close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mumtehine Sûresi 10. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû iżâ câekumu-lmu/minâtu muhâcirâtin femtehinûhun(na)(s) (A)llâhu a’lemu bi-îmânihin(ne)(s) fe-in ‘alimtumûhunne mu/minâtin felâ terci’ûhunne ilâ-lkuffâr(i)(s) lâ hunne hillun lehum velâ hum yahillûne lehun(ne)(s) ve âtûhum mâ enfekû(c) velâ cunâha ‘aleykum en tenkihûhunne iżâ âteytumûhunne ucûrahun(ne)(c) velâ tumsikû bi’isami-lkevâfiri ves-elû mâ enfaktum velyes-elû mâ enfekû(c) żâlikum hukmu(A)llâh(i)(s) yahkumu beynekum(c) va(A)llâhu ‘alîmun hakîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey inananlar, size, yurtlarından göçmüş olan iman sahibi kadınlar geldi mi onları sınayın artık, Allah, onların inançlarını daha iyi bilir; siz de onların inanmış olduklarını bilince onları gerisingeriye kafirlere göndermeyin; ne onlar, kafirlere helaldir, ne kafirler, onlara helal ve onlara, kocalarının vereceği nikah parasını verin ve nikah paralarını verdikten sonra onları, kendinize nikahlamanızda da bir vebal yoktur size; kafir kadınlarıysa nikahlamayın, nikahınızın altında tutmayın onları ve sarfettiklerinizi isteyin ve kafirler de, size gelen inanmış kadınlara sarfettiklerini istesinler; işte budur size Allah'ın hükmü, o hükmeder aranızda ve Allah, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ey iman edenler, mü’min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları(n samimiyetini denemek için) imtihan edin. (Gerçi) Allah, onların imanlarını daha iyi Bilendir. Şayet (hakikaten) mü’min kadınlar olduklarını (dini gayretle ve iyi niyetle yola çıktıklarını) bilip-öğrenirseniz, artık sakın onları kâfirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helâldir, ne onlar bunlara helâldir. Onlara (kâfir kocalarına kendileri için) harcadıklarını geri verin. Onlara (hicret eden mü’min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikâhlamanızda da artık size bir günah ve sıkıntı yoktur. Kâfir (kadın)ların ismetlerini (nikâhlarını ise, bundan böyle kendi üzerinizde) tutmayın (onları bırakın) ve (onlar için) harcadıklarınızı (mehir miktarını geri) isteyin. Onlar (kâfirler) de (mü’min kadınlara veya kocalarına) harcadıklarını isteyebilirler. İşte bu, Allah’ın hükmüdür; O sizin aranızda (adaletle) hükmeder. Allah (her şeyi hakkıyla) Bilen’dir, Hüküm ve Hikmet sahibidir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü'min kadınlar her ne zaman zulüm ve kötülük diyarını terkederek size gelirlerse, Allah onların imanlarını bildiği halde, siz yine de onları sınayın. Eğer mü'min olduklarına tam emin olursanız, onları inkârcılara geri göndermeyin. Çünkü onlar, artık eski kocalarına helal değildirler, ötekiler de onlara helal değildirler. Ayrıca onlar hanımlarına mehir olarak ne verdilerse, hepsini iade edin. Ve ey mü'minler! Siz bu kadınlarla mehirlerini verdiğiniz takdirde evlenirseniz, bir günah işlemiş olmazsınız. Diğer taraftan Allah'tan gelen gerçekleri örtbas etmeye devam eden kadınlarla, evlilik bağınızı sürdürmeyin ve onlara mehir olarak ne verdiyseniz, iade etmelerini isteyin. Aynı şekilde hanımları size gelmiş olanlar da, harcadıkları herşeyin iadesini talep etme hakkına sahiptirler. Bu Allah'ın hükmüdür, O sizin aranızda adaletle hükmeder, O herşeyi bilendir ve yaptığı herşeyi yerli yerince yapandır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey iman edenler, mü'min kadınlar özgürce Allah'a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret ederek size geldiği zaman onları imtihan edin. Allah onların imanlarını iyi bilir. Eğer siz de onların mü'min kadınlar olduklarını öğrenirseniz, onları kâfirlere geri göndermeyin. Mü'min kadınların kâfirlerle, ehl-i kitap ve müşriklerle evlenmeleri helâl ve meşrû değildir. Kâfirlerin mü'min kadınlarla evliliklerini devam etttirmeleri, evlenmeleri de meşrû değildir. Onların kocalarının sarfettikleri mehirleri geri verin. Mehirlerini geri verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınlarla fiilen biten evlilik ilişkilerinizi hukuken devam ettirmeyin. Kâfirlere gitmeyi tercih eden kadınlar için harcadıklarınızı onlardan isteyin. Onlar da size gelen mü'min kadınlar için harcadıklarını geri istesinler. Allah'ın hükmü budur. Aranızda Allah hüküm verir. Allah her şeyi bilir, hikmet sahibi ve hükümrandır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü'min kadınlar size hicret ederek geldiklerinde onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer onların gerçekten mü'min kadınlar olduklarını bilirseniz artık onları kâfirlere geri çevirmeyin. Ne bunlar onlara helâldirler, ne de onlar bunlara helâl olurlar. (Kâfir eşlerinin mehir olarak) sarfettiklerini kendilerine verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde sizin o kadınları nikâhlamanızda bir sakınca yoktur. İnkârcı kadınları da nikâhınız altında tutmayın. Siz (mehir olarak) sarfettiklerinizi isteyin, onlar (hanımları iman edip mü'minlerin tarafına geçen kâfirler) da (mehir olarak) sarfettiklerini istesinler. İşte bu Allah'ın hükmüdür. Aranızda hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.
10.Buhari ve Müslim`in Misver ve Mervan bin Hakem`den rivayet ettiklerine göre Resulullah (a.s.)`ın Hudeybiye anlaşmasını yapmasından sonra bazı kadınlar Müslüman olarak Resulullah (a.s.)`a geldiler. Bu ayeti kerime de onların hakkında indi.Hudeybiye anlaşması müşriklerden Müslümanların tarafına geçenlerin geri verilmesini şart koşuyordu. Müşriklerin tarafından bazı kadınlar Müslümanların tarafına geçince müşrikler gelerek anlaşma uyarınca onları istediler. Ancak anlaşmanın ilgili maddesi kadınları kapsamıyordu. Ayrıca Yüce Allah bu ayeti kerimesi ile onların imandaki samimiyetlerinin incelenmesini ve gerçekten iman etmiş olmalarının anlaşılmasından sonra artık onların müşriklere iade edilmemelerini emretti. Bunun üzerine Resulullah (a.s.) müşriklerin tarafından Müslümanların tarafına geçen kadınları iade etmedi.İbnu Ebi Hatim`in Yezid bin Ebi Habib`den rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime Ebu Hassan Dahdaha`nın eşi hakkında inmiştir. Mukatil`den rivayet ettiğine göre de Sayfi bin Rahib`in eşi Saide hakkında inmiştir. Bu kadın anlaşma döneminde Müslüman olarak Resulullah (a.s.)`a geldi. Kocası iade edilmesini istedi. Ancak ayeti kerime hükmünce iade edilmedi. Taberani`nin zayıf bir senedle rivayet ettiğine göre de Ukbe bin Ebi Mu`ayt`ın kızı Ummu Külsüm hakkında inmiştir.Bu konudaki rivayetler hep mana yönünden nakledilmiş olduğundan bazı karışıklıklar olmuştur. Karışıklık ise genelde anlatıldığı şekilde anlaşma döneminde Müslüman olarak Resulullah (a.s.)`ın yanına gelen kadınların kimler olduğu konusundadır. Adı geçen kadınların birbirlerinin ardından Müslüman olarak hicret etmiş olmaları mümkündür. Rivayetleri nakledenlerin her biri de bu konuda kendi tesbitini vermiş olabilir. Ancak yaygın olan kanaate göre bu dönemde ilk hicret eden kadın Ukbe bin Ebi Mu`ayt`ın kızı Ümmü Külsüm`dür.