduklarına da şahittir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Münafıklar sana geldiklerinde: “Biz, tanıklık ederiz ki, kuşkusuz sen, Allah'ın Resûl'üsün.” dediler. Elbette ki Allah, senin, Kendisinin Resûl'ü olduğunu biliyor. Fakat Allah tanıktır ki, münafıklar, kesinlikle yalancıdırlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Münafıklar sana geldiği zaman «Şehâdet ederiz ki sen muhakkak ve mutlak Allahın peygamberisin» dediler. Allah da bilir ki sen elbette ve elbette Onun peygamberisin. (Fakat) Allah o münafıkların hiç şübhesiz yalancılar olduğunu da biliyor.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Münâfikun (o münâfıklar) sana geldikleri zaman: “Şâhidlik ederiz ki, muhakkak sen, gerçekten Allah'ın Resûlüsün!” dediler. Allah da biliyor ki, şübhesiz sen, elbette (Allah'ın) peygamberisin! Bununla berâber Allah şâhidlik eder ki, doğrusu münâfıklar gerçekten yalancıdırlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Münafıklar sana geldiklerinde, ‘’Biliyor, inanıyoruz ki, muhakkak sen Allah’ın elçisisin’’ derler. Allah ta bilir ki sen elbette, kendisinin elçisisin. Bununla birlikte Allah münafıkların yalancı olduklarını da bilir. *
(*) Kur’an da Allah’ın şahitliği, Allah’ın bilmesi, hazır ve nazır olması demektir. Aşağıda Münafikun sûresi 1.ayetle ilgili Celaleyn tefsirinde de (والله يشهد)‘’vellahu yeşhedü’’(والله يعلم)’’vellahu ya’lemü’’ Allah biliyor’’ diye tefsir edilmiştir. (والله يشهد﴾ يعلم ﴿إن المنافقين لكاذبون﴾ فيما أضمروه مخالفاً لما قالوه. (تفسير الجلالين)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İkiyüzlü davrananlar sana geldiklerinde “Senin kesinlikle Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik ediyoruz” derler. Hâlbuki Allah senin, kendisinin elçisi olduğunu biliyor, ancak ikiyüzlü davrananlar yalan söylüyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İki yüzlüler sana gelince: "Senin gerçekten Allah’ın elçisi olduğunu iyice biliyoruz" derler. Allah da bilir ki sen gerçekten kendisinin elçisisin, Allah o iki yüzlülerin kesenkes yalan söylediklerine de tanıktır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Münafıklar, sana geldikleri zaman «— Senin Allah/ın peygamberi olduğuna şehadet ederiz [⁶]» derler. Allah bilir ki doğrudan doğruya sen O/nun peygamberisin. Allah şehadet eder ki münafıklar kızıl yalancıdırlar.
[5] Medine'de nâzil olmuş 11 âyettir.[6] Veya böyle olduğuna yemin ederler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey peygamber!) İkiyüzlüler [munâfikûn]¹ sana geldiklerinde, “Şahitlik ederiz ki sen Allah’ın elçisisin” derler. Allah da bilir ki sen elbette O’nun elçisisin. Fakat Allah, şahitlik etmektedir ki, ikiyüzlüler gerçekten yalancıların tâ kendileridir.
