close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mu'minûn Sûresi 71. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velevi-ttebe’a-lhakku ehvâehum lefesedeti-ssemâvâtu vel-ardu vemen fîhin(ne)(c) bel eteynâhum biżikrihim fehum ‘an żikrihim mu’ridûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gerçek Tanrı, onların dileklerine uysaydı elbette gökler de bozulurgiderdi, yeryüzü de, onlarda olan varlıklar da. Hayır, biz onlara kendi yüceliklerini getirdik, gösterdik, fakat onlar kendi yüceliklerinden de yüz çevirmedeler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Şayet Hakk, onların hevâ (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı; mutlaka, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey fesada uğrayıp) bütün dengeler bozuluverecekti. Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini (kurtuluş çarelerini) getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çevirmektedirler.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Eğer gerçek olan Allah, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer, içindekilerle beraber yıkılır giderdi. Hayır, biz onlara şeref getiren, öğüt veren bir kitap verdik de, onlar bu şereften yüz çeviriyorlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Eğer bu hak kitap, onların şahsî arzu ve ihtiraslarına uysaydı, göklerin, yerin ve bunlarda bulunan akıllı ve sorumlu varlıkların dengesi, düzeni kesinlikle bozulurdu. Aslında, biz onlara, şan ve şereflerine vesile olan övünç kaynağı Kur'ân'larını getirdik. Fakat onlar kendi övünç kaynakları Kur'ân'larına, kendi şereflerine sırt çeviriyorlar, Kur'ân'ın öğretilmesine, Kur'ân'daki ilkelerin yaşanmasına engel tedbirler alıyorlar.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 14/53; 17/100; 43/31; 44/21, 50.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Eğer hak onların arzularına uysaydı gökler, yer ve bunların içindekiler bozulurdu. Hayır biz onlara kendi şereflerini getirdik ama onlar şereflerinden yüz çeviriyorlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı. Hayır, biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Eğer Allah, onların keyflerine tabi olsaydı, göklerle yer ve bunlarda bulunan kimseler muhakkak fesada uğrardı (âlem bozulurdu). Hayır, biz onlara, izzet ve şerefleri olan Kur'an'larını getirdik de onlar, şereflerinden yüz çeviriyorlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Eğer Hak, onların heva ve heveslerine uymuş olsaydı, gökler, yer ve onlardaki kişiler bozulmuş olacaktı. Hayır! Biz hayatlarının düzeni için lazım olacak bütün bilgileri (zikri) onlara verdik. Onlar ise, o bilgi ve mesajlardan yüz çeviriyorlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Eğer hak, onların arzularına uysaydı, elbette gökler ve yer ile bunlarda bulunanlar bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik, fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirdiler.[358]
[358] Hakk ve hevâ kavramları hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIII, 260-263.  
Besim Atalay
swap_vert close
Hak onların havasına uysaydı, göklerde de, yerde de, bu ikisi içerisinde olan da, herhalde bozulurdu; bizse onlara öğüt getirdik, onlarsa öğütten yüz döndürürler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Eğer Hak onların istek ve arzularına uysaydı, muhakkak ki göklerin, yerin ve gökler ile yerde bulunan tüm varlıkların düzeni bozulurdu. Biz onlara şereflerine vesile olacak olan Kur'an'ı ulaştırdık, onlar ise kendilerine şeref verecek bu Kur'an'dan yüz çevirdiler.
Cemil Said
swap_vert close
Hakîkat ânların arzularını ta’kîb ide idi semâvât ve arz içinde bulunanlar herc ü merce uğrardı. Biz ânlara ihtârda bulunduk fakat uzak kaçıyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Eğer hak onların arzularına uysaydı, gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şereflerini (Kur’an’ı) getirdik. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Eğer hak onların keyfî arzularına uysaydı muhakkak ki gökler, yer ve bunlarda bulunanların düzeni bozulurdu. Hayır! Biz onlara şan ve şereflerini getirdik, fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirmektedirler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunanlar bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirdiler.