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey iman edenler, mü'min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilendir. Şayet (gerçekten) mü'min kadınlar olduklarını bilip-öğrenirseniz, artık sakın onları kafirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helaldir, ne onlar bunlara helaldir. Onlara (kafir kocalarına kendileri için) harcadıklarını verin. Onlara (hicret eden mü'min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikahlamanızda size bir güçlük yoktur. Kafir (kadın)ların ismetlerini (nikahlarını) tutmayın ve (onlar için) harcadıklarınızı isteyin. Onlar da (mü'min kadınlara) harcadıklarını istesinler. Bu, Allah'ın hükmüdür; sizin aranızda hükmeder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey iman edenler! Size, mümin kadınlar muhacir olarak geldikleri vakit, kendilerini imtihan edin; imanlarını Allah (sizden) daha iyi bilir. (Yaptığınız) imtihan üzerine, onları mümin hanımlar bilirseniz, artık kendilerini kâfirlere geri çevirmeyin. Mümin hanımlar, kâfirlere helâl değildir; kâfirler de mümin hanımlara helâl olmazlar. Bununla beraber (kâfirlerin, İslâmı kabul eden karılarına) sarf etmiş oldukları mehri, o kâfirlere verin. Sizin o mümin hanımları nikâh etmenizde de, mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde, üzerinize bir günah yoktur. (İslâm dininden çıkan) kâfir zevcelerinizi nikâhınızda tutmayın; (onlara) harcadığınız mehri, (varmış oldukları kâfir kocalarından) isteyin. Kâfirler de (İslâm'ı kabul eden ve sizinle evlenen karılarına) sarf etmiş oldukları mehri (sizden) istesinler. Bunlar, size Allah'ın hükmüdür. Aranızda hüküm veriyor. Allah Alîm'dir= her şeyi bilir. Hakîm'dir= hikmet sahibidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınlar size muhacir olarak geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlı olup olmadıklarını çok daha iyi bilir. Onların imanlı olduklarını bildiğiniz takdirde, onları kâfirlere geri göndermeyin. Onlar o kâfirlere helal olmadıkları gibi, o kâfirler de onlara helal değildir. (İman-küfür ayrımıyla boşanma gerçekleşmiştir.) Ve o kâfirlerin verdikleri nafakaları (mehirleri) onlara geri verin. Onların mehirlerini verdikten sonra, o kadınlar ile evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınız altında tutmayın. Onlara verdiğiniz nafakayı (mehri) isteyin. O kâfirler de verdikleri mehirleri istesinler. İşte Allah’ın hükmü budur. O, aranızda hükmünü veriyor. Şüphesiz Allah, her şeyi bilen ve her şeyi yerli yerinde yapandır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde onları imtihan ediniz. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarının farkına varırsanız, onları kâfirlere geri göndermeyiniz. Bunlar kâfirlere helâl değildir. Kâfirler de bu hanımlara helâl değildir. Hicret eden kadınlara, kâfir kocalarının sarfettiklerini geri veriniz. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde onlarla evlenmenizde bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayınız ve sarfettiğinizi isteyiniz; onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah'ın hükmü budur. O, aranızda hükmeder. Allah bilendir; hikmet sahibidir.[632]
[632] Hicret eden kadınların kabulü ve biat esasları hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 220-229.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ey inanmış olanlar! Size inanmış göçmen kadınlar gelirlerse, onları sınayınız, Allah bilir inanlarını onların, inanlı oldukların anlayacak olursanız, kâfirlere onları geri göndermeyiniz, ne kadınlar onlara, ne de onlar kadınlara artık helâldir, onları besleyiniz, mihirlerin verirseniz, bunları almakta bir günah yoktur, kâfir olan kadınları tutmayın, isteyiniz verdiğiniz nesneyi, onlar da harcadıklarını istesinler, Allahın hükmü budur, aranızda böylecene hükmeder; Allah bilicidir, Allah bilgedir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! Mü'min kadınlar hicret ederek size gelirlerse, Allah onların inancından tam haberdar (olduğu halde) siz yine de onları deneyin. Eğer inandıklarına tam emin olursanız, onları inkârcılara geri göndermeyin, (çünkü) onlar (artık) eski kocalarına helal (değiller) ve onlar da bunlara helal (değildir). Ayrıca, onlar (hanımlarına mehir olarak) ne verdilerse hepsini iade edin! Ve siz bu kadınlarla mehirlerini verdikten sonra evlenirseniz bir günah işlemiş olmazsınız. Diğer taraftan, hakikati inkâr (etmeye devam) eden kadınlarla evlilik bağınızı sürdürmeyin ve onlara (mehir olarak) ne verdiyseniz (iade etmelerini) isteyin. Aynı şekilde ötekiler (hanımları size gelmiş olanlar da) harcadıkları her şeyi talep etme hakkına sahiptir. Bu, Allah'ın hükmüdür. Zira Allah her şeyi hakkıyla bilen, tam hüküm ve hikmet sahibidir.
Bkz. 2/229  
Cemil Said
swap_vert close
Ey mü’minler! Mü’min kadınlar kâfirlerin ellerinden kaçub size ilticâ itdikleri vakit îmânlarını tecrübeye çekiniz. Allâh ânların îmânları olub olmadığını bilür fakat siz ânları imtihâna çekiniz ve mü’min olduklarına emîn iseniz kâfirler nezdine ’avdet iylemesine müsâ’ade itmeyiniz, çünki öyle oldığı halde tekrâr ânların zevceleri olmaları helâl değildir. Lâkin zevclerinin ânlara virdikleri (mihri) i’âde idiniz. Sizin içün ânları tezvîc itmekde günâh yokdur yalnız mihirlerini te’mîn itmelisiniz. Kâfir olan kadını nikâhınızda tutmayınız ve ânlara mihir olarak virdiğiniz emvâlin i’âdesini taleb idiniz, nitekim kâfirler de virdikleri mihirleri tezvîc idenden isteyeceklerdir. Allâh’ın sizin beyninize vaz’ itdiği kâ’ide budur. Allâh ’âlim ve hakîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey inananlar! İnanmış kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları deneyin, hicretlerinin sebebini inceleyin. Allah onların imanlarını çok iyi bilir. Onların mümin kadınlar olduklarını öğrenirseniz, inkarcılara geri çevirmeyin. Bu kadınlar, o inkarcılara helal değildir Onlar da bunlara helal olmazlar. İnkarcıların bu kadınlara verdikleri mehirleri iade edin: Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenizde bir engel yoktur. İnkarcı kadınları nikahınızda tutmayın; onlara verdiğiniz mehri isteyin; inkarcı erkekler de hicret eden mümin kadınlara verdikleri mehirleri istesinler. Allah'ın hükmü budur; aranızda O hükmeder. Allah bilendir, Hakim'dir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü’min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri göndermeyin. Çünkü müslüman hanımlar kâfirlere helâl değillerdir. Kâfirler de müslüman hanımlara helâl olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızın nikâhlarına tutunmayın. (Zira bu nikâhlar ortadan kalkmıştır.) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kâfir kocalarından) isteyin. Kâfirler de (İslâm’ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[539]
Hudeybiye antlaşmasıyla ortaya çıkan durumu tanzim eden bu âyete göre, müslümanlara sığınan mü’min kadınlar, Mekke’ye (müşriklere) iade edilmeyecek, kendilerine âyette belirlenen esaslar uygulanacaktır. Çünkü Hudeybiye antlaşmasına göre, müşriklerden kaçıp gelen mü’minler kadın olsun erkek olsun, onlara iade edilecekti. Buna göre âyet, iade edilecek olanların sadece mü’min erkekler olduğunu, mü’min kadınların ise, kâfirlerin nikâhında kalamayacakları için, antlaşmaya dahil olamayacaklarını açıklamaktadır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınlar göç ederek size geldiklerinde -onların imanlarını Allah daha iyi bilmekle beraber- siz onları sınayın. Eğer mümin olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere iade etmeyin. Bunlar onlara helâl değildir, onlar da bunlara helâl olmaz. Onlara (kocalarına) harcadıklarını (mehirleri) geri veriniz. Mehirlerini ödediğiniz takdirde bu kadınlarla evlenmenizde sakınca yoktur. Kâfir kadınları nikâhınız altında tutmayın. Siz harcadığınızı (verdiğiniz mehri) isteyin, onlar da harcadıklarını istesinler. Allah’ın hükmü işte budur. Aranızda hükmünü böyle veriyor. Allah hakkıyla bilmektedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları, imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah'ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.  
 Hudeybiye antlaşmasıyla ortaya çıkan durumu tanzim eden bu âyete göre, müslümanlara sığınan mümin kadınlar, kâfirlere iade edilmeyecek, kendilerine âyette belirtilen esaslar uygulanacaktır. Çünkü Hudeybiye antlaşmasına göre kâfirlerden gelen müminler, onlara iade edilecekti. Âyet iade edilecek olanların sadece mümin erkekler olduğunu, mümin kadınların kâfirlerin nikâhında kalamayacakları için, antlaşma şümulüne giremeyeceklerini açıklamaktadır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ey inananlar, inanan göçmen kadınlar size sığındığında onları sorgulayın. ALLAH onların inançlarını çok iyi bilir. İnançlı olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri göndermeyin. Ne bunlar o inkarcılara helaldir, ne de onlar bunlara helaldir. İnkarcıların harcadığı mehirlerini onlara geri verin. Mehirlerini ödediğiniz taktirde bunlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur. İnkarcı kadınları sorumluluğunuzda tutmayın. Onlara harcadığınız mehirlerinizi isteyebilirsiniz, onlar da verdikleri mehirlerini isteyebilirler. Bu, ALLAH'ın hükmüdür. O, aranızda yargıda bulunur. ALLAH Bilendir, Bilgedir.