1 İkiyüzlü, Arapçadan Türkçemize de geçmiş “münafık” kelimesinin karşılığıdır. Münafık ise, n-f-k kökünden gelir. “Ayırmak” anlamındadır. Bu kökten gelen bütün türevlerde bu anlam vardır. Mesela münafıkların en fazla uğraştıkları şey nifaktır. Müslümanları ayırmak, birbirine düşürmekle meşgul olandır. Keza, “infâk” Allah yoluna harcanacakları ayırmak demektir. Ayrıca aynı kökten gelen “nefak” Arap tavşanı adı verilen, Türkçemizde yer köpeği veya gelincik denen hayvanın adıdır. Çünkü bu hayvan topraktaki ininin giriş ve çıkışını ayırmıştır. İki deliği vardır. Tehlike anında diğerinden çıkar gider. İşte buradan hareketle semantik bir bağ olarak münafığın da iki farklı yüzü vardır. Yerine göre her ikisini de kullanır. Münafıklık sadece dinde olmaz; sosyal, kültürel ve siyasi vb alanlarda da onlara rastlarız. “Kendini gizlemek” anlamında olan “takiye” ile de ilişkisi vardır. Şurası bir gerçektir ki, dinde münafığın faaliyet alanı dindar kesimin içidir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Münafıklar sana gelince, “Senin şüphesiz Allah'ın Peygamberi olduğuna şahadet ederiz” derler. Allah, senin kendisinin peygamberi olduğunu bilir; bunun yanında Allah, münafıkların yalancı olduklarına da şahitlik eder.
(Medine’de nazil olmuştur ve 11 ayettir. Münafıkların davranışlarından söz ettiği için bu adı almıştır.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey şanlı Elçi! İslâm toplumunu içten çökertmeye çalışan ikiyüzlüler senin yanına geldiklerinde, “Senin gerçekten Allah’ın Elçisi olduğuna şahitlik ederiz!” derler. Evet, Allah senin Kendi Elçisi olduğunu bilmektedir fakat aynı zamanda Allah, senin Peygamberliğine inandıklarını iddia eden bu ikiyüzlülerin yalan söylediğine de şahitlik etmektedir!
Medîne döneminde, Mustalık Oğulları gazvesinden hemen sonra, muhtemelen hicretin altıncı yılında indirilmiştir. Adını, ilk ayetinde geçen “Münâfikûn: Münâfıklar, ikiyüzlüler” kelimesinden almıştır. 11 ayettir.  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
MÜNÂFIKLAR sana geldiği zaman dediler: -“Şehadet ederiz ki; sen, Allah’ın rasûlüsün”. Allah biliyor ki; sen, elbette O’nun rasûlüsün. Bir de Allah şehadet ediyor ki; Münâfıklar, elbette yalan söylemektedirler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İki yüzlüler sana gelip: " Senin Allah resulü olduğunu kabul ediyoruz " diyorlar. Allah, senin resul olduğunu zaten biliyor. Allah şahittir ki münafıklar, yalancının tekidir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Münafıklar sana geldiklerinde, "Senin elbette Allah’ın Resulü olduğuna şahitlik ederiz!" derler. Allah seni kendine Resul seçtiğini biliyor. Senin Resul olduğunu onlar kabul etmiyorlar diye üzülme! Onların senin Resul olduğunu kabul etmemesi gerçeği değiştirecek mi? Allah münafıkların yalancılar olduklarına şahitlik eder.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Münafıklar sana geldiklerinde “Şahitlik ederiz ki şüphesiz sen Allah’ın Elçisisin!” derler. Allah senin elbette kendi elçisi olduğunu bilmektedir. Allah münafıkların yalancı olduklarına elbette şahittir.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Münâfıklar,¹ senin yanına gelince: “Biz gerçekten senin kesinlikle Allah’ın elçisi olduğuna inanıyoruz.” dediler. Zâten Allah senin kendisinin elçisi olduğunu bilip duruyor. Hattâ Allah münâfıkların tam birer yalancı olduklarını da biliyor.