 Müfessirlerin çoğunluğuna göre âyetteki şan ve şereften maksat, buna vesile olan Kur’an’dır. Nitekim, İslâm’dan önce Arapların hakimiyetleri Yarımada’nın sınırlarını aşmazken, Kur’an-ı Kerim ve bu yüce Kitab’ın kendisine indiği Hz. Muhammed, bu milletin ismini ebedîleştirmekle kalmamış, ayrıca Kur’an yoluna koyulan pek çok milletleri de cihanın en büyük ümmetlerinden biri olmak şerefine ulaştırmıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Gerçek onların arzularına uysaydı, gökler, yer ve içlerindekiler kaosa girerdi. Halbuki onlara mesajlarını verdik, ancak çokları mesajlarından yüz çevirmekte.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunan kimseler bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirirler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Eğer hak onların keyflerine tâbi' olsa idi Semavât ve Arz ve bunlardaki kimseler kat'ıyyen fâsid olurdu, hayır, biz onlara unutulmaz ders olacak zikirlerini getirdik de onlar zikirlerinden ı'raz ediyorlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
*(Farz-ı muhâl) eğer hak onların arzularına uysaydı, gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. Hayır, biz onlara zikirlerini (îmân ettikleri takdirde, şan ve şeref sahibi olmalarına vesile olacak olan, Kur’ân’ı) getirdik. Onlar ise bu zikirlerinden (Kur’ân’dan) yüz çeviriyorlar.
* “Farz-ı muhâl”; Gerçekleşmesi asla mümkün olmayan bir konu hakkındaki varsayım, “kesinlikle olamaz ve olmayacak fakat sayalım ki oldu” manasında.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer Hakk¹ onların hevalarına² göre belirlenseydi gökler, yer ve onların içindekiler bozguna uğrardı. Hayır, faydalarına olacak zikirlerini³ getirdik. Ne var ki onlar faydalarına olan zikirden³ yüz çevirenlerdir.
1- Gerçeği kesin olarak bildiren mesaj, hakikat. 2- Tutkularına, beklentilerine, arzularına. 3- Öğüt.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Eğer Hak onların hevâ (ve heves) lerine tâbi' olsaydı göklerde, yerde ve bunların içinde bulunan kimseler muhakkak ki fesada uğrar (nizaamından çıkar) dı. Hayır, biz onlara (ancak) zikir (ve şeref) lerini getirdik. Onlarsa kendilerinin (bu) zikrinden yüz çeviricidirler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Eğer hak, onların nefislerinin arzularına uysaydı, elbette gökler, yer ve bunların içinde bulunanlar bozulup giderdi.(1) Hayır! Onlara zikirlerini (içinde şan ve şerefleri olan Kur'ân'ı) getirdik; fakat onlar kendi şereflerinden yüz çevirenlerdir.
(1)“Hiçbir insanın Cenâb-ı Hakk’a karşı hakk-ı i‘tirâzı yoktur. Şekvâ ve şikâyete de haddi yoktur. Çünki şikâyet eden ferdin hilâf-ı hevesini (heveslerinin aksini) iktizâ eden, nizâm-ı âlemde (âlemdeki düzende) binlerle hikmet vardır. O ferdi irzâ etmekte (rızâsını almakta), o bin hikmeti gazablandırmak vardır. Bir ferdi râzı etmek için bin hikmet fedâ edilmez. وَلَوِ اتَّبَعَ الْحَقُّ اَهْوَاءَهُمْ لَفَسَدَتِ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضُ*[Eğer hak, onların nefislerinin arzularına uysaydı; elbette gökler ve yer bozulup giderdi.] Eğer her ferdin keyfine göre hareket edilirse, dünyanın nizâmı ve intizâmı fesâda gider (bozulur). Ey müteşekkî (ey şikâyet eden kişi)! Sen nesin? Neye binâen i‘tirâz ediyorsun? Cüz’î (küçük) hevesini külliyât-ı kâinâta (âlemin umûmuna) mühendis mi yapıyorsun? Teaffün etmiş (kokuşmuş) olan zevkini ni‘metlerin derecelerine mikyâs ve mîzan mı (kıyas ve ölçü mü) yapıyorsun? Sen ne biliyorsun ki, ni‘met zannettiğin nıkmet (cezâ) değildir! Senin ne kıymetin var ki, sineğin kanadına müvâzî (denk) olmayan hevesini tatmîn ve teskîn (rahatlatmak) için, felek (bütün âlem) çarklarıyla hareketten teskîn edilsin!” (Mesnevî-i Nûriye, Şemme, 171-172)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Eğer hak (gerçek) onların arzularına uysaydı (arzu ettikleri gibi olsaydı), bu takdirde hiç kuşkusuz gökler de, yer de, oralarda yaşayanlar da (kaosa girip düzenleri) bozulur ve yok olur giderlerdi. Oysa biz onlara zikirlerini (onlara öğüt veren, hakkı açıklayan şan ve şereflerine vesile olan, dini, ahlaki, iktisadi, sosyal, siyasi, hukuki ve tüm insanı değer ve prensiplerinini kapsayan Kur’an’ı) ulaştırmış bulunmaktayız, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çevirmektedirler.*