Savaş halinde olan bir toplumun bireylerinin hukukuna karşı gösterilen bu titizlikten ders almalı.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduğunu öğrenirseniz onları kâfirlere geri döndürmeyin. Bunlar onlara helal değildir. Onlar da bunlara helal olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlarda sarfettiklerini istesinler. Allah'ın hükmü budur. Aranızda O, hükmeder, Allah bilendir, hikmet sahibidir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey o bütün iyman edenler! Size mü'mine kadınlar muhacir olarak geldikleri zaman kendilerini imtihan edin, iymanlarını Allah bilir, imtihan üzerine onları mü'mine bilirseniz artık kendilerini kâfirlere geri çevirmeyin, mü'mineler hâfirlere halâl değil, kâfirler de mü'minelere halâl olmazlar: Maamafih sarfettikleri mehri o kâfirlere verin, sizin o mü'mineleri nikâh etmenizide de, kendilerine mehirlerini verdiğiniz takdirde, üzerinize bir günah yoktur, kâfirlerin ise ısmetlerine yapışmayın ve sarfettiğinizi isteyin, kâfirler de sarfettiklerini istesinler, bunlar, size Allahın hukmüdür, aranızda hukmediyor ve Allah alîmdir hakîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey îmân edenler! Mü’min (olduğunu söyleyen) kadınlar, muhâcir olarak size (Medine’ye) geldiklerinde, onları imtihân edin. (Ancak unutmayın ki) Allah, onların îmânlarını (kalplerindekini) en iyi bilendir. Eğer siz onların (gerçekten) inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, artık onları kâfirlere (kocalarına) geri göndermeyin. Ne bunlar (müslüman kadınlar) onlara helâldirler ne de onlar (kâfir kocaları) bunlara helâldir. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kâfir kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu (müslüman) kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. (Önceden evlendiğiniz, Mekke’deki) kâfir (müşrik) kadınları, nikâhınız altında tutmayın. Onlara verdiğiniz mehri (evlendikleri kâfir kocalarından) geri isteyin. Onlar da (kâfirler de İslâm’ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) vermiş oldukları mehri (sizden) talep etme hakkına sahiptirler. İşte bu, Allah’ın, aranızda verdiği hükmüdür. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey iman edenler! Sığınmak üzere size gelen Mü'min¹ kadınların hicret nedenlerini sorgulayın. Allah, onların gerçekten inanıp inanmadıklarını çok iyi bilmektedir. Eğer gerçekten Mü'min olduklarını anlarsanız, onları gerçeği yalanlayan nankörlere geri göndermeyin. Onlar, gerçeği yalanlayan nankör erkeklere helal değildir. Gerçeği yalanlayan nankör erkekler de onlara helal değildir. Gerçeği yalanlayan nankörlerin bu kadınlara verdiklerini² iade edin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde onlarla nikâhlanmanızda bir sakınca yoktur. Ve gerçeği yalanlayan nankör kadınları³ nikâhınızda tutmayın. Ve ne infak⁴ ettiyseniz geri isteyin. Onlar da infak ettiklerini geri istesinler. İşte bu Allah'ın aranızda verdiği hükmüdür. Allah; Her Şeyi Bilen'dir, En Doğru Karar Veren'dir.
1- İnandıklarını söyleyen. 2- Mehir ve harcamalar. 3- Kafirlere katılan kadınlara. 4-Mehir ve harcamalar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey îman edenler, (kendi ifâdelerince) mü'min kadınlar muhacir olarak geldikleri zaman onları imtihaan edin. Allah onların îmanlarını daha iyi bilendir ya. Fakat siz de mü'min kadınlar olduklarına bilgi edinirseniz onları kâfirlere döndürmeyin. Bunlar onlara halâl değildir. Onlar da bunlara halâl olmazlar. (Kâfir zevcelerinin bu kadınlara) sarfetdikleri (mehri) onlara (kâfirlere) verin. Sizin onları nikâhla almanızda, mehirlerini verdiğiniz takdîrde, üzerinize bir günâh yokdur. Kâfir zevcelerinizi (nikâhınız altında) tutmayın. Sarfetdiğiniz (mehir) i isteyin. (Kâfirler de size hicret eden mü'min kadınlara) harcadıkları (mehri) istesinler. Bu, Allahın hükmüdür. Aranızda O hükmeder. Allah hakkıyle bilendir, tam hukûm ve hikmet saahibidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey îmân edenler! Mü'min kadınlar, hicret etmiş kimseler olarak size geldikleri zaman, artık (îmanları husûsunda) onları imtihân edin! Allah, onların (o mümtehıne olan, imtihâna tâbi' tutulan kadınların) îmanlarını daha iyi bilendir. Böylece onların mü'min kadınlar olduklarını bilir (de kanâat eder)seniz, artık onları kâfirlere geri döndürmeyin! Ne bunlar onlara helâldir, ne de onlar bunlara helâl olurlar. (O müşrik kocaların) sarf ettiklerini(bu kadınlara verdikleri mehirleri) de, kendilerine (geri) verin! Bununla birlikte kendilerine (anlaşarak, ayrıca) mehirlerini verdiğiniz takdirde onlarla evlenmenizde, size bir günah yoktur. Hem kâfir kadınların ismetlerini (nikâh akidlerini)tutmayın; sarf ettiğinizi (verdiğiniz mehri) de (geri) isteyin; ve (o kâfirler de hicret eden mü'min kadınlara) sarf ettiklerini (geri) istesinler!Size Allah'ın hükmü budur; aranızda (böyle) hüküm veriyor. Çünki Allah, Alîm (herşeyi bilen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.(2)
(2)Burada kâfir kadınlardan murad, Müslümanla evlenmesi şer‘an câiz olmayan putperest kadınlardır. Ehl-i kitâbın kadınları ise, bu hükme dâhil olmayıp Müslümanların onlarla evlenmeleri câizdir. (Celâleyn Şerhi, c. 7, 484)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey iman etmiş olanlar, inanan muhacir kadınlar size geldiklerinde (sığındığında) onları sınayın. Allah onların inançlarını çok iyi bilir. İmanlı olduklarını anlarsanız, onları inkârcılara geri göndermeyin. Ne bunlar onlara (inkârcılara) helaldir, ne de onlar (o inkârcılar) bunlara helaldir. İnkârcıların (kendilerinden boşanmış bulunan kadınlara) harcadıklarını onlara geri verin (onların hakkıdır). Bununla birlikte kendilerine (anlaşarak) mehirlerini verdiğiniz takdirde onlarla evlenmenizde size bir sakınca yoktur. (Ayrılmak isteyen veya inkârcılara sığınan) inkârcı kadınları da nikâhlarınızda tutmayın ve onlardan harcadıklarınızı isteyin (istemek sizin hakkınızdır). Onlar (inkârcılar) da size sığınan kadınlara harcadıklarını (sizden) istesinler (istemek onların da hakkıdır). Bu Allah’ın koyduğu hükümdür. Aranızda (doğru) hükmü Allah verir. Allah her şeyi bilen, doğru hüküm verendir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey İman edenler! İnanmış hicret eden kadınlar size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını en iyi bilen olduğu halde, eğer siz gerçekten onların iman ettiklerini anlamışsanız, onları inkârcılara geri göndermeyin. O inanan kadınlar, inkâr eden erkeklere helal değildir. İnkâr eden erkeklerde, inanan kadınlara helal değildir. Size sığınan kadınlar için harcadıklarını nafaka miktarını inkârcı eşlerine verin. Bundan sonra o kadınlarla evlilik sözleşmesi içerisinde ücretlerini verip evlenmenizde sakınca yoktur. İnkârcılara sığınan kadınları nikâhlarınız altında tutmayın (boşayın) ve onlardan harcadıklarınızı isteyin. Onlarda size sığınan kadınlara harcadıklarını istesinler. Bu Allah’ın koyduğu hükümdür. Aranızda hükmü Allah verir. Allah her şeyi bilen ve her şeyin hükmünü verendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey inananlar! İnanan kadınlar size göçmen olarak gelince onları bir sınayın. Allah onların inançlarını en iyi bilendir. Onların inanan kadınlar olduklarını anlarsanız, artık onları tanımazların yanına döndermeyin. Bu kadınlar o tanımazlara helal olmazlar. O tanımazlar da bu kadınlara helal olmazlar. Harcadıkları başlığı tanımazlara geri verin.harcadıklarını kendilerine geri verdikten sonra da onlarla evlenmeniz de sizin için suç değildir. Tanımaz olan karılarınızı artık tutmayın. Harcadıklarınızı da isteyin. Onlar da harcadıklarını istesinler. Allah’ın yargısı budur. Aranızı yargılıyan da Odur. Allah bilicidir, doğruyu bildiricidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Mü/minler! Mü/min kadınlar size muhaceretle gelirlerse onları, sınayın [⁵]. Allah onların imanlarını herkesten iyi bilir. Onların imana geldiklerini anlarsanız artık onları kâfirler tarafına döndürmeyin; ne bu kadınlar onlara [⁶], ne onlar bu kadınlara helâl olmaz. Onlara harcettiklerini verin [⁷], mehirlerini kendilerine [⁸] verdiğiniz takdirde onları nikâh etmenizde sizin için bir beis yoktur. Kâfir kadınları nikâhınız altında tutmayın, onlara verdiğiniz mehri onları tezevvüç edenlerden isteyin. Onlar dahi mü/minlere iltihak eden zevcelerine verdiklerini onlarla izdivaç eden mü/minlerden istesinler. Allah/ın hükmü budur. Allah aranızda bu suretle hükmeder. Allah hakkıyle âlimdir, hâkimdir.