1 Münâfık: Sözlükte “tarla faresi yuvasına girmek, olduğundan başka türlü görünmek” anlamındaki “nifâk” mastarından türemiş bir sıfattır. Kelimenin, “tarla faresinin bir tehlike anında kaçmasını sağlamak üzere yuvası için hazırladığı birden fazla çıkış noktasının birinden girip diğerinden çıkması” biçimindeki kök manasından hareketle münafık, “dinin bir kapısından girip diğerinden kaçan çifte şahsiyetli kimse” olarak da tanımlanmıştır. İçinden gerçek anlamda iman etmemiş olup, çeşitli sebeplerden dolayı ve menfaati icabı kendini Müslüman göstererek Allah’a, Rasûlüne ve mü’minlere düşmanlığını gizleyen kimse demektir. “Nifak, kalpte olursa küfür, amelde olursa suçtur.” (Kurtubî) Bu bakımdan, münafıklardaki nifak hâli îtikâdî ve amelî olarak iki grupta toplanır: 1. İtikâdî nifak: Kur’an-ı Kerim’de karakterize edilen, dünyada iken Müslüman muamelesi görüp, âhirette inançsızlığı ortaya çıkınca kâfirlerden daha kötü muameleye tâbî tutulmasına sebep olacak olan nifak halidir. (Nisâ: 145) 2. Amelî Nifak: Bazı tutum ve davranışlarıyla itikadî nifaka kısmî bir benzeyiş içinde bulunmakla beraber, inançlarında açık bir nifakın söz konusu olmadığı Müslüman kişilerin durumudur. Meselâ: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, vadettiğinde vaadinden döner, kendisine bir şey emanet edildiğinde emanete hıyanet eder” (Tirmîzî) hadisi ve benzerî hadisler îtikâdî nifaka yaklaşılmaması için alınan tedbirler ve tembihler mahiyetindeki emirlerdir. Zira amelî nifak çoğalınca ileride Müslümanın îtikâdî nifaka yaklaşma tehlikesi doğabilir. Kur’an-ı Kerim insanları; mü’min, kâfir, münâfık olmak üzere üç grupta toplar. (Bakara: 1-20) Münafıklar: İslâm toplumu içinde fesatçıdırlar. (Bakara: 9-13) İnananlarla yan yana gelince, “sizinle beraberiz” derler. Fakat şeytanlarıyla baş başa kalınca; “biz onları aldattık” diye alay ederler.” (Bakara: 13-15) Namaza üşene üşene kalkarlar (Nisâ: 142-143) İnsanları Allah yolundan döndürmek için yalan yere yemin ederler. (Mücadele: 14) Münafıkların kalbi verimsiz toprak gibidir (A’raf: 58), dönektirler. (Nisâ: 141, Ankebût: 10-11) Bunlar görünüşte îman edip kalpleriyle kâfirdirler. (Münafıkûn: 3) Ebedî Cehennemliktirler. (Tevbe: 67-69) Kötü sözlerin Müslümanlar arasında yayılmasını isterler. (Nûr: 19) Kur’an-ı Kerim âyetleriyle alay ederler. (Nisa: 140) İslâm toplumu içinde yalan-yanlış uydurma haber yayarlar (Ahzâb, 33/60-61) Kur’an’da Mekke döneminde inen ayetler münafıklardan bahsetmez. Zira şirk döneminde imansızlığı gizlemeye ihtiyaçları  
Muhammed Esed
swap_vert close
İKİYÜZLÜLER sana geldiklerinde: “Senin gerçekten Allah’ın Elçisi olduğuna tanıklık ederiz!” derler. Ama Allah, senin Kendi Elçisi olduğunu bilir; ve Allah, ikiyüzlülerin [inandık demelerinde] asla samimî olmadıklarına tanıklık eder.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İnanmadıkları halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklar sana geldiklerinde; “Biz senin gerçekten Allah’ın elçisi olduğuna şahadet ediyoruz” derler. Evet, Allah da biliyor ki sen gerçekten O un elçisisin. Fakat Allah şahittir ki o ikiyüzlüler bunu söylerken kesinlikle yalan söylüyorlar. 13/43, 58/8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İKİYÜZLÜLER sana geldiklerinde, “Biz şahadet ederiz ki sen kesinlikle Allah’ın Rasulü’sün”[⁵¹¹¹] derler. Allah da biliyor ki, gerçekten de sen O’nun Rasulü’sün; ama Allah şuna da şahadet eder ki, ikiyüzlüler kesinlikle yalancıdırlar.[⁵¹¹²]