(*) Yani, evren -ve özellikle de insan hayatı- onların bakış açısı doğrultusunda yahut onların düşündüğü gibi, anlam ve amaçtan yoksun olsaydı, hiçbir şey ayakta/dengesinde kalmaz, her şey çok geçmeden kaos içinde yok olur giderdi… Ayrıca İnsanlığın düşünce ufkunu genişleten; ilmin, medeniyetin, ahlâk ve faziletin temelini oluşturan ve milletleri, daldıkları gaflet uykusundan uyandıran; insan unsuruna lâyık olduğu değeri veren Kur’ân, insanları düştükleri cehalet bataklığından kurtarmış, ahlâksızlık girdabında bir ömür tüketen insanların elinden tutarak onları ilmin, medeniyetin ve yüksek ahlâkın hizmetine sevketmiştir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Eğer hak (doğrular) onların arzu ettikleri gibi olsaydı, gökler, yeryüzü ve yeryüzünde olanlar fesada uğrardı. Hâlbuki onların bildiği bir öğüdü onlara getirdik, ancak bu öğütten yüz çeviriyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Eğer doğru onların dürtülerine uymuş olsaydı yerler, gökler, bunların içinde olanlar hepsi besbelli ki karmakarış olurdu. Yok, Biz onlara öğüt kitaplarını getirdik. Onlar ise bu öğüt kitaplarından yüzçevirdiler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Eğer hak [¹¹] onların hevesatına tâbi olsaydı göklerin, yerin ve içinde bulunanların nizamı bozulurdu. Hayır, biz onlara şereflerini zikreder Kur/an [¹²] getirdik, onlar ise o Kur/an/dan yüz çeviriyorlar.
[11] Kur'an'ı mübîn veya Allah'ü te'alâ.[12] Veya öğüt.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Şayet gerçek, onların arzu ve heveslerine [hevâ] tabi olacak olsaydı, gökler, yer ve onların içinde olanlar bozulup/ifsat olup giderlerdi. Bilakis Biz onların zikirlerini/ Kur’an’ı getirdik. Fakat onlar zikirlerinden/Kur’an’dan yüz çeviriyorlar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Eğer hak, onların hevalarına uyacak olsaydı hiç tartışmasız gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı. Hayır, biz onlara zikirlerini (uyarıcı Kur'an'ı) getirmiş bulunmaktayız, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çevirmektedirler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Eğer hak, onların arzu ve heveslerine uysaydı ve varlık kanunları onların emelleri doğrultusunda şekillenmiş olsaydı; bütün gökler, yeryüzü ve içindekiler tamamen yozlaşarak bozulur giderdi! Hayır; hak, bâtılın peşinden gitmez! Bu yüzden Biz onlara, mükemmel bir toplum oluşturabilmek için ihtiyaç duydukları her türlü hikmet, öğüt, uyarı ve ibret derslerini içerisinde barındıran, muhteşem bir kitap gönderdik. Fakat onlar, kendilerineonur, itibar ve yücelik kazandıracak olan bu uyarıcı kitaptan yüz çeviriyorlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hakk onların hevâlarına uysaydı, Yer, Gökler ve içindekiler fesada uğrardı. Aksine, onlara zikirlerini getirdik; onlar ise kendi zikirlerinden (kitaplarından) yüz çevirmişlerdir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Eğer doğru, onların keyfine göre olsaydı, göklerin, yerin ve orada bulunan her şeyin dengesi altüst olurdu. Aslında biz bu Kitapla onlara şeref getirdik, onlar ise, bu şerefi reddediyorlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Eğer gönderdiğimiz ayetler onların arzularına uysaydı; gökler ile yeryüzü, ikisinin arasında bulunanlar bozulur giderdi. Çünkü onlar ancak fitne fücurdan, düzeni bozmaktan hoşlanıyor. Hayır! Onları hem dünyada hem ahirette şana şerefe ulaştıracak ayetleri gönderdik. Onlar ise kendilerine sunulan bu nimete yüz çeviriyorlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Gerçek onların isteklerine uysaydı, gökler, yer ve bunlarda bulunanlar bozulup giderdi. [*] Hayır! Biz onlara [zikir]lerini (Kur’an’ı) getirdik; (fakat) onlar (gerçeği) hatırlamalarından yüz çevirenlerdir.