[5] Hakikaten iman edip etmediklerini anlamak için onlara zevcelerimize dargın olup gelmedik veya başka bir garezimiz yoktur diye yemin verdirin.[6] Kâfir olan kocalarına.[7] Kâfirlerin mü'min olan kadınlara verdikleri mehri o kâfirlere geri verin.[8] Mü'min olarak gelen kadınlara.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey inananlar! İnanmış kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman onları imtihan ediniz. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını bilirseniz/anlarsanız, onları kâfirlere iade etmeyiniz. Bu kadınlar onlara helal olmadığı gibi, onlar da bunlara helal değildir. Onların bu kadınlara verdikleri ücretlerini/mehirlerini geri veriniz. Mehirlerini verdiğiniz takdirde sizin onlarla evlenmenizde bir sakınca/günah yoktur. İnkârcı kadınları nikâhınızda tutmayınız. Onlara verdiğiniz ücreti/mehri (evlendikleri inkârcı kocalarından) isteyiniz. Onlar da sarf ettiklerini sizden istesinler.⁴ İşte bu, Allah’ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Zira Allah, Alîm’dir, Hakîm’dir.
4 İnkârcılar da inanan ve sizinle evlenen eski eşleri için harcadıkları ücretleri/mehirleri sizden istesinler demektir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar. Onların (kocalarının) harcadıklarını (mehirleri kocalarına) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenizde size bir sakınca yoktur. Küfre sapan kadınları nikâhınızda tutmayın. Harcadığınızı isteyin, onlar da harcadıklarını istesinler. Allah'ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin olduklarını söyleyen kadınlar, sizinle savaş halinde olan ülkelerinden İslâm diyarına hicret ederek size sığındıkları zaman, gerçekten mümin olup olmadıklarını anlamak için onları imtihan edin. Ama unutmayın: Aslında onların inançlarını en iyi bilen elbette Allah’tır.İmtihan sonucunda, bu kadınların mümin olduklarına karar verirseniz, onları kâfirlere geri vermeyin. Çünkü artık onlar kâfirlere helâl olmadıkları gibi, kâfirler de onlara helâl değildir! Fakat kâfirlerin hicret eden hanımlarına vaktiyle verdikleri evlilik bedeli olan mehirlerini kendilerine geri ödemelisiniz. Çünkü bu durumda evliliği sona erdiren erkek değil, kadındır. Bu kadınlarla evlenmenizde, —evlilik bedeli olan mehirlerini kendilerine ödediğiniz taktirde— hiçbir sakınca yoktur. Öte yandan, dinden dönüp müşriklere sığınan kâfir kadınlarla evlilik bağınızı sürdürmeyin, onları derhal boşayın! Fakat onlara verdiğiniz evlilikbedelini onlardan geri isteyin; aynı şekilde, müşriklerden kaçıp size sığınan mümin kadınların Mekke’deki eski kocaları da, eşlerine verdikleri mehirlerini geri istesinler. Siz de onu vermek zorundasınız. Dikkat edin, bunlar Allah’ın koyduğu hükümlerdir. İşte Allah, aranızdaböyle adâletle hüküm veriyor. Çünkü Allah, sonsuz ilim ve hikmet sahibidir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey iman edenler! Kadın Müminler, hicret etmiş olarak size geldiği zaman onları İMTİHAN edin! Allah onların imanını çok iyi bilir. Onları, iman etmiş bildiyseniz, Kâfirler’e geri döndürmeyin! O kadınlar onlar için halâl değildir, onlar da o kadınlar için halâl olmaz. Harcadıkları şeyleri onlara verin! Onlara mehirlerini verdiğiniz zaman o kadınları nikâhlamanızda size bir günah yoktur. İnkârcı Kadınlar’ı nikâh bağı ile tutmayın! Harcadığınız şeyleri isteyin! Onlar da harcadıkları şeyleri istesinler! Bu, Allah’ın hükmüdür; aranızda hüküm veriyor Allah hakîm alîmdir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili müminler! Eğer Müslüman bayanlar size sığınacak olursa, Allah içyüzlerini bilmekle beraber, imanlarını sınayın. Müslüman olduklarına inandıysanız onları müşrik kocalarına iade etmeyin. Artık ne bu bayanlar kafirlere helâldir, ne de kafirler onları nikahlarına alabilir. çeyiz masraflarını eski kocalarına iade edin. Mehirlerini vermek şartıyla sığınmacı müslüman bayanları nikahlayabilirsiniz. Müşrik bayanları ise nikahınızda tutmayın. Yaptığınız masrafları müşrik kocalarından isteyin. Onlar da kendi masraflarını istesinler. Allah'ın aranızdaki yargısı bu şekildedir. Allah her şeye bilgi gücüyle hakimdir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman onları imtihan edin! Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer onların inanmış kadınlar olduklarına kani olursanız onları kâfirlere geri göndermeyin! Mümin kadınlar Putperest kâfirlere helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmaz. İnandıkları için kocalarını terk ederek size gelenler olursa; kocalarının kadınlarına sarf ettikleri evlilik ücretlerini kocalarına geri verin! Böylece Mümin kadınları kâfir kocalarından kurtararak özgürleştirin! Eğer kocaları ödedikleri evlilik ücretlerini aldıktan sonra kadınlarını özgürleştirirse; Mehirlerini verdiğiniz takdirde onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Eğer kendi kadınlarınızdan hâlâ inkâr edenler varsa onları nikâhınızda tutmayın! Sarf ettiğiniz evlilik ücretini geri isteyin! Vermezlerse veya verecek durumda değillerse ödediğiniz evlilik ücretinden vazgeçmeniz sizin için daha hayırlıdır. Kadınlarından ayrılanlar; ister Mümin erkek, ister kâfir erkek olsun, ayrıldıkları kadınlardan ödedikleri evlilik ücretini geri isteme hakkına sahiptirler. Rabbinizin hükmü budur. Rabbiniz adaletle hükmeder. Rabbiniz bilendir, hikmet sahibidir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin (sorgulayın)! (Elbette) Allah onların imanlarını çok iyi bilendir. Siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz, onları kâfirlere geri göndermeyin! (Çünkü) bunlar onlara helal değildir; onlar da bunlara helal olmazlar. Onların (kocalarının) verdiklerini (mehirleri kocalarına geri) verin! mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size herhangi bir vebal yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın! [*] Verdiklerinizi (mehirlerinizi) isteyin; onlar da verdiklerini (mehirlerini) istesinler! İşte Allah’ın hükmü budur. O aranızda (böyle) hükmetmektedir. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.