[5111] Tekit ve yeminlerinin çokluğu, kalplerindeki inkârın çokluğuna delâlet eder. [5112] Kapsamlı bir okuma Kur’an’da geçen münafıkların tek tip olmadığı sonucunu verir. Vahiyden yola çıkarak üç sınıfa ayırabiliriz: 1) İnanmadığı halde inanmış görünenler (2:8-16). 2) Bocalayanlar (4: 60-62, 137, 143; 9:44-45; 22,11). 3) Kalbi hastalıklı olanlar (8:49; 33:12). Münafık tabiatlı birinde kimi zaman nifakın bu üç hali farklı veya eş zamanlı olarak tezahür edebildiği gibi, imanla nifak arasında geçişler de yaşanabilmektedir. Münafıkları bir de tavırları açısından üç sınıfa ayırabiliriz: 1) İtikadi münafıklar. 2) Ameli münafıklar. 3) Siyasî münafıklar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Münafıklar sana geldiklerinde; "Şehadet ederiz ki, sen muhakkak Allah’ın peygamberisin" derler. (Seninle karşılaşıp yüzyüze geldiklerinde sana dışarıdan böyle söylerler, oysa iç yüzleri bunun tam tersidir, onlar böyle yalan yere yemin etmekle elbette, ne Allah'ı ne de seni kandıramazlar. Ancak cahil halkı kandırabilirler, çünkü) Allah da bilir ki sen O'nun peygamberisin. (Fakat) Allah, münafıkların da kesinlikle yalancı olduklarına şehadet eder.
Osman Fırat
swap_vert close
Münafıklar sana geldikleri zaman: "Senin muhakkak Allâh’ın resulü olduğuna şahidlik ederiz" derler. Senin muhakkak kendisinin elçisi olduğunu Allâh bilir ve Allâh münafıkların yalancı olduklarına şahidlik eder.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Münafıklar sana geldiği zaman dediler ki: «Şahadet ederiz, elbette sen Allah'ın peygamberisin.» Allah da bilir ki sen muhakkak O'nun elbette peygamberisin ve Allah şehâdet eder ki, şüphe yok münafıklar elbette yalancıdırlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Münafıklar sana geldiklerinde: “Biz, senin Allah'ın Resulü olduğuna şahitlik ederiz. ” derler. Allah da senin Kendisinin elçisi olduğunu elbette bilir. Bununla beraber, Allah, onların bunu söylerken yalan söylediklerine, samimî olmadıklarına şahitlik eder.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Münafıklar sana geldikleri zaman: "Senin muhakkak Allah'ın elçisi olduğuna tanıklık ederiz" derler. Senin muhakkak kendisinin elçisi olduğunu Allah bilir ve Allah münafıkların yalancı olduklarına tanıklık eder.
Münâfık: ikiyüzlü, içi başka, dışı başka insandır.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sana münâfıklar geldiklerinde: "Şehâdet ideriz ki sen Allâh'ın rasûlüsün" dirler. Allâh bilir ki sen O'nun rasûlisin ve Allâh şehâdet ider ki münâfıklar yalancılardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Münafıklar (iki yüzlüler) sana geldiklerinde derler ki "Biz şahidiz; gerçekten sen Allah'ın elçisisin." Allah, elbette senin kendisinin elçisi olduğunu biliyor ama Allah şahit, münafıklar kesinlikle yalancıdırlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Münafıklar sana geldiklerinde:-Senin kesinlikle Allah'ın Resülü olduğuna şahitlik ederiz, dediler. Allah, senin kendi Resülü olduğunu bilir. Allah, münafıkların yalancı olduklarına da şahitlik eder.