Bu ayet Enbiyâ 21:22 ve Mü’minûn 23:91. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Eğer hakkın¹ (sahibi olan Allah,) onların arzularına uyacak olsaydı gökler, yer ve onlarda bulunanlar kesinlikle alt üst olurdu. Hayır! Biz (aslında) onlara içerisinde (gündemlerini oluşturacak) kitaplarını getirdik. Fakat onlar, kendi kitaplarından yüz çeviriyorlar.²
1 Burada mecâz vardır. Zîrâ “hak”, herhangi bir kimseye uymaz, “hakkın sahibi olan kişi” başkalarına uyar. 2 Bu âyetin sonu: “Hayır, Biz onlara içerisinde kendilerinden bahsederek, kendilerini şereflendiren kitaplarını getirdik. Fakat onlar kendi şereflerinden yüz çeviriyorlar.” şeklinde de tercüme edilebilir. Bk. (Enbiyâ:10)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Fakat, gerçek ⁴¹ onların arzu ve emellerine uyacak olsaydı, şüphesiz gökler ve yer içindekilerle beraber yıkılır giderdi! ⁴² Oysa, Biz [bu ilahî mesajda] onlara akılda tutmaları gereken her şeyi ⁴³ ulaştırdık; ne var ki, kendilerine bahşedilen bu hatırlatıcı mesajdan [umursamazlıkla] yüz çevirdiler!
41 Yani, yaratılışın, tüm yaratılmış âlemin tâbi olduğu gerçeklik.42 Yani, kainat -ve özellikle de insan hayatı- onların bakış açısı doğrultusunda yahut onların düşündüğü gibi, anlam ve amaçtan yoksun olsaydı, hiçbir şey ayakta kalmaz, her şey çok geçmeden kaos içinde yok olur giderdi.43 Zikr teriminin bu anlamı için bkz. 21:10 hk. 13. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Eğer hak onların arzu ve heveslerine uymuş olsaydı, gökler, yer ve içindekiler fesada uğrar, evrende düzen bozulurdu, aslında biz onlara şeref ve itibar kaynağı olan bir kitap getirdik fakat onlar bu Kuran’dan yüz çeviriyorlar. 21/10- 22
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ama eğer hakikat onların keyiflerine tâbi olsaydı, gökler, yer ve içindekiler mahvolur giderdi. Aksine, Biz onlara, kendi (insanlık) şeref ve onurlarını hatırlattık, fakat onlar kendi şereflerini hatırlamaktan yüz çevirdiler.[²⁹⁴²]
[2942] Zikrin “şeref ve onur” anlamına kullanıldığı bir âyet için bkz: 43:44, not 31.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şayet hak (Kur'an'ın hak beyanatı) onların heveslerine uysaydı; elbette gökler, yer ve bunlarda olanlar fesada uğrardı. (Bozulup giderdi) Hayır!.. Biz, onlara şeref kazandıracak Kur'an'ı getirdik, ama onlar ondan yüz çeviriyorlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada sürekli olarak kalacaksınız.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Eğer Hak onların hevâlarına uyacak olsa idi elbette gökler ve yer ve onlarda olanlar fesada uğramış olurdu. Hayır... Biz onlara (şereflerine vesile olacak olan) Kur'an'ı getirdik, onlar ise (kendi vesile-i şerefleri) olan Kur'an'dan yüz çevirenlerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Fakat gerçek onların keyiflerine tâbi olsaydı göklerin de, yerin de, oralarda yaşayanların da düzenleri bozulur, yıkılıp giderlerdi. Halbuki Biz onlara şan ve şeref getiren, öğüt veren kitap verdik ama, ne var ki onlar bu dersten yüz çeviriyorlar. [43, 31; 44; 21, 50; 17, 100; 4, 53]
Şan ve şeref getiren “Kur’ân” dır. Gerçekten Kur’ân-ı Kerim ve Resul-i Ekrem (a.s.) bu ümmetin adını ebedîleştirmiştir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Eğer hak, onların keyiflerine uysaydı, gökler, yer ve bunların içinde bulunan kimseler bozulur, giderdi. Biz onlara Zikir'lerini getirdik fakat onlar, Zikirlerinden yüz çeviriyorlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer hak onların hevâsına tâbi' olsa gökler ve yer ve onlarda olanlar fesâda uğrarlardı. Belki biz onlara va'az ve nasîhat içün kitâb gönderdik. Onlar kendilerine idilen va'az ve nasîhatden i'râz iderler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Eğer doğru onların arzularına göre şekillenseydi göklerin, yerin ve onlarda olan kimselerin düzeni bozulurdu. Onlar