Bu cümle küfrün yani eşlerden birisinin dinden çıkmasının nikâha engel olduğunun apaçık delilidir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey îman edenler! Müslüman kadınlar göç ederek size geldikleri zaman, -her ne kadar onların îmanlarını Allah daha iyi bilirse de- onları (siz de) imtihan edin.¹ Eğer onların (gerçekten) îman etmiş olduklarını anlarsanız,² sakın onları kâfirlere geri göndermeyin. (Çünkü) bu (kadınlar) onlara helal olmadığı gibi, onlar da bu (kadın)lara helal değildir. Onların (kâfir kocalarına) mihirlerini iade edin.³ Kendilerine mihirlerini verdiğiniz takdirde, onları nikâhlamanızda sizin için bir sakınca yoktur. (Ey îman edenler!) kâfir kadınları nikâhınız altında tutmayın ve (siz de onlara) verdiğiniz mihirlerinizi isteyin. Onlar da (size katılan kadınlarının) mihirlerini istesinler. İşte bütün bunlar, Allah’ın aranızda hükmetmek için koyduğu kanunlarıdır. (Çünkü) Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.⁴
1 İbnu Abbas’tan; Rasulullah (s.a.v) bu kadınları önce kelime-i şehadetleri üzere imtihan eder ve: “Bir eş buğzundan dolayı çıkmadığına, bir yerden bir yere rağbetten dolayı çıkmadığına ve Allaha ve Rasulüne muhabbetten başka bir maksat için çıkmadığına yemin eder misin?” diye de yemin ettirirdi. Ayrıca bu âyetten, İslâm Yurdunda; “îman ettik” diyenlerin îmanlarını, yaşayışlarıyla ispat etmelerinin gerektiği, anlaşılmaktadır.2 Hz. Aişe: Rasulullah mü’mineleri sadece bu sûrenin 12. ayeti ile imtihan ederdi. (Buharî) Her ne kadar gerçekten mü’min olup olmadıklarını tamamıyla Allah bilirse de imanın asıl rüknü kalpteki tasdiktir. Bu imtihanın sebebi ise; zahiren bir imtihan ile denemek suretiyle zahirî bir bilgi edinebilmektir. Zira her selâm verene, mü’minim diyene, mü’min değilsin diyerek kâfir muamelesi yapmak doğru olmazsa da küfür yurdundan yeni hicret ederek gelenlerin sadece mü’minim demeleriyle bir inceleme ve deneme yapmaksızın derhal hür mü’minlerin her türlü hukuk ve muamelesine mazhar kılınıvermelerinde de mü’minlere bir zarar getirmesi mümkün olan bir ihtiyatsızlık vardır. İslâm Yurdunda “beraet-i zimmet” asıl ise de imanın aslı olan tasdik gizli işlerden bulunması yönüyle zâhirde görünen alâmet olan ikrarın ona delâletini takviye edecek bir müeyyide lâzımdır ki o da ancak zikrolunduğu üzere bir imtihan ile tecrübe olunabilir. Onun için hicretlerinin başka bir maksatla değil, halis iman ile husn-i niyete mebni olduğu bir dereceye kadar olsun bilinmek üzere denenmeleri gerekir. (Elmalılı)3 Fiilin çoğul olmasından bu kadınlar mihirlerini ödeyemezlerse, İslâm Devletinin ödeyeceği anlaşılabilir.4 Bu âyet; Ukbe b. Ebi Muayt’ın, Medîne’ye hicret edip mihri ödenip Zeyd b. Hârise ile evlenen kızı Ümmü Gülsüm ve Sayfiyy b. Rahib’in, Medîne’ye hicret edip, mihri ödendikten sonra Hz. Ömer ile evlenen eski eşi Sübey’a hakkında, nâzil olmuştur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
SİZ EY imana ermiş olanlar! Mümin kadınlar her ne zaman zulüm ve kötülük diyarını terk ederek ¹⁰ size gelirlerse, Allah onların inancından tam haberdar [olduğu halde] siz yine de onları sınayın; ¹¹ eğer mümin olduklarına tam emin olursanız, onları inkarcılara geri göndermeyin, [çünkü] onlar [artık] eski kocalarına ¹² helal [değiller], ve ötekiler de bunlara helal [değiller]. Ayrıca, onlar [hanımlarına mehir olarak] ne verdilerse hepsini iade edin. ¹³ Ve [ey müminler,] siz bu kadınlarla mehirlerini verdikten sonra evlenirseniz bir günah işlemiş olmazsınız. Diğer taraftan, hakikati inkar [etmeye devam] eden kadınlarla ¹⁴ evlilik bağınızı sürdürmeyin ve onlara [mehir olarak] ne verdiyseniz [iade etmelerini] isteyin, aynı şekilde ötekiler, [hanımları size gelmiş olanlar da,] harcadıkları her şeyi[n iadesini] talep etme hakkına sahiptirler. ¹⁵ Bu, Allah’ın hükmüdür: O, sizin aranızda [adaletle] hükmeder; çünkü Allah, her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.
10 Lafzen, “göç edenler olarak” (muhâcirât). Bu terimi yukarıdaki şekilde çevirmemin bir açıklaması için bkz. sure 2, not 203.11 H. 6. yılda Hz. Peygamber ile Mekke’nin müşrik Kureyşlileri arasında yapılan Hudeybiye Antlaşması’na göre, Mekkeli bir genç veya velayet altındaki başka bir kişi, velisinin izni olmadan Müslümanlara kaçarsa Kureyş’e iade edilecekti (bkz. sure 48’in giriş notu). Kureyşliler, bu hükmün evli kadınları da kapsadığını düşünüyorlardı; çünkü onlara göre evli kadınlar kocalarının “velayeti” altındaydılar. Buna göre, birçok Mekkeli kadın kocalarının arzusu hilafına İslam’a girdikleri ve Medine’ye göç ettikleri zaman, Kureyş, onların zorla Mekke’ye iade edilmelerini talep etti. Ancak Hz. Peygamber, evli kadınların “velayet altındaki kişiler” kategorisine girmediği gerekçesiyle bu talebi reddetti. Ama, kadınların bir kısmının inançlarından dolayı değil, tamamen dünyevî endişelerle Müslümanlar tarafına geçmesi ihtimalinin her zaman mevcut olması sebebiyle samimiyetlerini Müslümanlara isbat etmeleri emredildi. Bundan sonra Hz. Peygamber, her kadına şöyle sesleniyordu: “Kocalarınıza olan nefretiniz, yahut başka bir ülkeye gitme arzunuz sebebiyle veya dünyevî bazı menfaatler sağlama ümidiyle ayrılmadığınıza Allah’ın huzurunda yemin edin; Allah’a ve Elçisine duyduğunuz sevgiden başka bir sebeple gelmediğinize yemin edin.” (Taberî). Allah insanların kalplerindekini kesinlikle bildiğinden, bu kadınların verecekleri olumlu cevaplar, samimiyetlerinin tek mümkün -ve bu nedenle hukuken yeterli- delili olarak görülüyordu. Yalnızca Allah insanların kalplerindekini bildiği için, yetişkin bir kimse iman ettiğini açıkça beyan ettiği zaman, tersine bir kanıtın olmaması halinde, toplum o kişiyi -ister erkek isterse kadın olsun- yalnızca bu beyanına dayanarak Müslüman olarak kabul etmek zorundadır.12 Lafzen, “onlara”. Böylece, bir kadının İslam’ı kabul etmesi, ama kocasının bunun dışında kalması halinde bu evlilik, İslamî açıdan otomatik olarak bozulmuş sayılır.13 Böyle bir bozulma, hul‘ ile (kadının Müslüman kocasından boşanması üzerine evliliğin bozulması, bkz. 2:229’un ikinci paragrafı ile ilgili not 218) aynı şartlara tâbi olmalıdır. Bu, şu demektir: Müslüman olmayan eski koca bu tür evlilik yükümlülüklerinden muaf sayıldığından, kadın, sözleşmeyi bozan taraf olarak görülmeli ve bu nedenle, evliliğin başında kocasından aldığı mehri iade etmelidir. Bunu yapmaya imkanı olmaması halinde, Müslüman toplum eski kocaya tazminat ödemekle yükümlüdür: “iade edin” (lafzen, “verin”) emrindeki çoğul halin sebebi budur.14 Yani, Müslümanlığı kabul eden erkeklerin, inançlarını ve gayrimüslim çevrelerini terk etmeyi reddeden müşrik eşleriyle: ki bu durumda Müslüman koca, evliliği bâtıl ve geçersiz saymak durumundadır. Kocalarını terk ederek inkarcılara katılan ve inançlarını reddeden Müslüman kadınlar için bkz. ayet 11.15 Lafzen, “... talep etsinler.”  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ey iman edenler! Hicret edip size gelen mümin kadınları bir sınavdan geçirin. Gerçi onların iman edip etmediklerini en iyi Allah bilir. Eğer onların gerçekten iman sahibi olduğuna kanaat getirirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Artık bu kadınlar kâfir kocalarına helal olmayacağı gibi, o kâfirler de bunlara helal değildir. Kâfir kocalarının bunlara verdiği mehri kendilerine iade edin. Mehirlerini verdiğiniz sürece bu kadınlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur. Kâfir kadınlarla da evliliğinizi sürdürmeyin. Onlara verdiğiniz mehri evlendikleri kâfir kocalarından isteyin. Size gelen mümin kadınların kocaları da verdikleri mehri sizden isteyebilirler. İşte Allah’ın hükmü budur. O aranızda böyle hükmediyor. Zira Allah her hükmü doğru olandır. 2/221, 24/26