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Münafıklar sana geldiklerinde “Senin Allah Resulü olduğuna şahitlik ederiz” dediler. Onun Resulü olduğunu Allah elbette biliyor. Fakat Allah münafıkların yalancı olduklarına da şahittir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Münafıklar sana geldiklerinde: "Senin kesinlikle Allah'ın elçisi olduğuna tanıklık ederiz." derler. Senin kesinlikle O'nun elçisi olduğunu Allah zaten biliyor. Ve Allah tanıklık eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdırlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ķaçan geldi saña münāfıķlar eyittiler “tanuķlıķ virürüz bayıķ sen Tañrı yalavacısın.” daħı Tañrı bilür bayıķ sen yalavacısın. daħı Tañrı ŧanuķlıķ virür bayıķ münafıķlar yalancılardur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḳaçan saña gelse yā Muḥammed münāfıḳlar, eydürler: Biz ṭanuḳluḳ virü‐rüz ki sen Tañrı resūlisin. Tañrı Ta‘ālā bilür ki sen özinüñ resūlisin. TañrıTa‘ālā ṭanuḳluḳ virür ki münāfıḳlar yalancılardur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Münafiqlər (riyakarlar) sənin yanına gəldikləri zaman: “Biz sənin, doğrudan da, Allahın Peyğəmbəri olduğuna şəhadət veririk! – deyirlər. Allah sənin Onun həqiqi Peyğəmbər olduğunu bilir. Allah həm də münafiqlərin xalis yalançı olduqlarına şəhadət verir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
When the hypocrites come unto thee (O Muhammad), they say: We bear witness that thou art indeed Allah's messenger. And Allah knoweth that thou art indeed His messenger, and Allah beareth witness that the Hypocrites are speaking falsely.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When the Hypocrites(5466) come to thee, they say, "We bear witness that thou art indeed the Messenger of Allah." Yea, Allah knoweth that thou art indeed His Messenger, and Allah beareth witness that the Hypocrites are indeed liars.
5466 The hypocrite element, if one exists in any society, is a source of weakness and a danger to its health and its very existence. When the Prophet came to Madinah in Hijrah, his arrival was welcome to all the patriotic citizens: it not only united them in common life and healed their old differences, but it brought honour and light to them in the person of the greatest living Teacher of Truth. But there were some baser elements filled with envy. Such hopes as they had entertained of attaining power and leadership by playing on the animosities of the factions were now dashed to the ground. They now began to work underground. For fear of the majority they dared not oppose the new growing Brotherhood of Righteousness. They tried to undermine it by intriguing secretly with its enemies and swearing openly its loyalty to the Prophet. They were thoroughly unmasked and discredited at the battle of Uhud. See 3:167, and n. 476.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِذَا
o za- man ki
جَٓاءَكَ
sana geldi
الْمُنَافِقُونَ
münafıklar
قَالُوا
dediler
نَشْهَدُ
şehadet ederiz
اِنَّكَ
kesinlikle sen
لَرَسُولُ
resulüsün
اللّٰهِۢ
Allah'ın
وَاللّٰهُ
ve Allah
يَعْلَمُ
biliyor
اِنَّكَ
şüphe- siz sen
لَرَسُولُهُۜ
O'nun resulüsün
وَاللّٰهُ
ve Allah
يَشْهَدُ
şahidlik eder ki
اِنَّ
şüp- hesiz
الْمُنَافِق۪ينَ
münafıklar
لَـكَاذِبُونَۚ
kesinlikle yalancıdırlar
(Resulüm!) Münafıklar sana geldiklerinde, "biz şehadet ederiz ki sen kesinlikle Allah'ın resulüsün" derler. Allah da biliyor ki şüphesiz sen, O'nun resulüsün. Bununla beraber Allah şahidlik eder ki münafıklar kesinlikle yalancıdırlar.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
مُنَافِقُون
Etken fiil-III
ن ف ق
Münafık erkekler
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
شَهِدَ
Fiil-I
ش ه د
Şahidlik etti, erişti
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
شَهِدَ
Fiil-I
ش ه د
Şahidlik etti, erişti
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
مُنَافِقُون
Etken fiil-III
ن ف ق
Münafık erkekler
كَاذِب
Etken fiil
ك ذ ب
Yalancı, yalan söyleyen