içlerindeki zikri, doğru bilgiyi getirdik. Onlar kendi doğrularından kaçınıyorlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Eğer hak onların keyfine uysaydı; gökler, yer ve her ikisinin de içindekiler bozulup giderdi. Oysa, biz onlara uyarılarını verdik. Fakat, onlar uyarılarından yüz çeviriyorlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Eğer hak onların heveslerine tâbi olsaydı, gökler, yer ve onlarda olanlar fesada uğrar giderdi. Aslında Biz onlara şereflerini getirdik; onlar ise kendilerine şeref vesilesi olacak şeyden yüz çeviriyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Eğer hak onların keyiflerine uysaydı, gökler de yer de bunların içindekiler de kesinlikle fesada uğrardı. Hayır, biz onlara zikirlerini/Kur'anlarını getirdik ama onlar zikirlerinden/Kur'anlarından yüz çeviriyorlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eger uysadı ḥaķ göñülleri dilegine anlaruñ fesāda varay-ıdı gökler daħı yir daħı her kim anlardadur. belki getürdük anlara añmaķlıķlarını ya'nį ķur’ān pes anlar añmaķlıķlarından yüz döndüricilerdür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eger Ḥaḳ uysa‐y‐dı anlaruñ hevāsına, fesāda varurdı gökler ve yirler için‐dekileri daḫı. Bel ki virdük anlara ögütlerini. Pes anlar ögütlerinden yüzdönderürler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əgər haqq (Qur’an) onların nəfslərinin istəklərinə tabe olsaydı (və ya Allah onların istədikləri kimi hərəkət etsəydi), göylər, yer və onlarda olanlar (bütün məxluqat) korlanıb gedərdi (aləm bir-birinə qarışıb nizamı pozulardı). Xeyr, Biz (müşriklərə) onlar üçün öyüd-nəsihət (və Peyğəmbər öz qövmlərindən olduğu üçün şərəf olan Qur’anı) gətirdik, onlar isə özlərinə edilən öyüd-nəsihətdən (və şərəflərindən) üz döndərirlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And if the Truth had followed their desires, verily the heavens and the earth and whosoever is therein had been corrupted. Nay, We have brought them their Reminder, but from their Reminder they now turn away.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If the Truth had been in accord with their desires, truly the heavens and the earth, and all beings therein would have been in confusion(2919) and corruption! Nay, We have sent them their admonition, but they turn away from their admonition.
2919 Allah is All-Wise and All-Good, and His architecture of the universe is on a perfect Plan. If these poor, low, selfish, ignorant creatures were to plan it according to their hearts' desires, it would be a dreadful world, full of confusion and corruption.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَوِ
ve eğer
اتَّبَعَ
tabi olsaydı
الْحَقُّ
hak
اَهْوَٓاءَهُمْ
hevâlarına
لَفَسَدَتِ
mutkaka fe- sada uğrardı
السَّمٰوَاتُ
gökler
وَالْاَرْضُ
ve yer
وَمَنْ
ve o kim- seler ki
ف۪يهِنَّۜ
bunların içindedir
بَلْ
bilakis
اَتَيْنَاهُمْ
onlara getirdik
بِذِكْرِهِمْ
zikirlerini
فَهُمْ
fakat onlar
عَنْ ذِكْرِهِمْ
zikirlerinden
مُعْرِضُونَۜ
yüz çevirdiler
Eğer hak, onların hevâlarına (nefsani istek ve arzularına) tabi olsaydı, mutlaka gökler, yer ve bunların içinde bulunanlar fesada uğrar (bozulup gider)di. Bilakis, Biz onlara (şerefli olan ve kendilerini şereflendiren bu Kur'ân ile) zikirlerini getirdik; fakat onlar zikirlerinden (yani kendi şereflerinden) yüz çevirdiler.
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
اَهْوَٓاء
İsim
ه و ي
Hevâlar
فَسَدَ
Fiil-I
ف س د
Fesada uğradı
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
بَل
Edat
بَل
Bilakis, hayır ancak, doğrusu, aksine
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
ذِكْر
İsim fiil
ذ ك ر
Zikir, anma, söz, hatıra, hatırlama, zikr (Kur'ân)
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
ذِكْر
İsim fiil
ذ ك ر
Zikir, anma, söz, hatıra, hatırlama, zikr (Kur'ân)
مُعْرِضُون
Etken fiil-IV
ع ر ض
Yüz çevirenler