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SİZ ey iman edenler! Mü’min kadınlar muhacir olarak size geldiği zaman -her ne kadar Allah onların inancını çok iyi biliyorsa da- siz (yine de) onları sorgulayın;[⁵⁰⁶⁵] sonuçta eğer onların mü’min olduğundan emin olursanız, artık onları kâfirlere geri göndermeyin: ne o kadınlar (kâfir) eşlerine helâldir ne de eşleri o kadınlara helâldir.[⁵⁰⁶⁶] Onların verdiklerini de kendilerine iade edin! Ve siz bu kadınların mehirlerini verdiğiniz sürece, onlarla nikâhlanmanızda bir beis yoktur. Beri yandan, inkârda ısrar eden kadınların nikâhına yapışmayın; onlara verdiğinizi isteyin, aynı şekilde (eşi Medine’ye kaçan kâfir kocalar) da verdiklerini sizden isteyebilirler.[⁵⁰⁶⁷] İşte bunlar Allah’ın hükmüdür; aranızdaki hükmü O verir: zira Allah her şeyi bilendir, hikmetle hükmedendir.[⁵⁰⁶⁸]
[5065] İbn Abbas, muhacir kadınlardan kocalarına kızgınlık, yer değiştirme arzusu, dünyalık bir menfaat, başka bir erkeğe olan ilgi veya buna benzer bir nedenden dolayı değil de, Allah ve Rasûlüne olan sevgi, Âhiret Günü’ne imandan dolayı terk-i diyar ettiklerine dair yemin alındığını ifade eder. Bu yeminin ardından Allah Rasûlü kadının mehrini kocasına yollamış ve kaçan kadınları iade etmemiştir (Taberî). [5066] Yasaklığı ifade için ilk cümle yeterli olduğu halde ikinci cümlenin gelmesi, hem yasağın kesinliğini, hem yasağın karşılıklı oluşunu, hem de sadece ayrılmanın yetmeyip yeniden birleşmenin de yasaklandığını ifade eder. [5067] Kâfir kadınların nikâhına yapışmama, küfrü tercih etmelerinden dolayı onların inanç özgürlüğünü kısıtlamamayı içerir. Hz. Ömer bu âyet indiği gün iki müşrik karısını (Kureybe ve Ummu Cervel) muhayyer bırakmıştı. Onlar da, nikâhları ellerine verilir verilmez Mekke’ye döndüler. Biri Ebu Süfyan ile, diğeri de Saffan b. Ümeyye ile evlendi (Buhârî, Şurût 15). Burada dikkat çekici olan şu: Mümtehane sûresi 6. yılda indi. Demek ki iki müşrik kadın, Ömer’in nikâhı altında 6. yıla kadar kalabildi. Ne Ömer’in ne de bir başkasının aklına onları zorla Müslüman etmek gelmedi. (Ayrıca, müşriklerle evliliği yasaklayan Bakara 221. âyete bkz.) [5068] Bu âyet, Hudeybiye anlaşmasının ardından yaşananlarla ilgili hükümler içermektedir. Ebu Cendel anlaşma sırasında Mekke’den kaçarak mü’minlere kavuşmuş, fakat Rasulullah onu anlaşma gereği babasına teslim etmek zorunda kalmıştı. Aynı dönemde, bu kez müşrik kocalarını terk ederek Medine’ye kaçan kadınlar sorunu çıktı. Bu çığırın öncüsü İslâm’ın can düşmanı Yahudi kökenli ‘zındık’ Ukbe b. Ebi Muayt’ın kızı Ummu Kulsum’dur. Kocası ‘Amr b. As’tan kaçarak Medine’ye sığınmış, sonradan Zeyd b. Harise ile evlenmiştir. Bir başka rivayete göre, bu çığırı açan Subey‘atu’l-Eslemiyye’dir. Kocası Sayfi b. er-Râhib’ten (veya Musafir el-Mahzumî) kaçarak Hudeybiye’ye gelmiş, kendisini istemek için gelen kocasına mehri verilmiş, sonradan Hz. Ömer ile evlenmiştir. Umeyme bt. Bişr, kocası Sabit b. Şimrah’tan kaçarak Medine’ye sığınmış, sonunda Suheyl b. Sayfî ile nikâhlanmıştır. Kanaatimizce, Ummu Kulsum’un kaçışı âyetin nüzul sebebi olmuştur. Âyetin anlaşmanın ilgili maddesini lehlerine çözdüğünü ve kocalarının nikâhı altında kalmalarını yasakladığını öğrenen aynı durumdaki hanımlar, bu örneği izlemişlerdir. Daha önce gerçekleşen Allah Rasûlü’nün kızı Zeyneb’in kocası Ebu’l-Âs’tan ayrılıp Medine’ye gelişini de bu örneklere ilave edebiliriz. Bu âyet, kaçan hanımlarını talep eden müşrik kocalara bir red cevabı oldu. Burada şu soru akla gelebilir: Bu âyet anlaşmanın iade maddesini geçersiz mi kılmaktadır? Bunun cevabı anlaşma maddesinin “erkek ve kadını” açıkça beyan edip etmediğine bağlı olarak değişir. Eğer maddede erkek-kadın açıkça anılmışsa, bu âyet maddeyi iptal etmiştir. Değilse, anlaşmadaki bir boşluğun lehe yorumlanması kabilindendir. Rasulullah’ın yorumu da budur. Kendisine bu konu sorulduğunda Rasulullah “Şart erkekler içindi, kadınlar için değil” demiştir. Buna Kureyş tarafından bir itiraz gelmediğine göre, ikinci şık geçerli olmalıdır. Bu âyette birbiriyle savaş halinde olan iki ayrı devlette yaşayan karı-kocanın durumu ele alınmaktadır. Mekke’de küfrü tercih eden kadın var, Medine’deki kocasının yanına bilinçli olarak hicret etmemiş. Tersi de sözkonusu. Âyet bu tür kadınların nikâhının müslüman kocaları tarafından elde tutulmaması gerektiğini söylüyor ve zımnen şunu diyor: ‘Bırakın, küfrü tercih eden eşleriniz, kendileri gibi küfrü tercih eden yeni eşlerle evlenebilsinler.’ Allahu a’lem.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey iman edenler, inanan kadınlar göç ederek size geldiği zaman onları -iman yönünden- imtihan edin, Allah, onların imanlarını elbet daha iyi bilir, fakat siz de onların iman etmiş olduklarını öğrenirseniz, artık onları kâfirlere geri göndermeyin, bunlar onlara helal değildir, onlar da bunlara helal olmaz. Kocalarının sarf ettiklerini (mehirlerini) geri verin ki ancak o zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarf ettiğinizi geri isteyin, onlar da sarf ettiklerini istesinler. Allah’ın hükmü budur, aranızda O, hükmeder, Allah her şeyi hakkıyle bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Osman Fırat
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü’min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların iman etmiş kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri göndermeyin. Çünkü müslüman hanımlar kâfirlere helâl değillerdir. Kâfirler de müslüman hanımlara helâl olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızı (nikâh ile) korumanızda tutmayın. (Zira bu nikâhlar ortadan kalkmıştır. ) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kâfir kocalarından) isteyin. Kâfirler de (İslâm’ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey imân etmiş olanlar! Size imân etmiş kadınlar, hicret etmiş olarak geldikleri vakit onları imtihan edin. Allah, onların imânlarına bihakkın âlimdir. İmdi siz onları mü'mineler bildiğiniz takdirde artık onları kâfirlere geri döndürmeyiniz. Ne bunlar onlar için helâldir ve ne de onlar bunlar için helâl olurlar. Ve onlara infak etmiş oldukları şeyi verin ve kendilerine mehirlerini verdiğiniz takdirde o kadınlar ile evlenmekten dolayı sizin için bir günah yoktur. Ve kâfirlerin ismetlerine yapışmayın, ve ne infak ettiniz ise isteyin, onlar da ne infak etmişler ise istesinler. İşte bu, Allah'ın hükmüdür. Aranızda hükmeder ve Allah alîmdir, hakîmdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey iman edenler! Mümin hanımlar size katılmak üzere hicret etmiş olarak geldiklerinde onları imtihan edin. Gerçi Allah onların imanlarını pek iyi bilir. Ama siz de onların mümin olduklarını anlarsanız, artık onları kâfirlere geri göndermeyin. Bundan böyle bu hanımlar kâfir kocalarına, kâfir kocaları da bu hanımlara helal olmazlar. Bununla beraber kocalarına da vermiş oldukları mehirleri, siz iade ediniz. Kendilerine mehirlerini vererek bu kadınlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın. Onlara harcadığınız mehri, varacakları kâfir kocalarından isteyin. Kâfirler de İslama girip sizinle evlenen eşlerine sarfetmiş oldukları mehri sizden geri istesinler. Allah'ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Zira Allah her şeyi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.
Hudeybiye anlaşmasına göre İslâmı kabul edip Medine’ye gelecek olanların Mekke müşriklerine geri gönderilmeleri gerekiyordu. Fakat bir Müslüman hanım, kâfir kocasının nikâhı altında kalamayacağından âyet onları koruyor, ancak gelişlerinin kocadan kurtulmak değil, sırf dinlerini kurtarmak gayesiyle olduğunu teyid etmelerini şart koşuyordu. Hudeybiye anlaşmasına göre Mekke’den Medine’ye giden müminler Mekke’ye geri gönderileceklerdi. Fakat anlaşma metninde herhangi bir kişi değil, recul kelimesi kullanıldığından, bu sadece erkekleri kapsıyordu. Onun için Ukbe b. Ebî Muayt’ın kızı Ümmü Gülsüm hicret edip Medine’ye gelince kardeşleri onu geri istemişler, Peygamberimiz recul kaydını hatırlatarak geri vermemiş, onlar da hiçbir itirazda bulunamamışlardı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey inananlar, mü'min kadınlar göç ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer onların (gerçekten) inanmış olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri döndürmeyin. Ne bu(kadı)nlar onlara helaldir; ne de onlar bunlara helal olurlar. Onların (bu kadınlara) harcadıkları(mehirleri)ni onlara verin. Ücretlerini kendilerine verdiğiniz takdirde bu(kadı)nlarla evlenmenizde sizin için bir günah yoktur. Kafir kadınların ismetlerini (nikah bağlarını) tutmayın (onları salıverin ve kafirlere katılan kadınlara) harcadığınız(mehri)i isteyin. Onlar da (size katılan kadınlarına) harcadıklarını istesinler. Bu size Allah'ın hükmüdür. Aranızda (böyle) hükmediyor. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Mü'minler! Size muhâcir olarak mü'min kadınlar gelirse onları imtihân idin. (Ahvâllerini iyice tedkîk idin) Allâh onların yemînlerini (doğrı olub olmadığını) sizden daha iyi bilir. Onların sâdık mü'min olduklarını anlar iseniz onları küffâra i'âde itmeyin. Ne onlar küffâra ve ne de küffâr onlara helâl olmaz. Terk idüb geldikleri kocalarına, evvelce onlara virdikleri malı i'âde idin. Eğer bedel-i nikâhı virir iseniz onları nikâhda sizin içün günâh yokdur. Zevcenizi kâfir nikâhıyla tutmayın. (Mürted olub dâr-ı küffâra kaçan zevceler mutlakâ olur) O kadınlara evvelce virmiş oldığınız malı onları tezvîc idenlerden isteyin. Müşrikler de, İslâm olub kaçan zevcelerine virdikleri malı "onı tezvîc iden mü'minlerden" istesün. Size Allâh'ın hükmi budur. Aranızda Allâh hüküm ider. O bilir ve hakîmdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey inanıp güvenenler (Müminler)! Mümin kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları imtihandan geçirin. Onların imanlarını en iyi Allah bilir. Eğer mümin olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri çevirmeyin. Bu kadınlar onlara helal olmazlar. Onlar da bunlara helal olmazlar. Onların bunlara harcadıklarını geri verin. Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenize engel yoktur. Ayrılmak isteyen kafir kadınları engellemeyin; onlara harcadığınızı isteyin. Onlar da harcadıklarını istesinler. Bu, Allah’ın size hükmüdür; aranızda o hükmeder. Allah bilir, doğru karar verir.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey iman edenler! Mümin kadınlar, hicret edip size gelirlerse, onları imtihan edin. Allah, onların imanını daha iyi bilir. Eğer onların iman ettiğini anlarsanız onları kafirlere iade etmeyin. O kadınlar, onlara helal değildir, onlar da o kadınlara helal değildir. Onlara, kadınlar için harcadıklarını verin. Mehir vererek o kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kafir kadınları da nikahınızda tutmayın. Onlara sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Bu Allah'ın hükmüdür. Aranızda o hüküm verir. Allah, alimdir, hakimdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey iman edenler! Mü'min kadınlar hicret ederek size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Siz de onların inanmış kimseler olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri göndermeyin. Ne onlar o kâfirlere helâldir, ne de o kâfirler onlara. Yalnız, müşrik kocalarının onlara vermiş oldukları mehirleri kendilerine iade edin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde mü'min kadınları nikâhlamanızda hiçbir sakınca yoktur. Kâfir kadınları ise nikâhınızda tutmayın; onlara verdiğiniz mehri geri isteyin. Kâfirler de mü'min kadınlara verdikleri mehri geri istesinler. İşte Allah'ın hükmü budur; aranızda O hükmeder. Çünkü Allah herşeyi bilir, herşeyi hikmetle yapar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey iman sahipleri! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir ya! Eğer onların mümin hanımlar olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere döndürmeyin. Ne bu mümin kadınlar o kâfirlere helaldir ne de o kâfirler bunlara helaldir. Bu kadınlar için harcadıklarını o kâfirlere geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde, bu kadınları nikâhlamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Kâfirlerin iffet ve nikâhlarına yapışmayın. Kâfirlere gitmeyi yeğleyen kadınlar için harcadıklarınızı onlardan geri isteyin; onlar da size gelen mümin kadınlar için harcadıklarını geri istesinler. Bu, Allah'ın hepinize buyruğudur. Aranızda hüküm veriyor. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy anlar kim įmān getürdiler! ķaçan gele size mü’mine 'avratlar» illerinden ayrılıcılarken [292b] śınañ anları. ya'nį anlardan Tañrı bilürirekdür įmānlaruñ anlaruñ. pes eger bilürseñüz anları mü’mine 'avratlar girü döndürmeñ anları kāfirlerdın yaña. degül anlar ya'nį 'avratlar ḥelāl anlara daħı degül anlar ḥelāl olalar anlara. daħı virüñ anlara anı kim nafaķa eylediler daħı yazuķ yoķdur sizüñ üzere kim nikāh eyleyesiz anları ķaçan vire siz anlara kirilerini ya'nį kābinlerin. daħı yapışmañ kāfire 'avratlaruña śaķlamaķlarına daħı dileñ anı kim nafaķa eyledüñüz daħı dilesünler anı kim nafaķa eylediler. Tañrı hükmidür hükm eyler arañuzda. daħı Tañrı bilicidür dürüst işlüdür dürüst sözlüdür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İy mü’minler, ḳaçan gelse size mü’min ‘avratlar hicret idüp pes anlarıṣınañuz. Tañrı Ta‘ālā bilicidür anlar īmānlarını. Pes eger anlaruñ mü’minolduġın bilseñüz, anları kāfirler[e] ḳaytarmañuz. Anlar anlara ḥalāl degül,anlar daḫı anlara ḥalāl degüldür. Daḫı anlara virüñüz ḫarc itdüklerini. Daḫıyazuḳ yoḳdur üstüñüze anları evlenmekde mehrlerin virseñüz. Daḫı dut‐mañuz kāfirler ‘iṣmeti üstine, daḫı isteñüz siz ḫarc eylegeni, anlar daḫı istesün‐ler ḫarc itdüklerini. Ol Allāh ḥakīmdür ki arañuzda ḥükm eyler. TañrıTa‘ālā her nesneyi bilicidür, ḥakīmdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ey iman gətirənlər! Mö’min qadınlar sizin yanınıza mühacir kimi gəldikləri zaman onları imtahana çəkin. Allah onların imanını çox gözəl bilir (onları yoxlayıb bilmək sizə lazımdır). Əgər bunların (bu qadınların həqiqi) mö’min olduqlarını bilsəniz, artıq onları kafirlərin yanına qaytarmayın. Nə bunlar (bu qadınlar) onlara (kafirlərə), nə də onlar bunlara halaldır. Onların (kafirlərin həmin qadınlara) xərclədiklərini (mehri) özlərinə qaytarıb verin. Bunların (bu qadınların) mehrlərini özlərinə verdiyiniz təqdirdə onlarla evlənməyinizdən sizə heç bir günah gəlməz. Kafir qadınları öz kəbininiz altında saxlamayın. (Həmin qadınlara) verdiyiniz mehri (onların ərə getdiyi kafirlərdən) istəyin. (Kafirlər də islamı qəbul edib mö’minlərlə evlənən qadınlara) sərf etdikləri mehri (sizdən) istəsinlər. Allahın hökmü budur. O sizin aranızda (belə) hökm edər. Allah (hər şeyi) biləndir, hikmət sahibidir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O ye who believe! When believing women come unto you as fugitives, examine them. Allah is best aware of their faith. Then, if ye know them for true believers, send them not back unto the disbelievers. They are not lawful for the disbelievers, nor are the disbelievers lawful for them. And give the disbelievers that which they have spent (upon them). And it is no sin for you to marry such women when ye have given them their dues. And hold not to the ties of disbelieving women; and ask for (the return of) that which ye have spent; and let the disbelievers ask for that which they have spent. That is the judgment of Allah. He judgeth between you. Allah is Knower, Wise.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O ye who believe! When there come to you believing women refugees,(5422) examine (and test) them: Allah knows best as to their Faith: if ye ascertain(5423) that they are Believers, then send them not back to the Unbelievers. They are not lawful (wives) for the Unbelievers, nor are the (Unbelievers) lawful (husbands) for them. But pay the Unbelievers what they have spent (on their dower), and there will be no blame on you if ye marry them(5424) on payment of their dower to them. But hold not to the guardianship of(5425) unbelieving women: ask for what ye have spent on their dowers, and let the (Unbelievers) ask for what they have spent (on the dowers of women who come over to you). Such is the command of Allah. He judges (with justice) between you. And Allah is Full of Knowledge and Wisdom.
5422 Under the treaty of Hudaybiyah [see Introduction to S. 48, paragraph 4, condition (3)], women under guardianship (including married women), who fled from Quraysh in Makkah to the Prophet's protection at Madinah were to be sent back. But before this Ayah was issued, Qurash had already broken the treaty, and some instruction was necessary as to what the Madinah Muslims should do in those circumstances. Muslim women married to Pagan husbands in Makkah were oppressed for their Faith, and some of them came to Madinah as refugees. After this, they were not to be returned to the custody of their Pagan husbands at Makkah, as the marriage of believing women with non-Muslims was held to be dissolved if the husbands did not accept Islam. But in order to give no suspicion to the Pagans that they were badly treated as they lost the dower they had given on marriage, that dower was to be repaid to the husbands. Thus helpless women refugees were to be protected at the cost of the Muslims. 5423 The condition was that they should be Muslim women. How were the Muslims to know? A non-Muslim woman, in order to escape from her lawful guardians in Makkah, might pretend that she was a Muslim. The true state of her mind and heart would be known to Allah alone. But if the Muslims, on an examination of the woman, found that she professed Islam, she was to have protection. The examination would be directed (among other things) to the points mentioned in verse 12 below. 5424 As the marriage was held to be dissolved (see n. 5422 above), there was no bar to the remarriage of the refugee Muslim woman with a Muslim man on the payment of the usual dower to her. 5425 Unbelieving women in a Muslim society would only be a clog and a handicap. There would be neither happiness for them, nor could they conduce in any way to the healthy life of the society in which they lived as aliens. They were to be sent away, as their marriage was held to be dissolved; and the dowers paid to them were to be demanded from the guardians to whom they were sent back, just as in the contrary scase the dowers of believing women were to be paid back to their Pagan ex-husbands (n. 5422 above).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰمَنُٓوا
iman ettiler
اِذَا
o za- man ki
جَٓاءَكُمُ
size geldi
الْمُؤْمِنَاتُ
mü'min kadınlar
مُهَاجِرَاتٍ
hicret eden- ler olarak
فَامْتَحِنُوهُنَّۜ
artık onları imtihan edin
اَللّٰهُ
Allah
اَعْلَمُ
en iyi bilendir
بِا۪يمَانِهِنَّۚ
imanlarını
فَاِنْ
ve eğer
عَلِمْتُمُوهُنَّ
onları bilmişseniz
مُؤْمِنَاتٍ
mü'min kadınlar
فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ
artık onları geri döndürmeyin
اِلَى الْكُفَّارِۜ
kâfirlere
لَا هُنَّ
ne onlar
حِلٌّ
helâl
لَهُمْ
onlara
وَلَا هُمْ
ve ne onlar
يَحِلُّونَ
helâl olurlar
لَهُنَّۜ
onlara
وَاٰتُوهُمْ
ve kendile- rine verin
مَٓا
o şe- yi ki
اَنْفَقُواۜ
harcadılar
وَلَا جُنَاحَ
ve bir günah yoktur
عَلَيْكُمْ
size
اَنْ تَنْكِحُوهُنَّ
onlarla evlenmenizde
اِذَٓا
o va- kit ki
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
onlara verdiniz
اُجُورَهُنَّۜ
mehirlerini
وَلَا تُمْسِكُوا
bununla beraber tutmayın
بِعِصَمِ
nikâh akitlerini
الْكَوَافِرِ
kâfir kadınların
وَسْـَٔلُوا
ve isteyin
مَٓا
o şe- yi ki
اَنْفَقْتُمْ
infak ettiniz
وَلْيَسْـَٔلُوا
ve istesinler
مَٓا
o şe- yi ki
اَنْفَقُواۜ
infak ettiler
ذٰلِكُمْ
işte budur
حُكْمُ
hükmü
اللّٰهِۜ
Allah'ın
يَحْكُمُ
hükmeder
بَيْنَكُمْۜ
aranızda
وَاللّٰهُ
ve Allah
عَل۪يمٌ
Alîm'dir
حَك۪يمٌ
Hakîm'dir
Ey iman (ettiğini iddia) edenler! Mü'min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman (imanları konusunda) onları imtihan edin! (Ancak unutmayın!) Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların mü'min kadınlar olduklarını bil(ip anl)arsanız, artık onları kâfirlere geri göndermeyin! Çünkü ne bu (kadı)nlar o (kâfir)lere helâldir ne de o (kâfir)ler bu (kadı)nlara helâl olurlar. (O müşrik kocalarının onlar için mehir olarak) Harcadıklarını da onlar(ın kocaların)a geri verin! (Kendileriyle anlaştığınız ve) Mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Bununla beraber kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, (onlara) infak ettiğiniz (mehr)i (onların evlendikleri kâfir kocalarından) isteyin, (onlar da) infak ettikleri (mehirleri)ni (sizden) istesinler! (İşte) Bu, Allah'ın hükmüdür. Aranızda O hükmeder. Çünkü Allah Alîm'dir, Hakîm'dir (her şeyi ve herkesi bilen, her işinde hikmet ve hayır olandır).
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
مُؤْمِنَات
Etken fiil-IV
ا م ن
Mü'min kadınlar, iman eden kadınlar
مُهَاجِرَات
İsim
ه ج ر
Hicret edenler
اِمْتَحَنَ
Fiil-VIII
م ح ن
İmtihan etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَعْلَم
İsim
ع ل م
Daha iyi bilen, çok iyi bilen, en iyi bilen
اِيمَان
Fiilimsi-IV
ا م ن
İman
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
مُؤْمِنَات
Etken fiil-IV
ا م ن
Mü'min kadınlar, iman eden kadınlar
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَجَعَ
Fiil-I
ر ج ع
Döndü
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
كَافِر
İsim
ك ف ر
İnkâr eden, kâfir
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
هُنَّ
Zamir
هُنَّ
Onlar (bayanlar için kullanılır)
حِلّ
İsim
ح ل ل
Helâl, oturan
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
حَلَّ
Fiil-I
ح ل ل
İndi, kondu, çözdü, helâl oldu
لَهُنَّ
Zamir
لَهُنَّ
Onlar için, onlara, onların (لَهُمْ : Zamirinin müennes hâli)
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
جُنَاح
İsim
ج ن ح
Günah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
نَكَحَ
Fiil-I
ن ك ح
Nikâhlandı, evlendi
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
اَجْر
İsim
ا ج ر
Ecir, mükâfat, ücret, (yaptıklarına) karşılık
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَمْسَكَ
Fiil-IV
م س ك
Tuttu, alıkoydu
عِصَم
İsim
ع ص م
Nikâh akdi
كَوَافِر
İsim
ك ف ر
Kâfir kadınlar
سَاَلَ
Fiil-I
س ا ل
İstedi, sorguya çekti, sordu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
سَاَلَ
Fiil-I
س ا ل
İstedi, sorguya çekti, sordu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
حُكْم
İsim
ح ك م
Hikmet, hüküm
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
حَكَمَ
Fiil-I
ح ك م
Hüküm verdi, hükmetti
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلِيم
İsim
ع ل م
Alîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. İlmiyle her şeyi ve herkesi bilen demektir), çok bilgili, en iyi bilen, bilgin, âlim
حَكِيم
İsim
ح ك م
Hakîm (Allah'ın esması, ismidir. Her işinde hikmet ve hayr olan demektir), hikmet dolu, hikmetli